Sağlık Bakanı,
bir gazetede verdiği röportajda “Kontrollü çalışmalarla, hakemli
bilimsel dergilerin, “Evet bu kanıta dayandırılmış tıptır” dediği her şeye vatandaşımız
güvenebilir” diyor.
http://www.saglik.gov.tr/TR/belge/1–11475/11122010--mesude-ersanin-saglik-bakani-prof-dr-recep-ak-.html
Ben de neurofeedback tedavisinin bilimsel
olduğunu kanıtlayan belgeleri size sunmak istiyorum:
NF eğitimi, FDA onaylı neurofeedback ekipmanı ile
yapılır.
ABD’de Araştırma merkezleri veya Üniversiteler aletleri
kullanırken mutlaka FDA onaylı aletler olması gerekmemektedir.
Ancak Üniversite dışında çalışan ve Neurobiofeedback uygulayan klinisyenler FDA onaylı aletler kullanmak zorundadırlar ve aletlerde FDA
onaylıdır. Biofeedback yöntemi her ne kadar gevşeme eğitimleri için onay alsa
da lisanslı doktorların uygun gördükleri vakalarda uygulamada serbest
olduklarını da belirtmektedir.
FDA iki şeyi onaylar. Bir kullanılan ilaçların insan
sağlığına zararına bakar ve yeterli RCT çalışması varsa o hastalık grubu için
kullanımına onay verir. Biofeedback gibi aletleri onaylatırken bu aletleri
yapan firmalar aletlerin insan sağlığına yan etkisi olmadığına dair onay
alırlar. Aletler stres için onay almıştır. Aleti yapan firma bu aleti
pazarlarken Dikkat Eksikliği, Depresyon tedavisi için alet olarak pazarlayamaz.
Pazarlaması için bu konuda hakemli dergilerde yayınlanmış bilimsel yayınları
FDA’ ye sunup başvuru için 1-2 milyon dolar kadar masraf yapması gerekir. Buda
hiçbir alet firmasının ana konusu değildir. Neurobiofeedback konusundaki
bilimsel yayınlar hakemli dergilerde yayınlanır ve bu aletlerin kullanımı ile
bir çok hastalıkta yapılan araştırmalar sonucu, birçok alanda klinik kullanım
söz konusudur. Psikiyatrik hastalıkların temelinde stresin yatmasının yanında
bir çok olayda ve hastalıklarda vücutdaki nefes alış, kalp atışı, ısı, beyin
dalgaları değişiklikleri tanımlanmıştır.
Klinisyenlerin
FDA onaylı aletlerle Neurobiofeedback yöntemini uygulaması için FDA olağan
görevini yapmaktadır. FDA sözcüsü Karen Riley’e göre biofeedback yöntemi her ne
kadar gevşeme eğitimleri için onay alsa da lisanslı akıl sağlığı
terapistlerinin uygun gördükleri vakalarda uygulamada serbest olduklarını
da belirtmektedir.
Neurofeedback yönteminin bazı
alanlarının henüz bilimsel geçerliliğe ihtiyaç duyduğu açıktır. Ancak bu, tıp
dâhilindeki birçok uygulamadan ve özellikle de çocuklarda ilaçların etiket dışı
reçete edilmesine dair yaygın kullanımdan çok farklı değildir. Herhangi bir
kişinin neurofeedback yönteminin deneysel veya etik dışı olduğunu ileri sürmesi
halinde, bu kişinin dürüst davranarak ilaçların etiket dışı (off label)
olarak reçete edilmesine dair yaygın psikiyatrik uygulamayı da aynı derecede
etik dışı ve deneysel olarak tanımlaması gerekir.
Neurofeedback invaziv
değildir. Nadiren çok hafif ve kolaylıkla geri döndürülebilen yan etkiler
(Baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk) sergilemektedir. Epilepsiyi ele alacak
olursak, ilaçlarla kontrol edilemeyen bir epilepside beynin temporal lobunun
bir bölümünü alarak sonrasında oluşabilecek bilişsel bozukluklar yerine invazif
olmayan bir yöntem olan neurofeedback yöntemi neden tercih edilmesin.
Amerikan pediatri Birliği,
Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Birliği ne diyor?
WHO (World Health Organization), World Psychiatric
Association, American Psychiatric Association, American Academy of Child and
Adolescent Psychiatry’nin web sitesinde Neurofeedback tedavisinin bilimsel
olmadığına dair bir tek yazı yoktur. Aksine, Haziran 1990 yılından beri Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisinin Kararına göre Çocuk ve Ergen psikiyatristlerinin Biofeedback (BF) uygulaması için gerekli eğitimi almaları ve Biofeedback sertifikalı olmaları
gereklidir denmektedir. Biofeedback bilimsel olmasaydı
akademi böyle bir tavsiyede bulunmazdı.
Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisinin
Prensibine göre birçok klinik yeni uygulamaları desteklediklerini, hatta yeteri
kadar bilimsel veri toplanmasa da klinik vakalarda gelişme olan yöntemleri de
desteklediklerini belirtiyorlar.
http://www.aacap.org/cs/root/policy_statements/evidence_based_practice
Kasım 2010 da Dünyaca ünlü
Elsevier Dergisi raporunda (Elsevier
Science and technology report) Neurofeedback ile ilgili önemli yeni
buluşlar arasında olduğunu bahsetmektedir.
http://www.researchandmarkets.com/research/f8df94/neurofeedback_and_neuromodulation_techniques_and
Amerikan Pediatri Akademisi ve Hawai
Eyaleti, Kanıta dayalı tıp psikososyal müdahaleleri içinde biofeedback tedavisini Dikkat Eksikliği Hastalığı için Seviye 2’de iyi destek (good support) alan müdahaleler arasına girmiştir. http://hawaii.gov/health/mental-health/camhd/library/pdf/ebs/ebs032.pdf
http://aap.org/commpeds/dochs/mentalhealth/docs/CR%20Psychosocial%20Interventions.F.0503.pdf
ABD’de psikiyatristler Neurobiofeedback tedavi yöntemini muayenehane
ortamında ABD'de bu yöntemi kolaylikla hastalarina uygulayabildiklerini,
hicbir kurulusun kisitlama getirmedigini beyan ediyorlar. (Örnek: Lina Guertin, MD, MBA ve Asst. Prof. Richard Szuster,MD.
board sertifikalı psikiyatrist ve çocuk-ergen psikiyatristi )
http://www.reachneurofeedback.com/about.html
http://www.hawaiiresidency.org/psychiatry/dopgr_fall_06.html
Avustralya’da
Psikiyatri Prof. Dr. Leon Petchkovsky’de tedavi yöntemini klinik ortamında bu yöntemi kolaylıkla hastalarına
uygulayabildiklerini, hiçbir kuruluşun kısıtlama getirmediğini beyan ediyor. www.pinnigerclinic.com
Neurofeedback tedavisini seçmelerindeki nedenlerden
birisininde ilaçların birçok yan etkisinden memnun olmadıkları için olduğunu
söylüyorlar.
Amerikan Psikiyatri Birliği, Etkili
Tedaviler başlığı altında Biofeedback, EEG ve EMG biofeedback’ten
bahsetmektedir. http://www.apacaim.org/
Amerikan Fizik Tedavi Birliği biofeedback yönteminin
İdrar kaçırmada kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğunu belirtmektedir.
http://www.apta.org/AM/Template.cfm?Section=Home&CONTENTID=18205&TEMPLATE=/CM/ContentDisplay.cfm
Mayo
Klinik, biofeedback’in birçok fiziksel ve zihinsel sağlık problemlerinin çözülmesinde
kullanıldığını ve aşağıdaki sebeplerden dolayı kullanılabileceğini ve insanlara
da bu sebeplerden dolayı cazip geldiğini belirtiyor.
http://www.mayoclinic.com/health/biofeedback/MY01072/DSECTION=why-its-done
İnvasiv
değildir. İlaç ihtiyacını azaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir.
İlacı tolereye
edemeyen kişiler için bir tedavi alternatifi olabilir.
İlacın iyi sonuç
vermediği durumlarda bir seçenek olabilir.
Hamilelik
sırasında bazı durumlar için ilaçlara alternatif olarak kullanılabilir olduğunu
söyler.
Neurobiofeedback
tedavisinin bilimselliğini kanıtlayan bazı yayınlar:
Psikiyatrist, aynı zamanda matematik ve fizikçi Andrew Abarbanel, 1995 yılında yayınladığı bir
makalesinde, Neurofeedback (NFB) eğitiminin dikkat eksikliği
hiperaktivite bozukluğu (DEHB), depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve
şizofrenide fayda göstermesinin temelinde yatan elektrofizyolojik ve
nörofizyolojik süreçleri ele almıştır. Bu bozukluklar arasındaki
nörofizyolojik benzerlikler, depresyon ve OKB üzerinde gözlenen NFB
etkisini açıklamada kullanılmış ve NFB’in şizofreni tedavisine de
uyarlanma olasılığı ele alınmıştır. Abarbanel Stanford Üniversitesinde fizik
ve matematik okuyup ve fizik doktorası aldıktan sonra, aynı
üniversitede tıp eğitimi almıştır. İhtisasını 1982’de Harvard’ın Mt.
Auburn ve McLean hastanelerinde tamamlamıştır. 1
Psikiyatrik bir tanı koyulmadan
önce fiziksel ya da nörolojik koşulların elenmesi gereklidir. Psikiyatrik
hastaların EEG’lerinin %64 ila % 68’inde 1A-2 patofizyoloji göze çarpmaktadır
ve bu sonuçlar “ organik beyin lezyonunu” elemekten öte ek fayda sağlamaktadır.
Bu tür elektroensefalografik çalışmalar, ayırıcı tanı, tedavi seçimi ve
değerlendirmesinde faydalıdır. Bazı
boylamsal çalışmalar gösteriyor ki, ilk çekilen kantitatif EEG profillerinin,
aynı DSM tanılı hastalar arasında hangisinin farklı ilaçlara öncelikli cevap
vereceği ya da hastalığın farklı ilerleyeceği grupları ayırt eder. Amerikan
Nöropsikiyatri Birliği Araştırma Komitesi 2006 yılındaki QEEG’nin klinik
psikiyatrideki değeri ile ilgili raporlamasında3 QEEG’nin
klinisyene, Dikkat Eksikliği/ Hiperaktivite, Depresyon, Bipolar Bozukluk,
Şizofreni, Vasküler Demans, Alzheimer’s gibi birçok yaygın nöropsikiyatrik
bozukluğun teşhis ve ayırıcı tanısına yardımcı olmakta faydalı ve
klinisyenlerin kullanabileceği bir laboratuvar testi olduğu sonucuna vardılar.
Snyder ve arkadaşlarının4 yaptığı körleme bir çalışmada
EEG, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteyi % 87 hassasiyet ve % 94 özgüllük ile
tespit ettiğini ancak değerleme ölçeklerinin % 38 ila 79 hassasiyet ve % 13 ila
61 özgüllük ile tespit ettiğini göstermişlerdir.
Diğer hastalık grupları için belirtilen hassasiyet ve özgüllük oranları
verilmiştir.
Neurofeedback, kişinin kendi
beyin dalgalarını değiştirmesine yardımcı olan bir öğrenme stratejisidir. Bu
yöntem, kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verilirse, o
kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebileceği ve bu değişikliklerin
genelde kalıcı olacağı ilkesine dayanır. Bu görüşten yola çıkarak,
Neurofeedback’in bir çeşit “beyin egzersizi” olduğunu söylemek de mümkündür.
50 yıldan fazla bir süredir
Üniversite ve NASA laboratuvarlarında yapılan araştırmalar sonrasında ilaç kullanmak istemeyen ailelerin çocukları için en başarılı beyin eğitim yöntemi olarak kabul edilen Neurobiofeedback
(NBF) yöntemine başlanmıştır. 1915’te Pavlov’un Nobel ödülü aldığı
koşullanma geri bildirim yönteminin insan beynine yapılması NASA’da başarıyla
uygulandı.
PubMED’ de Biofeedback (BF), Neurofeedback, EEG Biofeedback, Neurobiofeedback,
BCI (Brain Computerized Interface) feedback, SCP feedback, HEG
(Hemoencephalogram) feedback, Loreta feedback ve fMRI feedback diye yazarsanız 8000’den
fazla makale, QEEG/EEG diye yazarsanız 90.000’den fazla QEEG ile ilgili
hakemli dergilerde yayınlanmış makale bulursunuz. Ayrıca PubMED’in listesine
girmemiş 1000’den fazla hakemli dergilerde yayınlanmış makale
bulursunuz. Bu yayınlar 2010 sonunda PubMED’e girecek. http://isnr.org/ComprehensiveBibliography.cfm
Bu yayınların önemli bir kısmını size
daha önce kopyasını yolladığım Beynin İyileştirme Gücü, Neurofeedback ve
QEEG’nin Psikiyatride Önemi adlı kitabımda da bahsettim.
Bu yayınların
önemli bir kısmını Beynin İyileştirme Gücü, Neurofeedback ve QEEG’nin
Psikiyatride Önemi adlı kitabımda da bahsettim.
ABD’de
BF/NF tedavisinin bilimsel olarak yapılan araştırmalarının ve klinik olarak
etkisinin kanıtlanmış olup olmadığı kriterlerini belirleyen AAPB ( www.aapb.org ) ve ISNR (www.isnr.org ) adı altında iki önemli birlik bulunmaktadır. Bu
birliklerin çalıştaylarla ve süpervizyonlarla eğittiği kişileri
(psikiyatristler, nörologlar, PhD li psikologlar, Fizik tedavi uzmanları, Çocuk
doktorları, diş doktorları) sertifika sınavına sokan BCIA kuruluşu aynı
zamanda Biofeedback uygulamasının tüm kriterlerini belirlemekte ve her eyalette
bu uygulamaların düzenlenmesini sağlamaktadır. Bu kurumları da Amerikan Hükümeti denetlemektedir.
Biofeedback yönteminin Etkinin ispatının Seviyeleri: Bu etkinin kapsamlı incelenmesinde
toplanmış ve sunulmuş olan ispatlar, biofeedback’in hangi hastalıklar için
etkili bir tedavi seçeneği olacağının ve desteklenebileceği sonucuna varır.5
Seviye 5 :
Etkili ve Özgül
Araştırmanın sonuçlarının
istatistiksel olarak plasebo tedaviden, ilaçtan ve en azından iki bağımsız
araştırma sonucunda aynı değerde olan bir başka tedaviden de üstün çıkması
durumudur.
Seviye 4 :
Etkili
Karşılaştırmalı, kontrollü, plasebo
kontrollü, randomize çalışmaların yapıldığı, sonuçların istatistiksel olarak
karşılaştırmalı etkilerinin gösterildiği durumlardır.
Seviye 3 : Etkili olma olasılığı yüksek
Birden fazla gözleme dayalı çalışma,
klinik çalışmalar ve etkisini gösterebilmek için deneklerle replikasyon
calışmalarının yapıldığı durumlardır.
Seviye 2 : Etkili olması muhtemel
Sonuç ölçümleri istatistiksel olarak
yeterli ve iyi tanımlanmış en azından bir çalışmanın olduğu ancak randomize
kontrollü bir koşulun olmadığı durumlardır.
Seviye
1 : Ampirik Olarak Desteklenmeyen (Deneysel olan)
Yalnızca anekdot raporlarla ve/veya
vaka çalışmalarıyla desteklenir. Ampirik olarak desteklenmez.
The American
Psychiatric Association textbook "Neuropsychiatry
of Traumatic Brain Injury" QEEG neurometric analizin tanıdaki
öneminden bahsettiği gibi, neurotherapy (neurofeedback) tedavisini tavsiye
etmektedir. Jonathan M. Silver (Author), Stuart C. Yudofsky (Author), Robert E. Hales (Editor), 2011, 2nd edition.
26 Mayıs 2011’de Science’ da Stanford Üniversitesi Tıp
Fakültesin’den Robert Schafer’in
Neurofeedback tedavisinin neden çalıştığını bilimsel olarak açıklayan çalışması
yayınlandı. (Selective Attention from Voluntary
Control of Neurons in Prefrontal Cortex)
www.sciencemag.org/lookup/doi/10.1126/science.1199892?rss=1
Brown Üniversitesindeki
araştırmacılar 26 Normal yaşlanan kişide Neurofeedback tedavisinin olumlu
etkisini RCT
randomize kontrollü çalışma ile gösterdiler. İlk bulgularını 2009 yılında Cognitive Neuroscience
Society Annual Meeting Programında sundular. 5A http://stresstherapysolutions.com/kb/entry/41/
A Klas hakemli dergi olan Clinical
EEG & Neuroscience dergisinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
hastalığında Neurofeedback tedavisinin etki seviyesinin 5 olduğunu gösteren Meta analiz çalışması 2009 yılında yayınlandı. DEHA tedavisinde etkinin ispatı Seviye 5: Etkili ve Özgül (Araştırmanın
sonuçlarının istatistiksel olarak plasebo tedaviden, ilaçtan ve en azından iki
bağımsız araştırma sonucunda aynı değerde olan bir başka tedaviden de üstün
çıkması durumudur) olarak bulunduğunu gösteren Meta-analiz çalışması bugüne kadar yapılan 15 çalışma ve 1194 hastayı kapsamaktadır 6. Kanıta dayalı tıp (Evidence based) olarak kabul edilirliğini
desteklemektedir dediler.
Neurofeedback eğitimi 32 klinikten
1000 denekten fazla bir örneklemle Dikkat Değişkenleri Testi ile
değerlendirildi. 1089 denek (726 çocuk, 324 kadın, 186’sı DEHA). Hakemli dergide
yayınlanan bu çalışma sonunda deneklerin % 85’inde tedavi öncesine
kıyasla dikkat, dürtü kontrolü ve iletim hızı değişkenliğinde oldukça anlamlı
gelişmeler kaydedildi7.
Avrupa’daki araştırmacılardan Wangler’in A Klas hakemli
dergide 2010 yılında yayınlanan, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan
94 çocukla, Gevensleben ve arkadaşlarının 2009 yılında yayınlanan Dikkat
Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan 74 çocukla ve ayrıca 102 çocukla Randomize plasebo kontrollü Neurofeedback çalışmaları
sonucunda Neurofeedback tedavisinin kanıta dayalı tıp olduğu bir kez daha
gösterildi. 8-9-10 Gevensleben 2010’ da bu
tedavinin 6 ay takibini yayınladı.Neurofeedback’in etkisi kalıcıydı. 11
Randomize bekleme listeli kontrollü Neurofeedback fMRI çalışmasında, Dikkat Eksikliği
Hiperaktivitesi olan çocuklarda seçici dikkatin nöral substratlarında
neurofeedback’in etkisini ölçmüşlerdir. Bu çalışmanın sonucuna göre
neurofeedback’in seçici dikkat için önemli bir bölge olan anterior cingulate
korteksteki fonksiyonu normalize etmekte etkili olduğu gösterilmiştir.11A Bu çalışmayı gerçekleştiren
araştırmacılar Lévesque ve Beauregard, Neurofeedback’in, seçici dikkatle
bağdaştırılan beyin sistemlerini normalize etme ve aynı zamanda Dikkat
Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tepkilerini inhibe etme
kapasitesi olduğunu söylemişlerdir. EK18
Randomize
bekleme listeli kontrollü Neurofeedback çalışmasında Dikkat Eksikliği Hiperaktivitesi
olan çocuklarda neurofeedback’in etkisini tespit etmişler. 11B
Randomize kontrollü Neurofeedback çalışmasında Dislexi olan çocuklarda
neurofeedback’in etkisini tespit etmişler. 11C
Okul siteminde Komputer eğitimli
program ile Neurofeedback 41 çocuk da Randomize kontrollü karşılaştırıldığında Neurofeedback
yönteminin başarılı olduğunu göstermiştir. 11D
Çocuk Nöröloji dergisinde
basılan yayında Çocuk nörolojik hastalıklarında neurofeedback kullanımına yer
verildi. 11E
Kontrollü SCP Neurofeedback çalışmasında Dikkat
Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığında Neurofeedback üstün bulunmuştur. 11F
2009
yılında A klas hakemli Amerikan Psikiyatri Elektrofizyoloji Birliğinin
prestijli Clinical EEG and Neuroscience’
dergisinde Neurofeedback tedavisinin Epilepsi’de Meta-analiz çalışmalarının makalesi yayınlandı. Neurofeedback tedavisinin Sar’a
hastalığında başarı oranı %79-82 bulunmuştur. Kanıta dayalı tıp
(Evidence based) olarak kabul edilirliğini desteklemektedir dediler. 11G
Uyuşturucu ve Alkol tedavisinde NF’in
başarısını gösteren kontrollü çalışmalar bulunmaktadır. Klasik yöntemler
(ilaçlar, psikoterapi ve AMATEM) ile tedavide başarı oranı 20-44% dür. NF tedavisinin eklenmesi ile başarı oranı 78% dir 12-13 (Ayrıca Beynin İyileştirme Gücü, Sayfa 89) 2008 yılında
yapılan analizde Etkinin ispatının Seviyeleri: Seviye 3 olarak kabul
edilirliğini kanıta dayalı tıp olarak desteklemektedir.
Migren’de BF’in etkisinin kanıtlanmış olduğunu
gösteren Meta-Analiz çalışması bulunmaktadır. 55 çalışmanın sonucuna RCT lerde eklenerek bakılmış ve 17 aylık
takibi de içermektedir. Kanıta dayalı (Evidence based) tıp olarak kabul
edilirliğini desteklemektedir. 14
Amerikan Nöroloji Akademisi, Biofeedback’in migrende kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğunu ifade etmişlerdir.
Amerikan Nöroloji Akademisinin Kalite Standartları Altkomitesinin (Mayo Tıp
Fakültesi ve Mayo Klinik Nöroloji Departmanından, Mississipi Tıp Fakültesinden,
Psikiyatri ve İnsan Davranışı Departmanından Nöroloji Prof.Dr. Wall E, Doç.Dr.
J. Keith Campbell, Dr. Donald B. Penzien, Dr. Eric M.) raporuna göre migren
başağrısında bilişsel ve davranışsal tedavi önerileri arasında biofeedback
Grade A kategorisinde yer almaktadır. Grade A, delillerin etkililiği,
kalitesi kategorisinde çoklu iyi dizayn edilmiş randomize klinik tecrübeler,
direkt olarak tavsiye ile ilintili bulguların tutarlı sonuçlar vermesidir şeklinde
ifade edilmiştir.
http://www.aan.com/globals/axon/assets/2346.pdf
http://www.aan.com/professionals/practice/pdfs/gl0089.pdf
Etkinin ispatının Seviyeleri: Seviye 4 ve Seviye 5. Bu etkinin
kapsamlı incelenmesinde toplanmış ve sunulmuş olan ispatlar, biofeedback’in Migren için etkili bir tedavi seçeneği olacağının desteklenebileceği sonucuna
varılmıştır. İşbu, AAPB/ISNR kriterine göre (1) Seviye 4’ü oluşturur. Gerilim
Tipi Baş ağrısı için biofeedback etkili ve spesifik bir tedavi seçeneği
olarak desteklenebilir. İşbu, AAPB/ISNR kriterine göre, kanıtların en yüksek
seviyesini (Seviye 5) oluşturur.
Çocuklarda Migren tedavisinde Biofeedback yönteminin bilimsel olduğunu
Science daily de okuyabilirisiniz. http://www.sciencedaily.com/releases/2001/01/010109075815.htm
A
Klas hakemli dergi olan Clinical EEG and Neuroscience de Neurofeedback’in, Kafa Travmasının semptomlarını anlamlı derecede
düzeltme ve iyileştirmede etkili olduğu, aynı zamanda da kafa travması
olmayan vakalarda da benzer semptomları düzeltmekte etkili olduğu
gösterilmiştir. 15-16 Birçok
çalışmada %72-87 oranında etkili olduğu gösterilmiştir. 17-18-19-20-21-22-23-24-25-26
Otizm’de 4 ayri kontrollü çalışma
bulunmaktadır- 27-28-29 ( Beynin İyileştirme Gücü, 169-171). İlaçlar ile ilgili Otizm’de davranışlara etkisi olduğunu gösteren Risperidone
ile ilgili 2 tane kontrollü çalışma
bulunmaktadır.
Kouijzer’in(2008) 30 kontrollü çalışmasında ,
yaygın gelişimsel bozukluğu olan yaşları 8-12 arasında değişen 14 çocukta
neurofeedback’in etkisini araştırdı. Deneysel gruptakiler yalnızca 40 seans neurofeedback tedavisi aldı ve tedavi sonrasında istatistiksel olarak
işitsel seçici dikkati devam ettirmede % 30’luk bir artış, kavram genellemede %
50’lik bir artış, var olan davranışı çevresel faktörler doğrultusunda
değiştirebilme becerisinde % 57 artış, planlama becerisinde % 37 artış, motor
tepkilerde % 15 azalma, sözel tepkilerde % 55 azalma, iletişimde % 17 artış,
sosyal etkileşimde % 16 artış kaydedilmiştir. Kouijzer’in (2009) 31 bir önceki çalışmanın ardından 1 yıllık
takip sonrasında yaptığı çalışmasında,
orijinal testler 1 yıl sonra tekrar edilmiş ve bir sene önce tedaviden sonra
yapılan test sonuçlarıyla karşılaştırıldığında işitsel seçici dikkati devam ettirme becerisinde artış
kaydedildi. Motor tepkilerdeki azalmanın giderek arttığı da istatistiksel
olarak kaydedildi. Bu da gösteriyor ki 1 yıl sonra bile neurofeedback
tedavisi sonrası istatistiksel olarak görülen olumlu gelişmelerde herhangibir
gerileme olmadığı gibi bazı alanlarda da ilerlemeler artarak devam etmiştir.
Coben ve
arkadaşları 2010 yılında Otistik spektrum Hastalığında Neurofeedback etkisini incelediler. Yuchta-Gilbert AAPB kanıta dayalı tıp kriterlerine göre
“Olasılıkla etkili” sınıflamsına girmekte olduğunu belirttiler. 32 EK 22A
Biofeedback (BF), A practioners
quide adlı kitapta çocuklarda BF’ in kanıta dayalı kullanım alanları tablo
halinde verilmiştir 32A.
Prestijli “A
Klas hakemli dergi” olan Child and Adolescent Psychiatry Clinics of
North America ( Çocuk ve Ergen psikiyatrisi Kuzey Amerika klinikleri) Bilimsel
Araştırma Dergisinin Ocak 2005 sayısı tamamı ile Neurofeedback ve Qeeg’nin
psikiyatrideki yerine ayrılmıştır 33.
Bu sayısında, A.B.D. hükümetinin en önemli 3 araştırmacıları, Harvard Tıp Fakültesinden Dr.Jean
A.Frazier, UCLA’dan Dr.Sufen Chiu, Brown Tıp Fakültesinden Dr.
Laurance M.Hirshberg, Neurofeedback beyin eğitimi yönteminin “Dikkat
Eksikliği, Hiperaktivite, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete(Sıkıntı Hastalığı)
[obsesif-kompulsif bozukluk, genel anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres
bozukluğu, fobiler], Okuma Bozuklukları ve Bağımlılıklarda (Alkol,Uyuşturucu
v.b)” yeterince ispatlanmış ve yayınlanmış bilimsel
çalışmaların mevcut olduğunu, klinisyenlerin
hemen her zaman bu tedavi yöntemini ana tedavi yöntemi olarak düşünmeleri
gerektiğini vurguladılar.
Neurofeedback beyin eğitimi yönteminin “Dikkat
Eksikliği, Hiperaktivite tedavisinde yüzlerce katılımcının olduğu kontrollü, klinik,ve vaka çalışmaları
da ayrıca yayınlanmıştır. Bu çalışmalarda, katılımcıların bilgisayarlı
performans testlerinin ve standardize ölçümlerin sonuçlarına göre % 70 ila % 80 anlamlı bir başarı kaydedildiği
görülmüştür.
Bu derginin
danışman editörleri Yale Üniversitesi, Yale Çocuk Araştırmaları Merkezinden
Prof.Dr. Melvin Lewis, misafir editörler, Harvard Tıp Fakültesinden Doç.Dr.
Jean A.Frazier, UCLA’dan Prof.Dr. Sufen Chiu, Brown Tıp Fakültesinden Prof.
Dr.Laurance M.Hirshberg, iştirakçi yazarlar da New Jersey Tıp Fakültesinden
Prof.Dr. Dennis P. Carmody, NYU’dan Prof.Dr. Robert Chabot, UCLA’dan Prof.Dr.
Sufen Chiu, Columbia Üniversitesinden Prof.Dr. Tobias Egner, Harvard Tıp
Fakültesinden Doç.Dr. Jean A.Frazier ve Imperial College’dan Prof.Dr. John
Gruzelier, Utah’dan Prof.Dr. Cory Hammond ve birçok Üniversitesinden birçok
bilim adamıdır. Literatür yalnızca bu yöntemi yerleştirmeye çalışan yazarlardan
oluşmuyor. Bu yöntemi kullanmayan üniversitelerin profesörleri de neurofeedback
tedavi yönteminin bilimsel bir yöntem olduğunu ifade etmektedirler.
Amerikan
Pediatri Birliği’nin “Cocit news” Bilgi Teknolojisi Konseyi 2007 yılındaki bülteninde konsey üyelerinden Çocuk Doktoru Dr.David Paperny yazısını EEG Biofeedback teknolojisiyle
ilgili yazmış. Daha kısa sürede daha etkili sonuçlar alındığından ve daha
problem odaklı çalışılabildiğinden bahsediyor.
“NF, hastaların, ve büyük bir
yüzdesinde hayat boyu ve düzenli olan ilaç kullanımını çok önemli bir derecede azaltmayı ya da
ortadan kaldırmayı vaat etmektedir. Biz, pratikte bu vakalarda anlamlı derecede
duygusal regulasyonda iyileşme, kararsızlıklarında ve anksiyetelerinde azalma
görüyoruz. Bu tip değişiklikler DEHA semptomlarından daha önce ilerlemektedir.
Bununla paralel olarak ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkilerde gelişme ve
aralarındaki stress faktörlerinde de azalma görüyoruz. Birçok
DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Benim
görüşüme göre, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi
olarak NF, ailelere tedavi seçenekleri
sunulurken mutlaka belirtilmesi ve ailelere bir seçenek olarak sunulması
gereken bir tedavidir” 34
Hâlbuki ilaçlar
kullanıldığı süre içinde hiperaktivite, dürtüsellik ve kısmen dikkat
problemlerine çözüm olmaktadır ve ilacı vermediğiniz
gün şikayetler geri gelmektedir. NF ile ilgili yapılan
çalışmalarda bu tedavinin kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardan 2 tanesinden
birinde, bir seri hastanın takip çalışmasında önceden belirlenmiş değerlendirme
skalasıyla körleme yapılan bir değerlendirmedir. 35 Diğeri ise
kontrollü bir takip çalışmasıdır. NF tedavisi bittikten 1 ve 3 yıl sonra
denekler tekrar değerlendirmeye alınmıştır. 36 Her iki
çalışma da tedavinin önemli derecede kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardır.
Sayısız çalışma,
Amerika Birleşik Devletlerinde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli
bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını
ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. 37 Tedavi
edilmemiş DEHA’lı çocukları sayısız negatif sonuçların artan bir riskle
beklediği de iyi bilinmektedir 38
A.B.D’de yapılan bazı
kontrollü çalışmalarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite olan çocuklarda IQ
skorunun neurofeedback tedavisinin sonunda 10 skor arttığı bulunmuş hatta iki
geniş araştırmada IQ skorunun 19–23 puan arttığı görülmüştür 39
Amerika Birleşik Devletlerin de okullarda neurofeedback sistemi kuruldu. ABD’ de 600’ den fazla okulda ve Polonya’ da Milli Eğitim Bakanlığının 9.6.2006 projesi ile 1200 den fazla okulda bu sistemler
kuruldu.
http://www.eegspectrum.com/Applications/ADHD-ADD/ProgramEval-97-98/
www.manu.edu.mk/costb27/Documents/SC%20report.doc www.manu.edu.mk/costb27/.../National%20Progress%20Report_2007.pdf
NF tedavi yöntemi maliyet
analizi yapıldığında ilaçlarla yıllardır düzelmeyen bir çok
hastanın iyileşmesini sağlamış ve daha ucuz bir yöntemdir. 40
Clinical
EEG and Neuroscience dergisi Vol.31 No.1 Jan 2000 sayısı tamamen Neurofeedback’e ayrılmıştır. Tüm bir sayısını neurofeedback yönteminin
farklı uygulama alanına ilişkin makaleleri gözden geçirmeye adamasına yetecek
ölçüde kabul görmektedir. http://www.ecnsweb.com/images/articles2000.htm
Harvard Tıp Fakültesine bağlı Boston
Çocuk Hastanesinde, Klinik Nörofizyoloji ve Gelişimsel Nörofizyoloji
(Araştırma) Laboratuvarlarını yönetiyor ve aynı zamanda Clinical EEG dergisinin
Nöroloji editörlerinden biri olan Çocuk Nöroloğu Prof.Dr.Frank DUFFY,
2000 yılı Ocak ayında vol .31 N0.1 Clinical EEG’deki yazısında “ Literatür, EEG Biofeedback ile ilgili
hiçbir negatif çalışma göstermemekte ve EEG Biofeedback’in birçok
alanda major tedavi edici rolünün olması gerektiğini tavsiye
etmektedir. Benim şahsi fikrim, herhangi bir ilaç bu kadar geniş bir alanda
etkili olsaydı dünya çapında kabul edilir ve yaygın bir şekilde
kullanılırdı." Demiştir. Buradan da şu sonuca varmıştır: "Bu
herkesin ciddiye alması gereken bir alan".41
East Carolina
Üniversitesi, Psikofizyoloji Laboratuarı ve Biofeedback kliniğinden
Doç.Dr. Russoniello biofeedback’i hipertansiyon dan, diabete ve anksiyete
bozukluklarına kadar birçok problemde kullandığını söylüyor ve
biofeedback’in mükemmel bir psikofizyolojik ölçme aracı olduğunu ve oldukça
etkili bir tedavi müdahale yöntemi olduğunu söylüyor.
Ayrıca East Carolina Üniversitesi ve
Amerika Birleşik Devletleri Deniz Piyade Teşkilatı beraber bir
işbirliğiyle Iraktan dönen ve Post travmatik bozukluk gösteren ve Kafa Travması
almış askerlere de Biofeedback kliniğinde biofeedback uyguluyorlar ve bunu tedavi
edici müdahale olarak uyguluyorlar. Bilimsel bir yöntem olmasa Amerikan
Ordusu böyle bir yöntemden faydalanmaz.
http://www.ecu.edu/cs-admin/mktg/basic_retraining_p1.cfm
Tip 2 diabet de Biofeedback
tedavisinin etkili olduğu görülmüş.
http://www.associatedcontent.com/article/81276/study_shows_biofeedback_may_be_useful.html?cat=5
Johns Hopkins Tıp fakültesinin web
sitesinde Diabet tedavisinde bilimsel olarak tedavi planında sunuluyor. http://www.johnshopkinshealthalerts.com/alerts/diabetes/JohnsHopkinsDiabetesHealthAlert_1341-1.html
Amerika Askeri Akademisi West Point,
Performans Arttırma amaçlı biofeedback’ten faydalanıyor. http://www.peakachievement.com/apex-performance-page.html
Tripler Askeri Tıp Merkezinde
Biofeedback yöntemi telehealth sistemi ile sağlanıyor. Migren, baş ağrısından
irritabl bağırsak sendromuna kadar birçok alanda kullanıyorlar. http://www.tamc.amedd.army.mil/offices/Psychology/behavioral.htm
NASA
Astronotların fizyolojik değişkenliğini biofeedback aletleri ile ölçümlüyor.
http://www.thoughttechnology.com/nasa.htm
Almanya, İsviçre, Norveç,
Hollanda ve Rusya gibi ülkelerde Üniversitelere
Neurofeedback birimi kurulmuştur (Örneğin, Doç. Dr. Martin Holtman
Goethe-Üniversitesinde Çocuk ve Ergen Psikiyatri ABD’da DEHA ve Neurofeedback
programının Direktörüdür).
Stanford Üniversitesi fMRI çalışması 42 Pre-training ( Eğitim öncesi):
Feedback uygulanan bölge -fMRI da turuncu olarak gözüken yer- aktif hale
geldi. Post-training (Eğitim sonrası):
Feedback uygulamasından sonra beyin, yeri geldiğinde öğrendiğini kullanıp daha
fazla bölgeyi devreye sokuyor.
Yine başka bir çalışmada 43 sağlıklı ve hasta deneklerde gerçek
zamanlı fMRI kullanılarak neurofeedback’in etkisini
gösteriyorlar.
Hamilton ve arkadaşlarının44 yaptığı bir çalışmada, subgenual anterior cingulate korteks aktivitesinin
gerçek zamanlı neurofeedback ile modulasyonu gösterilmiştir. Sonuçlarına göre
duygudurum bozukluklarında kişilerin neurofeedbackin yardımıyla subgenual
anterior cingulate korteks aktivitesini azaltabildikleri görülmüştür.
Caria ve
arkadaşlarının 45 yaptığı bir
başka gerçek zamanlı fMRI çalışmasında, daha önce sağlıklı bireylerin neurofeedback yöntemiyle belirli bölgelerde beyin aktivitesini kontrol ettikleri gösterilince
bu kez sağlıklı deneklerin kendi iradeleriyle sağ anterior insular aktivitede
kontrol sağlayıp sağlayamayacaklarına bakıldı ve sonuç olarak gerçek zamanlı
fMRI ile bunun mümkün olabileceği gösterildi.
Yakın zamanda yapılan gerçek zamanlı fMRI çalışmalarında
deneklerin, gerçek zamanlı feedback kullanılarak lokalize beyin bölgeleri
üzerinde gelişmiş bir kontrol sağladığı gösterilmiştir. Ancak, deneklerin insan düşüncesinin en
kompleks formlarını destekleyen bölgelerden anterior prefrontal korteks
alanlarında kontrol sağlayıp sağlamayacağı bilinmemekteydi. 30 sağlıklı
denekle, sham feedback (plasebo) kontrollü yapılan çalışmada, deneklerin
rostrolateral prefrontal korteks (RLPFC) ya da anterior prefrontal korteksin
lateral alanını regüle edip edemeyeceklerini öğrenmek için meta kognitif
farkındalık stratejisi kullanılarak gerçek zamanlı fMRI eğitimi kullanıldı.
Sonuçta görüldü ki kişiler RLPFC’lerinde dikkatlerini kendi düşüncelerine vererek ya da kendi düşüncelerinden
uzaklaştırarak fMRI sinyal seviyesinin üzerinde gelişmiş bir kontrol
sağlayabildiler. 46
Bir başka çalışmada 47 major depresif bozukluğu olan 30 kişinin
anormal EEG aktivitelerinde psikonöroterapinin etkileri
araştırılmıştır. Major depresif bozuklukları olanlarda tespit edilen
elektromanyetik anormallikler düşük çözünürlükte beyin elektromanyetik
tomografi (LORETA) ve normatif EEG veritabanına göre tespit edilmiştir.
Tedavi öncesi ve sonrası LORETA ile tespitler yapılmış. Tedavi öncesi fronto
temporal alanlarda tespit edilen yüksek betanın (18-30Hz), tedavi sonrasında
normalize olduğu görülmüş ve aynı zamanda deneklerin klinik remisyonda olduğu
gözlenmiştir. Yüksek beta aktivitesinin normalize edilmesinin depresif
semptomların anlamlı derecede azalmasıyla ilintili olduğu sonucu çıkarılmıştır.
Anxiete bozukluğunda ve
depresyonda NF’in iyi derecede etkili olduğuna dair araştırma verileri
bulunmaktadır. 47-52,55
24 Depresyon hastasında
yapılan NF,
psikoterapi ve plasebo randomize kontrollü çalışmada NF alan grupta iyileşme olurken,
plasebo ve psikoterapi alan gruptda iyileşme gözükmemiştir. 48
HRV biofeedback ile Depresyonda yapılan
open label çalışmada hafif ve orta derecede depresyonda iyileşme sağlandığı
gösterilmiştir. 53
DeRubeis ve arkadaşları,
Nature’de yayınladıkları çalışmada, neurofeedback tedavisinin klinik
çalışmalarda depresyon tedavisinde umut verici bir tedavi olduğunu belirttiler. 54
NIMH, ABD, Avrupa ve
Dünyadaki neurobiofeedback çalışmaları:
NIH (National İnstitute of Health)
Amerikan Hükümetinin araştırma merkezi Neurofeedback tedavi yöntemini yeni bir
tedavi olarak kabul edip birçok körleme araştırma çalışmalar başlatmıştır. NIH
tarafından finanse edilen DEHA’da plasebo kontrollü körleme çalışmaların
listesini bulabilirsiniz. http://clinicaltrials.gov/ct2/results?term=neurofeedback
http://search2.google.cit.nih.gov/search?site=NIH_Master&client=NIHNEW_frontend&proxystylesheet=NIHNEW_
frontend&output=xml_no_dtd&filter=0&getfields=*&q=Neurofeedback&btnG.x=39&btnG.y=5
NIH 2 yeni Grant
çalışması daha açmıştır.
http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-160.html
http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-161.html
Aşağıdaki web
adreslerinde NIH’in açtığı diğer Neurofeedback çalışmalarını bulabilirsiniz.
DEHA’da NIH’in
Grantı ile Plasebo kontrollü NF çalışmasının sonuçlarının olumlu
bulunduğunu gazetede yazan haberden öğrenebilirsiniz.
http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2009/12/14/AR2009121402862.html?hpid=artslot
http://www.drugabuse.gov/PDF/StratPlan09.pdf
New England Üniversitesinde araştırmacılar Bipolar Bozukluk da NF’in
etkisine bakıyorlar (Haziran 2011)
http://www.armidaleexpress.com.au/news/local/news/general/hope-for-bipolar-sufferers/2185970.aspx
2009 senesine ait, Amerikan Ulusal Uyuşturucu Kötüye kullanımı
Enstitüsünün 5 senelik stratejik planında Neurofeedback tedavisinden heyecan verici
tedavi yöntemi olarak bahsedilip araştırma için para ayrılıyor.
http://www.drugabuse.gov/3-12-08Testimony.html
http://www.drugabuse.gov/Testimony/3-26-07Testimony.html
Bu web sitesi
incelendiğinde NIH Uyuşturucu Araştıma birimi
başkanının
Neurofeedback
tedavisini ümit verici bir tedavi yöntemi olarak ağrı tedavisinde ve ağrı kesicilerin kötü kullanımını azaltacak bir
yöntem olarak sunduğunu görebilirsiniz
http://www.drugabuse.gov/whatsnew/meetings/painopioides/pdf/decharms.pdf
Bu sunumda fMRI feedback beyin eğitimi sistemi, neurofeedback’in Ağrı
kontrolündeki üstünlüğü anlatılmaktadır. http://www.nida.nih.gov/DirReports/DirRep507/DirectorReport18.html
Amerikan Ulusal
Uyuşturucu Enstitüsünde Dr. Steven Grant verdiği çalıştayında Uyuşturucu
isteğinde kontrolünün, fMRI Neurofeedback ile nasıl yapıldığını anlatıyor.
http://www.drugabuse.gov/Recovery/NIDAChallenge.html
Neurofeedback tedavisine
Avrupa ‘da ayrılan araştırma fonu:
DFG (Almanya Araştırma Birliği)
1.2 milyon Euro para DEHA’ da birden fazla araştırma merkezinde randomize,
körleme, kontrollu çalışma için Martin Holtmann, MD.PhD.ve Dr. Ute Strehl. PhD,
M.Sc.’e Üniversitelerden Mannheim/Heidelberg, Frankfurt, Göttingen ve
Tübingen’e verdi.
http://www.applied-neuroscience.org/index..php?view=article&catid=1%3Alatest&id=105%3A12-millionsgrant-for-a-multisite-prospective-randomized-and-controlled-study-to-examine-the-efficacy-of neurofeedback&tmpl=component&print=1&layout=default&page=&option=com_content&Itemid=2
Dünyanın bir
numaralı Tıp fakültesi Harvard’da NF çalışmaları bulunmaktadır.
McLean Hospital | Shervert H. Frazier Research
Institute ...
We have initiated studies to
evaluate whether rtfMRI neurofeedback can be used in the treatment of
mood and anxiety disorders. ... www.mclean.harvard.edu/research/bipolar
Dünyanın ikinci en
önemli Tıp Fakültesi Yale Üniversitesi Anestiyoloji
departmanında pain (ağrı) bölümünde ders olarak zorunlu eğitim içine girdiğini görebilirsiniz.
http://medicine.yale.edu/anesthesiology/divisions/pain.aspx
Yale Üniversitesi’nde Biofeedback çalışmalarını da buradan bulabilirsiniz.
Oxford universitesinde
neurofeedback ile ilgili körleme (double-blind) çalismalari olduğunu görebilirsiniz.
Cambridge Üniversitesinde neurofeedback çalismaları olduğunu burden
öğrenebilirsiniz.
http://search.cam.ac.uk/web?query=neurofeedback
Cambridge’de biofeedback çalışmaları bulunmaktadır.
http://search.cam.ac.uk/web?query=biofeedback+training
UCLA Üniversitesinde NF araştırmalarını görebilirsiniz.
http://gsa.search.ucla.edu/search?site=UCLA&client=UCLA&proxystylesheet=UCLA&output=xml_no_dtd&proxyreload=1&q=neurofeedback
Standford
Universitesinde NF araştırmalarını görebilirsiniz.
http://www.stanford.edu/search/?q=neurofeedback&cx=003265255082301896483%3Asq5n7qoyfh8&cof=FORID%3A9&ie=UTF-8&sa=Search#1038
Biofeedback’in American Ulusal Sağlık birimindeki araştırmalarını
görebilirsiniz.
http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/article/002241.htm
Dünyaca ünlü bir başka Tıp
Fakültesi, Columbia Üniversitesinde BF araştırmalarına yer veriliyor. http://search.columbia.edu/search?proxystylesheet=columbia2&client=columbia&site=Columbia&output=xml_no_dtd&q=biofeedback Johns Hopkins Üniversitesi Tıp
Fakültesi NF yönteminin araştırma ödülünü okumanızı tavsiye
ederim. NIH Director's
New Innovator Award. 26 Sep 2008 ...
hippocampal neural stem cells, using neurofeedback as
a preventative treatment method and evaluating a combination of genetic
variants ... www.jhu.edu/chembe/gracias/press/NIHinnov.pdf
WHO (Dünya Sağlık
Organizasyonu) da BF ile ilgili
çalışmaları okumanız gerekir.
World Psychiatric Association BF ile uyuşturucu tedavisi
çalışmalarının olduğunu görebilirsiniz.
http://www.wpanet.org/detail.php?section_id=5&category_id=6&content_id=209
Chelsea Futbol takımı
performanslarını arttırmak için biofeedback’ten faydalandı.
http://www.thoughtwaves.co.za/Learn/Articles/ART11.html
Olimpiyat oyuncuları ve Altın
madalyalı sporcular biofeedback’ten faydalanıyor.
http://www.prnewswire.co.uk/cgi/news/release?id=282901 Psikolog Laurie Perlman, Amerika’da
çok ünlü kişilere, film starlarına ve CEO’lara Neurobiofeedback yöntemini
uyguluyor.
http://money.cnn.com/magazines/fortune/fortune_archive/2004/10/18/8188049/index.htm
http://sports.yahoo.com/nba/blog/ball_dont_lie/post/Under-pressure-What-big-games-do-to-players-and?urn=nba-245531
Kaynakça:
1.Abarbanel,
A.(1995). Gates, States, Rhythms, and Resonances: The Scientific Basis of
Neurofeedback Training. Journal of Neurotherapy,1(2);15-38
1A- Small JG. Psychiatric disorders and EEG.
Electroencephalography: basic principles, clinical applications, and related
fields. Baltimore: Williams & Wilkins 1993.
2- Hughes JR: The EEG in psychiatry:
an outline with summarized points
and
3- Coburn, K.L., Lauterbach, E.C.,
Boutros, N.N., Black, K.J., Arciniegas, D.B., Coffey, C.E. (2006). The Value of
Quantitative Electroencephalography in Clinical Psychiatry: A report by the
Committee on Research of the American Neuropsychiatric Association. J
Neuropsychiatry Clin Neurosci 18:4, 460-500.
4- Snyder, S.M., Quintana, H., Sexson, S.B., Knott,
P., Haque, A.F.M., Reynolds, D.A.(2008). Blinded, multi-center validation of
EEG and rating scales in identifying ADHD within a clinical sample. Psychiatry
Research, 159,346-358.
5- Yucha, C., & Montgomery, D.
(2008). Evidence-based practice in biofeedback and neurofeedback. Wheat Ridge,
CO: Association of Applied Psychophysiology and Biofeedback.
5A. Festa, E.K., Heindel, W.C.,
Connors, N.C., Hirschberg, L., & Ott, B.R. (2009). Neurofeedback
training enhances the efficiency of cortical processing in normal
aging. Cognitive Neuroscience Society Annual Meeting Program,
A11, p. 41. supplement of the Journal of Cognitive Neuroscience.
6- Arns, M., de
Ridder, S., Strehl, U., Breteler, M., Coenen, A. (2009). Efficacy of
Neurofeedback Treatment in ADHD: the Effects on Inattention, Impulsivity and
Hyperactivity: a Meta-Analysis. Journal of Clinical EEG & Neuroscience,
July, Vol 40(3); 180-195
7- Kaiser D.A, Othmer S.(2000).
Effect of Neurofeedback on Variables of Attention in a Large Multi- center Trial. Journal of Neurotherapy 4(1) 5-15).
8- Wangler,S., Gevensleben, H., Albrecht, B.,
Studer, P.,Rothenberger,A.,Moll,H.G., Heinrich, H.(2010). Neurofeedback
in children with ADHD; Specific event related potential findings of randomized
controlled trials.Clinical Neurophysiology September 13. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20843737
9- Gevensleben
H, Holl
B, Albrecht,
B, Schlamp
D, Kratz
O, Studer
P, Wangler
S, Rothenberger
A, Moll
GH, Heinrich
H. (2009). Distinct EEG effects
related to Neurofeedback treatment in children with ADHD; a randomized
controlled trial. Int J Psychophysiol. Nov;74(2):149-57. Aug 25.
10-Gevensleben H, Holl B, Albrecht B, Vogel C, Schlamp D, Kratz O, Studer P, Rothenberger A, Moll GH, Heinrich H (2009). Is neurofeedback an efficacious
treatment for ADHD? A. randomised controlled clinical trial. J
Child Psychol Psychiatry. Jul;50(7):780-9.
11- Gevensleben
H, Holl B, Albrecht B, Schlamp D, Kratz O, Studer P, et al.( 2010).
Neurofeedback training in children
with ADHD: 6-month follow-up of a randomised controlled trial. Eur Child
Adolesc Psychiatry;19:715–24.
11A. L´evesque, Johanne,
Beauregard,M., Mensour, B. (2006) Effect of neurofeedback training on the neural substrates of selective
attention in children with attention-deficit/ hyperactivity disorder: A functional magnetic resonance imaging study. Neuroscience Letters 394; 216–221
11B. Carmody, D.P. et al. 2001. EEG biofeedback training and Attention-Deficit/
Hyperactivity Disorder in an Elementary School Setting.. Journal of
Neurotherapy Vol. 4 (3) pp. 5-27.
11C. Breteler M.H.M., Arns M., Peters S., Giepmans I., Verhoeven L.Improvements in Spelling after
QEEG-based Neurofeedback in Dyslexia: A Randomized Controlled Treatment Study. Appl Psychophysiol Biofeedback (2010) 35:5–11
11.D. Steiner N.J., Sheldrick, R.C.,
Gotthelf D., Perrin E.C.Randomize Computer-Based Attention Training in the
Schools for Children With Attention
Deficit/Hyperactivity Disorder:A
Preliminary Trial . CLIN PEDIATR published online 10 May 2011. DOI:
10.1177/0009922810397887
11.E. Legarda S.B.,McMahon D.,Othmer S., Othmer S. Clinical Neurofeedback: Case Studies, Proposed Mechanism, and Implications for Pediatric Neurology Practice. J Child Neurol 0883073811405052, first published on May 16, 2011 as doi: 10.1177/ 0883073811405052
11.F. Drechsler R.,Straub M., Doehnert M, Heinrich H.,
Steinhausen H.C., Brandeis D. Controlled evaluation of a neurofeedback
training of slow cortical potentials in children with Attention
Deficit/Hyperactivity Disorder (ADHD). Behavioral and Brain Functions 2007, 3:35
doi:10.1186/1744-9081-3-35
11.G. Tan G,
Thornby J, Hammond DC, Strehl U, Canady B, Arnemann K, Kaiser DA.Meta-analysis of EEG biofeedback in treating epilepsy. Clin EEG Neurosci. 2009
Jul;40(3):173-9.
12- Trudeau, D. L. (2005).
Applicability of brain wave biofeedback to substance use disorder in adolescents. Child & Adolescent
Psychiatric Clinics of North America, 14(1), 125-136.
13- Sokhadze, T.M., Cannon, R.L.,
Trudeau D.L.,(2008) EEG Biofeedback as a treatment for Substance Use Disorders:
Review, Rating of Efficacy and Recommendations for further research. Applied
Psychophysiology and Biofeedback. Vol.33,N.1.p.1-28.
14- Nestoriuc,Y, Martin,A.(2007)
Efficacy of biofeedback for migraine: A meta-analysis. Pain 128. 111–127
15- Sterman, M.B. (1996). Physiological origins and
functional correlates of EEG rhythmic activities: Implications for
self-regulation. Biofeedback. Self Reg. 21, 3-33.
16- Thatcher, R.W,(1999). QEEG and Traumatic Brain
Injury. Defense and Veterans Head Injury Program Issue. Vol.3 N.4
17- Duff, J.,(2004). The usefulness of Quantitative
EEG (QEEG) and Neurotherapy in the Assessment, and Treatment of Post-Concussion
Syndrome.Clinical EEG and Neuroscience, 35(4): p. 1-12.
18- Surmeli T.(2008). Efficacy of QEEG and
Neurofeedback in the Assessment and Treatment of Post Concussive Syndrome: 24
Cases, BFE Meeting
19- Tinius, T.
P., & Tinius, K. A (2001). Changes
after EEG biofeedback and cognitive retraining in adults with mild traumatic brain injury and attention
deficit disorder. Journal of Neurotherapy, 1(2), 27-44.
20- Ingo, K (2001). Neurofeedback
Therapy of Attention Deficits in Patients with Traumatic Brain Injury. Journal
of Neurotherapy, Vol 5(1-2), 2001. pp. 19-32.
21-Hoffman, D. A., Stockdale, S.,
& Van Egren, L. (1996b). EEG neurofeedback in the treatment of mild
traumatic brain injury [Abstract]. Clinical Electroencephalography, 27(2),6.
22. Ayers, M. E. (1987).
Electroencephalographic neurofeedback and closed head injury of 250
individuals. Head Injury Frontiers. National Head Injury Foundation, 380-392.
23. Ayers, M. E. (1991). A controlled
study of EEG neurofeedback training and clinical psychotherapy for right
hemispheric closed head injury. Paper presented at the National Head Injury
Foundation, Los Angeles, 1991.
24. Ayers, ME (1999) Assessing and
treating open head trauma, coma, and stroke using real-time digital EEG
neurofeedback. Introduction to quantitative EEG and neurofeedback. Evans, James
R. (Ed); Abarbanel, Andrew (Ed); pp. 203-222.
25. Bounias, M., Laibow, R. E.,
Bonaly, A., & Stubblebine, A. N. (2001). EEG-neurobiofeedback treatment of
patients with brain injury: Part 1: Typological classification of clinical
syndromes. Journal of Neurotherapy, 5.(4), 23-44.
26. Walker, Jonathan E.; Norman,
Charles A.; Weber, Ronald K (2002). Impact of qEEG-guided coherence training
for patients with a mild closed head injury. Journal of Neurotherapy,
6(2):31-43
27. Jarusiewicz,B(2002). Efficacy of Neurofeedback for
children in the autistic spectrum: a pilot study. Journal of Neurotherapy;
6(4):39-49
28. Coben, R.,Padolsky,I.(2007). Assessment- Quided
Neurofeedback for autistic spectrum disorder. Journal of
Neurotherapy.Vol.11(1).
29. Pineda, J.A.,Brang, D., Hecht, E., Edwards, L., Carey,
S., Bacon, M., Futagaki, C., Suk, D., Tom, J., Birnbaum, C., Rork, A.(2008).
Positive behavioral and electrophysiological changes following neurofeedback training
in children with autism. Research in Autism Spectrum Disorders. Vol.2 Issue 3,
pp.557-581.
30. Kouijzer, M.E.J., De Moor, J.M.H., Gerrits, B., Congedo, M., Van Schie,
H.T.(2008). Neurofeedback improves executive functioning in children with autism
spectrum disorders. Research in Autism Spectrum Disorders(3), 145-162.
31. Kouijzer, M.E.J., De Moor,
J.M.H., Gerrits, B., Buitelaar, J., Van Schie, H.T.(2009). Long-term effects of
neurofeedback treatment in autism. Research in Autism Spectrum Disorders, 3(2),
496-501.
32.Coben R, Linden M, Myers T.E..Neurofeedback for autistic spectrum disorder: a review of the literature. Appl Psychophysiol Biofeedback. 2010 Mar;35(1):83-105
32A. Biofeedback (BF), A practioners
quide. Edited by Mark.S.Schwartz, Frank Andrasik.
33- Hirshberg, L.M., Chiu, S., &
Frazier, J.A. (2005). Emerging brain-based interventions or children and
adolescents: overview and clinical perspective. Child Adolesc. Psychiatr.Clin.
N. Am. 14, 1-19.
34- Hirshberg, L. M. (2007). Place of
electroencephalographic biofeedback for attention- deficit/hyperactivity
disorder. Expert Review of Neurotherapeutics, 7(4), 315-319.
35- Lubar, J. F. (2003).
Neurofeedback for the management of attention-deficit / hyperactivity
disorders. Chapter in M. S. Schwartz & F. Andrasik (Eds.), Biofeedback:
A Practitioner's Guide (Third Edition. New York, Guilford, 409-437.
36- Monastra, V. J., (2005).
Electroencephalographic biofeedback (neurotherapy) as a treatment for attention deficit hyperactivity
disorder: Rationale and empirical foundation. Child &Adolescent
Psychiatric Clinics of North America, 14(1), 55-82.
37- Jensen, P.S.,Kettle, L.,Roper,
M.T.,Sloan, M.T.,Dulcan, M.K.,Hoven, C.,Bird, H.R., Bauermeister, J.J.,Payne,
J.D.(1999). Are Stimulants Overprescribed? Treatment of ADHD in Four U.S.
Communities. Journal of The American Academy of Child & Adolescent Psychiatry,
38(7), 797-804. http://www.jaacap.com/article/S0890-8567(09)66527-8/abstract
- article-footnote-1#article-footnote-1
38-Hinshaw,S.P.(2006). Is the
Inattentive Type of ADHD a Separate Disorder? Clinical Psychology: Science
& Practice. 8(4), 498-501.
39. Lubar,J.F.,Swartwood,M.O.,
Swartwood,J.N.,& O’Donnell,P.H.(1995). Evaluation of the effectiveness of
EEG neurofeedback training for ADHD in a clinical setting as measured by changes in TOVA scores, behavioral ratings,
and WISC-R performance. Biofeedback and Self- Regulation. 20(1),83-99.
40. Duffy,F(2000) Neurotherapy: Clinical EEG; Journal of the EEG and Clinical Neuroscience Society(ECNS), vol.31 No.1
41. Thornton, K,PhD S, Plainfield, NJ
: A Cost/Benefit Analysis of Different Intervention Models for the LD/Special Education Student.
Biofeedback Winter 2004,Professional Issues
42.DeCharms, R.C., Christoff, K., Glover,
G.H., Pauly, J.M., Whitfield, S., Gabrieli,
43.Weiskopf, N., Mathiak, K., Bock,
S.W., Scharnowski, F., Veit, R., Grodd, W., Goebel, R., Birbaumer, N.(2004).
Principles of a Brain-Computer Interface (BCI) Based On Real- Time Functional
Magnetic Resonance Imaging(fMRI). IEEE Transactions on Biomedical Engineering.
51(6).
44. Hamilton, J.P., Glover, G.H.et
al.(2011). Modulation of Subgenual Anterior Cingulate Cortex Activity With
Real-Time Neurofeedback. Human Brain Mapping; 32: 22-31.
45.
Caria,A.,Veit,R.,Sitaram,R.,Lotze,M., Weiskopf, N. Grodd,W.,Birbaumera,N.
(2007).
46- McCaig, R. Graeme, Dixon, Matt,
Keramatian, Kamyar, Liu, Irene, Christoff, Kalina, Improved modulation of rostrolateral
prefrontal cortex using real-time fMRI training and meta-cognitive awareness,
NeuroImage (2010), doi: 10.1016/j.neuroimage.2010.12.016
47. Paquette, V.,
Beauregard, M., Prévost, D.B.(2009). Effect
of a psychoneurotherapy on brain
electromagnetic tomography in individuals with major depressive disorder. Psychiatry
Research : Neuroimaging. doi : 10.1016/ j.pscychresns.2009.06.002
48.Choi S.W., Chi S.E.,
Chung S.Y., Kim J.W., Ahn C.Y., Kim H.T. Is Alpha Wave Neurofeedback Effective
with Randomized Clinical Trials in Depression? A Pilot Study.
Neuropsychobiology 2011;63:43–51
49.Hammond, D. C.
(2005a). Neurofeedback with anxiety and affective disorders. Child &
Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 14, 105-123.
50.Hammond, D. C.
(2005b). Neurofeedback treatment of depression and anxiety. Journal of Adult
Development, 12 (2/3), 131-137.
51.Baehr, E., Rosenfeld, J. P., & Baehr,
R. (2001). Clinical use of an alpha asymmetry neurofeedback protocol in the
treatment of mood disorders: Follow-up study one to five years post therapy. Journal
of Neurotherapy,4 (4), 11-18
52.Moore NC (2000), A review of EEG biofeedback treatment
of anxiety disorders. Clin Electroencephalogr 31( 1): 1-6.
53. Karavidas M.K.,
Lehrer P.M., Vaschillo E., Vaschillo B.,
Marin H., Buyske S., Malinovsky I., Radvanski D., Hassett A. Preliminary Results
of an Open Label Study of Heart Rate Variability Biofeedback for the Treatment
of Major Depression. Appl Psychophysiol Biofeedback (2007) 32:19–30
54. DeRubeis, R. J., Siegle G. J.,
& Hollon, S. D. (2008). Cognitive therapy versus medication for depression:
Treatment outcomes and neural mechanisms. Nature Reviews Neuroscience,
9, 788-796.
55.Dias Á.M.,
Deusen AV.A New Neurofeedback Protocol for Depression.
The Spanish
Journal of Psychology. 2011, Vol. 14 No. 1, 374-384
SİGORTALAR ÖDÜYOR:
Texas Eyaleti NF tedavisini Hafif derecede Geçirilmiş
Kafa travmasına (Mild Traumatic Brain Injury: Poss Concussive Syndrome) bağlı
gelişen psikiyatrik semptomların tedavisinde sigortaların bu tedaviyi ödemesini zorunlu kılmıştır. EK 26
http://www.legis.state.tx.us/tlodocs/80R/analysis/html/HB01919H.htm
www.insurance.tx.gov/hmo/documents/hmmanben.doc
Quantitative EEG and Neurofeedback, James R.
Evans’ın kitabının 371’ inci sayfasında ‘Ethical, Legal,and Professional
pitfalls associated with Neurofeedback services ( Neurofeedback Hizmetleri ile
ilgili Ahlaki, Yasal ve Profesyonel güçlükler) bölümünde A.B.D.’ de neurofeedback uygulama standartlarının ne olduğunu
ve sigortaların bu tedaviyi ödemesi ile ilgili bilgi aktarmaktadır. NF tedavisi
kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğu için ABD’de, Hollanda’da, İsviçre’de bazı sağlık sigortaları tarafından ödenmektedir .EK 27
http://www.de-nfg.nl/zorgverzekeraars_vergoedingen_zorgverzekeraars.html
İsviçre’de Biofeedback tedavisini ödeyen sigortalar:
http://www.asca.ch/insurances.aspx http://www.asca.ch/Therapies.aspx
1.GROUPE MUTUEL (réorganisation au 1er janvier 2011) www.groupemutuel.ch1.1
AVENIR Assurance maladie SA (Avenir, CMBB, St. Moritz)
1.2 PHILOS Assurance Maladie SA (Philos, Avantis,
Fonction publique, Troistorrents, Panorama,
EOS)
1.3 Easy Sana Assurance Maladie SA (Caisse vaudoise, Hermes, Easysana)
1.4 Mutuel Assurance Maladie SA (Mutuel, Universa,
Natura)
2 AMB Assurance-maladie et accidents www.amb-assurance.ch
3 KRANKENKASSE WÄDENSWIL www.kkwaedenswil.ch
4 SWICA www.swica.ch
5 SANITAS www.sanitas.com
6 INTRAS Assurances www.intras.ch
7 ASSURA www.assura.ch
8 SUPRA www.supra.ch
9 VIVAO SYMPANY, MOOVE SYMPANY www.vivaoSympany.ch
10 RHENUSANA www.rhenusana.ch
AAPB ve EEG Spectrumun web sitelerinde (www.eegspectrum.com) sigorta ödemeleriyle ilgili
bilgiye ulaşabilirsiniz. Amerika’da sigorta kodlamalarında biofeedback ve
neurofeedback arasında bir ayırım yoktur. A.B.D. de ve Avrupa’da Neurofeedback,
Biofeedback tedavisini bazı Sağlık sigortaları ödemektedir. www.aapb.org A.B.D. de sağlık sigortalarının
ödediğinden bahsetmekte ve hangi hastalıklarda deneysel olmadığını
belirtmektedir.
ABD, New York’ da Columbia Üniversitesinde Psikiyatr
Dr. Kuhn AMA ( American TIP
Birliğinin) MEDICAID (devletin yoksullar için olan sağlık
sigortası) ve İşçi Tazminat
Komisyonları gibi diğer sigorta sistemleri kadar QEEG ve Neurofeedback
tedavisini listelerinde kodlandırdıklarını ve Virginia eyaletinde Donna Creasy
MEDICAID programı (devletin yoksullar için olan sağlık sigortası) altında
şizofrenlere Neurofeedback tedavisi yapmak istediklerini ve bu konudaki
çalışmalarımı duyduğunu ve nasıl onlara tedavide yardımcı olabileceğimi
sormaktadır.
Amerikan Pediatri (Çocuk Sağlığı ve hastalıkları)
Birliği’nin resmi bülteni “Pediatrics” ‘in 2008 yılındaki bir sayısı Pediatride Tamamlayıcı ve
Alternatif Tıp üzerinedir. Bu sayısında Biofeedback’in medikal
tedavilere ilave olarak kronik akut ve tekrarlayan
ağrılarda, anksiyete ve stres bozukluklarında, idrar ve kaka kaçırmada, uyku
bozukluklarında, otonomik sinir sistemi bozukluklarında, dikkat ve öğrenme
bozukluklarında kullanıldığından ve MEDICAID (devletin yoksullar için olan sağlık sigortası)
tarafından da karşılandığından bahsetmektedir.
http://aappolicy.aappublications.org/cgi/content/full/pediatrics;122/6/1374
Amerikan
Hükümeti İnsan ve Sağlık Servisleri, Sigortaların biofeedback yöntemini ödemek zorunda olduğunu söylemektedir.
http://www.cms.gov/Transmittals/Downloads/AB0179.pdf
Neurofeedback
Yöntemi yurt dışında ve uluslararası bilim çevrelerinde yasal ve etkin bir
tedavi yöntemi olarak tanımlanmaktadır. Şöyle ki;
Amerikan
Psikiyatri ve Nöroloji Kurulu Üyesi ve Diplomat Doç.Dr. Thomas M. BROD'un
konuya ilişkin olarak yapmış olduğu açıklamasında; EEG Biofeedback diğer adıyla
Neurofeedback'in ABD'de psikiyatride yasal bir tedavi usulü olarak tanındığı
belirtilmiştir. Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yıllık bilimsel
kongrelerde çalıştay vermek üzere son beş yıldır çağrıldığını belirtmiştir.
Ayrıca, bu çalışmalara ilişkin başvuruların emsalleriyle gözden geçirildiği,
dört veya beş Bilimsel Program Komitesi üyesinin alt komiteleri tarafından
onaylandığı ve hiçbir başvurunun otomatik olarak kabul edilmediği ifade
edilmiştir.
Amerikan Psikiyatri Birliği’nin
Doç.Dr. Thomas Brod’a yazdığı davet mektubunda,
Sevgili Dr.Brod,
Size, APA
Bilimsel Program Komitesi adına, Toronto’daki 2006 APA yıllık toplantısında
kurs C085 “ Psikiyatride EEG Neurofeedback; Klinik Uygulamalar”ı
geliştirdiğiniz ve takdim ettiğiniz mükemmel işinizden dolayı teşekkür ederim.
Değerlendirmeleriniz üstün başarılı, profesyonelliğiniz ise övgüye değer.Siz,
son derece yetenekli bir eğitmensiniz.
Fevkalade
değerlendirmelerinizden dolayı, seneye 19-24 Mayıs 2007’de San Diego,
Kaliforniya’daki yıllık toplantıda kursunuzu tekrar arz etmeniz için size resmi
olarak bir davetiye takdim ediyoruz. Sizden, sabırsızlıkla en kısa zaman
içerisinde haber bekliyoruz. Lütfen ekteki kurs yanıt formunu e-maille ya da
(703) 907-1090 numaralı faksa göndermenizi rica ederiz. Bu, bize, sizin
spesifik takviminizi düzenlemek açısından yardımcı olacaktır. Takvim bilgileri
Ekim 2006’da gönderilecektir.
·
New York Üniversitesi Psikiyatri Departmanı Başkanı Prof.
Dr.Robert CANCRO'nun açıklamasında; Psikiyatri Departmanının Nörometrik
Değerlendirme Servisi'nin New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin resmi onaylı
bir hizmeti olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, NxLink veri tabanının, Ulusal Bilim
Kuruluşu, Eğitim Departmanı ve Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün sağladığı destekle
ortaya çıktığını, klinikte rutin olarak kullanılmak üzere A.B.D. Gıda ve İlaç
Birliği (FDA) tarafından resmi olarak onaylandığı; bu veri tabanının
kullanımının ve doğruluğunun Barbados'ta, Çin'de, Küba'da, Danimarka'da,
Almanya'da, Macaristan'da, Japonya'da, Kore'de, Meksika'da, İsveç'te, A.B.D.'de
ve Venezuella'da yapılan çalışmalarla kanıtlandığı; gelişimsel, psikiyatrik ve
nörolojik hastalıklardaki farklara dayalı sensivitesinin sayısız psikiyatrik
grupta tekrar tekrar raporlandığını ifade etmiştir.
·
Teşhis amaçlı, nörometrik veri tabanı kullanılarak
yapılan tetkiklerin bir düzinenin üzerindeki Amerikan sigorta firmalarının
rutin olarak karşıladığına yine New York Üniversitesi psikiyatri ABD.
Başkanı Prof.Dr. Cancro tarafından yapılan açıklamada yer verilmiştir.
Bununla birlikte, NxLink ve diğer QEEG veri tabanlarının, Nöronal Regulasyon
Birliği üyeleri tarafından Neurofeedback'e yol göstermek üzere başarılı bir
şekilde kullanıldığı; sonuçlarının sayısız yayında belgelendiği, binden
fazla üyenin katıldığı yıllık toplantılarda da bu sonuçları sundukları; veri
tabanına göre uygulanan Neurofeedback'in dikkat eksikliği, hiperaktivite,
depresyon ve travmatik beyin hasarı olan sayısız vakada başarılı bir şekilde
uygulandığı ifade edilmiştir.
·
Uluslararası Nöronal Regülasyon Birliği Başkanı Dr.Joel
F.Lubar tarafından
yapılan bir diğer açıklamada; Neurofeedback ile tedavi edilip 10 yıl takip
edilen ve uzun dönemli çok iyi sonuçlar alınan çalışmaların mevcut olduğu; eğer
Kantitatif EEG analizine bağlı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ise
Neurofeedback'in muhakkak olduğu; bu tekniğin dünya çapında uygulandığı
belirtilmiş ve devamla; Neurofeedback'in Dikkat Eksikliği Hiperaktivite
Hastalığı için tedavi yöntemi olarak kullanılmasının, özellikle ilaç, eğitim ve
davranışsal yaklaşımla da kombine edilirse deneysel olarak yorumlanmadığı ve
hatta Amerikan Psikoloji Birliği, AAPB ve ISNR tarafından desteklendiği
vurgulanmıştır.
·
Avusturalya Swinburne Teknoloji Üniversitesi Beyin
Bilimleri Enstitüsü'de Profesör ve Tıbbi Fizyoloji Howard Florey Enstitüsü
Kıdemli Başkanı Prof.Dr.Richard B. Silberstein tarafından yapılan açıklamada; EEG
Biofeedback sahasının sağlam bilimsel temellere dayandığı; Neurofeedback'in bir
dizi beyin temelli hastalık için hızla gelişen tedavi edici bir mekanizma
olduğu; bazı hastalıklar için, örneğin; beyin hasarının bilişsel ve duygusal
sonuçlarında EEG Biofeedback'in tek
etkili tedavi yöntemi olabileceği ifade edilmiştir.
·
Prof.Dr.D. Corydon Hammond, Ph. D., ECNS, QEEG-D, Utah
Üniversitesi, A.B.D. EEG, QEEG & Nörofizyolojide Kurul Onaylı, EEG
& Klinik Nöroloji Bilimi Derneği Diploma sahibi, Kantitatif
Elektroensefalografi Sertifikasyon Kurulu Diploma sahibi, Nöroterapi
Sertifikasyon Kurulu, Uluslararası Sinirsel Düzenleme Derneği Eski
Başkanı: Bu yazıyı ABD'de tabir edildiği
üzere mahkeme müşaviri sıfatıyla yazıyorum. Bu mektubumda iki konuya değinmek
istiyorum. Bunlardan ilki, normatif veritabanlarına sahip kantitatif EEG'nin
(QEEG) kullanımına yönelik bilimsel dayanak konusu. İkincisi ise yasal ve etik
bir tedavi alternatifi olarak nöro-feedback (EEG bio-feedback) kullanımı
konusu. ABD'de yaklaşık 3,000 klinisyenin neurofeedback yöntemini klinik
uygulamalarında, çok değişik hastalıklar için kullanmakta olduğunu ve bu
uzmanlık alanında uluslar arası meslek cemiyetinin 16 ülkede üyelere sahip
olduğunu tahmin ediyorum dedi.
QEEG’nin Amerikan Psikologlar
Birliğindeki (APA) Pozisyonu: Kantitatif Elektroensefalografi (QEEG) ve EEG
Biofeedback:
Onay Tutanağı
Profesyonel İşler Kurulu Toplantısı
17-19 Mart 1995
Üyeler : Deborah Tharinger, Ph.D, Başkan, Bruce
Bennett, Ph.D., Allen Carter,Ph.D, Herbert Dorken, Ph.D., Lorraine Eyde,Ph.D.,
Melba Vasquez,Ph.D., Daniel Abrahamson,Ph.D
Psikologlar, testler, ölçme,
araştırma ve istatistik konusunda eğitim alırlar ve deneyim kazanırlar. QEEG,
psikologlar tarafından keşfedilen ve kullanılan birçok teknikten biridir. BPA,
herhangibir onay gerektirmeden de, QEEG ve Biofeedback kullanımında
yeterliklerine göre eğitim alan ve mesleğini icra eden psikologların bu
sistemleri kullanmasının uygun olduğu kararına vardı.
Dr. Robert GURNEE, 14 haziran 2004 tarihli yazısında,
AAPB’de
Neurofeedback biriminin başkanı olarak EEG
Neurofeedback’in deneysel
olduğunu
düşünmediğimiz konusunda sizi bilgilendirmek isterim. Birçok hastalıkta
etkili olduğunu doğrulayan önemli araştırma verileri mevcuttur. Yıllardır bu
ülkede Amerikan Biofeedback Sertifikasyon Enstitüsü aracılığıyla EEG
Neurofeedback sertifikası alabilmek mümkündür. Şimdi bu ülkede ,UCLA, Tennessee
Üniversitesi,Washington Üniversitesi ve diğer birçoğunun dahil olduğu okullarda
EEG Neurofeedback’in eğitimi
verilmektedir dedi.
Columbia Üniversitesinden Kıdemli Psikiyatrist Dr.Daniel
Kuhn tarafından yapılan açıklamada Dr.Tanju
Sürmeli’nin birkaç yıldır QEEG ve QEEG rehberli Neurobiofeedback ile
kazandığı başarılarının Amerika Birleşik Devletleri ve Amerika’da
Neurobiofeedback ve QEEG ile uğraşan profesyonel nöropsikiyatristler ve
nöropsikologlar tarafından takdir edildiği, kendisinin, Neurobiofeedback
eğitiminin cevap verdiği durumlar listesine Neurofeedback’in bu hastalardaki
bilişsel fonksiyonlarda etkili olabileceğini göstererek 2 yeni hastalık daha
kattığı, -Down Sendromu ve Zihinsel Engellilik- ifade edilmiştir. Ayrıca
Türkiye Psikiyatri Birliği Derneğinin Türkiye’de QEEG ve Neurofeedback’in
psikiyatride kullanımını geçersizleştiren ve sansürlemeye çalışan tavrına, aynı
zamanda benim, bu sistemleri psikiyatride kullanmamdan dolayı yaptıkları hatalı
eleştiriye kesinlikle katılmadığını ve itiraz ettiğini açıkça belirtmiştir.
“Tutumunuzu, ispatlanmış bilimsel kanıtlara ve güncel kabul görmüş tibbi
anlayışa aykırı buluyorum” demiştir.
Değinilmesi gereken bir diğer önemli husus da A.B.D. Mahkemelerinden birinde yapılan bir yargılama sonucunda; mahkemenin uyuşturucu kullanan bir
kişiyi, neurofeedback almaya mahkum etmiş olmasıdır. Madde kullanımından
dolayı, savcılık tarafından 180 gün hapis istemiyle yargılaması yapılan bir
kimse hakkında hapis cezası yerine; şartlı tahliye verilmiş ve haftada üç kere
neurofeedback tedavisi almasına hükmedilmiştir. Kuşkusuz bu olumlu gelişme
konunun uzmanı bilim adamlarınca sevinçle karşılanmıştır.
“NF, hastaların, ve büyük bir yüzdesinde hayat
boyu ve düzenli olan ilaç kullanımını çok önemli bir derecede azaltmayı ya da ortadan kaldırmayı vaat
etmektedir. Biz, pratikte bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regulasyonda
iyileşme, kararsızlıklarında ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bu tip
değişiklikler DEHA semptomlarından daha önce ilerlemektedir. Bununla paralel
olarak ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkilerde gelişme ve aralarındaki
stress faktörlerinde de azalma görüyoruz. Birçok DEHA vakası
ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Benim görüşüme göre, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak NF, ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka
belirtilmesi ve ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir” 27
Hâlbuki ilaçlar kullanıldığı süre içinde
hiperaktivite, dürtüsellik ve kısmen dikkat problemlerine çözüm olmaktadır ve ilacı vermediğiniz gün şikayetler geri gelmektedir. NF ile ilgili
yapılan çalışmalarda bu tedavinin kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardan 2
tanesinden birinde, bir seri hastanın takip çalışmasında önceden belirlenmiş
değerlendirme skalasıyla körleme yapılan bir değerlendirmedir. 28 Diğeri ise kontrollü bir takip çalışmasıdır. NF tedavisi bittikten 1 ve 3 yıl
sonra denekler tekrar değerlendirmeye alınmıştır. 29 Her iki
çalışma da tedavinin önemli derecede kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardır.
Sayısız çalışma, Amerika
Birleşik Devletlerinde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir
bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya
da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. 30 Tedavi
edilmemiş DEHA’lı çocukları sayısız negatif sonuçların artan bir riskle
beklediği de iyi bilinmektedir 31
A.B.D’de yapılan bazı kontrollü
çalışmalarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite olan çocuklarda IQ skorunun
neurofeedback tedavisinin sonunda 10 skor arttığı bulunmuş hatta iki geniş
araştırmada IQ skorunun 19–23 puan arttığı görülmüştür 32-33
Amerika Birleşik
Devletlerin de okullarda neurofeedback sistemi kuruldu. ABD’ de 600’ den fazla okulda ve Polonya’ da Milli Eğitim Bakanlığının 9.6.2006 projesi ile 1200 den fazla okulda bu sistemler
kuruldu.
http://www.eegspectrum.com/Applications/ADHD-ADD/ProgramEval-97-98/
www.manu.edu.mk/costb27/Documents/SC%20report.doc www.manu.edu.mk/costb27/.../National%20Progress%20Report_2007.pdf
NF ve QEEG konusunda ‘A Klas’ bilimsel dergide yayınları
olan ve 10000 den fazla qeeg okumuş, 4000 den fazla kişiye neurofeedback
tedavisi uygulamış bilimsel ve klinik tecrübesi olan bir doktorum. Bildiğiniz
gibi hekimlikte klinik tecrübe çok önemlidir.
Avrupa’nın
ve Dünya’nın en önemli bilim adamlarının katıldığı Society of Applied
Neuroscience birliğinin yıllık toplantıları olmaktadır. Ben bu seneki
toplantıda Şizofreni ile ilgili çalışmalarımı anlatacağım.
http://www.san2011.org/index.php?option=com_content&view=article&id=60&Itemid=67&lang=en
ABD’de bilim dünyası benim yaptığım çalışmalara önem
verdiği halde, Türkiye’de Elekrofizyoloji ve/veya Neurofeedback konusunda deneyimi
olmayan kişiler bilirkişi seçilerek Neurofeedback’in bilimsel
olmadığını hiçbir bilimsel dayanağa bağlı olmadan söylemektedirler. Dünyanın
dört bir yanından bilim adamları yaptığım çalışmaya ilgilerini belirtiyorlar ve
ortak çalışma yapmak için e-mailler yolluyorlar.
ABD’ nin en önemli ilk 7 araştırma merkezi olan Scrips Research Institute’den Dr. José
Antisosyal Kişilik Bozukluklarında (13 vakada)
Neurofeedback tedavisinin başarılı olduğunu gösterdiğim çalışmam dünyada ilk
yayın olarak Amerikan Psikiyatri Elektrofizoyoloji Birliğinin Clinical EEG ve
Neuroscience dergisinde Ocak ayında yayınlandı (Surmeli, T., Ertem, A. 2009).
Amerikan Hükümetinin NIH Araştıma merkezinin Uyuşturucu-Radyolojik İnceleme
bölümünde görevli Editör Prof. Dr. Ronald Herning’in başyazısında bu
çalışmadan övgü ile bahsetmiştir.
NIMH (National
Institute of Mental Health) başındaki Prof Dr. Tom İnsel, NARSAD (National
Alliance for Research on Schizophrenia and Depression) yönetim kurulu üyesi
John Hollister vasıtası ile benim şizofrenide yaptığım çalışmaları değerli
bulmuş ve Şizofreni tedavisinde NF ile ilgili çalışmalara fon ayırmak isteğinde
bulunulmuştur.
http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-160.html
http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-161.html
ABD’de Wayne
State Tıp Fakültesi psikiyatri Prof. Dr. Boutros, Şizofreni’de yaptığım vaka
çalışmalarımda aldığım sonuçları ECNS ( Amerikan Psikiyatrik Elektrofizyoloji
Birliği ve Amerikan EEG Birliğinin) toplantısında dinleyip ilgilenmiş ve qeeg
uygulamalı plasebo kontrollü körleme randomize bir çalışmanın Grant (hükümetçe
belirli bir amaç için verilen para) başvurusunu NIH’e yapıp, beni de çalışmanın baş danışmanı (consultant
expert) olarak iletmiştir.
http:/
/www.ecnsweb.com/cn_ecns_conferences.htm
AAPB’nin Başkanı Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Jonathan
Walker, Neuro Connections Newsletter da bu çalışmamızdan övgü ile
bahsetmiştir.
Dünyada ilk defa Zihinsel özürlü grupta
Neurofeedback yöntemi ile Zekâ skorlarında artış olduğunu gösteren bilimsel
vaka çalışmam A klas Clinical EEG and Neuroscience dergisinde yayınlandı.
Amerika Washington Üniversitesi Psikiyatri ABD dan Yrd. Doç.Dr.
Cheryl A. Richards’ın Kişilik Bozukluğu ve Mental Retardasyon da NF
ile ilgili yayınımı, ve Belçika’da Ghent Üniversitesinden Dr. Farah
Focquart’ın Kişilik Bozukluğu ile ilgili yayınımı istediği yazılar da ektedir.
Amerikan Psikiyatri Birliğinin (APA) yıllık toplantılarında 2002’
den beri psikiyatristlere bu yöntem çalıştaylarla (workshop) öğretilmektedir. APA’ nin 2007–2008 yılındaki toplantısında, çalıştayda öğretim görevlisi
olarak benim de olmam teklif edilmiştir. 2008’de Avrupa’dan ve A.B.D. den çok
önemli bilim adamlarının kurduğu ve katıldığı Avrupa’daki Society of Applied
Neuroscience ( SAN, Uygulamalı nörobilim Birliği ) yıllık toplantısında
QEEG ve psikofarmakolojinin etkisi ile ilgili bir çalıştay verdim. SAN’de
ilaçların EEG’ deki etkisi konusunda bölümün başkanlığını yapmaktayım ve
sertifika komitesi üyesiyim. 2009’da BFE
(Biofeedback Foundation of Europe)
yıllık toplantısında QEEG uygulamalı neurofeedback ile ilgili bir çalıştay
verdim.
NASA Astronotların fizyolojik değişkenliğini
biofeedback aletleri ile ölçümlüyor.
http://www.thoughttechnology.com/nasa.htm
Tripler Askeri Tıp Merkezinde
Biofeedback yöntemi telehealth sistemi ile sağlanıyor. Migren, baş ağrısından
irritabl bağırsak sendromuna kadar birçok alanda kullanıyorlar. http://www.tamc.amedd.army.mil/offices/Psychology/behavioral.htm
Chelsea Futbol takımı
performanslarını arttırmak için biofeedback’ten faydalandı.
http://www.thoughtwaves.co.za/Learn/Articles/ART11.html
Olimpiyat oyuncuları ve Altın
madalyalı sporcular biofeedback’ten faydalanıyor.
http://www.prnewswire.co.uk/cgi/news/release?id=282901 Amerika Askeri Akademisi West Point,
Performans Arttırma amaçlı biofeedback’ten faydalanıyor.
http://www.peakachievement.com/apex-performance-page.html
Psikolog Laurie Perlman, Amerika’da
çok ünlü kişilere, film starlarına ve CEO’lara Neurobiofeedback yöntemini
uyguluyor.
http://money.cnn.com/magazines/fortune/fortune_archive/2004/10/18/8188049/index.htm
http://sports.yahoo.com/nba/blog/ball_dont_lie/post/Under-pressure-What-big-games-do-to-players-and?urn=nba-245531
QEEG ve Neurofeedback’in modern tıpta
bilimsel bir tedavi olarak kullanılıp kullanılmayacağı ile ilgili Sağlık
Bakanlığı YÖK’den, YÖK’de üniversitelerden görüş istediğinde İstanbul
Üniversitesi Rektörlüğünün, Biofeedback, Neurofeedback, Psikiyatride QEEG ve
ERP Kullanımı Derneğine hitaben yolladığı yazının sonucuna göre bu konuyu
değerlendiren Konsültasyon-Liyezon ABD Başkanı Psikiyatri Profesörü Dr.
Kemal Arıkan’ın konuya oldukça hakim
olmasından dolayı objektif bir şekilde biofeedback hakkında pubmed’de 5989
tane makale olduğunu, 1107 tane review olduğunu ve bir
makalenin bilime katkısı olması için pubmedde yer alan dergilerden birinde
yayınlanması gerektiğini bunların yayınlanmadan önce hakim eksperler
tarafından denetimden geçtiğini ifade etmektedir. Amerika’da
biofeedback aletlerinin piyasaya sürülmeden önce oldukça zor bir onay
sürecinden geçtiğini, bu onay süreci sırasında bilimsel güvenilirliğinin
denetlendiğini bunun da bilimselliğin işareti olduğunu ayrıca bir
yöntemin sigortalar tarafından karşılanabilmesi için öncelikle güvenilir olması
gerektiğini ondan sonra da yeni bir yöntemin mevcut yöntemlerden daha
iyi yani bilimsel ve kullanışlı olması gerektiğini, neurofeedback yönteminin de
hem Amerika’da hem de Avrupa’da sigortalar tarafından karşılandığını, bilimsel
ve işlevsel olmasaydı hiçbir şekilde sigortaların onay mekanizmasından
geçemeyeceğini ifadesine eklemiştir.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin Nöroloji
ABD’nin raporuna göre Neurofeedback’in çeşitli nörolojik ve psikiyatrik
durumlarda tedavi amaçlı ve klinik olarak hastalığı olmayanlarda da kognitif işlevleri arttırmak amacı ile de kullanıldığı bildirilmektedir.
Konu ile ilgili literatür taramasında 1970’lerden bu yana yüksek sayıda
bilimsel makaleye rastlanmıştır şeklinde ifade edilmiştir.
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fiziksel Tıp ve
Rehabilitasyon Anabilim Dalı ”Neurofeedback, biofeedback genel
prensiplerine dayalı bir klinik uygulamadır ve 1970’li yıllardan bu yana
ugulanmaktadır ” diyerek bu tedavi yönteminin deneysel olmadığını “klinik
uygulama” tanımlamasıyla belirtmektedir.
İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ümran
Korkmazlar neurofeedback yönteminin bilimsel olduğunu belirtmektedir.
İstanbul Üniversitesi’nden Elektrofizyoloji
ABD. Başkanı Prof. Dr. Sacit Karamürsel neurofeedback yönteminin bilimsel
olduğunu belirtmektedir.
Anadolu Sağlık Merkezi/Johns Hopkins
Medicine’de görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Levent Üçkardeşler
Neurofeedback tedavisinin neurofeedback yönteminin bilimsel olduğunu
belirtmektedir ve Türkiye’de klinik kullanımını desteklemektedir.
DÜNYA’DA
NEUROFEEDBACK İLE İLGİLİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA FIRSATI VEREN ÜNİVERSİTELER
BULUNMAKTADIR: EK 26
Amerika ve Kanada’da QEEG ve
Neurofeedback Uygulayan bazı Psikiyatristler: Koyu yazılanlar Akademik
ünvanları olanlardır. ABD’de 3000’ den fazla merkez NF tedavisi uygulamaktadır.
Yurdışında BCIA sertifikalı olmadan
NF tedavisi yapılamaz. Türkiye’de BCIA sertifikalı tek kişi benim.
Bu sene, Mısır’da Wayana Uluslar
arası Vakfının aracılığıyla düzenlenen bir organizasyonda 200 doktor Toronto’da merkezleri bulunan Dr.Michael Thompson ve Psikolog Dr. Lynda
Thompson’dan Neurobiofeedback eğitimi aldılar. Mısırlı doktorların
gösterdiği ilgiye Kanada’dan gelen uzmanlar bile şaşırdı. Bizim o ülkeden geri
olduğumuzu düşünmüyorum.
Son olarak, Michigan Üniversitesinden
Sosyal Psikolog Nancy Douglas bir makalesinde 81 William James(1981)’in 82 insanların genellikle her şeye inandığını ancak kendi
inandıkları fikirlerin tersine bir fikir, bir bilgi olduğu zaman buna inanmakta
çok büyük direnç gösterdiklerini söylüyor. Kenny(1994)’e 83 göre de inanç her zaman şüpheden önce gelir. İnsanlar kendi bildiklerinden
inandıklarından şüphe etmekte çok zorlanırlar ve direnç gösterirler.
PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE
KULLANILAN İLAÇLARIN MALİYETİ, ETKİSİ SORGULANIYOR. ÖNEMLİ DERECEDE OLAN YAN
ETKİLERİNDEN BAZILARINA BAKALIM.
Toplam
sağlık harcamaları önemli bir artış eğilimi içinde olmuştur. 1-11 Türkiye sinir sitemi ilaçları ilaç pazarında
önemli yer işgal etmektedir. Sinir sistemi ilaçları Türkiye ilaç pazarında
antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubundan sonra 4. sırada
yer almaktadır. Dünya genelinde en çok kar edilen ilk 10 ilaçtan üçü
antipsikotiktir. 2009 yılında ise dünyadaki toplam ilaç pazarının 820
milyar doları bulması öngörülmektedir4 Ayrıca 2003-2008
yılları arasında Türkiye’deki ilaç gruplarının pazar payı değerlendirildiğinde;
antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubunun pazar payı
azalırken, sinir sistemi ilaçlarının pazar payında ılımlı bir artış
gözlenmektedir. 7-8,11
Örneğin
IMS-Türkiye verilerine göre 2003 yılında 14 milyon 138 bin kutu antidepresan tüketilirken, bu rakam 2006 yılı verilerine göre 22 milyon 651 bine, 2007
yılında ise 26 milyon 246 bine çıkmıştır. 2
Benzer
artış eğilimi antipsikotik ilaçlarda da görülmektedir; 2007 yılında
toplam 2 milyon 616 bin 136 kutu antipsikotik tüketilirken, bu sayı 2008’de 4 milyon
11 bin 901 kutuya yükselmiştir. Psikiyatrik ilaç tüketimindeki bu önemli
artışta ilaç endüstrisinin tutundurma çalışmalarının yanı sıra, Türkiye’deki
psikiyatrist sayısının yetersiz olması ve bu nedenle psikiyatrist dışındaki
hekimler tarafından uygun olmayan tanılara uygun olmayan ilaçların
reçetelenmesinin de çok önemli bir payı vardır. 2
Hatırlarsak Neurofeedback tedavi yöntemi maliyet analizi yapıldığında ilaçlarla
yıllardır düzelmeyen bir çok hastanın iyileşmesini sağlamış ve daha ucuz bir yöntemdir. 40 EK.53
Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite’de 1937’den beri en çok kullanılan yöntem, amfetamin grubu bir
ilaç olan Ritalin’dir.
485
çocuk üzerinde NIMH MTA çalışmasının 3 yıllık takip sonuçları Amerikan Akademisi
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dergisinde yayınlandı12. Bu 3 yıllık takip çalışması değerlendirmesi
özellikle 5 önemli sonuç üzerine odaklanmıştır. DEHA’nın çocuk ve öğretmen
ölçekleri ve karşı gelme hastalığı semptomları, okuma başarısı, sosyal
beceriler, fonksiyonel bozulmadır. 14 ve 24 aylarda elden edilen sonuçlara
karşı yoğun ilaç (Ritalin) tedavisinin tek başına ya da davranışsal terapiyle
beraber önemli faydaları bulunamamıştır. Tedavinin bitiminden 2
yıl sonra MTA araştırmacılarından yoğun ilaç tedavisi alan çocuklar, rutin amme
hizmeti alan veya davranışsal terapi alan diğer çocuklardan farklı
değildiler.
436
çocuk üzerinde NIMH MTA çalışmasının 8 yıllık takip sonuçları Amerikan
Akademisi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dergisinde yayınlandı12A14
ve 24 aylarda elden edilen sonuçlara karşı yoğun ilaç (Ritalin) tedavisinin tek
başına ya da davranışsal terapiyle beraber önemli
faydaları bulunamamıştır.
Yukarda
bahsedilen MTA çalışmasının ilk raporunda ilacın başarılı olduğu sonucu
çıkmıştı, ama bu sonuca bile Johns Hopkins’li Psikiyatr bilimsel olarak 1999
yılında karşı çıktı. Bu yazıyı incelersek:
DEHA’LI
ÇOCUKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILAN PSİKOSTİMULANLAR: RİSKLERİ VE MEKANİZMALARI 13
Dr. Breggin
Harvard, Johns Hopkins Üniversitesi, Ulusal Sağlık Örgütü gibi çok önemli
merkezlerde çalışmıştır.
Giriş : Kuzey Amerika’daki milyonlarca çocuk dikkat eksikliği/hiperaktivite teşhisi
alıp metilfenidat, dextroamfetamin ve metamfetamin gibi psikostimulanlarla
tedavi edilirler. Bu ilaçlar, artan enerji, fazlasıyla tetikte olma,
alışkanlıklara fazlasıyla odaklanma gibi devamlı ve aralıksız bir merkezi sinir
sistemi toksisitesi yaratır. Obsesif kompulsif veya perseveratif (bir düşünce
veya harekete saplanıp kalma), uykusuzluk, ajitasyon, hipomani, mani ve bazen
nöbetlere doğru ilerleme gösterir. Aynı zamanda yaygın olarak duyarsızlık,
sosyal çekilim, emosyonel depresyon ve uysallık gösterirler. Psikostimulanlar
aynı zamanda hayal kırıklığından sonra verilen reaksiyon ve bağımlılık da dahil
fiziksel çekilim yaratırlar. Büyümeyi engeller ve hatta bazen geri dönüşü
olmayan çeşitli serebral disfonksiyonlar yaratabilir. Stimulanların töropetik
etkileri toksisitelerinin direkt ifadesidir. Hayvan ve insan araştırmaları, bu
tür ilaçların spontane ve sosyal davranışları bastırıp obsesif kompulsif
davranışları geliştirdiğini belirtiyorlar. İlaçların bu ters etkisi çocukların
davranışlarını kontrol ediyormuş görüntüsü vermektedir özellikle yapısal ve
planlı çevrelerde gerçek ihtiyaçlarıyla meşgul olmazlar.
Dr. Breggin,
Novartis aleyhine açılan bir davada davacı tarafına yaptığı savunmadaki yeminli
ifadesinde, yapılan MTA çalışmaların kritiğinden bahseden iki yayınını
anlatıyor. 14-15 Literatürde başka kritikler olduğundan da bahsediyor.
Kapsamlı bakıldığında MTA çalışmasının bilimsel olarak birçok eksiği olduğunu,
sonuçlarda güvenli olduğundan ve tedavide uzun dönemdeki etkisinden
bahsedilmemiş. MTA çalışmasında plasebo kontrol grubu yok körleme çalışması yapılmamış
dolayısıyla bu ilaçların gerçekten etkisi var mı yok mu göremiyoruz.
Araştırmaya katılan bütün aileler ve öğretmenler çocukların ilaç
kullandıklarını biliyordu ve ilaçların etki edeceğine dair bir
beklentideydiler. Klinik bir deney için seçilen deneklerin önyargısız olması
çok önemlidir. MTA çalışmasına seçilen deneklerin % 32 ‘si zaten stimulant ilaç
kullanıyordu (MTA kooperatif grup 1999 p.1074). Bu da aileler ve öğretmenler
stimulanların faydalı olduğuna dair zaten ikna edilmişlerdi.
Iowa Eyaletinden
Senatör Charles Grassley’nin yönettiği
Amerikan Meclis müffetişlerin verdiği bilgilere göre, Ritalin ve çocuklarda
ağır antipsikotiklerin verilmesinin patlamasını körükleyen dünyaca ünlü bir
Harvard çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Biederman’ın 2000 ve 2007 arasında ilaç
üreticilerden en az 1,6 milyon USD danışmanlık ücretleri karşılığında gelir
kazandığı halde bu gelirin çoğunu üniversite yetkililerine, zorunlu olduğu
halde, bildirmemiştir. http://articles.sfgate.com/2008-07-13/opinion/17173332_1_drug-industry-drug-companies-drug-trial
BBC Haberi
olarak ele alınan konuya bakalım:
Panaroma : BBC,
12 Kasım 2007
http://news.bbc.co.uk/2/hi/7090011.stm
Dikkat
Eksikliği Hiperaktivite için İlaçlar “ çözüm değil”
DEHA’sı olan
çocukları tedavi etmek için kullanılan ilaçların uzun dönemde etkisi olmadığı
araştırmalar ile gösterildi.
BBC Panaroma
programının elde ettiği bir çalışmaya göre 3 yıllık bir tedavi sürecinde Ritalin ve Concerta gibi ilaçlar terapiden
daha iyi bir sonuç vermedi. Amerikanın itibarlı bir çalışmasındaki
bulgularda ilaçların uzun süreli kullanımının çocuklardaki büyümeyi
engellediğini göstermişlerdir.
İlaçların
etkilerinin daha önceleri abartıldığını söylüyor bu çalışma. Dikkat Eksikliği
Hiperaktivitesi olan çocukların çoklu
biçimli tedavi çalışması (MTA) 1990’lı yıllardan beri Amerika’nın bir ucundan
öbür ucuna kadar 600 çocuğun tedavisini izlemektedir.
İngiltere’de DEHA teşhisi
alan tahmini 500.000 çocuk hiçbir tedavi
almıyor. Bunun yanında geçen sene tedavi alan 55.000 kişi Ritalin ve Concerta
gibi stimulanlar kullanmaktadır. Bu ilaçların Ulusal Sağlık Sistemine maliyeti
aşağı yukarı 28 milyon pounddur.
1999 yılında Amerika’da yapılan çalışma ilacın, Dikkat Eksikliği
Hiperaktivitede 1 yıl sonra bile davranışçı terapiye göre daha iyi
çalışmaktadır sonucuna varmıştır. Bu bulgular, Atlantik’in her iki tarafında da
hekimleri oldukça etkilemiş ve İngiltere’de reçete yazılımı 3 katına çıkmıştır.
Ama şimdi uzun dönem analizlerden sonra raporun ikinci yazarı Buffalo
Üniversitesinden Profesör William Pelham “ Sanırım ilk çalışmada ilacın faydalı etkilerini biraz
abarttık, düşündük ki çocuklara uzun süreli ilaç verirsek sonuçları daha da iyi olacaktır. Halbuki olay hiç de öyle olmadı. İlacın uzun dönemde herhangibirşeye göre daha iyi
olduğuna dair hiçbir gösterge yok.” İlaç kullanan çocukların önemli
derecede diğer çocuklara göre gelişimlerinde bir gerilik olduğu ve diğer
çocuklar kadar boy atmadıkları ve kilo alamadıklarının görüldüğünü söyledi.
Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite hastalığında kullanılan ilaçların yan etkileri olmadığı söylense
de bu doğru değildir. Ritalin ve benzeri ilaçların iştah azaltması, boy
atmasını geciktirdiğine, hatta az sayıda çocuğun ölümüne sebep olduğu, ve
kokain etkisi yarattığına dair yayınlar mevcuttur.
İlaçlardan
Adderal Kanada’da çocuk ölümüne sebep verdiğinden yasaklanmıştır 16.
Kanada Hükümeti
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite ilaçlarının ölümcül yan etkilerinden dolayı
Concerta, Dexedrine, Ritalin and Ritalin SR and Strattera, Attenade ve
Biphentin ilaç kutularına uyarı konulmasına karar verdi.
http://www.canada.com/montrealgazette/story.html?id=375b4d0d-75c4-4b1d-880c-560ce953c8cb&k=97407
ABD’ de bu tür
ilaçlar “İntihar riski yaratıp, ölüme sebep verebilir” diye etiketlenmektedir. Columbia Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Araştırma
Eğitim Programının Başkanı Prof. Dr. Gould’un yaptığı çalışmada; 1985–1996
yılları arasında 7 ile 19 yaş DE/HA tedavisinde kullanılan Ritalin (methylphenidate)
ilacının 564 çocuğun 10’nunda ani ölümlere neden olduğunu ve bu oranın trafik
kazaları ile ölümden daha yüksek olduğunu tespit etmiştir 17.
İlaçlar
kullanılmazsa bu çocukların uyuşturucu bağımlısı olma şansı olduğunu söyleyen
yayınlarda vardır. Gelişmiş beyin görüntüleme teknikleri kullanılarak Amerikalı
araştırmacılar, dünyada milyonlarca insanın kullandığı Ritalinin
(metilfenidat) beyinde kokain ile aynı
etkiyi yarattığı sonucuna varmışlardır. Değişik dozlarda Ritalin alan 11
sağlıklı erkeğin beyin taramaları, çocuklara verilen 0.5 mg’lık dozun sistemden
fazla dopamini atan dopamin taşıyıcılarının % 70’ini bloke ettiğini
göstermiştir. Dopamin fazlalığı beyinde fazla uyarılmaya ve bağımlılığa sebep
olur 18-19.
Huston Anderson
Kanser Merkezi’ nin 12 çocukta Ritalin vermeden önce ve Ritalin
verdikten 3 ay sonra ölçtüğü kanser imleyicilerinde 3
katı artma olmuştur. 12 çocukta 12 %100
demektir 20.
Haziran 3 2009’da FDA Çocuklardaki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığında kullanılan Strattera
(Atomoxetine HCl) ilacının ilk 3 ayda Karaciğer zedenlenmesi ( belirgin
karaciğer enzim artışı, sarılık, bilirubin seviyesinde artış), ortostatik
hipotansiyon, inme’ye neden olmasından dolayı bu zararlarının ilaç kutusuna
Etiket konularak satılmasına karar verdi. http://www.medscape.com/viewarticle/707021
Dünyadaki
Uzmanlar, Amerika’da çocuklara ilaç vermeyi durdurmayı talep ettiler.
http://www.lawyersandsettlements.com/articles/01510/child-drugging-fda.html
Washington DC:
12 Ekim 2007’de psikiyatri ve çocuk gelişimi alanındaki uzmanlar, dünyanın her
yerinden, Washington’daki Psikiyatri ve Psikoloji araştırmaları Uluslar arası
Merkezinin yıllık toplantısına katılmak üzere geldiler. Bu yılki toplantı
spesifik bir amaç üzerine odaklanmıştı- psikiyatrik ilaçların çocuklara çok
yoğun bir şekilde yazılmasına bir son vermek.
Psikiyatri
uzmanları ve akademisyenler tarafından verilen seminerler ve sunumlara ek
olarak başka sunumlar ve konuşmacılar da hasta hakları savunucuları, sosyal
görevliler, hemşireler, eğitimciler, yazarlar ve kanun koyuculardan geldi.
Konferansın içeriği, dikkat eksikliği ilaçları, antidepresan ilaçlar ve atipik
antipsikotik ilaçları içeren yeni jenerasyon psikiyatrik ilaçların şimdilerde
yaygın olarak çocuklara reçetelendirilmesiydi.
Konferanstaki
sunumların çoğunluğu TMAP (Teksas İlaç Algoritma Projesi) ve Teen Screen adlı 2
tedavi programı ve ilaç üreticileri, Bush yönetimi, psikiyatristler, devletteki
karar verme mekanizmalarının finansal bağlantıları ve bu 2 program sayesinde
elde ettikleri itibar ile ilgiliydi. Bu tedavi planı, zihinsel bozukluklar
teşhisi almış olan tüm hastalara yeni ve pahalı psikiyatrik ilaçları kullanma
yetkisi veren ve Medicaid gibi kamu sağlık hizmeti veren programların
karşıladığı bir plandır.
İngiltere’de National Institute for
Health and Clinical Excellence (NICE) and the National Collaborating
Centre for Mental Health (NCCMH)’de çalışan doktorlar Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite hastalığı olan çocuklara öncelikli olarak ilaç
yazılmamasını tavsiye ettiler. “İlaçlar çok ağır vakalarda diğer
yöntemler yeterli gelmezse verilmeli, hemen önce ilaçlar verilmemeli”
dediler.
http://www.timesonline.co.uk/tol/news/science/article4813727.ece
Amerikan
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisi
Amerikan Çocuk
ve Ergen Psikiyatri Akademisi Başkanından mesaj,
Amerikan Çocuk
ve Ergen Psikiyatri Akademisinin Metilfenidat ile ilgili FDA tavsiyesine dair
açıklaması 13 Şubat 2006
Sevgili
Meslektaşlarım,
Geçen hafta Salı
günü, İlaç ve Besin Birliği(FDA)’in İlaç Güvenliği ve Risk Yönetimi Danışma
Komitesi metilfenidatın daha büyük bir sistemle uyarılar alması gerekliliğiyle
ilgili oylama yaptılar. (8-7, 1 kişi çekimser). Komite, 19 tanesi 18 yaşın
altında olan 25 ölüm raporlarını gözden
geçirdiler ve pazarlama sonrası teftiş
raporlarının ön analizini yaptılar. Bu raporlar, stimulanların stroke,
miyokardial enfarktüs ve çocuklarda ve yetişkinlerde aritmi riskini arttırdığını öne sürmekteydi. Herhangibir stimulan için bir milyonda biri
geçmese de ani ölümler tanımlandı.
U.S. Food and Drug Administration, Drug Safety and Risk Management
Advisory Committee Meeting.
Şubat 9-10,
2006.
www.fda.gov/ohrms/dockets/ac/05/briefing/2005-4152b2.htm
Yine
FDA’in başka bir uyarısı:
Bu uyarıda
çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde antidepresan kullanımında antidepresan üreticilerine, bu ilaçları
kullanan özellikle 18- 24 yaş arası gençlerde intihar düşünceleri ve
davranışlarında artış olabileceğine dair
ciddi ibarelerin prospektüse ayrı bir
uyarı metni (package insert) olarak yazılması gerektiğine dair uyarı
verdiler.
http://www.fda.gov/downloads/Drugs/DrugSafety/InformationbyDrugClass/UCM161641.pdf
22 Nisan 2008- Amerikan Kalp
Birliğinin yeni bir beyanatında Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan çocukların stimulan ilaçlar almadan önce Elektrokardiogramın da dahil olduğu
teferruatlı bir kardiyak değerlendirmeden geçmeleri gerektiğini söylemektedir.
Bu bildiri 21 Nisan 2008 tarihinde “ Circulation” da yayınlandı. Dikkat
Eksikliği Hiperaktivitede kullanılan stimulanların kan basıncını ve kalp atış hızını arttırdığını ve bu tür yan etkiler DEHA olan
çocukların çoğunda önemsiz gibi görünse de eğer bu çocuklarda konjenital
kalp rahatsızlığı ya da kalbi durduracak şekilde bir aritmi varsa o zaman
bu tür yan etkilerin çok önemli olduğunu vurguladılar. Bu bildirinin stimulan
kullanımını ortadan kaldırmak, uygun kullanımını sınırlamak için olmadığını
ancak bu tür problemi olan çocukların belirlenmesi gerektiğini ve bu çocukların
atletik aktivitelerde de çok fazla olmamasını sağlamak gerektiğini ve kimde kalp
rahatsızlığı var kimde yok, kim risk altında bunların belirlenmesi gerektiğini
belirttiler.
http://circ.ahajournals.org/cgi/content/full/117/18/2407
Antiepileptik
ilaçlar İntihar Riskini arttırıyor. ( FDA Alert: "Suicidality and Antiepileptic
Drugs," Jan. 31, 2008.)
Medscape
Sağlık Haberleri 2008, Yael Waknine, FDA’nin (
Amerikan besi ve İlaç Birliğinin ) antiepileptiklerin intihar riskini artırdığını yazısında bahsetmiştir.
1 Şubat 2008- Antiepileptik ilaç
kullanan hastalar ki bu ilaçlar aynı zamanda psikiyatrik bozukluklarda da
kullanılmaktadır; plasebo alanlarla kıyaslandığında 2 kat daha fazla intihar
riski olduğu tespit edilmiştir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA),
sağlık hizmeti veren meslek sahiplerini dün uyardı. 11 farklı
antiepileptik ilacın kullanıldığı 27,863
hastadaki 199 plasebo kontrollü çalışmanın veri analizine göre antiepileptik ilaç kullanan hastaların intihar etme ya da intihar düşüncelerinin plasebo
alanlara nazaran daha fazla olduğu
görülmüştür. Antiepileptik ilaç kullananlardan 4’ü intihar etmiş plasebo
grubundan hiç intihar eden olmamıştır. Antiepileptik ilaç kullanan105 hasta
intihara teşebbüs etme düşünceleri oluştuğunu rapor ederken, plasebo grupta bu
sayı 35 olmuştur.
11
farklı ilacın adları:
carbamazepine (ticari adları:
Carbatrol, Equetro, Tegretol, Tegretol XR)
felbamate (ticari adı: Felbatol)
gabapentin (ticari adı :Neurontin)
lamotrigine (ticari adları :
Lamictal, Lamiktal)
levetiracetam (ticari adı : Keppra)
oxcarbazepine (ticari adı :Trileptal)
pregabalin (ticari adı: Lyrica)
tiagabine (ticari adı: Gabitril)
topiramate (ticari adı: Topamax)
valproate (ticari adları: Depakote,
Depakote ER, Depakene, Depacon, Depakin)
zonisamide
(ticari adı: Zonegran)
http://www.fda.gov/NewsEvents/Newsroom/PressAnnouncements/2008/ucm116847.htm
FDA 1994-2009 yılları arasında Antiepileptik Lamotrigene kullanımına bağlı 40 kişide Aseptik Menenjit olduğunu belirtti.
Kutusunun üzerine Aseptik menejit yapma riski konusunda uyarı koydurttu. http://www.medscape.com/viewarticle/726845
Menapoz sonrası kadınlarda TCA ve SSR’ı grubu antidepresantların hemorajik ve ölümcül inmeye sebep verdiği belirtildi.
http://www.medscape.com/viewarticle/714216?src=mp&spon=12
Şizofreni’de kullanılan Antipsikotik ilaçların çocuk, ergen, ve erişkin de obesite ve metabolik hastalıklara neden olduğu 21-22 kadınlarda yan etkisi erkeğe göre daha fazla
olduğu bilinmektedir. Buna bağlı kilo alımı, şeker hastalığı, kalp krizinden ölme riski, emboli riski, bazı kanserlerin gelişme riski ve kemik
erimesi riski artmaktadır. 23-24-25-26-27-28-29-30-31-31a
Antipsikotik ilaçlar yaşlılarda Pnömoni riskini %60 arttırıyor. Plaseboya göre 1.5
kat daha fazla ölüme neden oluyor. 32-33
Antipsikotik
Clozapine Myocarditis (15 kişiden 5’i öldü) ve kardiyomyopati (7 kişiden 1’i öldü ) yaparak ölümlere neden oldu. 5 kişi barsak
tıkanıklığı yaptığı için öldü.
Ayrıca Venoz Tromboemboli yapıyor.6 kişide pulmaner
emboli görülüyor 5’i ölüyor. %60 oranında kullananlarda kabızlık yapmış. 34-35-36-37-38-39-40-41-42-43-44-45 http://www.medsafe.govt.nz/profs/puarticles/cloz1.htm
Antidepresanlardan Paxil, Prozac hamilelikte embiryoda kalp rahatsızlığı ve ölüme
sebep vermektedir. 46 http://www.mayoclinic.com/health/antidepressants/DN00007
Antidepresant
kullanımı İnme riskini arttırıyor.47
SSRI
Antidepresantların kullanımını inceleyen 61 çalışmanın Meta analizinde Meme ve Yumurtalık kanseri yapma riski olduğu görüldü.
http://www.medscape.com/viewarticle/740875?src=mpnews&spon=12
Antidepresantlar (paroxetine:Paxil, fluoxetine:Prozac, and
bupropion:Wellbutrin ) CYP2D6 ya etki edip Estrojen pozitif olan Meme kanseri tedavisinde etkili Tamoxifen ilacının etkisini
azaltıp ölüme sebep olmaktadır.
Kalp hastalığı olmayan
kadınlarda antidepresant kullanımının proaritmik mekanizmayı etkileyerek Ani Kardiyak ölüme neden olduğunu belirttiler. 48
http://content.onlinejacc.org/cgi/content/full/53/11/950
Antidepresan
ilaçların birçok yan etkisini kandaki seviyenin beyindeki seviyesi 100 katı daha fazla olduğuna bağlı olduğu söylenmektedir.
http://www.drugawareness.org/ssri-facts/adverse-ssri-reactions
Psikotropik ilaç kullanımı ile senede 700.000 kişide yan etki yapıp, 42.000 kişinin ölümüne sebep olmaktadır.Antipsikotikler az dozda bile ani kalp
durması ile ölüme sebep olmakla beraber,
antidepresantlar yüksek dozda ani ölüme sebep olmaktadır.
Depresyonun serotonin seviyesinin azalmasına bağlı
olduğunu ve Antidepresantların serotonini arttırdığına doğru olan inancın doğru
olmadığı NIMH tarafından 1983 de ilan edildi. Depresyonda
serotonin azlığı yoktur dendi. Her sene ABD’de 230 milyon antidepresant
reçetesi yazılmaktadır. http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2011/04/06/frightening-story-behind-the-drug-companies-creation-of-medical-lobotomies.aspx
Çocuk ve Ergen
psikiyatrist Prof. Dr. Sue Bailey Depresyon tedavisi için SSRI antidepresantların çocuk ve ergenlerde kullanımını azaltılmasını İngiltere Güvenli İlaç
Kullanım Komitesine, FDA ve Kanada Sağlık (Canada Health) brimine yazdı. SSRI
ların yan etkisinin, etkisinden daha çok olduğunu belirtti. http://www.cmaj.ca/cgi/content/full/170/4/455
İngiltere İlaç Komitesi, Çocuk ve
Ergenlerde SSRI antidepresanlardan Effexor’un
kullanımını intihar riskini arttırığı, saldırgan ve katil yaptığı
için yasakladı. 4 ay öncede Paxil/Seroxat İngiltere,
Kanada ve İrlanda da aynı nedenle yasaklanmıştı. İlaçları bırakınca çok ciddi çekilme sendromu yaşanmasının nedeni
ilaçların bağımlılık oluşturduğu yönündedir.18 yaş
altında satımı yasaklandı.Health Canada (Kanada Sağlık) bu konuyu ciddi
olarak uyarıyor.
http://www.ahrp.org/infomail/03/09/21.php
http://www.hc-sc.gc.ca/dhp-mps/medeff/advisories-avis/prof/_2004/wellbutrin_zyban_hpc-cps-eng.php
Dünyada
çocuk ölümlerine nede olan Atipik Antipsikotikler den Zyprexa Türkiye’de 13-17
yaş arası için onay alıyor;
Türkiye’de Zyprexa® Velotab ve Zyprexa® tablet 5 mg ve
10 mg formları 13-17 yaş arası ergenlerde Sağlık Bakanlığı tarafından Nisan 2011’ de
aşağıdaki endikasyonlarda onaylanmıştır. Zyprexa®,
şizofreni grubu psikotik bozuklukların tedavisinde endikedir. Zyprexa®,
başlangıç tedavisine yanıt vermiş hastaların idame tedavisinde klinik düzelmenin
sağlanmasında etkilidir. Zyprexa® bipolar bozuklukta, orta derece ile ağır
manik dönemlerin tedavisinde ve bipolar bozuklukta reküransların önlenmesinde
endikedir.Zyprexa® ile akut dönemden idameye, hızlı, güvenilir ve
sürdürülebilir etkinlik ile hastalarınızın işlevselliğini sağlayabilirsiniz.
Çocuklar, Antipsikotiklerin
Etiket Dışı Kullanımlarından Dolayı, Ölüyorlar
5 Mayis, 2006, Evelyn Pringle
Layersandsettlements.com
(http://www.lawyersandsettlements.com/articles/drugs-medical/antipsychotics-00183.html)
USA Today tarafından desteklenen 2000’den
2004’e FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi –Food and
Drug Administration) veritabanı inceleme çalışmasına göre 45 çocuk ölüm kaydı bulundu ve bunların “baş
şüphelisi” atipik antipsikotikler olarak listelenmekle beraber 1.328 ciddi, bazıların ölümcül olan, bu ilaçların (atipik antipsikotiklerin) yan etki kayıtları
bulunmuştur. Atipik antipsikotikler nispeten yeni bir ilaç grubu olmakla
beraber FDA tarafından yetişkinlerde şizofreni ve iki uçlu duygudurum bozukluğu
için onaylanmıştır. Bu ilaçların hiçbiri, Clozaril,
Risperdal, Zyprexa, Seroqueli Abilify ve Geodon dahil çocuklarda kullanım için onaylanmamıştır ama
hekimler etiket dışı, onaylanmamış kullanımlar
için bu ilaçları kullanıyorlar (reçete yazıyorlar).
FDA’nin yan etki
raporlama sisteminin yan etkilerinin ancak %1’ini ila %10’unu yakaladığı
bilindiği için, bu demek ki gerçek rakamlar aslında çok daha yüksektir.
USA Today makalesinde bahsedilen 45
ölümden en az 6’sı diyabete ilişkili olmakla beraber ve diğerleri kalp ve damar
problemlerinden boğulmaya kadar, karaciğer yetmezsizliği ve intihara kadar
çeşitli sebeplerden dolayı oluştu. 8 yaşındaki bir erkek çocuğu kalp krizinden
öldü. 15 yaşındaki erkek çocuğu doz
aşımından öldü ve 13 yaşında bir kız diyabetik ketoasidosis, yani İnsülin
yetmezsizliğine maruz kaldı. En küçük
çocuk 4 yaşındaydı ve semptomları diyabete bağlı komplikasyonlar olduğu
görülmektedir.
En çok belgelenen yan etkileri
şunlardı:
Dystonia adı verilen, kontrolsüz ve çoğu zaman sancılı
olan kas spazmları 103 vaka ile en çok belgelenen yan tesirdi.
Tremor kilo alımı, sedasyon (uykulu hal) ve semptomları
hafif kıpırtıdan tüm vücudun sallanması arasında bulunan diğer nörolojik
etkiler.
Nöroleptik malign sendromu 41 çocukta görüldü ve Bradley
Hastenesi ve Brown Tıp Üniversitesinden çocuk psikiyatristi olan Joseph Penn’e
göre bu en endişelendirici yan etkiydi çünkü 24 saat içince öldürebiliyor.
Atipiklerin prospektüs bilgilerinde
çocuklarda güvenliğin ve etkinliği
değerlendirilmediği yazdığı halde, dikkat bozukluğu ve diğer
davranış bozukluğu olan çocuklarda, the Journal of Ambulatory Pediatrics’in
Mart-Nisan 2006 sayısında bir çalışmasına göre bu ilaçların yazılması (kullanılması) akıl almaz artışta bulunduğu görülmektedir. Araştırmacılar ortalama yaşı 13 olan
çocukların 119.752 doktor vizitelerin reçetelerini ele alan ulusal sağlık anket
verilerini incelediler ve yarısından çoğunun dikkat eksikliği ve diğer psikotik
olmayan hastalıklar için yazıldığını bulmuşlardı. O zaman reçetelerin %43’ü DEHA
(Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) ve benzer bozukluğu birincil teşhis
olarak yazıldığını %14’ü iki uçlu duygudurum bozukluğu ve %9’u şizofreni veya
diğer psikolojik rahatsızlıklar için yazıldığını bulmuşlardı.
Sonradan yapılan ulusal çapta bir
çalışma 1995 ve 2002 arasında, çocuklara için 6 milyon atipik antipsikotik
ilacın reçetesinin yazıldığını ve yine bu reçetelerin yüksek bir oranı birincil
teşhisin DEHA için yazıldığını buldular.
Dr. Cooper, WebMD’ye “Bunların
çalıştığını veya güvenli olup olmadığını bilmediğimiz halde, bu ilaçların
çocuklardaki kullanımında çok büyük artış görüyoruz” söyledi. “Bu ilaçlar kullanıldıkları çoğu endikasyonlarda (hastalıklarda) araştırılmadı.”
Oregon Health & Science
Üniversitesinden Prof.Dr.David Pollack ‘in başını çektiği yeni yayınlanmış bir
çalışmada bundan daha rahatsız edici bir bulguyu aktardı. Bu çalışmaya göre eyalet destekli Medicaid
programına kayıtlı (Amerika’nın yeşil karta eşdeğer program) 246 5 yaşının altındaki okul öncesi çocuklar antipsikotik veya antidepresan ilaç alıyorlardı. Oregon Sağlık haberleri,
Medicaid kayıtlarını Nisan 2006’da gözden geçirdiklerinde, okul öncesi
çocukların %41’i Dikkat Eksikliği Bozukluğu için psikiyatrik ilaç yazılmış
olduğunu yayınladı. Uzmanlara göre yetişkinler için geliştirilmiş ilaçların 5 yaşının altındakilere verilmesi endişe vericidir. Diğer bir endişe verici konu da reçetelerin
yaklaşık %50’sinin psikiyatrist değil de, aile
hekimleri tarafından yazılmasıdır. Çalışma, Oregon insan servisleri dairesi,
Medicaid programı, ve Oregon Eyalet Üniversitesi’nin Ecza Fakültesi arasındaki
işbirliği ile yapılmıştır.
Bir endişe uyandırıcı rapor Nisan 25,
2005’de yayınlandı. Colombus Dispatch
(yerel gazete) eyalet Medicaid kayıtlarının incelediklerinde yaşları yeni
doğmuşdan 3 yaşına kadar olan 18 bebeğe Temmuz 2004’de antipsikotik ilaç
yazıldığını bulmuşlardı.
Medco Health Solutions şirketinin
ilaç hakları yöneticisinin USA Today için ve özel sigortalı çocukları inceleyen
başka bir analizde 2001 ve 2005 arasında, en az 1 atipik antipsikotik alan ve yaşları 19’un altındaki çocukların sayısının % 80 artığını bulmuşlardı. Bu analiz Medicaid gibi
devlet programları tarafından sigortalanan çocukları ele almadı.
Bu çalışma atipik kullanımı kız
çocuklarda, erkek çocuklara kıyas daha fazla olduğunu buldular. Bu ilaçları alan kız çocukların sayısı 2001
ile 2005 arasında %103 büyüdüğü
görülmektedir. Erkek çocuklarda bu
büyüme %61 di.
Bir basın bildirisinde Robert Epstien, Medco’nun tıptan sorumlu baş
yöneticisi Atipiklerle tedavi edilen çocukların
oranı “yetişkinlerin oranından önemli ölçüde daha
fazla büyüyor,” diyor.
Epstien, “Doktorlar çocuklara
antipsikotik yazdıklarında daha tedbirli olmaları gerekiyor” diye uyarıyor. “Antipsikotik
kullanımından doğan diyabet riski ve metabolik bozuklukların yetişkinlere
nazaran çocuklarda çok daha şiddetli olduğunun kanıtı var.” dedi.
Epstien uyarıyor “Bu ilaçların kullanımı”, “pediatrik hastanın bir davranışsal
hastalığını hayat boyu süren ve ciddi sağlık sorunları yaratabilecek bir
metabolik hastalığı meydana getirebilir.” Eleştirenlerin dediğine göre
atipiklerin çocuklardaki kullanımın artışı çok rahatsız edicidir çünkü bu
ilaçların piyasaya sürülmeden önce ilaçların yetişkinlerdeki ve çocuklardaki
tehlikeleri bilimsel literatürde belliydi.
Mad In America (Amerika’da Delilik) adlı kitabında,
ödüllü yazar Rober Whitaker şunu belgeliyor: Zyprexa, Risperidal, Seroquel, ve
Serdolect klinik çalışmalarına giren 145 hastadan 1 tanesi ölmüştür:
1.
Her 145 hastadan
biri ölmüştür ama bu ölümler bilimsel literatürde bahsedilmemiştir.
2.
Çalışmalar
atipiklerin daha faydalı görülmeleri için tasarlanmışlardı ve çoğu raporlar
taraflı oldukları için FDA tarafından ciddiye alınmamıştı.
3.
Risperidal
çalışmalarında kayıtlı her 35 hastadan birinde ciddi yan etki görülmüştür. Ciddi yan etki FDA tarafından hayati
tehlikesi olan veya hastane yatışı gerektiren yan etki olarak tanımlanmıştır.
4.
Atipikler daha
eski antipsikotiklere kıyasla daha üstün etkinlik veya güvenlik gösteremediler.
Dahası, atipik antipsikotik alan
insanların genel şizofreni hastalarından 2 ila 5 kere
daha fazla intihar ettikleri bulunmuştur. Whitaker’e göre “İrlanda’daki
araştırmacıların bulgularına göre, atipik
antipsikotiklerin 2003’de piyasaya ilk sürüldüğünden itibaren şizofrenlerin
ölüm oranı iki kat artmıştır.”
Örneğin, Ekim 2004’de John’s Hopkins
Çocuk Merkezi’nin raporuna göre atipiklerin çocuklarda İnsülin direncini
tetiklemektedir ve bu durum onların daha ilerde Tip-2 diyabet ve kalp
hastalığının oluşmasının riskini artırır.
Çalışmanın bulguları 20 Ekim 2004’de
Amerikan Çocuk ve Erişkin Psikiyatri Washington’daki senelik toplantısında
sunulmuştu. Araştırma ekibi, bu çalışmada ilaçlardan dolayı kayda değer kilo
alan bazısı kilolu ve bazısı obez olan 11 çocuğu takip ettiler. Kilo alma bu ilaçlarda en sık görülen yan
etkilerinden biridir ve İnsülin direncine katkısı olan faktörlerden bir
tanesidir. İnsülin direnci, pankreas tarafından üretilen ve hücrelerin enerji
ihtiyaçlarını karşılamak için glikozu emmek için yardımcı olan İnsülini adale
yağ ve karaciğer hücreleri, doğru kullanamadıkları zaman meydana gelir. Direnç
oluştuğu zaman, pankreas, İnsülin talebini karşılamak için daha fazla insülin
üretmeye başlar ve nihayet vücudun İnsülin ihtiyacını karşılayamaz. Bunun sonuncunda glikoz kanda birikir ve bu
Tip-2 diyabet, kalp hastalığı ortaya çıkar. Orta veya yüksek dozda atipik
antipsikotik alan tüm 6 çocukta ve düşük dozda alan 5 çocuktan 3 tanesi insülin
direnci semptomlarını geliştirdiler. Çalışmada bu durumu kanıtlayan bulgular
hipertansyon, yüksek trigliserid seviyeleri, idrarda yüksek protein seviyeleri
ve düşük yüksek yoğunluk lipoprotein kolesterol seviyeleri içeriyordu.
Çalışmanın başyazarı ve Çocuk
Merkezi’nin çocuk ve erişkin psikiyatri bölümünün direktörü Dr. Mark Riddle ’e
göre “Bu çocuklarda görülen İnsülin direnci sadece basit kilo almada görülen
dirençten çok daha fazlaydı ve bu bulgu fazla kilodan değişik ve direkt olarak
İnsülin direncini oluşturan bir etkeni andırıyor.” Çalışma ABD’yi boydan boya kapsayan
27 tıp merkezinde 1.500 şizofrenik hasta kayıt etti. Ne hasta ne de doktorlar Zyprexa, Seroquel,
Riperdal, Geodon veya Triaflon arasından hastanın hangi ilacı aldığını
bilmiyorlardı. 44 milyon dolar harcandıktan sonra CATIE raporu şunu
sonuçlandırdı: yeni atipiklerin “eskilere [eski
antipsikotiklere] kıyas önemli bir üstünlükleri bulunmamaktadır.” Zyprexa en etkin olduğu halde en fazla yan etkileri gösteren
ilaçdı. İkinci en etkin ilaç Trilafondu, ki bu araştırmacıları
şaşırttı. Çalışmayı yöneten Prof. Dr.
Jeffrey Liberman, “En büyük sürpriz en
eski ilaç en az 3 yeni ilaçlarla kıyaslanabilir olmasıydı ve Zyprexa’dan daha
kötü değildi.” Dedi. Bir basın konferansında Araştırmacı Dr. Robert Rosenheck’e
göre çalışmayı tasarlayan araştırmacılar Triaflon’u çalışmaya dahil etmek
konusunda tartıştılar. “Çoğumuz başından
eski ilaçların değeri olmadığını düşündük ” dedi. Colorado Üniversitesi
araştırmacısı Dr. Robert Freedman New England Journal of Medicine’de rapora
eşlik eden yorumu yayınladı. [Yorumda] Dr. Freedman şunu dedi: “İlaçlardan hiçbiri,
çalışmanın 18 ay süresi içinde, hastaların çoğuna iyi gelmedi.” Çalışmanın sonunda hastaların %74’ü,
çalışmada aldıkları ilaçlara devam etmek yerine başka bir tedavi aramaya karar
verdiler. “Sonuçlar hayal kırıklığı gibi
gözüküyor” dedi.
Vatandaşların vergileriyle fonlanan
bariz bir pazarlama dolabı olarak, öfkeli eleştirenlerin adlandırdıkları olay
New York Times (NYT) gazetesince 1 Mayıs 2006’da şu gerçeği ortaya çıkardı “psikiyatri araştırmacıları
şizofreni olma riski olan ama henüz şizofrenisi olmayan gençleri tartışmalı
yeni tedavi deneği olarak ilaçlamayı küstahça araştırıyorlar.” Çalışmanın
sonuçları Mayıs 2006’da American Journal of Psychiatry’de yayınladı ve NYT’e
göre “[bulgular] gösteriyor ki bilim adamlarının bu önleyici yaklaşımı
yürürlüğe sokmak, umduklarının aksine çok daha zor ve daha haince olduğu
anlaşılmıştır.” Bu çalışma Eli Lilly ve Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü beraberce
destekledi ve çoğu erişkin olan ve güya psikoz riskini değerlendiren ölçekte
yüksek skor alan 60 hasta üzerinde yapıldı. Bu skala, aralarında grandiosite, şüphecilik, garip düşünceler gibi
kategorileri olan bir düzine semptomların ağırlığını ölçmektedir.
Araştırmacıların iddiasına göre yüksek skor alanların, %20’den %40’ı ilerde,
semptomları aşırı olan ciddi psikoza girecekler. Bu iki sene sürmesi planlanan
çalışmanın birinci senesinde ilaç alan 31 hastadan 5’i psikoza girdiler. Buna kıyas plasebo alan 29 hastadan 11’i
hastalandı. Ama birinci senenin sonunda hastaların 3’de ikisi çalışmayı terk
ettikleri için iki grup arasındaki farkı anlamak imkânsızlaştı. Raporun
açıklamasına göre bazı hastalar sebep vermeden çalışmayı bıraktı; bir grubu taşındı;
ve 10 tanesi, ya ilaçtan fayda görmedikleri için ya randevulara gelemedikleri
için yada yan tesirlerini sevmedikleri için bıraktılar. Tek tartışmasız sonuç,
ilaçları alan hastaların ortalama olarak 20 pound (9
kilo) almalarıydı ve bu 15 senedir kaydedilen bir yan tesiri tekrar
doğruladı. Bu ilaçlardan talep edilen ücret fahiş
olmakla beraber ve diğer birkaç tip psikiyatrik ilaçlarla beraber
reçeteli ilaçların artan maliyetlerinin başlıca sebeplerinden biridir.
Medco Health Solutions, çalışmasının
bulgularına göre 2001’den beri çocukların antipsikotik
maliyetleri %196 arttı yani yaklaşık olarak 3
kattı artı ve bunun sebebi fiyatları atipiklerden belirli bir oranda
daha az olan eski antipsikotikleri kullanma yerine %97 oranında, yeni atipiklerin yazılması ve kullanılmasından dolayıdır.
İlaç satışlarını takip eden IMS
Health şirketine göre genel olarak, 2002’de atipik antipsikotiklerin her
yaştaki hastaların toplan satış miktarı 6,4 milyar dolara ulaştı ve bu onları
ABD’de dördüncü en çok satan ilaç kategorisine soktu. Mother Jones dergisinin
Mayıs/Haziran 2005 sayısına göre iki sene sonra, 2004’de, toplam satışlar 2
Milyar dolar artarak 8,8 milyar dolara ulaştı. Bunun 2,4 dolarını eyalet Medicaid (devlet sağlık sigortası
tarafından) fonları tarafından ödendi.
Eyaletlerin reçeteli ilaçlar için ödedikleri 39 milyar USD’nin en büyük payı
şizofreni ilaçlarına ödeniyor. 23 Ekim 2005’de San Fransisco Chronicle
gazetesine göre ulusal çapta “Medicaid programlarının satın almalarının
yaklaşık %60 ile %75 arası antipsikotik ilaçlardır.”Mali senesinin Haziran
2005’de biten California Medicaid’in en büyük harcaması yaklaşık 250 milyon
dolar değeriyle Zyprexa içindi. Risperidal ve Seroquel Medicaid’in yüksek ücret ilaçlar listesinde 2. ve
4. sırasındadırlar. California Sağlık Departmanına göre aylık bazda en
pahalısı, ortalama maliyeti 399.26 dolar ile Zyprex dir. 2002 senesinde
Kentucky eyaletinin Medicaid programı 230 milyon dolar açıkla seneyi kapadı ve
eyaletin en büyük ilaç ödeneği Zyprexa için kesilen 36 milyon USD’lik
faturaydı.
2005 üçüncü çeyrek gelir tablosuna
bakıldığında 15 senelik olumsuz netice gösteren çalışmalarının satışlar
üzerinde hiçbir etkisi olmadığı görülmektedir:
Kaderin iğrendirici cilvesi olsa
gerek, Zyprexa’nın imalatçısı Eli Lilly’nin diyabet
ilaçları %13 artarak 653 milyon dolar kazandı ki, Zyprexa, tutarlı bir
şekilde, diyabeti tetikleyen kilo alımına ve yüksek kan şekerine yol açma
olasılığı en yüksek olan ilaç olarak bulunmuştur.
Risperidal, Johnson & Johnson
şirketinin, 3. çeyrekte 916 milyon dolar satışlarıyla ve geçen senenin aynı zamanın satışlarını %23 artırarak hala en çok satan ilacıdır. Pennsylvania Genel Müfettişlik Dairesi’nin
(Pennsylvania Office of the Inspector General) eski müfettişi Allen Jones’a
göre, Johnson & Johnson için çok iyi haber olduğu halde bu Risperidal
kullanan hastalarına 916’sının ölümüne denk
gelir. Allen Jones diyor ki: “harcanan dolarları ilaç yan tesirlerinden
ölümlerine ilişkilendirmedeki en iyi gayretim gösteriyor ki sadece şizofreni
ilaçların yan tesirlerinden insanların ölüm oranı her milyon dolar harcama için
bir ölüm olarak hesaplanabilir.” Allen uyarıyor: “Asıl rakamlar daha yüksek bir
ölüm oranını yansıtabilir.”
Ama uzmanların tahminlerine göre ilaç
şirketlerini kârları yakında düşebilir. Eylül 2005’de New England Journal of
Medicine’de yayınlanan bir makalenin bulgusuna göre sadece 1 atipik
antipsikotik ilaç 40 senelik antipsikotik ilaç olan perphenazine’den biraz daha
iyidi ve bu ilacın gündelik maliyeti sadece 1,50 USD dolarla atipiklerin 10
katı daha fazla maliyetinden daha ucuz.
Tahminlere göre Medicaid programı
perphenazine’e dönerek senede 5,5 milyar dolar tasarruf edebilir. Bununla birlikte, ülke çapında, Medicaid programı adına, üreticilerin
etiket dışı kullanımını teşvikiyle suçlayan ve yan tesirlerden oluşan sağlık
faturalarının ödemesini talep eden davalar artmaya başladı.
SSRI
antidepresantlar 50 yaş üzerinde Kemik kırılmasını 2 katı arttırıyor. 49
7 çalışma SSRI
antidepresantların mide kanaması yapıp ölüme neden olduğunu gösterdi.Özellikle aspirin ve
steroid olmayan antienflamatuar ilaçlarla beraber kullanılmamalı ve daha önce
gastrointestinal kanama geçirmiş hastalara reçete edilmemeli.Kan sulandırıcı
ilaçları kullanan hastalarda kullanılmamalıdır.
http://pn.psychiatryonline.org/content/41/17/28.full
SSRI
antidepresantlar hamilelikte kullanımı %60 kalp defekti yapma riskini
arttırıyor.Kalp dışındaki defektlerede sebep olabiliyor. Kanada Sağlık birliği
2004 yılında bu riski uyardı.
http://www.drug-attorneys.com/drugs/antidepressant-ssri-birth-defect-lawsuits-01062011
http://www.hc-sc.gc.ca/ahc-asc/media/advisories-avis/_2004/2004_44-eng.php
Lily Prozac ile ilgili tüm verileri FDA’ye sunmadı. ABD’de Kongre üyesi Maurice Hinchey Lily’in sakladığı evrağı halka açıklamasını
istedi. Harvard’lı Prof.Dr.Joseph Glenmullen Prozac Kokaine benzer bir yan etki yapmaktadır dedi. http://www.bmj.com/content/330/7481/7.full.pdf
Epilepsi ilacı Valproate
acid hamilelikte kullanılırsa Otizm riskini arttırıyor. 50
Antidepresanlar,
Tedavi Mi Ediyor Yoksa Beyin Evrelerinde Anormallik Mi Yaratıyor?
Plos
Medicine Temmuz 2006 Vol.3 Issue 7 e240
Joanna Moncrieff, David Cohen
Özet : Antidepresanların, “hastalık
merkezli” ilaç etki modeline göre depresif hastalıkların spesifik
nörobiyolojisi üzerinde çalışması gerektiği varsayılmıştır. Alternatif “ilaç merkezli” modele göre psikotropik
ilaçlar anormal evreler yaratıyor bu da tesadüfen semptomları bastırıyor ya da
azaltıyor. Antidepresanlarýn
uyarılmış etkileri kimyasal sınıflarına göre değişir- sedasyon ve bilişsel
bozulmadan hafif stimulasyon ve ajitasyona kadar gider. Klinik deneylerin
sonuçları, ilaçların uyarılmış etkileri ve plasebo amplifikasyonu ile
açıklanabilir. Antidepresanlar ya da diğer ilaçların, depresyonu tedavi edicek
şekilde ruhdurumu ya da diğer hususlarda uzun dönem etkili olduğuna dair hiçbir kanıt gösterilmemiştir.
Street
Journal, 17 Ocak 2008 bilimsel bir
makaleye yer verdi. 51
Antidepresanlar, Etkilerinden dolayı İnceleme Altında, David Armstrong ve Keith J. Winstein
“Geniş
Çaplı Bir Gözden Geçirme, Negatif Verilerin Örtbas Edilmesi, İlaçlara Bakış
Açısını Değiştirdi.”
Bir
düzine popüler antidepresanın etkisinin olumlu
çıkan yayınlarla abartıldığı, FDA’in yayınlanmamış verileri ortaya çıkarmasıyla anlaşıldı.Bunun
sonucunda doktorlar ve hastalar Wyeth’in Effexor gibi ya da Pfizer’in Zoloft gibi çok satılan
antidepresanlarının bambaşka bir görüş
ile karşı karşıyalar. Araştırmacılar, bu haftaki New England Journal of
Medicine’da bu iddiayı öne sürdüler.
Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi
psikiyatristlerinden Dr.Erick Turner’a göre, ilaçların etkili olduğuna dair çok
sayıda yayınlanmış veri olduğundan doktorlar da uygunsuz bir şekilde reçete
yazabiliyorlar zaten, bu yayınlanmamış veriler de ailelerin ilgi alanına girmiyor. 12 farklı antidepressant ilacın 12,564 hastada yapılan çalışmalarının sonuçlarını
incelediklerini, 74 çalışmayı FDA’ye bildirdikleri halde ilaç firmalarının
bu sayının %31’i olan 3449 hastanın katıldığı çalışmaların sonuçlarının
yayınlanmadığını tespit etti. Çünkü bu çalışmaların sonuçları olumsuzdu,
ilaçların etkili olduğunu göstermemekteydi.
IMS ‘e göre antidepresanların
yıllık satışı 21 milyar dolardır. Wyeth
ve Pfizer çalışmaların sonuçları üzerinde yorum yapmayı reddetti. Her iki firmada gerekli olmadığı halde bütün
çalışmaların sonuçlarını medikal dergilere verdiklerini söylediler.
Wellbutrin ve Paxil üreticisi GlaxoSmithKline Web sitelerinde 82 ilacın dahil
olduğu 3000 deneyi yayınladıklarını söylediler. Ayrıca federal hükümetin sitesinde de devam eden 1060 tane deneyin olduğuna dair bir form doldurduklarını belirttiler.
Eli Lilly, Prozac üreticisi ve Remeron
üreticisi Schering-Plough, Organon Corp. çalışmalarının
yayınlandığını ancak bireysel olarak değil de aynı anda yapılan birden çok
çalışmanın içinde kombine verilerle
beraber yayınlandığını dile getirdiler.
Lily’nin başsözcüsü, yapılan
deneylerdeki bütün sonuçların yayınlanması gerektiğine dair bir politikaları
olduğunu dile getirdi.
http://www.freerepublic.com/focus/f-news/1957165/posts
Prozac’ı Dinleyip Plaseboya Kulak
Vermek
Antidepresan İlaçların Meta-Analizi 52
19 çifte körleme çalışmada 2318
hastaya rastgele antidepresan ve placebo
verildi.Plasebo etkisi ile ilaç etkisi arasındaki korelasyon. 90. Daha önce
tedavi almamış depresif şahıslardaki ön- son etki ölçümleri yapıldığında ilaca yanıtın dörtte biri aktif ilacın
uygulanması, yarımı plasebo etki ve kalan dörtte bir de diğer spesifik olmayan
faktörlere bağlı sonucu ortaya çıktı.
Şekil : Antidepresan ilaçlara verilen cevap
yukardaki şekilde yüzdeler halinde gösterilmiştir.
Araştırmalarda şimdi SSRI
antidepresan ilaçların daha önce inanıldığına göre çok daha az etkili olduğunu
ve ortalamada plasebo etkilerine göre sadece %18 ölçüsünde etkili
oldukları belgelenmiştir.
Aşağıdaki bölüm, B.Jönsson,
J.Rosenbaum 53 tarafından yazılan Depresyonun Sağlık Ekonomisi adlı kitaptandır. (Health
Economics, sağlık ödeneklerinin az olmasıyla ilgilenen ekonominin bir
dalıdır.)
Depresyon tedavisinin İngiltereye maliyeti 222 milyon
pound olmuştur (1990). ABD için bu rakam 2.1 milyar dolardır. Halbuki iş kaybı
ve üretim kaybı yapmasından doğan maliyet her sene 10 milyar dolardır.4.2
milyar dolarda ölümlerden ortaya çıkan üretim yapamamanın toplam maliyetidir.
Phase-III klinik çalışmalarından alınan araştırma sonucuna
göre İmipramine TCA grubundan bir ilacı kullananların %54’ü bir senede ilacı
yan etkilerinden dolayı bırakmış, Paroxetine denen SSRI grubundan
bir antidepresant ilacı bırakma oranı %42 olmuş. Bu çalışmaya katılan
726 hastanın 6 haftalık analizlerinden bu rakamlar alınmıştır. İlacın başarısız
olması 1000 dolarlık kişi başına boşa giden bir maliyet getirmektedir.
Pratisyen hekimler, dahiliyeciler,
psikiyatristler antidepressant ilaçları günlük tedavi de kullanırken 4-6
haftalık çalışmalara göre ilacın başarılı olması araştırılan çıkan yayınları
okuyarak kullanmakta halbuki bu ilaçları uzun süre kullanım sonuçlarını tam
olarak bilmeden hastalarına vermekte olmaları bile o tedavinin başarı şansının
az olması olasılığını düşünmediklerini göstermektedir. İlk tedaviyi
psikiyatristler dışında birisi yaparsa ilaç çalışmazsa psikiyatriste
yönlendirdiklerinde 1 yerine 2 ilaçla evlerine yönlendirilmek durumunda kalan
hastalara yapılan masraf dahada artmaktadır.
•
İlaçların sigorta veya özel sigorta
tarafından masraflarının ödenmesi zaman içinde yeni çıkan pahalı ilaçların daha
çok yazımlasına yol açsada doktorların buna hassasiyeti azalmaktadır.
2344
hastada antidepresanların etkisi % 21.5 bulundu. Başka bir çalışmada %24 olarak bulunmuştu 54.
2344 hastadan 377’si antidepresanlarla olan tedaviye iyi cevap vermişti.Halbuki
klinik çalışmalarda bu oran %65-80 olarak belirtildi. 55-56 Araştırmalar aynı şekilde anksiyolitik ilaçların
etkinliğini de sorgulamaktadır.57
Antidepresanların
Etkileri ve Etkinliği:
Araştırmaların
Bugünkü Durumu 58
H. Edmond
Pigtott, Alan M. Leventhalö Gregory S. Alter, John J. Boren, (2010). EK
54
Özet: Bu makale antidepresanların
etkileri ve etkinlikleri üzerindeki araştırmaların güncel durumunu
incelemektedir.
Metod: Bu makale, American Gıda ve İlaç
Dairesi’ne (FDA – Food and Drug Administration) sunulan antidepresanların
etkinlik çalışmalarını inceleyen
4 Meta-analizi gözden
geçirmekle beraber, şimdiye kadar yapılan en büyük en kapsamlı antidepresan
etkinlik çalışması olan STAR*D’yi
(Depresyonu Gidermeye Yönelik Ardışık Tedavi Alternatifleri - Sequenced Treatment Alternatives to Relieve
Depression) analiz etmektedir.
Sonuçlar: FDA çalışmalarının meta-analizlerine
göre antidepresanlar, plaseboya kıyaslandığında çok az bir etki farkı
gösterdiği halde taraflı bilimsel yayınların antidepresanların görünen etkilerini şişirdikleri
belgelenmektedir. Bu meta-analizler
ikinci bir taraflı yayını daha ortaya çıkarmaktadır. Araştırmacılar, FDA’e sunulan birincil sonuç
ölçümünde bulunan negatif (olumsuz) bulgularını beyan etmemekle beraber, ikincil ölçümlerdeki veya yeni bir ölçümdeki
olumlu etkilerini, bilimsel yayınlarda, birincil sonuç ölçütüymüş gibi ön plana
çıkardıklarını belgelemektedirler. STAR*D analizin bulgularına göre çalışmaların her safhasında çalışmayı
terk edenlerde gözle görülür bir artış gözlemlenmektedir ki bu da
antidepresan tedavilerinin etkinliklerinin, olasılıkla, yayında gösterilen düşük sonuçlardan daha da düşük olduğudur.
Rising ve
arkadaşları 59 FDA’nin 2001 ile 2002 arasında onayladığı yeni
ilaçların etkinlik çalışmalarını ve onayı takip eden 5 sene içindeki bilimsel
yayınlarını inceleyen Meta-analizi yayınladılar. Ana
bulguları şunlardı:
·
Olumlu etki gösteren Yeni İlaç
Başvurusu (New Drug Application – NDA, yeni bir ilacı insanlar üzerinde
denemeden önce gereken başvuru ve ilaç onay sürecinde bütün verilerin bulunduğu
dosya) çalışmalarının yayınlama olasılığı, olumsuz etki gösteren çalışmaların 5
katı fazladır.
·
Önceden beyan edilmiş birincil sonuç
ölçütlerin %26,5’i bilimsel makalelere dâhil edilmemiştir.
·
Etkinliği desteklemeyen 43 birincil
ölçütlerin 20’si (%47) yayınlanmış neticelere dâhil edilmemiştir.
·
Yayınlanmış çalışmalarda sadece 17
ölçüt dâhil edilmiştir ve bunlardan sadece 15’i yeni ilacın olumlu etkisinin
olduğunu göstermiştir.
2008’de Turner
ve arkadaşları 60 yayınlama önyargısını tespit etmek ve bu
önyargının anlaşılan etkinlik üzerindeki etkisini incelemek için 12
antidepresanı içeren 74 çalışmayı gözden geçirdiler. Yaptıkları meta-analize göre, olumlu etki
gösteren antidepresan çalışmalarının, olumsuz etki gösteren çalışmalara
kıyasla, kuvvetle muhtemel 16 kere daha fazla yayınladığı ortaya çıktı. FDA’nin bilimsel incelemelerine göre sadece
38 çalışmada (%51) olumlu ilaç/plasebo farkı göstermiştir ve 37’si yayınlanmıştır. Geri kalan 36 çalışmaları FDA ya olumsuz
buldu (24) veya tartışmalı buldu (12) – yani birincil ölçütte plasebo arasında
fark olmadığı halde ikincil ölçütte anlamlı derecede fark görüldü. Bunlardan sadece 3’ü (%8) olumsuz
neticeleriyle yayınlandı. Geri kalan
33’ü ya yayınlanmadı 61 veya FDA’nin bulgularının aksine,
olumluymuş gibi yayınlandı 62
Takiben Turner
ve arkadaşları, 51 çalışmanın FDA’nin veri havuzundaki etki büyüklüğünü
yayınlanmış etki büyüklüğü ile karşılaştırdı. FDA veri havuzundaki verilere göre ağırlaştırılmış ortalama etki
büyüklüğü mütevazı seviyede olan 0.31 idi (%95 Güven Aralığı: 0.27 –
0.35). Yayınlanmış çalışmaların ortalama
etki büyüklüğü ise 0.41 olarak hesaplanmıştır ((%95 Güven Aralığı: 0.36 – 0.45)
ki bu %32 oranında antidepresanların etkisini şişirmektedir.
2002’de Kirsch
ve arkadaşlarının 63 FDA’nin onayladığı 6 ilaç üzerinde
yapılan 47 çalışmaya dayanan Meta-analizine göre, büyük bileşik katılımcı sayısından dolayı (n = 6,944) istatistiksel
anlamlı neticeler bulunduğu halde, 17 maddelik Hamilton Depresyon
Skalasında, gruplar arasındaki
ağırlaştırılmış ortalama fark sadece 1.8 puan olarak bulundu ve çalışmaların
%57’sinde plasebo arasında fark bulunmadı.
Kirsch ve
arkadaşları 63 ve Kirsch ve Antonuccio 64 hastaların doz kuvvetine ve zamana olan yanıtlarını ölçtüler ve bu çalışmalarda daha yüksek antidepresan dozunun daha etkili olduğunu görmediler. İlaç etkisinin plasebodan daha fazla kalıcı
olduğu kanısını incelediklerinde, buldukları, ikisinin de etkisi zaman içinde
azaldığı halde plaseboya nazaran (r = -0.62) antidepresanların korelasyonu daha yüksekti (r = -0.84) , yani
antidepresanların etkisi daha çabuk kayboluyor.
2008’de Kirsch
ve arkadaşları 65 depresyon şiddeti ve etkinlik arasındaki
ilişkiyi incelemek için 4 yeni antidepresanı kapsayan 35
çalışmayı (n = 5,133) analiz ettiler. Sadece en şiddetli depresyon
hastaları hariç (Hamilton skalası 29 ve üstünde) kayda değer klinik olarak
anlamlı bir fark (Hamilton Skalasında ilaç/plasebo arasında 3 puan veya
üstünde fark) bulamadılar. Ancak
şiddetli depresyonu olan hastalardaki farkı, antidepresanların artan etkisine
değil de plasebo etkisinin azalmasına bağladılar.
Hem Fava ve
arkadaşları 66 hem de Otto ve Nierenberg 67 şu gerçeği vurguluyorlar; FDA
onayı için, ne kadar kontrollü çalışma yapıldığına kapılmaksızın ilacın etki
üstünlüğünü gösteren sadece iki çalışma gerekiyor ve ikisi de FDA’nin onayını
gerektiren 2 çalışmayı elde etmek için ilaç şirketi 9 çalışma yapan paroxetine
örneğini öne sürüyorlar.
STAR*D çalışmasının
sonuçlarına göre çalışmanın ilk fazında çalışmaya giren 4,041 kişiden 370’i
(9.2%) çalışmayı terk etti. Çalışma
devam ettikçe her safhada çalışmayı terk edenler remisyona girenlerden daha
fazlaydı. Bu çalışmada sadece 1,854 kişide (%45) remisyon görüldü. Bu da remisyonu maksimize etmek için yapılan 4 çalışma ve daha gevşek QIDS-SR
(Depresif Semptomatolojilerin Çabuk Envanteri – Kendi Kendine Değerlendirme
Ölçeği – Quick İnventory of Depressive Symptomatology – Self Report) kriteri
kullanıldığı halde,bu 1,854 kişiden 670’i (%36.7) birinci ay içinde çalışmayı
terk etti ve sadece 108’i (%5.8) hastalığı tekrar etmeden ve destek tedavi
alarak çalışmayı sonlandırabildi.
Bu
çalışmada görünen hekimler için en önemli bulgu, gerçek dünyadaki (kliniklerde
görülebilen) hastalarda kullanılan antidepresanların minimum derecede etkili
olduğudur.
Antidepresanların
ve Kognitif Terapinin etkin olduklarına dair yaygın inanca rağmen STAR*D’nin
gösterdiği gibi antidepresan ve kognitif terapiyi beraber alanlarda uzun süreli
olumlu etkiler yaratamıyor. STAR*D yazarlarının çalışmanın başındaki notlarına göre
: “sonuçların halk sağlığı ve bilim üzerinde önemli ve anlamlı etkileri
olmaları gerekiyor.” Biz sağlık
çalışanları olarak ve STAR*D otoritelerinin önerdiği gibi, şimdiye kadar
yapılan en büyük antidepresan etkinlik çalışmasının bize ilettiğini görmemiz antidepresanların ve kognitif terapinin kanıta dayalı
tedavideki rolünü yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.
Antidepresant ilaçların
Bipolar Depresyon’da kullanımı ile ilgili Meta-Analiz çalışması;Antidepresantların çalışmadığını
gösterdi. 68-69
ANTİPSİKOTİK
İLAÇLARIN ETKİSİ ÇOK KISITLI
Antipsikotik ilaçların Şizofreninin pozitif
şikayetlerinde PANS skorlarında %20 düşüş
kaydetmesinin, günlük hayata uyarlamada böyle olmadığını görmekteyiz. 70
Ocak 8, 2008 de yapılan görüşmede, Dr. Robert Temple, FDA’nin Tıp poliçe bölümünün İlaç inceleme ve
araştırma bölüm direktörü (director of the Office of Medical Policy of the
FDA's Center for Drug Evaluation and Research), off-label (etiket dışı ) antipsikotiklerin kullanımından
bahsetmektedir.
Çocuklar da görülen Bipolar ve şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçların yeteri kanıtlanmış çalışması olmadığı bilinmektedir. Büyüklerde kanıtlanmış ilaçların çocuklarda kullanımının ne
kadar güvenilir olduğu hem yan etki hemde etki olarak tartışmalıdır.
http://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/medicatedchild/faqs/
NIMH ( Ulusal Sağlık Birliği Psikiyatri Bölümü) başkanı Prof. Dr. Insel ve NMH advisory Council’s
Interventions Workgroup Personalized Medicine (Kişiye uygun Tedavi )
yöntemlerinin geliştirme zamanı olduğuna karar verdiler. 40 yıldır Antipsikotiklerin etkisini ölçmeye çalışan
araştırmalar (Clinical Antipsychotics Trials of Interventions Effectiveness
(CATIE) programının sonuçları antipsikotik
ilaçların çok kısıtlı etkisi olduğunu ortaya çıkardığı için bu
kararı verdiklerini deklare ettiler. Bu süreçte 40 milyar doların boşu boşuna
harcanmış olduğunu ve şizofrenide kullanılan ilaçların etkisinin çok az
olduğuna karar verdiler. İlaç dışı yeni tedavi yöntemlerinin hızla devreye
girmesi için çaba sarfedecekleri kararına vardılar. 71
Oregon Eyaleti Üniversitesi Eczacılık Fakültesi,İlaç Kullanım ve
Yönetim Programı Çocuk ve Ergenlerde Psikotropik İlaç Yönetimi altında, pediatrik
ilaç kullanımı için var olan kanıtları özetledi. Bunu aşağıdaki tabloda
görebilirsiniz. EK 55
Buna göre Özetle,
·
Okul öncesi çocuklarda psikotropik
kullanımını destekleyecek kısıtlı kanıt var (DEHA için stimülanlar, otism için risperidal, bipolar bozukluk için lityum)
·
Altı yaşının üstündeki çocuklarda, eş
zamanlı teşhisler için (DEHA + OKB, davranış bozukluğu; DEHA + depresyon, OKB;
Bipolar bozukluğu + psikoz, davranım bozukluğu vs.) 2 psikotropik kullanımı
için orta derecede kanıt var.
·
Tedavi olmayan hastalık olduğunda iki
duygudurum düzenleyici kullanımı için daha büyük çocuklarda çok az kanıt var
ama 6 yaşından küçüklerde hiç yok.
·
Birden fazla antidepresanın veya
antipsikotiğin eş zamanlı kullanımı için kanıt bulunmamaktadır.
·
Bir kısa etkili ve bir uzun etkili
stimulanın eş zamanlı kullanımı için kanıt bulunmaktadır.
·
Psikotropiklerin ayakta tedavi/ev
ortamlarında “Gerektiğinde” kullanımı için yeterli güvenlik ve etkinlik
verileri bulunmamaktadır. Bu kullanım tarzı, yayınlanmış yan etki vaka
çalışmaları olmadığı halde, artmaktadır.
·
Literatürde, bir psikotropik ilacı 7
gün zarfı içinde 2 kereden daha fazla kullanımını destekleyen kanıt olmadığı
halde bu makul ve sıkı kontrol edilebilir kural olabilir.
Türkiye’de etiket dışı psikotropik ilaç kullanımı ve birden
fazla ilacı reçeteye yazma alışkanlığı çok fazladır. Bunun bilimselliğine
aşağıdaki bilimsel verilere bakarsak az olduğunu görürüz, bunun çok ciddi
denetlenmesi ve psikiyatristlerle bu tür ilaçları yazan doktorların ( nörolog,
dahiliye uzmanı gibi) eğitilmeleri gerekmektedir.
Atipik
Antipsikotiklerin Etiket Dışı1 Kullanımlarının Etkinliği ve Karşılaştırmalı
Tesirleri: 72
Sağlık Araştırması ve Kalitesi Ajansı
(Agency for Healthcare Research)
ABD Sağlık ve İnsan Servisleri
Departmanı2 (U.S. Department of Health and Human Services)540
Gaither Road, Rockville, MD 20850 www.ahrq.gov
[1]
Bir
ilacın FDA’nin onayının dışındaki hastalıklarda, yaş gruplarında ve/veya
dozajlardaki kullanımı.
2 ABD’de, T.C. Sağlık bakanlığının ve
T.C. SSK’nın sorumluluklarını üstelenen bakanlık.
3 SRI: Serotonin Geri Alınım
Önleyicisi
Antipsikotiklerin Etiket Dışı Kullanımının Kanıt-Etkinlik Özeti
Çocuklarda Desteklenmeyen Antipsikotik Kullanımı Yaygın:
Pam G. Harrison (Medscape için
bağımsız yazar) Medscape Medical News 24 Şubat, 2010
http://www.medscape.com/viewarticle/717544
En azından 1 eyaletdeki Medicaid (devletin
yoksullar için olan sağlık sigortası) popülasyonuna bakıldığında, 18 yaşının
altıdaki çocukların kayda değer bir oranına, yayınlanmış bilimsel kanıtı olmadığı halde, ikinci
kuşak antipsikotik ilaç verildi.
Şu anda, Falls Church Virginia’da
(ABD) bulunan IMS Health şirketinin, Sağlık Ekonomisi ve Sonuçlar Araştırmaları
dairesinde çalışan ilaç bilimi masterlı Prathamesh Pathak ve meslektaşlarının
bulgularına göre 1 eyaletin Medicaid veritabanındaki ikincil kuşak antipsikotiklerle yeni tedavi görmüş 18
yaşının altındaki çocukların sayısı, 2001 ile 2005 seneleri arasında ikiye
katlandı. Ayrıca bu ilaçları yeni
kullanmaya başlayanların %41,3’ünde bu tedaviyi yayınlanmış çalışma ile
desteklenebilecek hiçbir teşhisi bulamamışlar. En yüksek kanıtsız kullanım oranı %77 ile Aripiprazole’du.
Çalışmanın yazarlarına göre: “Bu
sonuçlar çocukların ikinci kuşak antipsikotik ilaçlarla tedavisi yeni
yüzyılının başında dramatik bir şekilde artığının kanıtlarına katkı
yapıyor.” Ama şunu eklemektedirler: “bu
eğilim başka çocuk popülâsyonlarda da, bilhassa Medicaid’e kayıtlı olmayan
çocuklarda görülüp görülmediğini tespit etmek için çalışmalar lazım.”
Medicaid
Ödeme Talepleri:
Analiz için çalışma yazarları Ocak
2000 ile Aralık 2006 arasında, ikincil kuşak atipik antipsikotik alan ve 18 yaşının altıdakilerin Medicaid
ödeme taleplerini geriye dönük incelediler. Son örnekleme 11.700 çocuktan oluştu.
Yazarlara göre: “İlgilendiğimiz birincil
ölçek antipsikotiklerin kanıta dayalı kullanımın [çocuklardaki] oranıydı.” Yazarların “ kanıta-dayalı kullanım”’ın
açıklaması şuydu: 2005’in sonuna kadar
yayınlanmış klinik çalışma bulgularıyla desteklenen herhangi bir
antipsikotik’in, herhangi bir teşhis için kullanımı.
Analizlerin sonucu risperidone’un ilk
tedavi olarak %51,2 çocuğa verildiğini gösterdi. Yazarlara göre: “İlk tedavi olarak en düşük
oranda (%2,1) ziprasidone idi.” Enteresan olan örneklemenin %5’ine ilk kayıt tarihlerinde 1 den fazla ikincil kuşak antipsikotik verildi.
İkincil kuşak antipsikotik’lerin
çocuklara verildiği en yaygın durumlar, sırayla, Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite Bozukluğu (DEHA), depresyon, davranış bozukluğu, karşı gelme
bozukluğu ve uyum sağlama bozukluydu. O dönemde risperidone’un davranış bozukluğunda, gelişim bozukluklarında,
yaygın gelişim bozukluklarında ve psikozda kullanımını kanıtlar iyi derecede destekliyordu. Buna mukabil mani ve iki
uçlu duygudurum bozukluğu için olasılık derecesinde kanıt vardı. Risperidone ile tedavi edilen çocuklardaki
kullanımın %64’ü kuvvetli kanıtlara dayanıyordu.
Olanzapine için de psikozda kullanımı
için destekleyici kuvvetli kanıt bulunmakla beraber, mani’de ve iki uçlu duygudurum bozukluğunda
olasılık derecesinde kanıt vardı.
Buna kıyas, aripiprazole
ve ziprasidone için hiçbir hastalıkta ne
kuvvetli ne olasılık derecesinde kanıt bulunmamaktadır.
Tablo İkinci Kuşak Atipik Antipsikotiklerin
Medicaid’e Kayıtlı Çocukları Tedavisinde Kullanım Kanıtı
Özel
İlgi:
Çalışmaya göre, azipiprazole’un bu
pediatrik gruptaki kullanımın büyümesine “özel ilgi” gerektiriyor. Bu ilaç piyasaya 2002’de girdi ve 2003 ile
2004 arasında bu ilacın pediatrik kullanıcıları %338 artı ve 2003 ile 2005
arasında artış %368 olarak hesaplandı.
Çalışma yazarları ayrıca bu hususu
“dikkate değer” olarak işaretlerdiler: 2005’de apriprazole’u ilk tedavi olarak
alan çocukların oranı (%8.2), ki bu ilacın kullanımını destekleyecek hiçbir
kanıt yoktu, ile çok iyi kanıtı olan risperidone’un ilk tedavi oranına (%9.8)
nerdeyse eşitti.
Yazarlara göre, ikincil kuşak
antipsikotikle tedavi edilen çocuklarda “Açıkça davranım bozuklukları, karşı
gelme ve davranış bozukluğu ve hiperkinetik-hiperaktivite semptomları sık sık
görülmektedir.” Ve ilave ediyorlar, “bu ilaçların birincil etiket dışı kullanımı davranım bozuklukları
olan çocuklar içinse, o zaman bu ilaçların ve çocukların davranışlarını
değiştiren diğer yöntemlerin emniyeti ve etkinliğini karşılaştırmasının acil ve
belli ihtiyacı var.”
Büyük Tartışma:
Şu sıralarda çocuk ve ergenlerde
antipsikotiklerin hem mantıklı bir şekilde hem doğru belirtiler (endikasyonlar)
için kullanıp kullanılmadıklarına dair büyük bir tartışma olduğunu kaydederek,
New York’daki Albert Einstien Tıp Fakültesin’ den Dr. Christoph Correll’ne
göre, çalışmanın ana problemlerden biri, sadece 2001 ile 2005 yılları
arasındaki antipsikotiklerin çocuklardaki kullanımını ele alıyor. Oysaki bu senelerin arasında çocuklardaki
antipsikotik kullanımını tartacak kanıtlar bugünkünden çok daha azdı.
Dr. Cornell, Medscape’e, aslında birkaç Atipik antipsikotik, aripiprazole dâhil, o
zamandan beri Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (Federal Food and Drug
Administration – FDA) tarafından, şizofreni, iki uçlu duygudurum bozukluğu ve
otizm gibi hastalıkları içeren birtakım hastalıklarda onaylandı, “böylece
atipik antipsikotik’lerin bu hastalıklarda gençlerdeki etkisinin kanıt bazı
şimdi bulunmaktadır.” dedi.Ama, ekleyerek devem etti, çalışma “sanki o zamanda
sadece FDA onayı olmadan kullanılmaları bu ilaçların geçlerdeki ağır
psikiyatrik hastalıkları için kullanımını geçersiz kılıyor gibi bir intiba
bırakıyor.” Dr. Cornell bunu da vurguladı: örneğin bir çocuğa DEHA teşhisini
koymakla asla birçok DEHA’sı olan çocukların ilave olarak agresif ve bozucu
davranışları ve/veya bozuklukları olabilecekleri gerçeğini göz ardı etmek demek
değildir ve bu problemler çocuğun gelişme evrelerini yakalamak ve genel
işlevlerini bozabilir.“Genel olarak semptomların endişe verici olmaları lazım
veya işlevselliğinin bozulması gerekir ki hekimler psikotropik ilaçlara el atma
lüzumunu duysunlar, ama biz teşhisten çok semptomları tedavi ediyoruz.” dedi.
Dr. Cornell, “Bu hastalara ilk tedavi olarak antipsikotik’lerin verilmesi
gerekiyor demiyorum; bunların teşhisleri çok dikkatli vermeli ve mümkün
olduğunda ilk olarak veya ek olarak psikososyal müdahaleler kullanmalı, ama bu
her zaman mümkün olmuyor zira bu genç hastalar çoğu zaman görüldüklerinden daha
karışık oluyorlar ve yazarlar bu tip ödeme talep veritabanı kullandıklarında
sonuçlarını daha ihtiyatlı bildirmeleri gerekir,” diye ekledi.
Çalışma yazarları kayda değer
finansal ilişkilerin [çıkar çatışması yaratacak] olmadıklarını beyan etmiş
bululmaktadırlar.
ŞİZOFRENLER’DE UZUN SÜRELİ
ANTİPSİKOTİK KULLANIMI BEYİN HÜCRE SAYISINI AZALTIYOR73:
1991 yılından 2009’a kadar yapılan
incelemede çok antipsikotik ilaç kullanımı beyin gri ve beyaz cevher volümünün
azalmasını sağladığı görülmüştür. Araştırmacılar bu incelemede hayvanlar
üzerinde yapılan çalışmaların sonuçlarının aynısını elde ettiler. Etiket dışı
antipsikotik kullanımının çok yaygın olduğu gerçeği ile ve antipsikotiklerin
şizofrenlerde kullanımının fayda risk oranı hesaplanmalıdır dediler.
Polifarmasi, PTSD (Travma sonrası Stres Hastalığı) ve
Reçeteli İlaçlara Bağlı Kazayla Ölüm
Prof. Dr. Allen
Frances,
09 Mart 2011
Çarşamba
Psychiatric
Times
http://www.psychiatrictimes.com/blog/couchincrisis/content/article/10168/1818174
14 Şubat, New
York Times gazetesi bizim [ABD’nin] muvazzaf askerlimizin ve savaş
gazilerimizin yüksek oranda kaza eseri doz aşımından öldüğünün rahatsız edici
haberini yayınladı. Alışagelen senaryo
PTSD (çoğu zaman ağrı sendromuyla beraber) teşhisini takip eden geniş çaplı ama
başarısız psikotropik ilaç tedavisidir ve bu biriktirilmiş tedavi hastanın çoğu
zaman genç yaşta ölümüyle sonuçlanıyor . Otopsinin çoğu zaman ortaya çıkardığı, ağır ilaç
kokteylini yansıtan kandaki yüksek seviyede reçeteli ilaç ve ondan ötürü ölümü destekleyecek başka bir bulgu
bulunmamaktadır.
PTSD/ağrı
hastalarına, çoğu zaman, bir ilaç karışımı veriliyor. Bu karışımda bu ilaçlar olabilir: bir antidepresan, bir antipsikotik, bir anksiolitic, bir uyku
ilacı ve bir ağrı ilacı. Bazen
bu muazzam tıbbi yükleme ya aynı ilaç grubundan birden
fazla ilaç vererek veya hastalar arasında ilaçlar paylaşılarak kendi kendini ilaçlama yoluyla daha da
kötüleştirilebiliniyor.
Her bir
psikotropik ilaçların ciddi yan tesirleri olabiliyor – fazla mikatrda ilaç
eklemesinde bunlar bazen solunum ve kalp fonksiyonlarını, ölümcül bir şekilde, tehdit edebiliyorlar. Ve bu karışım tek ilaçtan çok daha tehlikeli
olabiliyor çünkü birbirlerini etkileyerek birbirlerin kandaki seviyelerini
artırabilirler. Kaza eseri doz aşımı ve ölüm sebebi olarak reçeteli ilaçlar,
uyuşturucuları geçmiş durumdalar.
Orduya hak
vermek lazım, bu durumu algılamış bulunuyorlar ve pervazsız ve aşırı
polifarmasiyi kısıtlamak ve gözden geçirmek için gereken süreçleri oturtmaya
başladılar. Ama bu güç problemin hazır bir çözümü
olmayabilir. Bazı ilintili faktörler
şunlardır:
1.
Birçok
ilaçların beraber verilmesi sivil hayatta da yaygın. Polifarmasiye rehberlik edecek veya
dizginleyecek bilimsel çalışma bulunmamaktadır – böylece bu iş doktorun keyfine
kalmış oluyor ve hastanın rahatlaması için, bazen doktoru zorlamasının
katkısıyla.
2.
PTSD’nun
etkili ilaç tedavisi olmadığı için semptomları ayrı ayrı, kendi ilaçlarıyla
tedavi etme yöntemini teşvik ediyor.
3.
Ordunun
son zamanlarda, çok az ağrı kesiciler yazdıkları için aldıkları eleştirilere
olan ters tepkiyi azaltmak için, bir şekilde tehlikeli ağrı kesicilerin her şey
için ve başıboş yazılmasını arttırdı.
4.
Bu
ilaçlar yasal oldukları, kolay temin edilebildikleri, ve ucuz oldukları için
uyuşturucu kullanımına çekici bir alternatif olmaya başladı, ama, başka
psikotropik ilaçlarla olan etkileşimlerinden dolayı, tehlikeli sonuçlar meydana
getirebiliyorlar.
5.
İlaçları
hep eklemek ve hiçbir zaman sonuçlandırmamak eğiliminden dolayı, etkisi olmayan
ilaçların devamlı kullanımına yol açıp, biriken ilaç ve ilaç etkileşimleri yan
etkilerini artırıyor.
6.
Bir
ilacın yan etkisini azaltmak için başka bir ilaç vermek – örneğin bir
antidepresan anksiyete ve uykusuzluk yaparsa dozu azaltmak veya başka bir
antidepresan denemek yerine bu yan etkileriyle baş edecek ama bir zarar vermesi
olasılığı olan başka bir hap eklemek yanlış olur.
7.
Ruh
Sağlığı çalışanlarının sayısı kısıtlı olduğu ve PTSD’da çalışan ve etkin olan
tek yöntem, Kognitif Davranış Terapisine (KDT) kolay erişimi sağlanamadığı
için, bunlar ilaçlamayı teşvik ediyor.
8.
Hipokratın’ın
öğütünü unutmamak lazım, “ÖNCE ZARAR VERME”. Bu söz eski Yunanlarda, hekimlerin tedaviye yanıt vermeyen (ve verme
olasılığı olmayan) bozukluklara tehlikeli ve fazla agresif tedaviler uygulamayı
önlemek için geliştirilmişti. Bir tedavi
hastalıktan daha kötü olabilir ve bu gerçeği algılamak çok önemli. Bu tam bazı PTSD vakaların modern ikilemi. Daha emniyetli ve mantıklı tedbirli ilerleme yerine mantıksız tedavi mükemmeliyetçiliği ve
iyimserliği sonucu daha vahim ve ölümcül olabilir.
9.
Bu
problemlerden hiçbirinin çözümü kolay olmadığı halde, bunların düzeltici
adımları belli:
KDT’ye erişimi
fazlalaştırmak. Deneyimli ruh sağlığı
çalışanları istihdam etmek çok zor veya pahallıysa, var olan sıhhiye elemanı ve
paraprofesyoneller eğitilmeli. KDT
kısıtlı [tıp] eğitimleri olanlar tarafından öğrenilebiliniyor.
Hekimleri,
polifarmasinin riskleri ve sınırları hakkında, hem PTSD hakkında, hem ağrı
sendromu hakkında, hem de ikisi beraber olduğu zaman eğitmeli.
Hekimler
3’den fazla psikotropik ilaç yazdıklarında, bir ilacın normal dozdan fazlasını yazdıklarında, etkileşimleri olan
ilaç yazdıklarında ve/veya aynı ilaç grubundan birden fazla ilaç yazarlarsa,
özel açıklama talep edilmeli.
İstisnaların
yeterli açıklamaları olduğunu tespit etmek için otomatik, kapsamlı kalite
güvence denetimi yürürlüğe koymalı.
Tehlikeli
dozları ve ilaç bileşimlerini tespit etmek için eczaneler var olan ilaç
etkileşim algoritmalarını rutin olarak kullanmalı ve [olası tehlikeli durumda]
hekimleri uyarmalı.
Reçeteli
ilaçlara veya maddelere bağımlı olanlara kolay erişebilecekleri detoksifikasyon
hizmetleri sağlanmalı.
Ordudaki reçeteli ilaç doz aşımı probleminin paraleli, sivil hayatta
da bulunmaktadır. İki dünyanın trajik
doz aşımı kurbanları bir ulusal aşırı psikotropik ilaç kullanım aleminin en
görülür kurbanları olarak maden ocağındaki kanarya gibiler.
Psikotropik
ilaçların kullanımında:
Senede 700.000
yan etki ve 42.000 ölüm oluyor.
BULİMİA
ve ANOREXİA NERVOSA’da İLAÇLAR ETKİSİZ:
1991 yılında Fichter ve arkadaşları 60mg Prozac verilince placebo kontrollü çalışmada Bulimia’da plasebodan üstün olmadığını
buldu. 74
1996 yılında FDA Prozac için Bulimia tedavisinde kullanım onayı
vermişti. 75-76 Bulimia
tedavisinde Prozac’ın Plasebodan daha etkili
olmadığını gösteren kontrollü çalışma Yale Üniversitesinde 2005 yılında
yapıldı. 77
Anorexia tedavisinde Prozac’ın Plasebodan daha etkili olmadığın gösteren
kontrollü çalışma 2006 yılında yayınlandı. 78
Psikiyatride kullanılan ilaçların etkisinin plasebodan
daha fazla olmadığını gösteren Meta-Analiz çalışmalarınıda çok ciddiye almamız gerekmektedir.
Bu çalışmalar
ışığında Antidepresan ilaçlar ve antipsikotik ilaçlara Ülkemizin harcadığı
yıllık para miktarının hesaplanması gerekmektedir ve yukarıdaki yayınları
ciddiye alırsak bu paranın %20 sinin doğru olarak harcandığını gösterir.
Aynı sonuçlar Psikiyatri dışındaki Tıbbi uygulamalarda da
bulunmuş. 2009 yılında JAMA’da yayınlanan Bilimsel
kanıta dayalı yöntemlerin incelemesinde ACC/AHA tüzüğüne göre daha önce
kanıtlanmış bir çok yöntemin bilimsellik değerinin daha düşük olduğunu tespit
etmişler79
NEJM’de yayınlanan
bir çalışmada diz osteoartritinde artroskopik ameliyatın etkileri ile ilgili
randomize bir çalışma yapılmış çünkü etkisi olup olmadığı bilinmemekte ancak
yapılan çalışma sonucunda ek bir fayda getirmediği sonucu ortaya çıkmış. 80
http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa013259
Son 20 senedir tıpda ve klinik psikoloji kanıta dayalı tedavi yöntemlerini desteklemede randomize kontrollü çalışmaların altın standart olduğu ilaç endüstrisi tarafından vurgulanmıştır. Fakat bu altın standartın bilimsel olarak gerekli olmadığı karşı tezi prestijli New England Journal of Medicine de iki yayında 81-82 ve ayrıca başka bir yayında da83 yayınlanmıştır. Gözleme dayalı klinik çalışmaların sonuçları ile randomize kontrollü çalışmaların sonuçları hep aynı çıkmış. Kanıta dayalı tıpda mutlaka randomize kontrollü çalışmaların olması gerekmemektedir sonucuna varılmış.
Türkiye’de
Antidepresant ve antipsikotik ilaçların kullanımında artışın olması çok dikkat çekicidir. Amerika da NIMH’ in de (Ulusal Sağlık Akıl
Sağlığı) akıllı yeni tedavi yöntemlerine ve kişiye uygun tedavi yöntemine
yönelmesi, yeni ilaçların keşfinin çok maliyetli olması ve yeterli etkisinin
görülmemesinden dolayıdır. NIMH yeni yöntemlerin içinde Neurobiofeedback’i umut
verici bi yöntem olarak bir çok Grant açmıştır. Bunlarıda size web sitemde
bahsetmeye çalıştım.
Tabip odasının,
TPD’nin( Türkiye psikiyatri derneğinin), Sağlık Bakanlığının amaçlarından bir kısmıda,
toplumun sağlık düzeyinin belirlenmesi, sağlığı bozan etmenlerin açığa
çıkarılması, bu etmenlerle mücadele yöntemlerinin saptanması, toplum
sağlığı için gerekli sağlık politikalarının oluşturulması ve bu ilkelerin
uygulanması için çaba harcamak olduğunu biliyorum. Şişmanlık, kalp
rahatsızlığı, şeker hastalığı ve kanser yapma gibi yan etkileri olduğunu
bildiğimiz psikiyatrik ilaçların kullanımını azaltmalıyız ve denetlemeliyiz.
ABD’ de bu tür ilaçlar “İntihar
riski yaratıp, ölüme sebep verebilir”
diye etiketlenmektedir, bizde de bu tür etiketler olmalıdır.
İlaçsız tedavi olan Neurobiofeedback’in yan
etkisi ilaçlarla karşılaştırıldığında hemen hemen olmayan bir yöntem olan
Neurobiofeedback tedavisinden halkımızın mutlaka yararlanması gerekmektedir. Meta analiz,
RCT çalışmaları olan ve Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Textbook’un da
tavsiye edilen neurofeedback tedavisi bilimseldir.
Görüldüğü gibi, yapılan bütün
bilimsel çalışmaların ortak noktasında bu yöntemin bilimsel bir yöntem
olduğu ve hastalar üzerinde olumlu sonuçlar doğurduğu açıktır. Dolayısıyla, Konuyla ilgili Neurobiofeedback tedavisinin bilimsel
olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelerin ne kadar eksik ve yanlı olduğu yukarıda verilen bilgiler ışığında incelendiğinde açıkça görülecektir.
Bir teşhis ve
tedavi yönteminin bilimsel olmadığı akademisyenler ve meslek odaları tarafından
söyleniyorsa, tüm yayınlar incelenmeli ve neden bilimsel olmadığı “A klas tıp
literatüründe” yayınlanacak bir makale olarak yazılıp yayınlatılmalıdır. Bunun
etik ve bilimsel yolu budur diye düşünüyorum.
Neurofeedback
Tedavisi yaygın olarak dünyanın birçok ülkesinde yapılmaktadır, ve kabul görmüş
bir tedavidir. Birçok meslektaşım dünyanın dört bir yanında bu tedaviyi
uygulamaktadır.
Biofeedback, Neurofeedback,
Psikiyatride QEEG ve
ERP Kullanımı Derneği Başkanı,
Psikiyatrist
Dr. Tanju Sürmeli
KAYNAKÇA
1.Sağlık harcama istatistikleri 2004-2007 yılı sonuçları.
T.C. Türkiye İstatistik Yıllığı 2007. ve 2009 T .C. Başbakanlık Türkiye İstatistik
Kurumu H .Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni Sayı: 29 22 Şubat
2010 10.00.
2. Dr. Halis Ulaş.Psikiyatrik İlaçların
Kullanımı Giderek Artıyor.Türkiye Psikiyatri Derneği Dış ilişkiler Sekreteri
TPD MYK adına. http://www.egebireyselgelisim.com/index.php?option=com_content&view=article&id=190:psikiyatrik-ilaclarin-kullanimi-giderek-artiyor&catid=151:basin-duyurulari-ve-basin-bultenleri&Itemid=515
3. TÜRKİYE SAĞLIK ARAŞTIRMASI, 2008 (REVİZE)
. T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni Sayı:142 10
Ağustos 2010 10:00.
4. Gülöksüz S, Oral ET, Ulaş H (2009) Eğitim veren kurumlarda
çalışan psikiyatristlerin ilaç endüstrisi-hekim ilişkisine yönelik tutum ve
davranışları. Türk Psikiyatri Dergisi; baskıda
5. SGK 2002-2008 verileri.
6. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), 2011
Yılı Programı. T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı.
7. Pharmaceutical
Deals. Mergers and Acquisition within the Turkish Pharmaceutical Market,
2006 – 2009 Review. Price Waterhouse Coopers.
8. The Cost of
Depression. Robert Leahy, Ph.D.. Director of the American Institute for
Cognitive Therapy. The Huffington Post, Posted: October 30, 2010 03:31
AM.
9. Sağlıkta Dönüşüm
Sürecinde Sağlık Harcamaları. Dr. Ali Rıza Üçer Tıp
Kurumu Genel Sekreteri. http://tipkurumu.org
10. Sağlıkta Dönüşüm Sürecinin İlaç Sektörüne
Etkileri. . Dr. Ali Rıza Üçer Tıp Kurumu Genel
Sekreteri. http://tipkurumu.org.
11. İlaç Endüstrisi İş Verenler Sendikası.İEİS (2009). İlaç Pazarı/Tüketimi. http://www.ieis.org.tr/asp_sayfalar/index.asp?sayfa=220&menuk=12. Erişim tarihi: 16.03.2009
12.Jensen PS, Arnold LE, Swanson JM,
Vitiello B, Abikoff HB, Greenhill LL, et al.( 2007). 3-year follow-up of the
NIMH MTA study. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. Aug;46(8):989-1002.
12A. Molina
BS, Hinshaw
SP, Swanson
JM, Arnold
LE, Vitiello
B, Jensen
PS, Epstein
JN, Hoza
B, Hechtman
L, Abikoff
HB, Elliott
GR, Greenhill
LL, Newcorn
JH, Wells
KC, Wigal
T, Gibbons
RD, Hur
K, Houck
PR.The MTA at 8 years: prospective
follow-up of children treated for combined-type ADHD in a multisite study. J
Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 2009 May;48(5):484-500.
13.Breggin, P.
“Psychostimulants in the treatment of children diagnosed with ADHD: Risks and
mechanism of action.” International Journal of Risk and Safety in
Medicine, 12 (1), 3-35, 1999. 5:225-246, 2003. 13:15-22,
2000. Also published in 1:213-241, 1999.
14.Breggin,
P. “What
psychologists and therapists need to know about ADHD and
15. Breggin, P.“The
NIMH multimodal study of treatment for attention deficit/hyperactivity
disorder: A critical analysis.” (PDF) International Journal of Risk and
Safety in Medicine Ethical Human Sciences and Services.
16. http://www.wddty.com/03363800372840157343/adderall.html
http://www.amenclinics.com/ac/bitn/bitn_detail.php?articleID=73
17.Gould, MS, Walsh, BT, Munfakh, JL,
Kleinman, M, Duan, N, Olfson, M, Greenhill, L, Cooper, T: Sudden death and
use of stimulant medications in youth. American Journal of
Psychiatry 2009;166(9): 992-1001
18. Volkow,
N. D., Wang, G-J , Fowler, J. S., Logan, J, Gerasimov, M., Maynard, L., Ding,
Y- S., Gatley, S. J., Gifford, A., Franceschi, D. (2001). Therapeutic Doses of Oral Methylphenidate Significantly Increase
Extracellular Dopamine in the Human Brain. The Journal of Neuroscience,
21:RC121:1-5 19.Vastag,B.(2001). Pay Attention:
Ritalin Acts Much Like Cocaine. JAMA. 286(8):905-906.
20.El-Zein,
R. A, Abdel-Rahman, S. Z., Hay, M.J., Lopez, M.S.,Bondy, M.L., Morris,
D.L., Legator M.S.(2005). Cytogenetic effects in
children treated with methylphenidate.Cancer Letters. 230(2):284-291.)
21.Calarge CA, Acion L, Kuperman S,
Tansey M, Schlechte JA. Weight gain and metabolic abnormalities during extended risperidone
treatment in children and adolescents. J Child Adolesc
Psychopharmacol. 2009; 19:101-109.
22. Penzner JB,
Dudas M, Saito E, et al. Lack
of effect of stimulant combination with second-generation antipsychotics on
weight gain, metabolic changes, prolactin levels, and sedation in youth with
clinically relevant aggression or oppositionality. J Child Adolesc Psychopharmacol. 2009; 19:563-573.
23. Koga M. Clinical factors related
to gains in body mass index (BMI) among patients under long-term antipsychotic
treatment. Seishin Shinkeigaku Zasshi 2003; 105:473–488
24. Meaney AM, Smith S, Howes OD,
O'Brien M, Murray RM, O'Keane V. Effects of long-term prolactin-raising
antipsychotic medication on bone mineral density in patients with
schizophrenia. Br J Psychiatry 2004; 184:503–508.
25. Hummer M, Malik P, Gasser RW, et
al. Osteoporosis in patients with schizophrenia. Am J Psychiatry 2005;
162:162–167.
26. Eliassen AH, Tworoger SS,
Hankinson SE. Reproductive factors and family history of breast cancer in
relation to plasma prolactin levels in premenopausal and postmenopausal women. Int J Cancer 2007; 120:1536–1541.
27. Dalton SO, Johansen C, Poulsen
AH, et al. Cancer risk among users of neuroleptic medication: a
population-based cohort study. Br J Cancer 2006; 95:934–939.
28. Anonymous. Neuroleptics:
increased rate of venous thromboembolic events. Prescrire Int 2006; 15:224.
29. Haddad PM, Anderson IM.
Antipsychotic-related QTc prolongation, torsade de pointes and sudden death. Drugs 2002; 62:1649–1671
30. Larsson SC, Wolk A. Obesity and
colon and rectal cancer risk: a meta-analysis of prospective studies. Am J
Clin Nutr 2007; 86:556–565
31. Basu A, Meltzer HY. Differential
trends in prevalence of diabetes and unrelated general medical illness for
schizophrenia patients before and after the atypical antipsychotic era. Schizophr Res
2006; 86:99–109.
31a. Ray, W. A., Chung, C.P., Murray, K. T, Hall, K., Stein,
C. M.(2009). Atypical Antipsychotic Drugs and the Risk of
Sudden Cardiac Death The
New England journal of medicine 360;3 nejm.org january 15, 225
32. Schneider LS, Dagerman KS, Insel
P. Risk of death with atypical antipsychotic drug treatment for dementia:
Meta-analysis of randomized placebo-controlled trials. JAMA 2005;294:1934-1943.
33. Fry AM, Shay DK, Holman RC et al.
Trends in hospitalizations for pneumonia among persons aged 65 years or older in
the United States, 1988-2002. JAMA 2005;294:2712-2719.
34.Clozapine and
myocarditis. Prescriber Update No.9, June 1995, p.7-8.
35.Kilian JG, Kerr K,
Lawrence C, Celermajer DS. Myocarditis and cardiomyopathy associated with clozapine.
Lancet 1999;354:1841-45.
36.Murray CJ, Lopez AD. Global health
statistics: a compendium of incidence, prevalence, and mortality estimates for
over 200 conditions. In: Global Burden of Disease and Injury Series, Vol
II. Boston: Harvard University Press, 1992:1-33.
37.Warner B, Schadelin J. Clinical safety
and epidemiology. Leponex/Clozaril and myocarditis. Novartis Pharma
AG, Basel, Switzerland, November 1999.
38.Hagg S, Spigset O,
Soderstrom TG. Association of venous thromboembolism and
clozapine. Lancet 2000;355:1155-6.
39. Walker AM, Lanza LL,
Arellano F, Rothman KJ. Mortality in current and former users of clozapine. Epidemiology 1997;8:671-7.
40.Coodin S, Ballegeer T. Clozapine therapy
and pulmonary embolism. Can J Psychiatry 2000;45(5):395.
41.Suttmann I, Ditter S,
Landgraf R, Schulze J, Folwaczny C. Clozapine and sudden death. Lancet 2000;355:842-3.
42.Hayes G, Gibler B. Clozapine-induced
constipation. Am J Psychiatry 1995;152:298.
43.Drew L, Herdson P. Clozapine and
constipation: a serious issue. Aust NZ J Psychiatry 1997;31:149-50.
44.Clozapine -
gastrointestinal obstruction. WHO Pharmaceuticals Newsletter Nos. 3&4, Mar/Apr
1999, p.6.
45.Clozapine and
hyperglycaemia. Prescriber Update No.18, June 1999, p.36-8.
46. Diav-Citrin
O, Shechtman
S, Weinbaum
D, (2008) Paroxetine and fluoxetine
in
47. Wu
CS, Wang
SC, Cheng
YC, Gau
SS. (2011). Association of
Cerebrovascular Events With
Antidepressant Use: A Case-Crossover Study. Am J Psychiatry. 2011 Mar 15.
48. Kroenke, C. H.,
Glynn, R. J., Garan, H., Albert, C. M.,
Whang, W., Kubzansky, L. D., Kawachi, I., Rexrode, K. M. ( 2009).Women: Results
From the Nurses' Health Study Depression and Risk of Sudden Cardiac Death and
Coronary Heart Disease. J. Am. Coll. Cardiol.;53;950-958
49. J. Brent Richards,
Alexandra Papaioannou, Jonathan D. Adachi, Lawrence Joseph, Heather E. Whitson,
Jerilynn C. Prior, David Goltzman.( 2007). Effect of Selective Serotonin
Reuptake Inhibitors on the Risk of Fracture.Arch Intern Med.;167:188-194.
50.Bromley
RL, Mawer
G, Clayton-Smith,J, Baker GA.( 2008).
Autism spectrum disorders following in utero exposure to antiepileptic drugs
Neurology.;71:1923-1924.
51. Turner, Erick H.,
Matthews, Annette M., Linardatos, Eftihia, Tell, Robert A., Rosenthal, Robert N. Selective Publication of Antidepressant Trials and Its Influence on
Apparent Efficacy. Engl
J Med 2008 358: 252-260.Volume 358:252-260, January 17, 2008, Number 3.
52. Kirsch, I., & Sapirstein, G.
(1998). Listening to Prozac but hearing placebo: A meta- analysis of antidepressant
medication. Prevention and Treatment, 1 (Article 2002a).
53. Baldessarini RJ (1989) Current
Status of antidepressants : Clinical pharmacology and therapy. J Clin
Psychiatry .50, 117-126.
54. Katon W, Von Korff M, Lin E, Bush T
and Ormel J (1992) Adequacy and Duration of antidepressant treatment in primary
care. Med Care 30, 67- 76.
55. Hirschfeld RMA and Goodwin FK (1988)
Mood Disorders. In: Talbott JA , Hales RE and Yudofsky SC (eds) Textbook of
Psychiatry pp. 403-441. Washington,DC: American Psychiatric Press.
56. Jönsson, B., Rosenbaum, J.(1993).
Health Economics of Depression. Perspectives in Psychiatry Vol.4. Wiley &
Sons, UK.
57. Khan, A., Leventhal, R. M., Khan, S., & Brown, W. A.
(2002). Severity of depression and
response to antidepressants and placebo: An analysis of the Food and Drug
Administration database. Journal of Clinical Psychopharmacology, 22, 40-45.
58. Pigott, H.E., Leventhal, A.M.,
Alter, G.S., Boren,J.J.( 2010). Efficacy and Effectiveness of Antidepressants: Current Status of Research. Psychother Psychosom.
February 22; 79: 267 – 279
59-Rising K, Bacchetti P, Bero L:
Reporting bias in drug trials submitted
to the Food and Drug Administration: a review of publication and
presentation. PLoS Med 2008; 5:e217.
60-Turner EH, Matthews AM,
Linardatos, E, Tell RA,Rosenthal R: Selective publication of antidepressant
trials and its influence on apparent efficacy.N Engl J Med 2008;358:252– 260.
61- Mathieu S, Boutron I, Moher D,
Altman DG,Ravaud P: Comparison of registered and published primary outcomes in
randomized controlled trials. JAMA 2009; 302: 977–984.
62- Kirsch I, Scoboria A, Moore TJ:
Antidepressants and placebos: secrets, revelations, and unanswered questions.
Prev Treat 2002; 5:article 33.
63-Kirsch I, Moore T, Scoboria A,
Nichols S: The emperor’s new drugs: an analysis of antidepressant medication data submitted to
the U.S. Food and Drug Administration. Prev Treat 2002; 5:article 23.
64- Kirsch I, Antonuccio D:
Antidepressants versus placebos:
meaningful advantages are lacking. Psych Times, September 19, 2002.
65- Kirsch I, Deacon B, Huedo-Medina
TB, Moore TJ, Johnson BT: Initial severity and antidepressant benefits: a meta-analysis of data submitted to the Food
and Drug Administration. PLoS Med 2008; 5:e45.
66-Fava M, Evins E, Dorer DJ,
Schoenfeld DA: The problem of the placebo response in clinical trials for
psychiatric disorders: culprits, possible remedies, and a novel study design approach.Psychother
Psychosom 2003; 72: 115–127.
67- Otto MW, Nierenberg AA: Assay
sensitivity, failed clinical trials and the conduct of science. Psychother
Psychosom 2002; 71: 241–243
68. Ghaemi, N. ( 2011). Antidepressants in Bipolar
Depression: A New Meta-Analysis for an Old Controversy Psychiatric Times. Vol. 27 No. 12 January 3, 2011
69.Ghaemi SN,
Wingo AP, Filkowski MA, Baldessarin RJ. Long-term antidepressant treatment of
bipolar depression: meta-analyses of benefits and risks. Acta Psychiatr
Scand. 2008;118:347-356.
70. Janicak, P.G, 2006 . The CATIE
study and its implications for antipsychotic drug use. Essential
psychopharmacology 7(1):53-63.
71. Kaplan.,A.(2011). NIMH shifts
focus to molecular origins of mental İllness.Psychiatric Times.Vol.28.No.1
February 9,2011.
72. Comparative Effectiveness Review Number 6
. Efficacy and Comparative Effectiveness of Off-Label Use of Atypical
Antipsychotics.Prepared for: Agency for
Healthcare Research and Quality U.S. Department of Health and Human
Services.540 Gaither Road.Rockville, MD 20850 Contract No. 290-02-0003 www.ahrq.gov
73.Ho B.C., Andreasen
N.C., Ziebell S., Pierson R., Magnotta
V. Long-term Antipsychotic Treatment and Brain Volumes.A Longitudinal Study of
First-Episode Schizophrenia. Arch Gen Psychiatry.2011;68(2):128-137
74.Fichter MM, Leibl K, Rief W, Brunner E,
Schmidt-Auberger S, Engel RR. Fluoxetine versus placebo: A
double-blind study with bulimic inpatients undergoing intensive psychotherapy. Pharmacopsychiatry. 1991;24:1–7.
75.Flouxetine
Bulimia Nervosa Collaborative Study Group. Fluoxetine in the treatment of
bulimia nervosa: a multicenter, placebocontrolled,double-blind trial. Arch
Gen Psychiatry 1992;49:139–147.
76. Goldstein
DJ, Wilson MC, Thompson VL, et al. Long-term fluoxetine treatment of bulimia
nervosa. Br J Psychiatry 1995;166:660–666
77. Grilo CM, Masheb RM, Wilson
GT(2005). Efficacy of cognitive behavioral therapy and fluoxetine for the
treatment of binge eating disorder: a randomized double-blind placebo-controlled
comparison. Biol Psychiatry.57(3):301-9.
78.Walsh, B. T., Kaplan, A. S., Attia, E., Olmsted, M., Parides, M.,
Carter, J. C., Pike, K. M., Devlin, M. J., Woodside, B., Roberto, C.A.,
Rockert,W.(2006).Fluoxetine After Weight Restoration in Anorexia Nervosa.A
Randomized Controlled Trial. JAMA, June 14,Vol 295, No. 22 2605
79. Tricoci p., Allen j.m., Kramer; J. M. et al.( 2009). Practice Guidelines
Scientific Evidence Underlying the ACC/AHA Clinical JAMA.301(8):831-841
http://jama.ama-assn.org/cgi/content/full/301/8/831
80.
Kirkley A., Birmingham
B.T.,Litchfield R.B., Giffin R., Willits K.R., Wong C.J., Feagen B.G., Donner
A., Griffin S.H., D’Ascanio L.M., Pope J.E., Fowler P.(2011). A randomized
trial of Arthoscopic Surgery for Osteoarthritis of the knee. The New England
Journal of Medicine. September 11.Vol 359 No 11.1097-1107
81.
Benson K, Hartz AJ. A
comparison of observational studies and randomized, controlled trials. New England Journal of Medicine 2000;
342(25): 1878-1886.
82.
Concato J, Shah
N, Horwitz RI. Randomized, controlled trials, observational studies, and the
hierarchy of research designs. New
England Journal of Medicine 2000; 342(25): 1887-1892.
83.
Britton A, McPherson K,
KcKee M, Sanderson C, Black N, Bain C. Choosing between randomized
and non-randomized studies: a systematic review. Health Technology
Assessment 1998; 2(13): 1-124.
|