Sağlık Bakanı, bir gazetede verdiği röportajda “Kontrollü çalışmalarla, hakemli bilimsel dergilerin, “Evet bu kanıta dayandırılmış tıptır” dediği her şeye vatandaşımız güvenebilir” diyor.

http://www.saglik.gov.tr/TR/belge/1–11475/11122010--mesude-ersanin-saglik-bakani-prof-dr-recep-ak-.html

 

Ben de neurofeedback tedavisinin bilimsel olduğunu kanıtlayan belgeleri size sunmak istiyorum:

NF eğitimi, FDA onaylı neurofeedback ekipmanı ile yapılır.

 

ABD’de Araştırma merkezleri veya Üniversiteler aletleri kullanırken mutlaka FDA onaylı aletler olması gerekmemektedir. Ancak Üniversite dışında çalışan ve Neurobiofeedback uygulayan klinisyenler FDA onaylı aletler kullanmak zorundadırlar ve aletlerde FDA onaylıdır. Biofeedback yöntemi her ne kadar gevşeme eğitimleri için onay alsa da lisanslı doktorların uygun gördükleri vakalarda uygulamada serbest olduklarını da belirtmektedir.

 

FDA iki şeyi onaylar. Bir kullanılan ilaçların insan sağlığına zararına bakar ve yeterli RCT çalışması varsa o hastalık grubu için kullanımına onay verir. Biofeedback gibi aletleri onaylatırken bu aletleri yapan firmalar aletlerin insan sağlığına yan etkisi olmadığına dair onay alırlar. Aletler stres için onay almıştır. Aleti yapan firma bu aleti pazarlarken Dikkat Eksikliği, Depresyon tedavisi için alet olarak pazarlayamaz. Pazarlaması için bu konuda hakemli dergilerde yayınlanmış bilimsel yayınları FDA’ ye sunup başvuru için 1-2 milyon dolar kadar masraf yapması gerekir. Buda hiçbir alet firmasının ana konusu değildir. Neurobiofeedback konusundaki bilimsel yayınlar hakemli dergilerde yayınlanır ve bu aletlerin kullanımı ile bir çok hastalıkta yapılan araştırmalar sonucu, birçok alanda klinik kullanım söz konusudur. Psikiyatrik hastalıkların temelinde stresin yatmasının yanında bir çok olayda ve hastalıklarda vücutdaki nefes alış, kalp atışı, ısı, beyin dalgaları değişiklikleri tanımlanmıştır.

Klinisyenlerin FDA onaylı aletlerle Neurobiofeedback yöntemini uygulaması için FDA olağan görevini yapmaktadır. FDA sözcüsü Karen Riley’e göre biofeedback yöntemi her ne kadar gevşeme eğitimleri için onay alsa da lisanslı akıl sağlığı terapistlerinin uygun gördükleri vakalarda uygulamada serbest olduklarını da belirtmektedir. 

 http://www.neurofeedbackconsult.com/in-the-news/study-may-show-whether-neurofeedback-helps-people-with-adhd-and-other-disorders/

 

        

Neurofeedback yönteminin bazı alanlarının henüz bilimsel geçerliliğe ihtiyaç duyduğu açıktır. Ancak bu, tıp dâhilindeki birçok uygulamadan ve özellikle de çocuklarda ilaçların etiket dışı reçete edilmesine dair yaygın kullanımdan çok farklı değildir. Herhangi bir kişinin neurofeedback yönteminin deneysel veya etik dışı olduğunu ileri sürmesi halinde, bu kişinin dürüst davranarak ilaçların etiket dışı (off label) olarak reçete edilmesine dair yaygın psikiyatrik uygulamayı da aynı derecede etik dışı ve deneysel olarak tanımlaması gerekir.  

Neurofeedback invaziv değildir. Nadiren çok hafif ve kolaylıkla geri döndürülebilen yan etkiler (Baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk) sergilemektedir. Epilepsiyi ele alacak olursak, ilaçlarla kontrol edilemeyen bir epilepside beynin temporal lobunun bir bölümünü alarak sonrasında oluşabilecek bilişsel bozukluklar yerine invazif olmayan bir yöntem olan neurofeedback yöntemi neden tercih edilmesin.

Amerikan pediatri Birliği, Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Birliği ne diyor?

 

WHO (World Health Organization), World Psychiatric Association, American Psychiatric Association, American Academy of Child and Adolescent Psychiatry’nin web sitesinde Neurofeedback tedavisinin bilimsel olmadığına dair bir tek yazı yoktur. Aksine, Haziran 1990 yılından beri Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisinin Kararına göre Çocuk ve Ergen psikiyatristlerinin Biofeedback (BF) uygulaması için gerekli eğitimi almaları ve Biofeedback sertifikalı olmaları gereklidir denmektedir. Biofeedback bilimsel olmasaydı akademi böyle bir tavsiyede bulunmazdı.

http://www.aacap.org/cs/root/policy_statements/criteria_for_clinical_privileges_for_physician_members_of_medical_staffs

 

Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Akademisinin Prensibine göre birçok klinik yeni uygulamaları desteklediklerini, hatta yeteri kadar bilimsel veri toplanmasa da klinik vakalarda gelişme olan yöntemleri de desteklediklerini belirtiyorlar.

http://www.aacap.org/cs/root/policy_statements/evidence_based_practice

 

Kasım 2010 da Dünyaca ünlü Elsevier Dergisi  raporunda (Elsevier Science and technology report) Neurofeedback ile ilgili önemli yeni buluşlar arasında olduğunu bahsetmektedir.

 

http://www.researchandmarkets.com/research/f8df94/neurofeedback_and_neuromodulation_techniques_and

 

http://www.businesswire.com/news/home/20110602005768/en/Research-Markets-Neurofeedback-Neuromodulation-Techniques-Applications

 

Amerikan Pediatri Akademisi ve Hawai Eyaleti, Kanıta dayalı tıp psikososyal müdahaleleri içinde biofeedback  tedavisini Dikkat Eksikliği Hastalığı için Seviye 2’de iyi destek (good support) alan müdahaleler arasına girmiştir. http://hawaii.gov/health/mental-health/camhd/library/pdf/ebs/ebs032.pdf

http://aap.org/commpeds/dochs/mentalhealth/docs/CR%20Psychosocial%20Interventions.F.0503.pdf

ABD’de psikiyatristler Neurobiofeedback tedavi yöntemini muayenehane ortamında ABD'de bu yöntemi kolaylikla hastalarina uygulayabildiklerini, hicbir kurulusun kisitlama getirmedigini beyan ediyorlar. (Örnek: Lina Guertin, MD, MBA ve Asst. Prof. Richard Szuster,MD. board sertifikalı psikiyatrist ve çocuk-ergen psikiyatristi )

 http://www.reachneurofeedback.com/about.html

http://www.hawaiiresidency.org/psychiatry/dopgr_fall_06.html

 

Avustralya’da Psikiyatri Prof. Dr. Leon Petchkovsky’de tedavi yöntemini klinik ortamında  bu yöntemi kolaylıkla hastalarına uygulayabildiklerini, hiçbir kuruluşun kısıtlama getirmediğini beyan ediyor. www.pinnigerclinic.com

 

Neurofeedback tedavisini seçmelerindeki nedenlerden birisininde ilaçların birçok yan etkisinden memnun olmadıkları için olduğunu söylüyorlar.

 

 

Amerikan Psikiyatri Birliği, Etkili Tedaviler başlığı altında Biofeedback, EEG ve EMG biofeedback’ten bahsetmektedir. http://www.apacaim.org/

Amerikan Fizik Tedavi Birliği biofeedback yönteminin İdrar kaçırmada kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğunu  belirtmektedir.

http://www.apta.org/AM/Template.cfm?Section=Home&CONTENTID=18205&TEMPLATE=/CM/ContentDisplay.cfm

 

Mayo Klinik, biofeedback’in birçok fiziksel ve zihinsel sağlık problemlerinin çözülmesinde kullanıldığını ve aşağıdaki sebeplerden dolayı kullanılabileceğini ve insanlara da bu sebeplerden dolayı cazip geldiğini belirtiyor.

http://www.mayoclinic.com/health/biofeedback/MY01072/DSECTION=why-its-done

İnvasiv değildir. İlaç ihtiyacını azaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir.

İlacı tolereye edemeyen kişiler için bir tedavi alternatifi olabilir.

İlacın iyi sonuç vermediği durumlarda bir seçenek olabilir.

Hamilelik sırasında bazı durumlar için ilaçlara alternatif olarak kullanılabilir olduğunu söyler.

 

Neurobiofeedback tedavisinin bilimselliğini kanıtlayan bazı yayınlar:

 

Psikiyatrist, aynı zamanda  matematik ve fizikçi Andrew Abarbanel, 1995 yılında yayınladığı bir makalesinde, Neurofeedback (NFB) eğitiminin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ve şizofrenide fayda göstermesinin temelinde yatan elektrofizyolojik ve nörofizyolojik süreçleri ele almıştır. Bu bozukluklar arasındaki nörofizyolojik benzerlikler, depresyon ve OKB üzerinde gözlenen NFB etkisini açıklamada kullanılmış ve NFB’in şizofreni tedavisine de uyarlanma olasılığı ele alınmıştır. Abarbanel Stanford Üniversitesinde fizik ve matematik okuyup ve fizik doktorası aldıktan sonra, aynı üniversitede tıp eğitimi almıştır. İhtisasını 1982’de Harvard’ın Mt. Auburn ve McLean hastanelerinde tamamlamıştır. 1

 

Psikiyatrik bir tanı koyulmadan önce fiziksel ya da nörolojik koşulların elenmesi gereklidir. Psikiyatrik hastaların EEG’lerinin %64 ila % 68’inde 1A-2 patofizyoloji göze çarpmaktadır ve bu sonuçlar “ organik beyin lezyonunu” elemekten öte ek fayda sağlamaktadır. Bu tür elektroensefalografik çalışmalar, ayırıcı tanı, tedavi seçimi ve değerlendirmesinde faydalıdır.  Bazı boylamsal çalışmalar gösteriyor ki, ilk çekilen kantitatif EEG profillerinin, aynı DSM tanılı hastalar arasında hangisinin farklı ilaçlara öncelikli cevap vereceği ya da hastalığın farklı ilerleyeceği grupları ayırt eder. Amerikan Nöropsikiyatri Birliği Araştırma Komitesi 2006 yılındaki QEEG’nin klinik psikiyatrideki değeri ile ilgili raporlamasında3 QEEG’nin klinisyene, Dikkat Eksikliği/ Hiperaktivite, Depresyon, Bipolar Bozukluk, Şizofreni, Vasküler Demans, Alzheimer’s gibi birçok yaygın nöropsikiyatrik bozukluğun teşhis ve ayırıcı tanısına yardımcı olmakta faydalı ve klinisyenlerin kullanabileceği bir laboratuvar testi olduğu sonucuna vardılar. Snyder ve arkadaşlarının4 yaptığı körleme bir çalışmada EEG, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktiviteyi % 87 hassasiyet ve % 94 özgüllük ile tespit ettiğini ancak değerleme ölçeklerinin % 38 ila 79 hassasiyet ve % 13 ila 61 özgüllük ile tespit ettiğini göstermişlerdir.

 

Diğer hastalık grupları için belirtilen hassasiyet ve özgüllük oranları verilmiştir.

 

Neurofeedback, kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmesine yardımcı olan bir öğrenme stratejisidir. Bu yöntem, kişiye kendi beyin dalgalarının karakteriyle ilgili bilgi verilirse, o kişinin kendi beyin dalgalarını değiştirmeyi öğrenebileceği ve bu değişikliklerin genelde kalıcı olacağı ilkesine dayanır. Bu görüşten yola çıkarak, Neurofeedback’in bir çeşit beyin egzersizi” olduğunu söylemek de mümkündür.

 

50 yıldan fazla bir süredir Üniversite ve NASA laboratuvarlarında yapılan araştırmalar sonrasında ilaç kullanmak istemeyen ailelerin çocukları için en başarılı beyin eğitim yöntemi olarak kabul edilen Neurobiofeedback (NBF) yöntemine başlanmıştır. 1915’te Pavlov’un Nobel ödülü aldığı koşullanma geri bildirim yönteminin insan beynine yapılması NASA’da başarıyla uygulandı.

 

PubMED’ de Biofeedback (BF), Neurofeedback, EEG Biofeedback, Neurobiofeedback, BCI (Brain Computerized Interface) feedback, SCP feedback, HEG (Hemoencephalogram) feedback, Loreta feedback ve fMRI feedback diye yazarsanız 8000’den fazla makale, QEEG/EEG diye yazarsanız 90.000’den fazla QEEG ile ilgili hakemli dergilerde yayınlanmış makale bulursunuz. Ayrıca PubMED’in listesine girmemiş 1000’den fazla hakemli dergilerde yayınlanmış makale bulursunuz. Bu yayınlar 2010 sonunda PubMED’e girecek. http://isnr.org/ComprehensiveBibliography.cfm

Bu yayınların önemli bir kısmını size daha önce kopyasını yolladığım Beynin İyileştirme Gücü, Neurofeedback ve QEEG’nin Psikiyatride Önemi adlı kitabımda da bahsettim.

Bu yayınların önemli bir kısmını Beynin İyileştirme Gücü, Neurofeedback ve QEEG’nin Psikiyatride Önemi adlı kitabımda da bahsettim.

ABD’de BF/NF tedavisinin bilimsel olarak yapılan araştırmalarının ve klinik olarak etkisinin kanıtlanmış olup olmadığı kriterlerini belirleyen AAPB ( www.aapb.org ) ve ISNR (www.isnr.org ) adı altında iki önemli birlik bulunmaktadır. Bu birliklerin çalıştaylarla ve süpervizyonlarla eğittiği kişileri (psikiyatristler, nörologlar, PhD li psikologlar, Fizik tedavi uzmanları, Çocuk doktorları, diş doktorları) sertifika sınavına sokan BCIA kuruluşu aynı zamanda Biofeedback uygulamasının tüm kriterlerini belirlemekte ve her eyalette bu uygulamaların düzenlenmesini sağlamaktadır.  Bu kurumları da Amerikan Hükümeti denetlemektedir.

Biofeedback yönteminin Etkinin ispatının Seviyeleri: Bu etkinin kapsamlı incelenmesinde toplanmış ve sunulmuş olan ispatlar, biofeedback’in hangi hastalıklar için etkili bir tedavi seçeneği olacağının ve desteklenebileceği sonucuna varır.5 

Seviye 5 : Etkili ve Özgül

Araştırmanın sonuçlarının istatistiksel olarak plasebo tedaviden, ilaçtan ve en azından iki bağımsız araştırma sonucunda aynı değerde olan bir başka tedaviden de üstün çıkması durumudur.

Seviye 4 : Etkili

Karşılaştırmalı, kontrollü, plasebo kontrollü, randomize çalışmaların yapıldığı, sonuçların istatistiksel olarak karşılaştırmalı etkilerinin gösterildiği durumlardır.

Seviye 3 : Etkili olma olasılığı yüksek

Birden fazla gözleme dayalı çalışma, klinik çalışmalar ve etkisini gösterebilmek için deneklerle replikasyon calışmalarının yapıldığı durumlardır.

Seviye 2 : Etkili olması muhtemel

Sonuç ölçümleri istatistiksel olarak yeterli ve iyi tanımlanmış en azından bir çalışmanın olduğu ancak randomize kontrollü bir koşulun olmadığı durumlardır.

Seviye 1 : Ampirik Olarak Desteklenmeyen (Deneysel olan)

Yalnızca anekdot raporlarla ve/veya vaka çalışmalarıyla desteklenir. Ampirik olarak desteklenmez.

The American Psychiatric Association textbook "Neuropsychiatry of Traumatic Brain Injury" QEEG neurometric analizin tanıdaki öneminden bahsettiği gibi, neurotherapy (neurofeedback) tedavisini tavsiye etmektedir. Jonathan M. Silver (Author), Stuart C. Yudofsky (Author), Robert E. Hales (Editor), 2011, 2nd edition.

26 Mayıs 2011’de  Science’ da Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesin’den Robert Schafer’in Neurofeedback tedavisinin neden çalıştığını bilimsel olarak açıklayan çalışması yayınlandı. (Selective Attention from Voluntary Control of Neurons in Prefrontal Cortex)

www.sciencemag.org/lookup/doi/10.1126/science.1199892?rss=1

 

Brown Üniversitesindeki araştırmacılar 26 Normal yaşlanan kişide Neurofeedback tedavisinin olumlu etkisini RCT randomize kontrollü çalışma ile gösterdiler. İlk bulgularını 2009 yılında Cognitive Neuroscience Society Annual Meeting Programında sundular. 5A http://stresstherapysolutions.com/kb/entry/41/

 

A Klas hakemli dergi olan Clinical EEG & Neuroscience dergisinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığında Neurofeedback tedavisinin etki seviyesinin 5 olduğunu gösteren Meta analiz çalışması 2009 yılında yayınlandı. DEHA tedavisinde etkinin ispatı Seviye 5: Etkili ve Özgül (Araştırmanın sonuçlarının istatistiksel olarak plasebo tedaviden, ilaçtan ve en azından iki bağımsız araştırma sonucunda aynı değerde olan bir başka tedaviden de üstün çıkması durumudur) olarak bulunduğunu gösteren Meta-analiz çalışması bugüne kadar yapılan 15 çalışma ve 1194 hastayı kapsamaktadır 6. Kanıta dayalı tıp (Evidence based) olarak kabul edilirliğini desteklemektedir dediler.

Neurofeedback eğitimi 32 klinikten 1000 denekten fazla bir örneklemle Dikkat Değişkenleri Testi ile değerlendirildi. 1089 denek (726 çocuk, 324 kadın, 186’sı DEHA). Hakemli dergide yayınlanan bu çalışma sonunda deneklerin % 85’inde tedavi öncesine kıyasla dikkat, dürtü kontrolü ve iletim hızı değişkenliğinde oldukça anlamlı gelişmeler kaydedildi7.

Avrupa’daki araştırmacılardan Wangler’in A Klas hakemli dergide 2010 yılında yayınlanan, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan 94 çocukla, Gevensleben ve arkadaşlarının 2009 yılında yayınlanan Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan 74 çocukla ve ayrıca 102 çocukla Randomize plasebo kontrollü Neurofeedback çalışmaları sonucunda Neurofeedback tedavisinin kanıta dayalı tıp olduğu bir kez daha gösterildi. 8-9-10  Gevensleben 2010’ da bu tedavinin 6 ay takibini yayınladı.Neurofeedback’in etkisi kalıcıydı. 11 

 

Randomize bekleme listeli kontrollü Neurofeedback  fMRI çalışmasında, Dikkat Eksikliği Hiperaktivitesi olan çocuklarda seçici dikkatin nöral substratlarında neurofeedback’in etkisini ölçmüşlerdir. Bu çalışmanın sonucuna göre neurofeedback’in seçici dikkat için önemli bir bölge olan anterior cingulate korteksteki fonksiyonu normalize etmekte etkili olduğu gösterilmiştir.11A Bu çalışmayı gerçekleştiren araştırmacılar Lévesque ve Beauregard, Neurofeedback’in, seçici dikkatle bağdaştırılan beyin sistemlerini normalize etme ve aynı zamanda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite bozukluğu olan çocukların tepkilerini inhibe etme kapasitesi olduğunu söylemişlerdir. EK18     

 

Randomize bekleme listeli kontrollü Neurofeedback  çalışmasında Dikkat Eksikliği Hiperaktivitesi olan çocuklarda neurofeedback’in etkisini tespit etmişler. 11B

Randomize kontrollü Neurofeedback  çalışmasında Dislexi olan çocuklarda neurofeedback’in etkisini tespit etmişler. 11C

 

Okul siteminde Komputer eğitimli program ile Neurofeedback  41 çocuk da Randomize kontrollü karşılaştırıldığında Neurofeedback yönteminin başarılı olduğunu göstermiştir. 11D

 

Çocuk Nöröloji dergisinde basılan yayında Çocuk nörolojik hastalıklarında neurofeedback kullanımına yer verildi. 11E

 

Kontrollü  SCP Neurofeedback çalışmasında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığında Neurofeedback üstün bulunmuştur. 11F

 

 

2009 yılında A klas hakemli Amerikan Psikiyatri Elektrofizyoloji Birliğinin prestijli Clinical EEG and Neuroscience’ dergisinde Neurofeedback tedavisinin Epilepsi’de Meta-analiz çalışmalarının makalesi yayınlandı. Neurofeedback tedavisinin Sar’a hastalığında başarı oranı %79-82 bulunmuştur. Kanıta dayalı tıp (Evidence based) olarak kabul edilirliğini desteklemektedir dediler. 11G  

         Uyuşturucu ve Alkol tedavisinde NF’in başarısını gösteren kontrollü çalışmalar bulunmaktadır. Klasik yöntemler (ilaçlar, psikoterapi ve AMATEM) ile tedavide başarı oranı 20-44% dür. NF tedavisinin eklenmesi ile başarı oranı 78% dir 12-13 (Ayrıca Beynin İyileştirme Gücü, Sayfa 89) 2008 yılında yapılan analizde Etkinin ispatının Seviyeleri: Seviye 3 olarak kabul edilirliğini kanıta dayalı tıp olarak desteklemektedir.

 

Migren’de BF’in etkisinin kanıtlanmış olduğunu gösteren Meta-Analiz çalışması bulunmaktadır. 55 çalışmanın sonucuna RCT lerde eklenerek bakılmış ve 17 aylık takibi de içermektedir. Kanıta dayalı (Evidence based) tıp olarak kabul edilirliğini desteklemektedir. 14

 

             Amerikan Nöroloji Akademisi, Biofeedback’in migrende kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğunu ifade etmişlerdir. Amerikan Nöroloji Akademisinin Kalite Standartları Altkomitesinin (Mayo Tıp Fakültesi ve Mayo Klinik Nöroloji Departmanından, Mississipi Tıp Fakültesinden, Psikiyatri ve İnsan Davranışı Departmanından Nöroloji Prof.Dr. Wall E, Doç.Dr. J. Keith Campbell, Dr. Donald B. Penzien, Dr. Eric M.) raporuna göre migren başağrısında bilişsel ve davranışsal tedavi önerileri arasında biofeedback Grade A kategorisinde yer almaktadır. Grade A, delillerin etkililiği, kalitesi kategorisinde çoklu iyi dizayn edilmiş randomize klinik tecrübeler, direkt olarak tavsiye ile ilintili bulguların tutarlı sonuçlar vermesidir şeklinde ifade edilmiştir.

http://www.aan.com/globals/axon/assets/2346.pdf

http://www.aan.com/professionals/practice/pdfs/gl0089.pdf

Etkinin ispatının Seviyeleri: Seviye 4 ve Seviye 5.  Bu etkinin kapsamlı incelenmesinde toplanmış ve sunulmuş olan ispatlar, biofeedback’in Migren için etkili bir tedavi seçeneği olacağının desteklenebileceği sonucuna varılmıştır. İşbu, AAPB/ISNR kriterine göre (1) Seviye 4’ü oluşturur. Gerilim Tipi Baş ağrısı için biofeedback etkili ve spesifik bir tedavi seçeneği olarak desteklenebilir. İşbu, AAPB/ISNR kriterine göre, kanıtların en yüksek seviyesini (Seviye 5) oluşturur.

Çocuklarda Migren tedavisinde Biofeedback yönteminin bilimsel olduğunu Science daily de okuyabilirisiniz. http://www.sciencedaily.com/releases/2001/01/010109075815.htm

 

A Klas hakemli dergi olan Clinical EEG and Neuroscience de Neurofeedback’in, Kafa Travmasının semptomlarını anlamlı derecede düzeltme ve iyileştirmede etkili olduğu, aynı zamanda da kafa travması olmayan vakalarda da benzer semptomları düzeltmekte etkili olduğu gösterilmiştir. 15-16  Birçok çalışmada %72-87 oranında etkili olduğu gösterilmiştir. 17-18-19-20-21-22-23-24-25-26

Otizm’de 4 ayri kontrollü çalışma bulunmaktadır- 27-28-29   ( Beynin İyileştirme Gücü, 169-171). İlaçlar ile ilgili Otizm’de davranışlara etkisi olduğunu gösteren Risperidone ile ilgili 2 tane kontrollü çalışma bulunmaktadır.

 

 Kouijzer’in(2008) 30 kontrollü çalışmasında , yaygın gelişimsel bozukluğu olan yaşları 8-12 arasında değişen 14 çocukta neurofeedback’in etkisini araştırdı. Deneysel gruptakiler yalnızca 40 seans neurofeedback tedavisi aldı ve tedavi sonrasında istatistiksel olarak işitsel seçici dikkati devam ettirmede % 30’luk bir artış, kavram genellemede % 50’lik bir artış, var olan davranışı çevresel faktörler doğrultusunda değiştirebilme becerisinde % 57 artış, planlama becerisinde % 37 artış, motor tepkilerde % 15 azalma, sözel tepkilerde % 55 azalma, iletişimde % 17 artış, sosyal etkileşimde % 16 artış kaydedilmiştir. Kouijzer’in (2009) 31  bir önceki çalışmanın ardından 1 yıllık takip sonrasında yaptığı  çalışmasında, orijinal testler 1 yıl sonra tekrar edilmiş ve bir sene önce tedaviden sonra yapılan test sonuçlarıyla karşılaştırıldığında  işitsel seçici dikkati devam ettirme becerisinde artış kaydedildi. Motor tepkilerdeki azalmanın giderek arttığı da istatistiksel olarak kaydedildi. Bu da gösteriyor ki 1 yıl sonra bile neurofeedback tedavisi sonrası istatistiksel olarak görülen olumlu gelişmelerde herhangibir gerileme olmadığı gibi bazı alanlarda da ilerlemeler artarak devam etmiştir.

 

Coben ve arkadaşları 2010 yılında Otistik spektrum Hastalığında Neurofeedback  etkisini  incelediler. Yuchta-Gilbert AAPB kanıta dayalı tıp kriterlerine göre “Olasılıkla etkili” sınıflamsına girmekte olduğunu belirttiler. 32  EK 22A

 

Biofeedback (BF), A practioners quide adlı kitapta çocuklarda BF’ in kanıta dayalı kullanım alanları tablo halinde verilmiştir 32A.

 

Prestijli “A Klas hakemli dergi” olan Child and Adolescent Psychiatry Clinics of North America ( Çocuk ve Ergen psikiyatrisi Kuzey Amerika klinikleri) Bilimsel Araştırma Dergisinin Ocak 2005 sayısı tamamı ile Neurofeedback ve Qeeg’nin psikiyatrideki yerine ayrılmıştır 33.

Bu sayısında, A.B.D. hükümetinin en önemli 3 araştırmacıları,  Harvard Tıp Fakültesinden Dr.Jean A.Frazier, UCLA’dan Dr.Sufen Chiu, Brown Tıp Fakültesinden Dr. Laurance M.Hirshberg, Neurofeedback beyin eğitimi yönteminin “Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Epilepsi, Depresyon, Anksiyete(Sıkıntı Hastalığı) [obsesif-kompulsif bozukluk, genel anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, fobiler], Okuma Bozuklukları ve Bağımlılıklarda (Alkol,Uyuşturucu v.b)” yeterince ispatlanmış ve yayınlanmış bilimsel çalışmaların mevcut olduğunu, klinisyenlerin hemen her zaman bu tedavi yöntemini ana tedavi yöntemi olarak düşünmeleri gerektiğini vurguladılar.

Neurofeedback beyin eğitimi yönteminin “Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite tedavisinde yüzlerce katılımcının  olduğu kontrollü, klinik,ve vaka çalışmaları da ayrıca yayınlanmıştır. Bu çalışmalarda, katılımcıların bilgisayarlı performans testlerinin ve standardize ölçümlerin sonuçlarına göre  % 70 ila % 80 anlamlı bir başarı kaydedildiği görülmüştür.

 

Bu derginin danışman editörleri Yale Üniversitesi, Yale Çocuk Araştırmaları Merkezinden Prof.Dr. Melvin Lewis, misafir editörler, Harvard Tıp Fakültesinden Doç.Dr. Jean A.Frazier, UCLA’dan Prof.Dr. Sufen Chiu, Brown Tıp Fakültesinden Prof. Dr.Laurance M.Hirshberg, iştirakçi yazarlar da New Jersey Tıp Fakültesinden Prof.Dr. Dennis P. Carmody, NYU’dan Prof.Dr. Robert Chabot, UCLA’dan Prof.Dr. Sufen Chiu, Columbia Üniversitesinden Prof.Dr. Tobias Egner, Harvard Tıp Fakültesinden Doç.Dr. Jean A.Frazier ve Imperial College’dan Prof.Dr. John Gruzelier, Utah’dan Prof.Dr. Cory Hammond ve birçok Üniversitesinden birçok bilim adamıdır. Literatür yalnızca bu yöntemi yerleştirmeye çalışan yazarlardan oluşmuyor. Bu yöntemi kullanmayan üniversitelerin profesörleri de neurofeedback tedavi yönteminin bilimsel bir yöntem olduğunu ifade etmektedirler.

Amerikan Pediatri Birliği’nin “Cocit news” Bilgi Teknolojisi Konseyi 2007 yılındaki bülteninde konsey üyelerinden Çocuk Doktoru Dr.David Paperny yazısını EEG Biofeedback teknolojisiyle ilgili yazmış. Daha kısa sürede daha etkili sonuçlar alındığından ve daha problem odaklı çalışılabildiğinden bahsediyor.

http://www.aap.org/informatics/COCIT/NewsletterArchives/Cocit%20News%20-%20final%20-%20Spring%202007.pdf

 

NF, hastaların, ve büyük bir yüzdesinde hayat boyu ve düzenli olan ilaç kullanımını  çok önemli bir derecede azaltmayı ya da ortadan kaldırmayı vaat etmektedir. Biz, pratikte bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regulasyonda iyileşme, kararsızlıklarında ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bu tip değişiklikler DEHA semptomlarından daha önce ilerlemektedir. Bununla paralel olarak ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkilerde gelişme ve aralarındaki stress faktörlerinde de azalma görüyoruz. Birçok DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Benim görüşüme göre, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak NF, ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka belirtilmesi ve ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir  34

 

              Hâlbuki ilaçlar kullanıldığı süre içinde hiperaktivite, dürtüsellik ve kısmen dikkat problemlerine çözüm olmaktadır ve ilacı vermediğiniz gün şikayetler geri gelmektedir. NF ile ilgili yapılan çalışmalarda bu tedavinin kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardan 2 tanesinden birinde, bir seri hastanın takip çalışmasında önceden belirlenmiş değerlendirme skalasıyla körleme yapılan bir değerlendirmedir. 35 Diğeri ise kontrollü bir takip çalışmasıdır. NF tedavisi bittikten 1 ve 3 yıl sonra denekler tekrar değerlendirmeye alınmıştır. 36 Her iki çalışma da tedavinin önemli derecede kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardır.

 

               Sayısız çalışma, Amerika Birleşik Devletlerinde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. 37 Tedavi edilmemiş DEHA’lı çocukları sayısız negatif sonuçların artan bir riskle beklediği de iyi bilinmektedir 38

 

                A.B.D’de yapılan bazı kontrollü çalışmalarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite olan çocuklarda IQ skorunun neurofeedback tedavisinin sonunda 10 skor arttığı bulunmuş hatta iki geniş araştırmada IQ skorunun 19–23 puan arttığı görülmüştür 39

 

Amerika Birleşik Devletlerin de okullarda neurofeedback sistemi kuruldu.  ABD’ de 600’ den fazla okulda ve Polonya’ da Milli Eğitim Bakanlığının 9.6.2006 projesi ile 1200 den fazla okulda bu sistemler kuruldu.

 

http://www.eegspectrum.com/Applications/ADHD-ADD/ProgramEval-97-98/

www.manu.edu.mk/costb27/Documents/SC%20report.doc      www.manu.edu.mk/costb27/.../National%20Progress%20Report_2007.pdf

NF tedavi yöntemi maliyet analizi yapıldığında ilaçlarla yıllardır düzelmeyen bir çok hastanın iyileşmesini sağlamış ve daha ucuz bir yöntemdir. 40

 

Clinical EEG and Neuroscience dergisi Vol.31 No.1 Jan 2000 sayısı tamamen Neurofeedback’e ayrılmıştır. Tüm bir sayısını neurofeedback yönteminin farklı uygulama alanına ilişkin makaleleri gözden geçirmeye adamasına yetecek ölçüde kabul görmektedir. http://www.ecnsweb.com/images/articles2000.htm

 

Harvard Tıp Fakültesine bağlı Boston Çocuk Hastanesinde, Klinik Nörofizyoloji ve Gelişimsel Nörofizyoloji (Araştırma) Laboratuvarlarını yönetiyor ve aynı zamanda Clinical EEG dergisinin Nöroloji editörlerinden biri olan Çocuk Nöroloğu Prof.Dr.Frank  DUFFY, 2000 yılı Ocak ayında vol .31 N0.1 Clinical EEG’deki yazısında  “ Literatür, EEG Biofeedback ile ilgili hiçbir negatif çalışma göstermemekte ve EEG Biofeedback’in birçok alanda major  tedavi edici rolünün olması gerektiğini tavsiye etmektedir. Benim şahsi fikrim, herhangi bir ilaç bu kadar geniş bir alanda etkili olsaydı dünya çapında kabul edilir ve yaygın bir şekilde kullanılırdı." Demiştir. Buradan da şu sonuca varmıştır: "Bu herkesin ciddiye alması gereken bir alan".41

 

East Carolina Üniversitesi, Psikofizyoloji Laboratuarı ve Biofeedback kliniğinden Doç.Dr. Russoniello biofeedback’i hipertansiyon dan, diabete ve anksiyete bozukluklarına kadar birçok problemde kullandığını söylüyor ve biofeedback’in mükemmel bir psikofizyolojik ölçme aracı olduğunu ve oldukça etkili bir tedavi müdahale yöntemi olduğunu söylüyor.

 

Ayrıca East Carolina Üniversitesi ve Amerika Birleşik Devletleri Deniz Piyade Teşkilatı beraber bir işbirliğiyle Iraktan dönen ve Post travmatik bozukluk gösteren ve Kafa Travması almış askerlere de Biofeedback kliniğinde biofeedback uyguluyorlar ve bunu tedavi edici müdahale olarak uyguluyorlar. Bilimsel bir yöntem olmasa Amerikan Ordusu böyle bir yöntemden faydalanmaz.

http://www.ecu.edu/cs-admin/mktg/basic_retraining_p1.cfm

 

Tip 2 diabet de Biofeedback tedavisinin etkili olduğu görülmüş.

http://www.associatedcontent.com/article/81276/study_shows_biofeedback_may_be_useful.html?cat=5

 

Johns Hopkins Tıp fakültesinin web sitesinde Diabet tedavisinde bilimsel olarak tedavi planında sunuluyor. http://www.johnshopkinshealthalerts.com/alerts/diabetes/JohnsHopkinsDiabetesHealthAlert_1341-1.html

 

Amerika Askeri Akademisi West Point, Performans Arttırma amaçlı biofeedback’ten faydalanıyor. http://www.peakachievement.com/apex-performance-page.html

 

 

Tripler Askeri Tıp Merkezinde Biofeedback yöntemi telehealth sistemi ile sağlanıyor. Migren, baş ağrısından irritabl bağırsak sendromuna kadar birçok alanda kullanıyorlar.
http://www.thoughttechnology.com/folen.htm

http://www.tamc.amedd.army.mil/offices/Psychology/behavioral.htm 

     

NASA Astronotların fizyolojik değişkenliğini biofeedback aletleri ile ölçümlüyor.

http://www.thoughttechnology.com/nasa.htm

 

Almanya, İsviçre, Norveç, Hollanda ve Rusya gibi ülkelerde Üniversitelere Neurofeedback birimi kurulmuştur (Örneğin, Doç. Dr. Martin Holtman Goethe-Üniversitesinde Çocuk ve Ergen Psikiyatri ABD’da DEHA ve Neurofeedback programının Direktörüdür).

 

RR18

 

Stanford Üniversitesi fMRI çalışması 42  Pre-training ( Eğitim öncesi): Feedback uygulanan bölge -fMRI da turuncu olarak gözüken yer- aktif hale geldi.  Post-training (Eğitim sonrası): Feedback uygulamasından sonra beyin, yeri geldiğinde öğrendiğini kullanıp daha fazla bölgeyi devreye sokuyor.

 

Yine başka bir çalışmada 43 sağlıklı ve hasta deneklerde gerçek zamanlı fMRI kullanılarak neurofeedback’in etkisini gösteriyorlar.

 

Hamilton ve arkadaşlarının44 yaptığı bir çalışmada, subgenual anterior cingulate korteks aktivitesinin gerçek zamanlı neurofeedback ile modulasyonu gösterilmiştir. Sonuçlarına göre duygudurum bozukluklarında kişilerin neurofeedbackin yardımıyla subgenual anterior cingulate korteks aktivitesini azaltabildikleri görülmüştür.

 

 Caria ve arkadaşlarının 45 yaptığı bir başka gerçek zamanlı fMRI çalışmasında, daha önce sağlıklı bireylerin neurofeedback yöntemiyle belirli bölgelerde beyin aktivitesini kontrol ettikleri gösterilince bu kez sağlıklı deneklerin kendi iradeleriyle sağ anterior insular aktivitede kontrol sağlayıp sağlayamayacaklarına bakıldı ve sonuç olarak gerçek zamanlı fMRI ile bunun mümkün olabileceği gösterildi.

 

Yakın zamanda yapılan gerçek zamanlı fMRI çalışmalarında deneklerin, gerçek zamanlı feedback kullanılarak lokalize beyin bölgeleri üzerinde gelişmiş bir kontrol sağladığı gösterilmiştir.  Ancak, deneklerin insan düşüncesinin en kompleks formlarını destekleyen bölgelerden anterior prefrontal korteks alanlarında kontrol sağlayıp sağlamayacağı bilinmemekteydi. 30 sağlıklı denekle, sham feedback (plasebo) kontrollü yapılan çalışmada, deneklerin rostrolateral prefrontal korteks (RLPFC) ya da anterior prefrontal korteksin lateral alanını regüle edip edemeyeceklerini öğrenmek için meta kognitif farkındalık stratejisi kullanılarak gerçek zamanlı fMRI eğitimi kullanıldı. Sonuçta görüldü ki kişiler RLPFC’lerinde  dikkatlerini kendi düşüncelerine vererek ya da kendi düşüncelerinden uzaklaştırarak fMRI sinyal seviyesinin üzerinde gelişmiş bir kontrol sağlayabildiler. 46

 

Bir başka çalışmada 47  major depresif bozukluğu olan 30 kişinin anormal EEG aktivitelerinde psikonöroterapinin etkileri araştırılmıştır. Major depresif bozuklukları olanlarda tespit edilen elektromanyetik anormallikler düşük çözünürlükte beyin elektromanyetik tomografi (LORETA) ve normatif EEG veritabanına göre tespit edilmiştir. Tedavi öncesi ve sonrası LORETA ile tespitler yapılmış. Tedavi öncesi fronto temporal alanlarda tespit edilen yüksek betanın (18-30Hz), tedavi sonrasında normalize olduğu görülmüş ve aynı zamanda deneklerin klinik remisyonda olduğu gözlenmiştir. Yüksek beta aktivitesinin normalize edilmesinin depresif semptomların anlamlı derecede azalmasıyla ilintili olduğu sonucu çıkarılmıştır.

                                                                 

Anxiete bozukluğunda ve depresyonda NF’in iyi derecede etkili olduğuna dair araştırma verileri bulunmaktadır. 47-52,55

 

24 Depresyon hastasında yapılan NF, psikoterapi ve plasebo randomize kontrollü çalışmada NF alan grupta iyileşme olurken, plasebo ve psikoterapi alan gruptda iyileşme gözükmemiştir. 48

 

HRV biofeedback ile Depresyonda yapılan open label çalışmada hafif ve orta derecede depresyonda iyileşme sağlandığı gösterilmiştir. 53

 

DeRubeis ve arkadaşları, Nature’de yayınladıkları çalışmada, neurofeedback tedavisinin klinik çalışmalarda depresyon tedavisinde umut verici bir tedavi olduğunu belirttiler. 54

 

NIMH, ABD, Avrupa ve Dünyadaki  neurobiofeedback çalışmaları:

 

NIH (National İnstitute of Health) Amerikan Hükümetinin araştırma merkezi Neurofeedback tedavi yöntemini yeni bir tedavi olarak kabul edip birçok körleme araştırma çalışmalar başlatmıştır. NIH tarafından finanse edilen DEHA’da plasebo kontrollü körleme çalışmaların listesini bulabilirsiniz. ­http://clinicaltrials.gov/ct2/results?term=neurofeedback

 

http://search2.google.cit.nih.gov/search?site=NIH_Master&client=NIHNEW_frontend&proxystylesheet=NIHNEW_

frontend&output=xml_no_dtd&filter=0&getfields=*&q=Neurofeedback&btnG.x=39&btnG.y=5

NIH 2 yeni Grant çalışması daha açmıştır.

http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-160.html

http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-161.html

 

Aşağıdaki web adreslerinde NIH’in açtığı diğer Neurofeedback çalışmalarını bulabilirsiniz.

http://search2.google.cit.nih.gov/search?site=NIH_Master&client=NIHNEW_frontend&proxystylesheet=NIHNEW_frontend&output=xml_no_dtd&filter=0&getfields=*&q=Neurofeedback&btnG.x=39&btnG.y=5

DEHA’da NIH’in Grantı ile Plasebo kontrollü NF çalışmasının sonuçlarının olumlu bulunduğunu gazetede yazan haberden öğrenebilirsiniz.

http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2009/12/14/AR2009121402862.html?hpid=artslot 

http://www.drugabuse.gov/PDF/StratPlan09.pdf

 

New England Üniversitesinde araştırmacılar Bipolar Bozukluk da NF’in etkisine bakıyorlar (Haziran 2011)

http://www.armidaleexpress.com.au/news/local/news/general/hope-for-bipolar-sufferers/2185970.aspx

 

2009 senesine ait, Amerikan Ulusal Uyuşturucu Kötüye kullanımı Enstitüsünün 5 senelik stratejik planında  Neurofeedback tedavisinden heyecan verici tedavi yöntemi olarak bahsedilip araştırma için para ayrılıyor.

http://www.drugabuse.gov/­3-12-08Testimony.html

http://www.drugabuse.gov/Testimony/3-26-07Testimony.html

  

Bu web sitesi incelendiğinde NIH Uyuşturucu Araştıma birimi başkanının

Neurofeedback tedavisini ümit verici bir tedavi yöntemi olarak ağrı tedavisinde ve ağrı kesicilerin kötü kullanımını azaltacak bir yöntem olarak sunduğunu görebilirsiniz

http://www.drugabuse.gov/whatsnew/meetings/painopioides/pdf/decharms.pdf

             

Bu sunumda fMRI feedback beyin eğitimi sistemi, neurofeedback’in Ağrı kontrolündeki üstünlüğü anlatılmaktadır.  http://www.nida.nih.gov/DirReports/DirRep507/DirectorReport18.html

 

  Amerikan Ulusal Uyuşturucu Enstitüsünde Dr. Steven Grant verdiği çalıştayında Uyuşturucu isteğinde kontrolünün, fMRI Neurofeedback ile nasıl yapıldığını anlatıyor.

http://www.drugabuse.gov/Recovery/NIDAChallenge.html

Neurofeedback tedavisine Avrupa ‘da ayrılan araştırma fonu:

DFG (Almanya Araştırma Birliği) 1.2 milyon Euro para DEHA’ da birden fazla araştırma merkezinde randomize, körleme, kontrollu çalışma için Martin Holtmann, MD.PhD.ve Dr. Ute Strehl. PhD, M.Sc.’e Üniversitelerden Mannheim/Heidelberg, Frankfurt, Göttingen ve Tübingen’e verdi.

http://www.applied-neuroscience.org/index..php?view=article&catid=1%3Alatest&id=105%3A12-millionsgrant-for-a-multisite-prospective-randomized-and-controlled-study-to-examine-the-efficacy-of neurofeedback&tmpl=component&print=1&layout=default&page=&option=com_content&Itemid=2

 

Dünyanın bir numaralı Tıp fakültesi Harvard’da NF çalışmaları bulunmaktadır.

McLean Hospital | Shervert H. Frazier Research Institute ...

 

We have initiated studies to evaluate whether rtfMRI neurofeedback can be used in the treatment of mood and anxiety disorders. ...  www.mclean.harvard.edu/research/bipolar

 

              Dünyanın ikinci en önemli Tıp Fakültesi Yale Üniversitesi Anestiyoloji departmanında pain (ağrı) bölümünde ders olarak zorunlu eğitim içine girdiğini görebilirsiniz.

http://medicine.yale.edu/anesthesiology/divisions/pain.aspx

 

                Yale Üniversitesi’nde Biofeedback çalışmalarını da buradan bulabilirsiniz.

http://google.yale.edu/search?q=biofeedback&site=Yale_University&numgm=5&entqr=0&ud=1&sort=date%3AD%3AL%3Ad1&output=xml_no_dtd&oe=UTF-8&ie=UTF-8&client=bluesite_frontend&proxystylesheet=bluesite_frontend&proxyreload=1

 

               Oxford universitesinde neurofeedback ile ilgili körleme (double-blind) çalismalari olduğunu görebilirsiniz.
chreferer_id=1&search_type=pages&proxystylesheet=admin&ie=UTF-8&client=admin&site=default-minus&q=neurofeedback&access=p&output=xml_no_dtd

 

               Cambridge Üniversitesinde neurofeedback çalismaları olduğunu burden öğrenebilirsiniz.

http://search.cam.ac.uk/web?query=neurofeedback

 

               Cambridge’de biofeedback çalışmaları bulunmaktadır.

http://search.cam.ac.uk/web?query=biofeedback+training

 

                UCLA Üniversitesinde NF araştırmalarını görebilirsiniz.

 

http://gsa.search.ucla.edu/search?site=UCLA&client=UCLA&proxystylesheet=UCLA&output=xml_no_dtd&proxyreload=1&q=neurofeedback

 

                Standford Universitesinde NF araştırmalarını görebilirsiniz.

 

http://www.stanford.edu/search/?q=neurofeedback&cx=003265255082301896483%3Asq5n7qoyfh8&cof=FORID%3A9&ie=UTF-8&sa=Search#1038

 

                Biofeedback’in American Ulusal Sağlık birimindeki araştırmalarını görebilirsiniz.

http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/article/002241.htm

 

                Dünyaca ünlü bir başka Tıp Fakültesi, Columbia Üniversitesinde BF araştırmalarına yer veriliyor. http://search.columbia.edu/search?proxystylesheet=columbia2&client=columbia&site=Columbia&output=xml_no_dtd&q=biofeedback
PDF]

                Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi NF yönteminin araştırma ödülünü okumanızı tavsiye ederim. NIH Director's New Innovator Award. 26 Sep 2008 ... hippocampal neural stem cells, using neurofeedback as a preventative treatment method and evaluating a combination of genetic variants ... www.jhu.edu/chembe/gracias/press/NIHinnov.pdf

 

                WHO (Dünya Sağlık Organizasyonu) da BF ile ilgili çalışmaları okumanız gerekir.

http://search.who.int/search?q=Biofeedback&ie=utf8&site=default_collection&client=_en&proxystylesheet=_en&output=xml_no_dtd&oe=utf8

 

                World Psychiatric Association BF ile uyuşturucu tedavisi çalışmalarının olduğunu görebilirsiniz.

http://www.wpanet.org/detail.php?section_id=5&category_id=6&content_id=209

 

              

Chelsea Futbol takımı performanslarını arttırmak için biofeedback’ten faydalandı.

http://www.thoughtwaves.co.za/Learn/Articles/ART11.html

 

Olimpiyat oyuncuları ve Altın madalyalı sporcular biofeedback’ten faydalanıyor.

http://www.prnewswire.co.uk/cgi/news/release?id=282901

Psikolog Laurie Perlman, Amerika’da çok ünlü kişilere, film starlarına ve CEO’lara Neurobiofeedback yöntemini uyguluyor.    

http://money.cnn.com/magazines/fortune/fortune_archive/2004/10/18/8188049/index.htm

http://sports.yahoo.com/nba/blog/ball_dont_lie/post/Under-pressure-What-big-games-do-to-players-and?urn=nba-245531

 

 

Kaynakça:

1.Abarbanel, A.(1995). Gates, States, Rhythms, and Resonances: The Scientific Basis of Neurofeedback Training. Journal of Neurotherapy,1(2);15-38

 

1A- Small JG. Psychiatric disorders and EEG. Electroencephalography: basic principles, clinical applications, and related fields. Baltimore: Williams & Wilkins 1993.

2- Hughes JR: The EEG in psychiatry: an outline with summarized  points and     
references.Clin Electroencephalography 1995; 26:92-101

 

3- Coburn, K.L., Lauterbach, E.C., Boutros, N.N., Black, K.J., Arciniegas, D.B., Coffey, C.E. (2006). The Value of Quantitative Electroencephalography in Clinical Psychiatry: A report by the Committee on Research of the American Neuropsychiatric Association. J Neuropsychiatry Clin Neurosci 18:4, 460-500.

 

4- Snyder, S.M., Quintana, H., Sexson, S.B., Knott, P., Haque, A.F.M., Reynolds, D.A.(2008). Blinded, multi-center validation of EEG and rating scales in identifying ADHD within a clinical sample. Psychiatry Research, 159,346-358. 

5- Yucha, C., & Montgomery, D. (2008). Evidence-based practice in biofeedback and neurofeedback. Wheat Ridge, CO: Association of Applied Psychophysiology and Biofeedback.

 

5A. Festa, E.K., Heindel, W.C., Connors, N.C., Hirschberg, L., & Ott, B.R. (2009). Neurofeedback training enhances the efficiency of cortical processing in normal aging. Cognitive Neuroscience Society Annual Meeting Program, A11, p. 41. supplement of the Journal of Cognitive Neuroscience.

6- Arns, M., de Ridder, S., Strehl, U., Breteler, M., Coenen, A. (2009). Efficacy of Neurofeedback Treatment in ADHD: the Effects on Inattention, Impulsivity and Hyperactivity: a Meta-Analysis. Journal of Clinical EEG & Neuroscience, July, Vol 40(3); 180-195

7- Kaiser D.A, Othmer S.(2000). Effect of Neurofeedback on Variables of Attention in a Large Multi-   center Trial. Journal of Neurotherapy 4(1) 5-15).

 

 8- Wangler,S., Gevensleben, H., Albrecht, B., Studer, P.,Rothenberger,A.,Moll,H.G.,      Heinrich, H.(2010). Neurofeedback in children with ADHD; Specific event related potential findings of randomized controlled trials.Clinical Neurophysiology September 13. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20843737

9-  Gevensleben H, Holl B, Albrecht, B, Schlamp D, Kratz O, Studer P, Wangler S, Rothenberger A, Moll GH, Heinrich H. (2009). Distinct EEG effects related to Neurofeedback treatment in children with ADHD; a randomized controlled trial. Int J Psychophysiol. Nov;74(2):149-57. Aug 25.

 

10-Gevensleben H, Holl B, Albrecht B, Vogel C, Schlamp D, Kratz O, Studer P, Rothenberger A, Moll GH, Heinrich H (2009). Is neurofeedback an efficacious treatment for ADHD? A. randomised controlled clinical trial. J Child Psychol Psychiatry. Jul;50(7):780-9.

    

   

 11- Gevensleben H, Holl B, Albrecht B, Schlamp D, Kratz O, Studer P, et al.( 2010).  

Neurofeedback training in children with ADHD: 6-month follow-up of a randomised controlled trial. Eur Child Adolesc Psychiatry;19:715–24.     

 

11A. L´evesque, Johanne, Beauregard,M., Mensour, B. (2006) Effect of neurofeedback training  on the neural substrates of selective attention in children with attention-deficit/ hyperactivity disorder: A functional magnetic resonance imaging study. Neuroscience   Letters 394; 216–221

 

11B. Carmody, D.P. et al. 2001. EEG biofeedback training and Attention-Deficit/ Hyperactivity Disorder in an Elementary School Setting.. Journal of Neurotherapy Vol. 4 (3) pp. 5-27.

 

11C. Breteler M.H.M., Arns M.,  Peters S., Giepmans I., Verhoeven L.Improvements in Spelling after QEEG-based Neurofeedback in Dyslexia: A Randomized Controlled Treatment Study. Appl Psychophysiol Biofeedback (2010) 35:5–11

 

11.D. Steiner N.J., Sheldrick, R.C., Gotthelf D., Perrin E.C.Randomize Computer-Based Attention Training in the Schools for Children With Attention

Deficit/Hyperactivity Disorder:A Preliminary Trial . CLIN PEDIATR published online 10 May 2011. DOI: 10.1177/0009922810397887

 

11.E. Legarda S.B.,McMahon D.,Othmer S., Othmer S. Clinical Neurofeedback: Case Studies, Proposed Mechanism, and Implications for Pediatric Neurology Practice. J Child Neurol 0883073811405052, first published on May 16, 2011 as doi: 10.1177/ 0883073811405052

 

11.F. Drechsler R.,Straub M., Doehnert M, Heinrich H., Steinhausen H.C., Brandeis D. Controlled evaluation of a neurofeedback training of slow cortical potentials in children with Attention Deficit/Hyperactivity Disorder (ADHD). Behavioral and Brain Functions 2007, 3:35 doi:10.1186/1744-9081-3-35

 

11.G.  Tan G, Thornby J, Hammond DC, Strehl U, Canady B, Arnemann K, Kaiser DA.Meta-analysis of EEG biofeedback in treating epilepsy. Clin EEG Neurosci. 2009 Jul;40(3):173-9.

 

12- Trudeau, D. L. (2005). Applicability of brain wave biofeedback to substance use disorder in  adolescents. Child & Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 14(1), 125-136.

 

13- Sokhadze, T.M., Cannon, R.L., Trudeau D.L.,(2008) EEG Biofeedback as a treatment for Substance Use Disorders: Review, Rating of Efficacy and Recommendations for further research. Applied Psychophysiology and Biofeedback. Vol.33,N.1.p.1-28.

 

14- Nestoriuc,Y, Martin,A.(2007) Efficacy of biofeedback for migraine: A meta-analysis.    Pain 128. 111–127

     

15- Sterman, M.B. (1996). Physiological origins and functional correlates of EEG rhythmic activities: Implications for self-regulation. Biofeedback. Self Reg. 21, 3-33.

16- Thatcher, R.W,(1999). QEEG and Traumatic Brain Injury. Defense and Veterans Head Injury Program Issue. Vol.3 N.4

17- Duff, J.,(2004). The usefulness of Quantitative EEG (QEEG) and Neurotherapy in the Assessment, and Treatment of Post-Concussion Syndrome.Clinical EEG and Neuroscience, 35(4): p. 1-12.

18- Surmeli T.(2008). Efficacy of QEEG and Neurofeedback  in the Assessment and     Treatment of Post Concussive Syndrome: 24 Cases, BFE Meeting

19- Tinius, T. P., & Tinius, K. A (2001). Changes after EEG biofeedback and cognitive    retraining in adults with mild traumatic brain injury and attention deficit disorder. Journal of Neurotherapy, 1(2), 27-44.

 

20- Ingo, K (2001). Neurofeedback Therapy of Attention Deficits in Patients with Traumatic Brain Injury. Journal of Neurotherapy, Vol 5(1-2), 2001. pp. 19-32.

 

21-Hoffman, D. A., Stockdale, S., & Van Egren, L. (1996b). EEG neurofeedback in the treatment of mild traumatic brain injury [Abstract]. Clinical Electroencephalography, 27(2),6.

 

22. Ayers, M. E. (1987). Electroencephalographic neurofeedback and closed head injury of 250 individuals. Head Injury Frontiers. National Head Injury Foundation, 380-392.

 

23. Ayers, M. E. (1991). A controlled study of EEG neurofeedback training and clinical psychotherapy for right hemispheric closed head injury. Paper presented at the National Head Injury Foundation, Los Angeles, 1991.

 

24. Ayers, ME (1999) Assessing and treating open head trauma, coma, and stroke using real-time digital EEG neurofeedback. Introduction to quantitative EEG and neurofeedback. Evans, James R. (Ed); Abarbanel, Andrew (Ed); pp. 203-222.

 

25. Bounias, M., Laibow, R. E., Bonaly, A., & Stubblebine, A. N. (2001). EEG-neurobiofeedback treatment of patients with brain injury: Part 1: Typological classification of clinical syndromes. Journal of Neurotherapy, 5.(4), 23-44.

 

26. Walker, Jonathan E.; Norman, Charles A.; Weber, Ronald K (2002). Impact of qEEG-guided coherence training for patients with a mild closed head injury. Journal of Neurotherapy, 6(2):31-43

 

27. Jarusiewicz,B(2002). Efficacy of Neurofeedback for children in the autistic spectrum: a pilot study. Journal of Neurotherapy; 6(4):39-49

 

28. Coben, R.,Padolsky,I.(2007). Assessment- Quided Neurofeedback for autistic spectrum disorder. Journal of Neurotherapy.Vol.11(1).

 

29. Pineda, J.A.,Brang, D., Hecht, E., Edwards, L., Carey, S., Bacon, M., Futagaki, C., Suk, D., Tom, J., Birnbaum, C., Rork, A.(2008). Positive behavioral and electrophysiological changes following neurofeedback training in children with autism. Research in Autism Spectrum Disorders. Vol.2 Issue 3, pp.557-581.

 

30.  Kouijzer, M.E.J., De Moor, J.M.H., Gerrits, B., Congedo, M., Van Schie, H.T.(2008). Neurofeedback improves executive functioning in children with autism spectrum disorders. Research in Autism Spectrum Disorders(3), 145-162.

 

31. Kouijzer, M.E.J., De Moor, J.M.H., Gerrits, B., Buitelaar, J., Van Schie, H.T.(2009). Long-term effects of neurofeedback treatment in autism. Research in Autism Spectrum Disorders, 3(2), 496-501.

 

32.Coben R, Linden M, Myers T.E..Neurofeedback for autistic spectrum disorder: a review of the literature. Appl Psychophysiol Biofeedback. 2010 Mar;35(1):83-105

   

32A. Biofeedback (BF), A practioners quide. Edited by Mark.S.Schwartz, Frank Andrasik.

    

33- Hirshberg, L.M., Chiu, S., & Frazier, J.A. (2005). Emerging brain-based interventions or children and adolescents: overview and clinical perspective. Child Adolesc. Psychiatr.Clin. N. Am. 14, 1-19.

 

34- Hirshberg, L. M. (2007). Place of electroencephalographic biofeedback for attention- deficit/hyperactivity disorder. Expert Review of Neurotherapeutics, 7(4), 315-319.

 

35- Lubar, J. F. (2003). Neurofeedback for the management of attention-deficit / hyperactivity disorders. Chapter in M. S. Schwartz & F. Andrasik (Eds.), Biofeedback: A Practitioner's Guide (Third Edition. New York, Guilford, 409-437.

      

 

36- Monastra, V. J., (2005). Electroencephalographic biofeedback (neurotherapy) as a  treatment for attention deficit hyperactivity disorder: Rationale and empirical foundation. Child &Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 14(1), 55-82.

 

37- Jensen, P.S.,Kettle, L.,Roper, M.T.,Sloan, M.T.,Dulcan, M.K.,Hoven, C.,Bird, H.R., Bauermeister, J.J.,Payne, J.D.(1999). Are Stimulants Overprescribed? Treatment of ADHD in Four U.S. Communities. Journal of The American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 38(7), 797-804. http://www.jaacap.com/article/S0890-8567(09)66527-8/abstract - article-footnote-1#article-footnote-1

        

38-Hinshaw,S.P.(2006). Is the Inattentive Type of ADHD a Separate Disorder? Clinical Psychology: Science & Practice. 8(4), 498-501.

   

39. Lubar,J.F.,Swartwood,M.O., Swartwood,J.N.,& O’Donnell,P.H.(1995). Evaluation of the effectiveness of EEG neurofeedback training for ADHD in a clinical setting as measured by  changes in TOVA scores, behavioral ratings, and WISC-R performance. Biofeedback and Self- Regulation. 20(1),83-99.

 

40. Duffy,F(2000) Neurotherapy:  Clinical EEG;  Journal of the EEG and Clinical Neuroscience Society(ECNS), vol.31 No.1

 

41. Thornton, K,PhD S, Plainfield, NJ : A Cost/Benefit Analysis of Different Intervention Models   for the LD/Special Education Student. Biofeedback Winter 2004,Professional Issues

 

 42.DeCharms, R.C., Christoff, K., Glover, G.H., Pauly, J.M., Whitfield, S., Gabrieli,    
 J.D.E.(2004). Learned Regulation Of Spatially Localized Brain Activation Using Real- Time fMRI. NeuroImage 21, 436-443.

 

43.Weiskopf, N., Mathiak, K., Bock, S.W., Scharnowski, F., Veit, R., Grodd, W., Goebel, R., Birbaumer, N.(2004). Principles of a Brain-Computer Interface (BCI) Based On Real- Time Functional Magnetic Resonance Imaging(fMRI). IEEE Transactions on Biomedical Engineering. 51(6).

 

44. Hamilton, J.P., Glover, G.H.et al.(2011). Modulation of Subgenual Anterior Cingulate Cortex Activity With Real-Time Neurofeedback. Human Brain Mapping; 32: 22-31.

 

45. Caria,A.,Veit,R.,Sitaram,R.,Lotze,M., Weiskopf, N. Grodd,W.,Birbaumera,N. (2007). 
Regulation of anterior insular cortex activity using real-time fMRI. NeuroImage 35; 1238–1246

 

46- McCaig, R. Graeme, Dixon, Matt, Keramatian, Kamyar, Liu, Irene, Christoff, Kalina,     Improved modulation of rostrolateral prefrontal cortex using real-time fMRI training and meta-cognitive awareness, NeuroImage (2010), doi: 10.1016/j.neuroimage.2010.12.016

 

47. Paquette, V., Beauregard, M., Prévost, D.B.(2009). Effect of a psychoneurotherapy on  brain electromagnetic tomography in individuals with major depressive disorder. Psychiatry Research : Neuroimaging. doi : 10.1016/ j.pscychresns.2009.06.002

 

48.Choi S.W., Chi S.E., Chung S.Y., Kim J.W., Ahn C.Y., Kim H.T. Is Alpha Wave Neurofeedback Effective with Randomized Clinical Trials in Depression? A Pilot Study. Neuropsychobiology 2011;63:43–51

 

49.Hammond, D. C. (2005a). Neurofeedback with anxiety and affective disorders. Child & Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 14, 105-123.

 

50.Hammond, D. C. (2005b). Neurofeedback treatment of depression and anxiety. Journal of Adult Development, 12 (2/3), 131-137.

 

51.Baehr, E., Rosenfeld, J. P., & Baehr, R. (2001). Clinical use of an alpha asymmetry neurofeedback protocol in the treatment of mood disorders: Follow-up study one to five years post therapy. Journal of Neurotherapy,4 (4), 11-18

 

52.Moore NC (2000), A review of EEG biofeedback treatment of anxiety disorders. Clin Electroencephalogr 31( 1): 1-6.

 

53. Karavidas M.K., Lehrer  P.M., Vaschillo E., Vaschillo B., Marin H., Buyske S., Malinovsky I., Radvanski D., Hassett A. Preliminary Results of an Open Label Study of Heart Rate Variability Biofeedback for the Treatment of Major Depression. Appl Psychophysiol Biofeedback (2007) 32:19–30

 

54. DeRubeis, R. J., Siegle G. J., & Hollon, S. D. (2008). Cognitive therapy versus medication for depression: Treatment outcomes and neural mechanisms. Nature Reviews Neuroscience, 9, 788-796.

 

55.Dias Á.M., Deusen AV.A New Neurofeedback Protocol for Depression.

The Spanish Journal of Psychology. 2011, Vol. 14 No. 1, 374-384

 

 

 

 

SİGORTALAR ÖDÜYOR:

 

Texas Eyaleti NF tedavisini Hafif derecede Geçirilmiş Kafa travmasına (Mild Traumatic Brain Injury: Poss Concussive Syndrome) bağlı gelişen psikiyatrik semptomların tedavisinde sigortaların bu tedaviyi ödemesini zorunlu kılmıştır. EK 26

http://www.legis.state.tx.us/tlodocs/80R/analysis/html/HB01919H.htm

www.insurance.tx.gov/hmo/documents/hmmanben.doc

Quantitative EEG and Neurofeedback, James R. Evans’ın kitabının 371’ inci sayfasında ‘Ethical, Legal,and Professional pitfalls associated with Neurofeedback services ( Neurofeedback Hizmetleri ile ilgili Ahlaki, Yasal ve Profesyonel güçlükler)  bölümünde A.B.D.’ de neurofeedback uygulama standartlarının ne olduğunu ve sigortaların bu tedaviyi ödemesi ile ilgili bilgi aktarmaktadır. NF tedavisi kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olduğu için ABD’de, Hollanda’da, İsviçre’de bazı sağlık sigortaları tarafından ödenmektedir .EK 27

http://www.de-nfg.nl/zorgverzekeraars_vergoedingen_zorgverzekeraars.html

İsviçre’de Biofeedback tedavisini ödeyen sigortalar:

http://www.asca.ch/insurances.aspx                    http://www.asca.ch/Therapies.aspx

1.GROUPE MUTUEL (réorganisation au 1er janvier 2011) www.groupemutuel.ch1.1 AVENIR Assurance maladie SA (Avenir, CMBB, St. Moritz)

1.2 PHILOS Assurance Maladie SA (Philos, Avantis, Fonction publique, Troistorrents, Panorama,     

EOS)

1.3 Easy Sana Assurance Maladie SA (Caisse vaudoise, Hermes, Easysana)

1.4 Mutuel Assurance Maladie SA (Mutuel, Universa, Natura)

2 AMB Assurance-maladie et accidents www.amb-assurance.ch

3 KRANKENKASSE WÄDENSWIL www.kkwaedenswil.ch

4 SWICA www.swica.ch

5 SANITAS www.sanitas.com

6 INTRAS Assurances www.intras.ch

7 ASSURA www.assura.ch

8 SUPRA www.supra.ch

9 VIVAO SYMPANY, MOOVE SYMPANY www.vivaoSympany.ch

10 RHENUSANA www.rhenusana.ch

          AAPB ve EEG Spectrumun web sitelerinde (www.eegspectrum.com) sigorta ödemeleriyle ilgili bilgiye ulaşabilirsiniz. Amerika’da sigorta kodlamalarında biofeedback ve neurofeedback arasında bir ayırım yoktur. A.B.D. de ve Avrupa’da Neurofeedback, Biofeedback tedavisini bazı Sağlık sigortaları ödemektedir. www.aapb.org  A.B.D. de sağlık sigortalarının ödediğinden bahsetmekte ve hangi hastalıklarda deneysel olmadığını belirtmektedir.

ABD, New York’ da Columbia Üniversitesinde Psikiyatr Dr. Kuhn  AMA ( American TIP Birliğinin) MEDICAID (devletin yoksullar için olan sağlık sigortası)  ve İşçi Tazminat Komisyonları gibi diğer sigorta sistemleri kadar QEEG ve Neurofeedback tedavisini listelerinde kodlandırdıklarını ve Virginia eyaletinde Donna Creasy MEDICAID programı (devletin yoksullar için olan sağlık sigortası) altında şizofrenlere Neurofeedback tedavisi yapmak istediklerini ve bu konudaki çalışmalarımı duyduğunu ve nasıl onlara tedavide yardımcı olabileceğimi sormaktadır.

Amerikan Pediatri (Çocuk Sağlığı ve hastalıkları) Birliği’nin resmi  bülteni “Pediatrics” ‘in 2008 yılındaki bir sayısı Pediatride Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp üzerinedir. Bu sayısında Biofeedback’in medikal tedavilere ilave olarak kronik akut ve tekrarlayan ağrılarda, anksiyete ve stres bozukluklarında, idrar ve kaka kaçırmada, uyku bozukluklarında, otonomik sinir sistemi bozukluklarında, dikkat ve öğrenme bozukluklarında kullanıldığından ve MEDICAID (devletin yoksullar için olan sağlık sigortası) tarafından da karşılandığından bahsetmektedir.

http://aappolicy.aappublications.org/cgi/content/full/pediatrics;122/6/1374

Amerikan Hükümeti İnsan ve Sağlık Servisleri, Sigortaların biofeedback yöntemini ödemek zorunda olduğunu söylemektedir.

http://www.cms.gov/Transmittals/Downloads/AB0179.pdf

 

 

 

Neurofeedback Yöntemi yurt dışında ve uluslararası bilim çevrelerinde yasal ve etkin bir tedavi yöntemi olarak tanımlanmaktadır. Şöyle ki;

Amerikan Psikiyatri ve Nöroloji Kurulu Üyesi ve Diplomat Doç.Dr. Thomas M. BROD'un konuya ilişkin olarak yapmış olduğu açıklamasında; EEG Biofeedback diğer adıyla Neurofeedback'in ABD'de psikiyatride yasal bir tedavi usulü olarak tanındığı belirtilmiştir. Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yıllık bilimsel kongrelerde çalıştay vermek üzere son beş yıldır çağrıldığını belirtmiştir. Ayrıca, bu çalışmalara ilişkin başvuruların emsalleriyle gözden geçirildiği, dört veya beş Bilimsel Program Komitesi üyesinin alt komiteleri tarafından onaylandığı ve hiçbir başvurunun otomatik olarak kabul edilmediği ifade edilmiştir.

   Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Doç.Dr. Thomas Brod’a yazdığı davet mektubunda,

Sevgili Dr.Brod,

Size, APA Bilimsel Program Komitesi adına, Toronto’daki 2006 APA yıllık toplantısında kurs C085 “ Psikiyatride EEG Neurofeedback; Klinik Uygulamalar”ı geliştirdiğiniz ve takdim ettiğiniz mükemmel işinizden dolayı teşekkür ederim. Değerlendirmeleriniz üstün başarılı, profesyonelliğiniz ise övgüye değer.Siz, son derece yetenekli bir eğitmensiniz.

Fevkalade değerlendirmelerinizden dolayı, seneye 19-24 Mayıs 2007’de San Diego, Kaliforniya’daki yıllık toplantıda kursunuzu tekrar arz etmeniz için size resmi olarak bir davetiye takdim ediyoruz. Sizden, sabırsızlıkla en kısa zaman içerisinde haber bekliyoruz. Lütfen ekteki kurs yanıt formunu e-maille ya da (703) 907-1090 numaralı faksa göndermenizi rica ederiz. Bu, bize, sizin spesifik takviminizi düzenlemek açısından yardımcı olacaktır. Takvim bilgileri Ekim 2006’da gönderilecektir.

·               New York Üniversitesi Psikiyatri Departmanı Başkanı Prof. Dr.Robert CANCRO'nun açıklamasında; Psikiyatri Departmanının Nörometrik Değerlendirme Servisi'nin New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin resmi onaylı bir hizmeti olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, NxLink veri tabanının, Ulusal Bilim Kuruluşu, Eğitim Departmanı ve Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün sağladığı destekle ortaya çıktığını, klinikte rutin olarak kullanılmak üzere A.B.D. Gıda ve İlaç Birliği (FDA) tarafından resmi olarak onaylandığı; bu veri tabanının kullanımının ve doğruluğunun Barbados'ta, Çin'de, Küba'da, Danimarka'da, Almanya'da, Macaristan'da, Japonya'da, Kore'de, Meksika'da, İsveç'te, A.B.D.'de ve Venezuella'da yapılan çalışmalarla kanıtlandığı; gelişimsel, psikiyatrik ve nörolojik hastalıklardaki farklara dayalı sensivitesinin sayısız psikiyatrik grupta tekrar tekrar raporlandığını ifade etmiştir.

 

·               Teşhis amaçlı, nörometrik veri tabanı kullanılarak yapılan tetkiklerin bir düzinenin üzerindeki Amerikan sigorta firmalarının rutin olarak karşıladığına yine New York Üniversitesi psikiyatri ABD. Başkanı Prof.Dr. Cancro tarafından yapılan açıklamada yer verilmiştir. Bununla birlikte, NxLink ve diğer QEEG veri tabanlarının, Nöronal Regulasyon Birliği üyeleri tarafından Neurofeedback'e yol göstermek üzere başarılı bir şekilde kullanıldığı; sonuçlarının sayısız yayında belgelendiği, binden fazla üyenin katıldığı yıllık toplantılarda da bu sonuçları sundukları; veri tabanına göre uygulanan Neurofeedback'in dikkat eksikliği, hiperaktivite, depresyon ve travmatik beyin hasarı olan sayısız vakada başarılı bir şekilde uygulandığı ifade edilmiştir.

 

·               Uluslararası Nöronal Regülasyon Birliği Başkanı Dr.Joel F.Lubar tarafından yapılan bir diğer açıklamada; Neurofeedback ile tedavi edilip 10 yıl takip edilen ve uzun dönemli çok iyi sonuçlar alınan çalışmaların mevcut olduğu; eğer Kantitatif EEG analizine bağlı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ise Neurofeedback'in muhakkak olduğu; bu tekniğin dünya çapında uygulandığı belirtilmiş ve devamla; Neurofeedback'in Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı için tedavi yöntemi olarak kullanılmasının, özellikle ilaç, eğitim ve davranışsal yaklaşımla da kombine edilirse deneysel olarak yorumlanmadığı ve hatta Amerikan Psikoloji Birliği, AAPB ve ISNR tarafından desteklendiği vurgulanmıştır.

 

·               Avusturalya Swinburne Teknoloji Üniversitesi Beyin Bilimleri Enstitüsü'de Profesör ve Tıbbi Fizyoloji Howard Florey Enstitüsü Kıdemli Başkanı Prof.Dr.Richard B. Silberstein tarafından yapılan açıklamada; EEG Biofeedback sahasının sağlam bilimsel temellere dayandığı; Neurofeedback'in bir dizi beyin temelli hastalık için hızla gelişen tedavi edici bir mekanizma olduğu; bazı hastalıklar için, örneğin; beyin hasarının bilişsel ve duygusal sonuçlarında EEG Biofeedback'in  tek etkili tedavi yöntemi olabileceği ifade edilmiştir.

 

·               Prof.Dr.D. Corydon Hammond, Ph. D., ECNS, QEEG-D, Utah Üniversitesi, A.B.D. EEG, QEEG & Nörofizyolojide Kurul Onaylı, EEG & Klinik Nöroloji Bilimi Derneği Diploma sahibi, Kantitatif Elektroensefalografi Sertifikasyon Kurulu Diploma sahibi, Nöroterapi Sertifikasyon Kurulu, Uluslararası Sinirsel Düzenleme Derneği Eski Başkanı:  Bu yazıyı ABD'de tabir edildiği üzere mahkeme müşaviri sıfatıyla yazıyorum. Bu mektubumda iki konuya değinmek istiyorum. Bunlardan ilki, normatif veritabanlarına sahip kantitatif EEG'nin (QEEG) kullanımına yönelik bilimsel dayanak konusu. İkincisi ise yasal ve etik bir tedavi alternatifi olarak nöro-feedback (EEG bio-feedback) kullanımı konusu. ABD'de yaklaşık 3,000 klinisyenin neurofeedback yöntemini klinik uygulamalarında, çok değişik hastalıklar için kullanmakta olduğunu ve bu uzmanlık alanında uluslar arası meslek cemiyetinin 16 ülkede üyelere sahip olduğunu tahmin ediyorum dedi.

 

QEEG’nin Amerikan Psikologlar Birliğindeki (APA) Pozisyonu: Kantitatif Elektroensefalografi (QEEG) ve EEG Biofeedback:

 

Onay Tutanağı

Profesyonel İşler Kurulu Toplantısı

17-19 Mart 1995

 

Üyeler : Deborah Tharinger, Ph.D, Başkan, Bruce Bennett, Ph.D., Allen Carter,Ph.D, Herbert Dorken, Ph.D., Lorraine Eyde,Ph.D., Melba Vasquez,Ph.D., Daniel Abrahamson,Ph.D

 

Psikologlar, testler, ölçme, araştırma ve istatistik konusunda eğitim alırlar ve deneyim kazanırlar. QEEG, psikologlar tarafından keşfedilen ve kullanılan birçok teknikten biridir. BPA, herhangibir onay gerektirmeden de, QEEG ve Biofeedback kullanımında yeterliklerine göre eğitim alan ve mesleğini icra eden psikologların bu sistemleri kullanmasının uygun olduğu kararına vardı.

 

Dr. Robert GURNEE, 14 haziran 2004 tarihli yazısında, AAPB’de

Neurofeedback biriminin başkanı olarak EEG Neurofeedback’in deneysel

     olduğunu düşünmediğimiz konusunda sizi bilgilendirmek isterim. Birçok hastalıkta etkili olduğunu doğrulayan önemli araştırma verileri mevcuttur. Yıllardır bu ülkede Amerikan Biofeedback Sertifikasyon Enstitüsü aracılığıyla EEG Neurofeedback sertifikası alabilmek mümkündür. Şimdi bu ülkede ,UCLA, Tennessee Üniversitesi,Washington Üniversitesi ve diğer birçoğunun dahil olduğu okullarda EEG Neurofeedback’in  eğitimi verilmektedir dedi.

 

Columbia Üniversitesinden Kıdemli Psikiyatrist Dr.Daniel Kuhn     tarafından yapılan açıklamada Dr.Tanju Sürmeli’nin birkaç yıldır QEEG ve QEEG rehberli Neurobiofeedback ile kazandığı başarılarının Amerika Birleşik Devletleri ve Amerika’da Neurobiofeedback ve QEEG ile uğraşan profesyonel nöropsikiyatristler ve nöropsikologlar tarafından takdir edildiği, kendisinin, Neurobiofeedback eğitiminin cevap verdiği durumlar listesine Neurofeedback’in bu hastalardaki bilişsel fonksiyonlarda etkili olabileceğini göstererek 2 yeni hastalık daha kattığı, -Down Sendromu ve Zihinsel Engellilik- ifade edilmiştir. Ayrıca Türkiye Psikiyatri Birliği Derneğinin Türkiye’de QEEG ve Neurofeedback’in psikiyatride kullanımını geçersizleştiren ve sansürlemeye çalışan tavrına, aynı zamanda benim, bu sistemleri psikiyatride kullanmamdan dolayı yaptıkları hatalı eleştiriye kesinlikle katılmadığını ve itiraz ettiğini açıkça belirtmiştir. “Tutumunuzu, ispatlanmış bilimsel kanıtlara ve güncel kabul görmüş tibbi anlayışa aykırı buluyorum” demiştir.

Değinilmesi gereken bir diğer önemli husus da A.B.D. Mahkemelerinden birinde yapılan bir yargılama sonucunda; mahkemenin uyuşturucu kullanan bir kişiyi, neurofeedback almaya mahkum etmiş olmasıdır. Madde kullanımından dolayı, savcılık tarafından 180 gün hapis istemiyle yargılaması yapılan bir kimse hakkında hapis cezası yerine; şartlı tahliye verilmiş ve haftada üç kere neurofeedback tedavisi almasına hükmedilmiştir. Kuşkusuz bu olumlu gelişme konunun uzmanı bilim adamlarınca sevinçle karşılanmıştır.

 “NF, hastaların, ve büyük bir yüzdesinde hayat boyu ve düzenli olan ilaç kullanımını  çok önemli bir derecede azaltmayı ya da ortadan kaldırmayı vaat etmektedir. Biz, pratikte bu vakalarda anlamlı derecede duygusal regulasyonda iyileşme, kararsızlıklarında ve anksiyetelerinde azalma görüyoruz. Bu tip değişiklikler DEHA semptomlarından daha önce ilerlemektedir. Bununla paralel olarak ebeveynler ve çocuklar arasındaki ilişkilerde gelişme ve aralarındaki stress faktörlerinde de azalma görüyoruz. Birçok DEHA vakası ve aileleri ilaç kullanmak istemiyorlar. Benim görüşüme göre, kanıtlara dayalı bir tedavi yöntemi olarak NF, ailelere tedavi seçenekleri sunulurken mutlaka belirtilmesi ve ailelere bir seçenek olarak sunulması gereken bir tedavidir  27

 

              Hâlbuki ilaçlar kullanıldığı süre içinde hiperaktivite, dürtüsellik ve kısmen dikkat problemlerine çözüm olmaktadır ve ilacı vermediğiniz gün şikayetler geri gelmektedir. NF ile ilgili yapılan çalışmalarda bu tedavinin kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardan 2 tanesinden birinde, bir seri hastanın takip çalışmasında önceden belirlenmiş değerlendirme skalasıyla körleme yapılan bir değerlendirmedir. 28 Diğeri ise kontrollü bir takip çalışmasıdır. NF tedavisi bittikten 1 ve 3 yıl sonra denekler tekrar değerlendirmeye alınmıştır. 29 Her iki çalışma da tedavinin önemli derecede kalıcı olduğunu gösteren çalışmalardır.

 

               Sayısız çalışma, Amerika Birleşik Devletlerinde DEHA teşhisi alan çocuk ve erişkinlerin önemli bir bölümünün (% 50 ila 87) ya hiç ilaca başlamadığını ya da ilaca devam etmediklerini gösteriyor. 30 Tedavi edilmemiş DEHA’lı çocukları sayısız negatif sonuçların artan bir riskle beklediği de iyi bilinmektedir 31

 

                A.B.D’de yapılan bazı kontrollü çalışmalarda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite olan çocuklarda IQ skorunun neurofeedback tedavisinin sonunda 10 skor arttığı bulunmuş hatta iki geniş araştırmada IQ skorunun 19–23 puan arttığı görülmüştür 32-33

 

Amerika Birleşik Devletlerin de okullarda neurofeedback sistemi kuruldu.  ABD’ de 600’ den fazla okulda ve Polonya’ da Milli Eğitim Bakanlığının 9.6.2006 projesi ile 1200 den fazla okulda bu sistemler kuruldu.

 

http://www.eegspectrum.com/Applications/ADHD-ADD/ProgramEval-97-98/

www.manu.edu.mk/costb27/Documents/SC%20report.doc      www.manu.edu.mk/costb27/.../National%20Progress%20Report_2007.pdf

 

NF ve QEEG konusunda ‘A Klas’ bilimsel dergide yayınları olan ve 10000 den fazla qeeg okumuş, 4000 den fazla kişiye neurofeedback tedavisi uygulamış bilimsel ve klinik tecrübesi olan bir doktorum. Bildiğiniz gibi hekimlikte klinik tecrübe çok önemlidir.

 

Avrupa’nın ve Dünya’nın en önemli bilim adamlarının katıldığı Society of Applied Neuroscience birliğinin yıllık toplantıları olmaktadır. Ben bu seneki toplantıda Şizofreni ile ilgili çalışmalarımı anlatacağım.

http://www.san2011.org/index.php?option=com_content&view=article&id=60&Itemid=67&lang=en

 

ABD’de bilim dünyası benim yaptığım çalışmalara önem verdiği halde, Türkiye’de Elekrofizyoloji ve/veya Neurofeedback konusunda deneyimi olmayan kişiler bilirkişi seçilerek Neurofeedback’in bilimsel olmadığını hiçbir bilimsel dayanağa bağlı olmadan söylemektedirler. Dünyanın dört bir yanından bilim adamları yaptığım çalışmaya ilgilerini belirtiyorlar ve ortak çalışma yapmak için e-mailler yolluyorlar.

ABD’ nin en önemli ilk 7 araştırma merkezi olan Scrips Research Institute’den Dr. José

  R. Criado, Ph.D Antisosyal Kişilik Bozukluklarında yaptığımız yayını istemiştir.

Antisosyal Kişilik Bozukluklarında (13 vakada) Neurofeedback tedavisinin başarılı olduğunu gösterdiğim çalışmam dünyada ilk yayın olarak Amerikan Psikiyatri Elektrofizoyoloji Birliğinin Clinical EEG ve Neuroscience dergisinde Ocak ayında yayınlandı (Surmeli, T., Ertem, A. 2009). Amerikan Hükümetinin NIH Araştıma merkezinin Uyuşturucu-Radyolojik İnceleme bölümünde görevli Editör Prof. Dr. Ronald Herning’in başyazısında bu çalışmadan övgü ile bahsetmiştir.

 

NIMH (National Institute of Mental Health) başındaki Prof Dr. Tom İnsel, NARSAD (National Alliance for Research on Schizophrenia and Depression) yönetim kurulu üyesi John Hollister vasıtası ile benim şizofrenide yaptığım çalışmaları değerli bulmuş ve Şizofreni tedavisinde NF ile ilgili çalışmalara fon ayırmak isteğinde bulunulmuştur.

http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-160.html

http://grants.nih.gov/grants/guide/rfa-files/RFA-MH-09-161.html

 

ABD’de Wayne State Tıp Fakültesi psikiyatri Prof. Dr. Boutros, Şizofreni’de yaptığım vaka çalışmalarımda aldığım sonuçları ECNS ( Amerikan Psikiyatrik Elektrofizyoloji Birliği ve Amerikan EEG Birliğinin) toplantısında dinleyip ilgilenmiş ve qeeg uygulamalı plasebo kontrollü körleme randomize bir çalışmanın Grant (hükümetçe belirli bir amaç için verilen para)  başvurusunu NIH’e yapıp, beni de çalışmanın baş danışmanı (consultant expert) olarak iletmiştir.

http:/ /www.ecnsweb.com/cn_ecns_conferences.htm

 

AAPB’nin Başkanı Nöroloji uzmanı Prof. Dr. Jonathan Walker, Neuro Connections Newsletter da bu çalışmamızdan övgü ile bahsetmiştir.

      Dünyada ilk defa Zihinsel özürlü grupta Neurofeedback yöntemi ile Zekâ skorlarında artış olduğunu gösteren bilimsel vaka çalışmam A klas Clinical EEG and Neuroscience dergisinde yayınlandı.

      Amerika Washington Üniversitesi Psikiyatri  ABD dan Yrd. Doç.Dr. Cheryl A. Richards’ın Kişilik Bozukluğu ve Mental Retardasyon da NF ile ilgili yayınımı, ve Belçika’da Ghent Üniversitesinden Dr. Farah Focquart’ın Kişilik Bozukluğu ile ilgili yayınımı istediği yazılar da ektedir.

      Amerikan Psikiyatri Birliğinin (APA) yıllık toplantılarında 2002’ den beri psikiyatristlere bu yöntem çalıştaylarla (workshop) öğretilmektedir. APA’ nin 2007–2008 yılındaki toplantısında, çalıştayda öğretim görevlisi olarak benim de olmam teklif edilmiştir. 2008’de Avrupa’dan ve A.B.D. den çok önemli bilim adamlarının kurduğu ve katıldığı Avrupa’daki Society of Applied Neuroscience ( SAN, Uygulamalı nörobilim Birliği ) yıllık toplantısında QEEG ve psikofarmakolojinin etkisi ile ilgili bir çalıştay verdim. SAN’de ilaçların EEG’ deki etkisi konusunda bölümün başkanlığını yapmaktayım ve sertifika komitesi üyesiyim. 2009’da BFE

(Biofeedback Foundation of Europe) yıllık toplantısında QEEG uygulamalı neurofeedback ile ilgili bir çalıştay verdim.

 

NASA Astronotların fizyolojik değişkenliğini biofeedback aletleri ile ölçümlüyor.

http://www.thoughttechnology.com/nasa.htm

 

Tripler Askeri Tıp Merkezinde Biofeedback yöntemi telehealth sistemi ile sağlanıyor. Migren, baş ağrısından irritabl bağırsak sendromuna kadar birçok alanda kullanıyorlar.
http://www.thoughttechnology.com/folen.htm

http://www.tamc.amedd.army.mil/offices/Psychology/behavioral.htm      

 

Chelsea Futbol takımı performanslarını arttırmak için biofeedback’ten faydalandı.

http://www.thoughtwaves.co.za/Learn/Articles/ART11.html

 

Olimpiyat oyuncuları ve Altın madalyalı sporcular biofeedback’ten faydalanıyor.

http://www.prnewswire.co.uk/cgi/news/release?id=282901

Amerika Askeri Akademisi West Point, Performans Arttırma amaçlı biofeedback’ten faydalanıyor.

http://www.peakachievement.com/apex-performance-page.html

 

Psikolog Laurie Perlman, Amerika’da çok ünlü kişilere, film starlarına ve CEO’lara Neurobiofeedback yöntemini uyguluyor.    

http://money.cnn.com/magazines/fortune/fortune_archive/2004/10/18/8188049/index.htm

http://sports.yahoo.com/nba/blog/ball_dont_lie/post/Under-pressure-What-big-games-do-to-players-and?urn=nba-245531

 

 

QEEG ve Neurofeedback’in modern tıpta bilimsel bir tedavi olarak kullanılıp kullanılmayacağı ile ilgili Sağlık Bakanlığı YÖK’den, YÖK’de üniversitelerden görüş istediğinde İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünün, Biofeedback, Neurofeedback, Psikiyatride QEEG ve ERP Kullanımı Derneğine hitaben yolladığı yazının sonucuna göre bu konuyu değerlendiren Konsültasyon-Liyezon ABD Başkanı Psikiyatri Profesörü Dr. Kemal Arıkan’ın  konuya oldukça hakim olmasından dolayı objektif bir şekilde biofeedback hakkında pubmed’de 5989 tane makale olduğunu, 1107 tane review olduğunu ve bir makalenin bilime katkısı olması için pubmedde yer alan dergilerden birinde yayınlanması gerektiğini bunların yayınlanmadan önce hakim eksperler tarafından denetimden geçtiğini ifade etmektedir. Amerika’da biofeedback aletlerinin piyasaya sürülmeden önce oldukça zor bir onay sürecinden geçtiğini, bu onay süreci sırasında bilimsel güvenilirliğinin denetlendiğini bunun da bilimselliğin işareti olduğunu ayrıca bir yöntemin sigortalar tarafından karşılanabilmesi için öncelikle güvenilir olması gerektiğini ondan sonra da yeni bir yöntemin mevcut yöntemlerden daha iyi yani bilimsel ve kullanışlı olması gerektiğini, neurofeedback yönteminin de hem Amerika’da hem de Avrupa’da sigortalar tarafından karşılandığını, bilimsel ve işlevsel olmasaydı hiçbir şekilde sigortaların onay mekanizmasından geçemeyeceğini ifadesine eklemiştir.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinin Nöroloji ABD’nin raporuna göre Neurofeedback’in çeşitli nörolojik ve psikiyatrik durumlarda tedavi amaçlı ve klinik olarak hastalığı olmayanlarda da kognitif işlevleri arttırmak amacı ile de kullanıldığı bildirilmektedir. Konu ile ilgili literatür taramasında 1970’lerden bu yana yüksek sayıda bilimsel makaleye rastlanmıştır şeklinde ifade edilmiştir.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ”Neurofeedback, biofeedback genel prensiplerine dayalı bir klinik uygulamadır ve 1970’li yıllardan bu yana ugulanmaktadır ” diyerek bu tedavi yönteminin deneysel olmadığını “klinik uygulama” tanımlamasıyla belirtmektedir.

İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ümran Korkmazlar neurofeedback yönteminin bilimsel olduğunu belirtmektedir.

İstanbul Üniversitesi’nden Elektrofizyoloji ABD. Başkanı Prof. Dr. Sacit Karamürsel neurofeedback yönteminin bilimsel olduğunu belirtmektedir.

Anadolu Sağlık Merkezi/Johns Hopkins Medicine’de görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Levent Üçkardeşler Neurofeedback tedavisinin neurofeedback yönteminin bilimsel olduğunu belirtmektedir ve Türkiye’de klinik kullanımını desteklemektedir.

 

DÜNYA’DA NEUROFEEDBACK İLE İLGİLİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA FIRSATI VEREN ÜNİVERSİTELER BULUNMAKTADIR: EK 26

 

Amerika ve Kanada’da QEEG ve Neurofeedback Uygulayan bazı Psikiyatristler: Koyu yazılanlar Akademik ünvanları olanlardır. ABD’de 3000’ den fazla merkez NF tedavisi uygulamaktadır.

Yurdışında BCIA sertifikalı olmadan NF tedavisi yapılamaz. Türkiye’de BCIA sertifikalı tek kişi benim.

 

Bu sene, Mısır’da Wayana Uluslar arası Vakfının aracılığıyla düzenlenen bir organizasyonda 200 doktor Toronto’da merkezleri bulunan Dr.Michael Thompson ve Psikolog Dr. Lynda Thompson’dan Neurobiofeedback eğitimi aldılar. Mısırlı doktorların gösterdiği ilgiye Kanada’dan gelen uzmanlar bile şaşırdı. Bizim o ülkeden geri olduğumuzu düşünmüyorum.

 

Son olarak, Michigan Üniversitesinden Sosyal Psikolog Nancy Douglas bir makalesinde 81  William James(1981)’in 82 insanların genellikle her şeye inandığını ancak kendi inandıkları fikirlerin tersine bir fikir, bir bilgi olduğu zaman buna inanmakta çok büyük direnç gösterdiklerini söylüyor. Kenny(1994)’e 83 göre de inanç her zaman şüpheden önce gelir. İnsanlar kendi bildiklerinden inandıklarından şüphe etmekte çok zorlanırlar ve direnç gösterirler.

 

PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇLARIN MALİYETİ, ETKİSİ SORGULANIYOR. ÖNEMLİ DERECEDE OLAN YAN ETKİLERİNDEN BAZILARINA BAKALIM.

 

Toplam sağlık harcamaları önemli bir artış eğilimi içinde olmuştur. 1-11  Türkiye sinir sitemi ilaçları ilaç pazarında önemli yer işgal etmektedir. Sinir sistemi ilaçları Türkiye ilaç pazarında antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubundan sonra 4. sırada yer almaktadır. Dünya genelinde en çok kar edilen ilk 10 ilaçtan üçü antipsikotiktir. 2009 yılında ise dünyadaki toplam ilaç pazarının 820 milyar doları bulması öngörülmektedir4 Ayrıca 2003-2008 yılları arasında Türkiye’deki ilaç gruplarının pazar payı değerlendirildiğinde; antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubunun pazar payı azalırken, sinir sistemi ilaçlarının pazar payında ılımlı bir artış gözlenmektedir. 7-8,11

 

Örneğin IMS-Türkiye verilerine göre 2003 yılında 14 milyon 138 bin kutu antidepresan tüketilirken, bu rakam 2006 yılı verilerine göre 22 milyon 651 bine, 2007 yılında ise 26 milyon 246 bine çıkmıştır. 2

 

Benzer artış eğilimi antipsikotik ilaçlarda da görülmektedir; 2007 yılında toplam 2 milyon 616 bin 136 kutu antipsikotik tüketilirken, bu sayı 2008’de 4 milyon 11 bin 901 kutuya yükselmiştir. Psikiyatrik ilaç tüketimindeki bu önemli artışta ilaç endüstrisinin tutundurma çalışmalarının yanı sıra, Türkiye’deki psikiyatrist sayısının yetersiz olması ve bu nedenle psikiyatrist dışındaki hekimler tarafından uygun olmayan tanılara uygun olmayan ilaçların reçetelenmesinin de çok önemli bir payı vardır. 2 

 

Hatırlarsak Neurofeedback tedavi yöntemi maliyet analizi yapıldığında ilaçlarla yıllardır düzelmeyen bir çok hastanın iyileşmesini sağlamış ve daha ucuz bir yöntemdir. 40  EK.53

 

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite’de 1937’den beri en çok kullanılan yöntem, amfetamin grubu bir ilaç olan Ritalin’dir.

 

485 çocuk üzerinde NIMH MTA çalışmasının 3 yıllık takip sonuçları Amerikan Akademisi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dergisinde yayınlandı12.  Bu 3 yıllık takip çalışması değerlendirmesi özellikle 5 önemli sonuç üzerine odaklanmıştır. DEHA’nın çocuk ve öğretmen ölçekleri ve karşı gelme hastalığı semptomları, okuma başarısı, sosyal beceriler, fonksiyonel bozulmadır. 14 ve 24 aylarda elden edilen sonuçlara karşı yoğun ilaç (Ritalin) tedavisinin tek başına ya da davranışsal terapiyle beraber önemli faydaları bulunamamıştır. Tedavinin bitiminden 2 yıl sonra MTA araştırmacılarından yoğun ilaç tedavisi alan çocuklar, rutin amme hizmeti alan veya davranışsal terapi alan diğer çocuklardan farklı değildiler. 

 

436 çocuk üzerinde NIMH MTA çalışmasının 8 yıllık takip sonuçları Amerikan Akademisi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dergisinde yayınlandı12A14 ve 24 aylarda elden edilen sonuçlara karşı yoğun ilaç (Ritalin) tedavisinin tek başına ya da davranışsal terapiyle beraber önemli faydaları bulunamamıştır.

 

Yukarda bahsedilen MTA çalışmasının ilk raporunda ilacın başarılı olduğu sonucu çıkmıştı, ama bu sonuca bile Johns Hopkins’li Psikiyatr bilimsel olarak 1999 yılında karşı çıktı. Bu yazıyı incelersek:

 

DEHA’LI ÇOCUKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILAN PSİKOSTİMULANLAR: RİSKLERİ VE MEKANİZMALARI 13

 

Dr. Breggin Harvard, Johns Hopkins Üniversitesi, Ulusal Sağlık Örgütü gibi çok önemli merkezlerde çalışmıştır.

 

Giriş :  Kuzey Amerika’daki milyonlarca  çocuk dikkat eksikliği/hiperaktivite teşhisi alıp metilfenidat, dextroamfetamin ve metamfetamin gibi psikostimulanlarla tedavi edilirler. Bu ilaçlar, artan enerji, fazlasıyla tetikte olma, alışkanlıklara fazlasıyla odaklanma gibi devamlı ve aralıksız bir merkezi sinir sistemi toksisitesi yaratır. Obsesif kompulsif veya perseveratif (bir düşünce veya harekete saplanıp kalma), uykusuzluk, ajitasyon, hipomani, mani ve bazen nöbetlere doğru ilerleme gösterir. Aynı zamanda yaygın olarak duyarsızlık, sosyal çekilim, emosyonel depresyon ve uysallık gösterirler. Psikostimulanlar aynı zamanda hayal kırıklığından sonra verilen reaksiyon ve bağımlılık da dahil fiziksel çekilim yaratırlar. Büyümeyi engeller ve hatta bazen geri dönüşü olmayan çeşitli serebral disfonksiyonlar yaratabilir. Stimulanların töropetik etkileri toksisitelerinin direkt ifadesidir. Hayvan ve insan araştırmaları, bu tür ilaçların spontane ve sosyal davranışları bastırıp obsesif kompulsif davranışları geliştirdiğini belirtiyorlar. İlaçların bu ters etkisi çocukların davranışlarını kontrol ediyormuş görüntüsü vermektedir özellikle yapısal ve planlı çevrelerde gerçek ihtiyaçlarıyla meşgul olmazlar.

 

Dr. Breggin, Novartis aleyhine açılan bir davada davacı tarafına yaptığı savunmadaki yeminli ifadesinde, yapılan MTA çalışmaların kritiğinden bahseden iki yayınını anlatıyor. 14-15 Literatürde başka kritikler olduğundan da bahsediyor. Kapsamlı bakıldığında MTA çalışmasının bilimsel olarak birçok eksiği olduğunu, sonuçlarda güvenli olduğundan ve tedavide uzun dönemdeki etkisinden bahsedilmemiş. MTA çalışmasında plasebo kontrol grubu yok körleme çalışması yapılmamış dolayısıyla bu ilaçların gerçekten etkisi var mı yok mu göremiyoruz. Araştırmaya katılan bütün aileler ve öğretmenler çocukların ilaç kullandıklarını biliyordu ve ilaçların etki edeceğine dair bir beklentideydiler. Klinik bir deney için seçilen deneklerin önyargısız olması çok önemlidir. MTA çalışmasına seçilen deneklerin % 32 ‘si zaten stimulant ilaç kullanıyordu (MTA kooperatif grup 1999 p.1074). Bu da aileler ve öğretmenler stimulanların faydalı olduğuna dair zaten ikna edilmişlerdi.

Iowa Eyaletinden Senatör  Charles Grassley’nin yönettiği Amerikan Meclis müffetişlerin verdiği bilgilere göre, Ritalin ve çocuklarda ağır antipsikotiklerin verilmesinin patlamasını körükleyen dünyaca ünlü bir Harvard çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Biederman’ın 2000 ve 2007 arasında ilaç üreticilerden en az 1,6 milyon USD danışmanlık ücretleri karşılığında gelir kazandığı halde bu gelirin çoğunu üniversite yetkililerine, zorunlu olduğu halde, bildirmemiştir. http://articles.sfgate.com/2008-07-13/opinion/17173332_1_drug-industry-drug-companies-drug-trial

 

 

 

 

 

 

 

BBC Haberi olarak ele alınan konuya bakalım:

 

Panaroma : BBC, 12 Kasım 2007

 

http://news.bbc.co.uk/2/hi/7090011.stm

 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite için İlaçlar “ çözüm değil”

 

DEHA’sı olan çocukları tedavi etmek için kullanılan ilaçların uzun dönemde etkisi olmadığı araştırmalar ile gösterildi.

 

BBC Panaroma programının elde ettiği bir çalışmaya göre  3 yıllık bir tedavi sürecinde Ritalin ve Concerta gibi ilaçlar terapiden daha iyi bir sonuç vermedi. Amerikanın  itibarlı bir  çalışmasındaki bulgularda ilaçların uzun süreli kullanımının çocuklardaki büyümeyi engellediğini  göstermişlerdir.

 

İlaçların etkilerinin daha önceleri abartıldığını söylüyor bu çalışma. Dikkat Eksikliği Hiperaktivitesi  olan çocukların çoklu biçimli tedavi çalışması (MTA) 1990’lı yıllardan beri Amerika’nın bir ucundan öbür ucuna kadar 600 çocuğun tedavisini izlemektedir. 

 

İngiltere’de DEHA teşhisi alan  tahmini 500.000 çocuk hiçbir tedavi almıyor. Bunun yanında geçen sene tedavi alan 55.000 kişi Ritalin ve Concerta gibi stimulanlar kullanmaktadır. Bu ilaçların Ulusal Sağlık Sistemine maliyeti aşağı yukarı 28 milyon pounddur.  

 

1999 yılında Amerika’da yapılan çalışma ilacın, Dikkat Eksikliği Hiperaktivitede 1 yıl sonra bile davranışçı terapiye göre daha iyi çalışmaktadır sonucuna varmıştır. Bu bulgular, Atlantik’in her iki tarafında da hekimleri oldukça etkilemiş ve İngiltere’de reçete yazılımı 3 katına çıkmıştır. Ama şimdi uzun dönem analizlerden sonra raporun ikinci yazarı Buffalo Üniversitesinden  Profesör William Pelham Sanırım ilk çalışmada ilacın faydalı etkilerini biraz abarttık, düşündük ki çocuklara uzun süreli ilaç verirsek sonuçları  daha da  iyi olacaktır. Halbuki olay hiç de öyle olmadı. İlacın uzun  dönemde herhangibirşeye göre daha iyi olduğuna dair hiçbir gösterge yok.” İlaç kullanan çocukların önemli derecede diğer çocuklara göre gelişimlerinde bir gerilik olduğu ve diğer çocuklar kadar boy atmadıkları ve kilo alamadıklarının  görüldüğünü söyledi.   

 

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite hastalığında kullanılan ilaçların yan etkileri olmadığı söylense de bu doğru değildir. Ritalin ve benzeri ilaçların iştah azaltması, boy atmasını geciktirdiğine, hatta az sayıda çocuğun ölümüne sebep olduğu, ve kokain etkisi yarattığına dair yayınlar mevcuttur.

 

İlaçlardan Adderal Kanada’da çocuk ölümüne sebep verdiğinden yasaklanmıştır 16.

 

Kanada Hükümeti Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite ilaçlarının ölümcül yan etkilerinden dolayı Concerta, Dexedrine, Ritalin and Ritalin SR and Strattera, Attenade ve Biphentin ilaç kutularına uyarı konulmasına karar verdi.

 

http://www.canada.com/montrealgazette/story.html?id=375b4d0d-75c4-4b1d-880c-560ce953c8cb&k=97407 

 

ABD’ de bu tür ilaçlar “İntihar riski yaratıp, ölüme sebep verebilir” diye etiketlenmektedir. Columbia Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Araştırma Eğitim Programının Başkanı Prof. Dr. Gould’un yaptığı çalışmada; 1985–1996 yılları arasında 7 ile 19 yaş DE/HA tedavisinde kullanılan Ritalin (methylphenidate) ilacının 564 çocuğun 10’nunda ani ölümlere neden olduğunu ve bu oranın trafik kazaları ile ölümden daha yüksek olduğunu tespit etmiştir 17.

 

İlaçlar kullanılmazsa bu çocukların uyuşturucu bağımlısı olma şansı olduğunu söyleyen yayınlarda vardır. Gelişmiş beyin görüntüleme teknikleri kullanılarak Amerikalı araştırmacılar, dünyada milyonlarca insanın kullandığı Ritalinin (metilfenidat)  beyinde kokain ile aynı etkiyi yarattığı sonucuna varmışlardır. Değişik dozlarda Ritalin alan 11 sağlıklı erkeğin beyin taramaları, çocuklara verilen 0.5 mg’lık dozun sistemden fazla dopamini atan dopamin taşıyıcılarının % 70’ini bloke ettiğini göstermiştir. Dopamin fazlalığı beyinde fazla uyarılmaya ve bağımlılığa sebep olur 18-19.

 

Huston Anderson Kanser Merkezi’ nin 12 çocukta Ritalin vermeden önce ve Ritalin verdikten 3 ay sonra ölçtüğü kanser imleyicilerinde 3 katı artma olmuştur. 12 çocukta 12  %100 demektir 20.

 

Haziran 3 2009’da FDA Çocuklardaki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığında kullanılan Strattera (Atomoxetine HCl) ilacının ilk 3 ayda Karaciğer zedenlenmesi ( belirgin karaciğer enzim artışı, sarılık, bilirubin seviyesinde artış), ortostatik hipotansiyon, inme’ye neden olmasından dolayı bu zararlarının ilaç kutusuna Etiket konularak satılmasına karar verdi. http://www.medscape.com/viewarticle/707021

 

Dünyadaki Uzmanlar, Amerika’da çocuklara ilaç vermeyi durdurmayı talep ettiler.

 

http://www.lawyersandsettlements.com/articles/01510/child-drugging-fda.html

 

Washington DC: 12 Ekim 2007’de psikiyatri ve çocuk gelişimi alanındaki uzmanlar, dünyanın her yerinden, Washington’daki Psikiyatri ve Psikoloji araştırmaları Uluslar arası Merkezinin yıllık toplantısına katılmak üzere geldiler. Bu yılki toplantı spesifik bir amaç üzerine odaklanmıştı- psikiyatrik ilaçların çocuklara çok yoğun bir şekilde yazılmasına bir son vermek.

 

Psikiyatri uzmanları ve akademisyenler tarafından verilen seminerler ve sunumlara ek olarak başka sunumlar ve konuşmacılar da hasta hakları savunucuları, sosyal görevliler, hemşireler, eğitimciler, yazarlar ve kanun koyuculardan geldi. Konferansın içeriği, dikkat eksikliği ilaçları, antidepresan ilaçlar ve atipik antipsikotik ilaçları içeren yeni jenerasyon psikiyatrik ilaçların şimdilerde yaygın olarak çocuklara reçetelendirilmesiydi.

 

Konferanstaki sunumların çoğunluğu TMAP (Teksas İlaç Algoritma Projesi) ve Teen Screen adlı 2 tedavi programı ve ilaç üreticileri, Bush yönetimi, psikiyatristler, devletteki karar verme mekanizmalarının finansal bağlantıları ve bu 2 program sayesinde elde ettikleri itibar ile ilgiliydi. Bu tedavi planı, zihinsel bozukluklar teşhisi almış olan tüm hastalara yeni ve pahalı psikiyatrik ilaçları kullanma yetkisi veren ve Medicaid gibi kamu sağlık hizmeti veren programların karşıladığı bir plandır. 

 

İngiltere’de National Institute for Health and Clinical Excellence (NICE) and the National Collaborating Centre for Mental Health (NCCMH)’de çalışan doktorlar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığı olan çocuklara öncelikli olarak ilaç yazılmamasını tavsiye ettiler. “İlaçlar çok ağır vakalarda diğer yöntemler yeterli gelmezse verilmeli, hemen önce ilaçlar verilmemeli” dediler.

http://www.timesonline.co.uk/tol/news/science/article4813727.ece

 

 

Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisi

 

Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisi Başkanından mesaj,

Amerikan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisinin Metilfenidat ile ilgili FDA tavsiyesine dair açıklaması                                                                                          13 Şubat 2006

 

Sevgili Meslektaşlarım,

 

Geçen hafta Salı günü, İlaç ve Besin Birliği(FDA)’in İlaç Güvenliği ve Risk Yönetimi Danışma Komitesi metilfenidatın daha büyük bir sistemle uyarılar alması gerekliliğiyle ilgili oylama yaptılar. (8-7, 1 kişi çekimser). Komite, 19 tanesi 18 yaşın altında olan 25 ölüm raporlarını  gözden geçirdiler ve  pazarlama sonrası teftiş raporlarının ön analizini yaptılar. Bu raporlar, stimulanların stroke, miyokardial enfarktüs ve çocuklarda ve yetişkinlerde aritmi riskini arttırdığını öne sürmekteydi. Herhangibir stimulan için bir milyonda biri geçmese de ani ölümler tanımlandı.

 

 

U.S. Food and Drug Administration, Drug Safety and Risk Management Advisory Committee Meeting.

 

Şubat 9-10, 2006.

www.fda.gov/ohrms/dockets/ac/05/briefing/2005-4152b2.htm

 

http://www.uptodate.com/contents/cardiac-evaluation-of-children-receiving-pharmacotherapy-for-attention-deficit-hyperactivity-disorder

 

Yine FDA’in başka bir uyarısı:

 

Bu uyarıda çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde antidepresan kullanımında  antidepresan üreticilerine, bu ilaçları kullanan özellikle 18- 24 yaş arası gençlerde  intihar düşünceleri ve davranışlarında  artış olabileceğine dair ciddi  ibarelerin prospektüse ayrı bir uyarı metni (package insert) olarak yazılması gerektiğine dair uyarı verdiler.

 

http://www.fda.gov/downloads/Drugs/DrugSafety/InformationbyDrugClass/UCM161641.pdf

 

 

22 Nisan  2008- Amerikan Kalp Birliğinin yeni bir beyanatında  Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan çocukların  stimulan ilaçlar almadan önce  Elektrokardiogramın da dahil olduğu teferruatlı bir kardiyak değerlendirmeden geçmeleri gerektiğini söylemektedir. Bu bildiri 21 Nisan 2008 tarihinde “ Circulation” da yayınlandı. Dikkat Eksikliği Hiperaktivitede kullanılan stimulanların kan basıncını ve kalp atış hızını arttırdığını ve bu tür yan etkiler DEHA olan çocukların çoğunda önemsiz gibi görünse de eğer bu çocuklarda konjenital kalp rahatsızlığı ya da kalbi durduracak şekilde bir aritmi varsa o zaman bu tür yan etkilerin çok önemli olduğunu vurguladılar. Bu bildirinin stimulan kullanımını ortadan kaldırmak, uygun kullanımını sınırlamak için olmadığını ancak bu tür problemi olan çocukların belirlenmesi gerektiğini ve bu çocukların atletik aktivitelerde de çok fazla olmamasını sağlamak gerektiğini ve kimde kalp rahatsızlığı var kimde yok, kim risk altında bunların belirlenmesi gerektiğini belirttiler.

http://circ.ahajournals.org/cgi/content/full/117/18/2407

 

Antiepileptik ilaçlar İntihar Riskini arttırıyor.  ( FDA Alert: "Suicidality and Antiepileptic Drugs," Jan. 31, 2008.)

 

Medscape Sağlık Haberleri 2008, Yael Waknine, FDA’nin ( Amerikan besi ve İlaç Birliğinin ) antiepileptiklerin intihar riskini artırdığını yazısında  bahsetmiştir.

 

1 Şubat 2008- Antiepileptik ilaç kullanan hastalar ki bu ilaçlar aynı zamanda psikiyatrik bozukluklarda da kullanılmaktadır; plasebo alanlarla kıyaslandığında 2 kat daha fazla intihar riski olduğu tespit edilmiştir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği (FDA), sağlık hizmeti veren meslek sahiplerini dün uyardı. 11 farklı antiepileptik  ilacın kullanıldığı 27,863 hastadaki 199 plasebo kontrollü çalışmanın veri analizine göre  antiepileptik ilaç kullanan hastaların intihar etme ya da intihar düşüncelerinin plasebo alanlara  nazaran daha fazla olduğu görülmüştür. Antiepileptik ilaç kullananlardan 4’ü intihar etmiş plasebo grubundan hiç intihar eden olmamıştır. Antiepileptik ilaç kullanan105 hasta intihara teşebbüs etme düşünceleri oluştuğunu rapor ederken, plasebo grupta bu sayı 35 olmuştur.

 

11 farklı  ilacın adları:

carbamazepine (ticari adları: Carbatrol, Equetro, Tegretol, Tegretol XR)

felbamate (ticari adı: Felbatol)

gabapentin (ticari adı :Neurontin)

lamotrigine (ticari adları : Lamictal, Lamiktal)

levetiracetam (ticari adı : Keppra)

oxcarbazepine (ticari adı :Trileptal)

pregabalin (ticari adı: Lyrica)

tiagabine (ticari adı: Gabitril)

topiramate (ticari adı: Topamax)

valproate (ticari adları: Depakote, Depakote ER, Depakene, Depacon, Depakin)

zonisamide (ticari adı: Zonegran)

 

http://www.fda.gov/NewsEvents/Newsroom/PressAnnouncements/2008/ucm116847.htm

 

FDA 1994-2009 yılları arasında Antiepileptik Lamotrigene kullanımına bağlı 40 kişide Aseptik Menenjit olduğunu belirtti. Kutusunun üzerine Aseptik menejit yapma riski konusunda uyarı koydurttu. http://www.medscape.com/viewarticle/726845

http://www.fda.gov/Drugs/DrugSafety/PostmarketDrugSafetyInformationforPatientsandProviders/ucm221847.htm

 

Menapoz sonrası kadınlarda TCA ve SSR’ı grubu antidepresantların hemorajik ve ölümcül  inmeye sebep verdiği belirtildi.

http://www.medscape.com/viewarticle/714216?src=mp&spon=12

 

Şizofreni’de kullanılan Antipsikotik ilaçların çocuk, ergen, ve erişkin de obesite ve metabolik hastalıklara neden olduğu 21-22  kadınlarda yan etkisi erkeğe göre daha fazla olduğu bilinmektedir. Buna bağlı kilo alımı, şeker hastalığı, kalp krizinden ölme riski, emboli riski, bazı kanserlerin gelişme riski ve kemik erimesi riski artmaktadır. 23-24-25-26-27-28-29-30-31-31a

Antipsikotik ilaçlar yaşlılarda Pnömoni riskini %60 arttırıyor. Plaseboya göre 1.5 kat daha fazla ölüme neden oluyor. 32-33

Antipsikotik Clozapine Myocarditis (15 kişiden 5’i öldü) ve kardiyomyopati (7 kişiden 1’i öldü ) yaparak ölümlere neden oldu. 5 kişi barsak tıkanıklığı yaptığı için öldü. Ayrıca Venoz Tromboemboli yapıyor.6 kişide pulmaner emboli görülüyor 5’i ölüyor.  %60 oranında kullananlarda kabızlık yapmış. 34-35-36-37-38-39-40-41-42-43-44-45 http://www.medsafe.govt.nz/profs/puarticles/cloz1.htm

Antidepresanlardan Paxil, Prozac hamilelikte embiryoda kalp rahatsızlığı ve ölüme sebep vermektedir. 46  http://www.mayoclinic.com/health/antidepressants/DN00007

Antidepresant kullanımı İnme riskini arttırıyor.47

 

SSRI Antidepresantların kullanımını inceleyen 61 çalışmanın Meta analizinde Meme ve Yumurtalık kanseri yapma riski olduğu görüldü.

http://www.medscape.com/viewarticle/740875?src=mpnews&spon=12

 

Antidepresantlar (paroxetine:Paxil, fluoxetine:Prozac, and bupropion:Wellbutrin ) CYP2D6 ya etki edip  Estrojen pozitif olan Meme kanseri tedavisinde etkili Tamoxifen ilacının etkisini azaltıp ölüme sebep olmaktadır.

http://www.health.harvard.edu/newsletters/Harvard_Mental_Health_Letter/2010/June/antidepressants-and-tamoxifen?print=1

 

Kalp hastalığı olmayan kadınlarda antidepresant kullanımının proaritmik mekanizmayı etkileyerek Ani Kardiyak ölüme neden olduğunu belirttiler. 48

http://content.onlinejacc.org/cgi/content/full/53/11/950

 

Antidepresan ilaçların birçok yan etkisini kandaki seviyenin beyindeki seviyesi 100 katı daha fazla olduğuna bağlı olduğu söylenmektedir.

http://www.drugawareness.org/ssri-facts/adverse-ssri-reactions

 

Psikotropik ilaç kullanımı ile senede 700.000 kişide yan etki yapıp, 42.000 kişinin ölümüne sebep olmaktadır.Antipsikotikler az dozda bile ani kalp durması ile ölüme sebep olmakla beraber, antidepresantlar yüksek dozda ani ölüme sebep olmaktadır.

Depresyonun serotonin seviyesinin azalmasına bağlı olduğunu ve Antidepresantların serotonini arttırdığına doğru olan inancın doğru olmadığı NIMH tarafından 1983 de ilan edildi. Depresyonda serotonin azlığı yoktur dendi. Her sene ABD’de 230 milyon antidepresant reçetesi yazılmaktadır. http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2011/04/06/frightening-story-behind-the-drug-companies-creation-of-medical-lobotomies.aspx

Çocuk ve Ergen psikiyatrist Prof. Dr. Sue Bailey Depresyon tedavisi için SSRI antidepresantların çocuk ve ergenlerde kullanımını azaltılmasını İngiltere Güvenli İlaç Kullanım Komitesine, FDA ve Kanada Sağlık (Canada Health) brimine yazdı. SSRI ların yan etkisinin, etkisinden daha çok olduğunu belirtti. http://www.cmaj.ca/cgi/content/full/170/4/455

 

İngiltere İlaç Komitesi, Çocuk ve Ergenlerde SSRI antidepresanlardan Effexor’un kullanımını intihar riskini arttırığı, saldırgan ve katil yaptığı için yasakladı. 4 ay öncede  Paxil/Seroxat İngiltere, Kanada ve İrlanda da aynı nedenle yasaklanmıştı. İlaçları bırakınca çok ciddi çekilme sendromu yaşanmasının nedeni ilaçların bağımlılık oluşturduğu yönündedir.18 yaş altında satımı yasaklandı.Health Canada (Kanada Sağlık) bu konuyu ciddi olarak uyarıyor.

http://www.ahrp.org/infomail/03/09/21.php

http://www.hc-sc.gc.ca/dhp-mps/medeff/advisories-avis/prof/_2004/wellbutrin_zyban_hpc-cps-eng.php

 

Dünyada çocuk ölümlerine nede olan Atipik Antipsikotikler den Zyprexa Türkiye’de 13-17 yaş arası için onay alıyor;

 

Türkiye’de Zyprexa® Velotab ve Zyprexa® tablet 5 mg ve 10 mg formları 13-17 yaş arası ergenlerde Sağlık Bakanlığı tarafından Nisan 2011’ de aşağıdaki endikasyonlarda onaylanmıştır. Zyprexa®, şizofreni grubu psikotik bozuklukların tedavisinde endikedir. Zyprexa®, başlangıç tedavisine yanıt vermiş hastaların idame tedavisinde klinik düzelmenin sağlanmasında etkilidir. Zyprexa® bipolar bozuklukta, orta derece ile ağır manik dönemlerin tedavisinde ve bipolar bozuklukta reküransların önlenmesinde endikedir.Zyprexa® ile akut dönemden idameye, hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir etkinlik ile hastalarınızın işlevselliğini sağlayabilirsiniz.

 

Çocuklar, Antipsikotiklerin Etiket Dışı Kullanımlarından Dolayı, Ölüyorlar

5 Mayis, 2006, Evelyn Pringle

Layersandsettlements.com

(http://www.lawyersandsettlements.com/articles/drugs-medical/antipsychotics-00183.html)

 

USA Today tarafından desteklenen 2000’den 2004’e FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi –Food and Drug Administration) veritabanı inceleme çalışmasına göre 45 çocuk ölüm kaydı bulundu ve bunların “baş şüphelisi” atipik antipsikotikler olarak listelenmekle beraber 1.328 ciddi, bazıların ölümcül olan, bu ilaçların (atipik antipsikotiklerin) yan etki kayıtları bulunmuştur. Atipik antipsikotikler nispeten yeni bir ilaç grubu olmakla beraber FDA tarafından yetişkinlerde şizofreni ve iki uçlu duygudurum bozukluğu için onaylanmıştır. Bu ilaçların hiçbiri, Clozaril, Risperdal, Zyprexa, Seroqueli Abilify ve Geodon dahil çocuklarda kullanım için onaylanmamıştır ama hekimler etiket dışı, onaylanmamış kullanımlar için bu ilaçları kullanıyorlar (reçete yazıyorlar).

FDA’nin yan etki raporlama sisteminin yan etkilerinin ancak %1’ini ila %10’unu yakaladığı bilindiği için, bu demek ki gerçek rakamlar aslında çok daha yüksektir.

USA Today makalesinde bahsedilen 45 ölümden en az 6’sı diyabete ilişkili olmakla beraber ve diğerleri kalp ve damar problemlerinden boğulmaya kadar, karaciğer yetmezsizliği ve intihara kadar çeşitli sebeplerden dolayı oluştu. 8 yaşındaki bir erkek çocuğu kalp krizinden öldü.  15 yaşındaki erkek çocuğu doz aşımından öldü ve 13 yaşında bir kız diyabetik ketoasidosis, yani İnsülin yetmezsizliğine maruz kaldı.  En küçük çocuk 4 yaşındaydı ve semptomları diyabete bağlı komplikasyonlar olduğu görülmektedir.

En çok belgelenen yan etkileri şunlardı:

Dystonia adı verilen, kontrolsüz ve çoğu zaman sancılı olan kas spazmları 103 vaka ile en çok belgelenen yan tesirdi.

Tremor kilo alımı, sedasyon (uykulu hal) ve semptomları hafif kıpırtıdan tüm vücudun sallanması arasında bulunan diğer nörolojik etkiler. 

Nöroleptik malign sendromu 41 çocukta görüldü ve Bradley Hastenesi ve Brown Tıp Üniversitesinden çocuk psikiyatristi olan Joseph Penn’e göre bu en endişelendirici yan etkiydi çünkü 24 saat içince öldürebiliyor.

Atipiklerin prospektüs bilgilerinde çocuklarda güvenliğin ve etkinliği değerlendirilmediği yazdığı halde, dikkat bozukluğu ve diğer davranış bozukluğu olan çocuklarda, the Journal of Ambulatory Pediatrics’in Mart-Nisan 2006 sayısında bir çalışmasına göre bu ilaçların yazılması (kullanılması) akıl almaz artışta bulunduğu görülmektedir.

Çalışma, 1995 ile 2002 arasında antipsikotik ilaç kullanan çocuklarda 5 kat artışla tahminen 2,5 milyon çocuğa ulaştığını bulmuştu ve bu artış 1990’larda 1000 de 8,6’dan 2002 de 1000 de 40’a yükselmesini temsil ediyor.

Araştırmacılar ortalama yaşı 13 olan çocukların 119.752 doktor vizitelerin reçetelerini ele alan ulusal sağlık anket verilerini incelediler ve yarısından çoğunun dikkat eksikliği ve diğer psikotik olmayan hastalıklar için yazıldığını bulmuşlardı.

Çalışmanın başyazarı ve Nashville Tennessee’deki Vanderbilt Çocuk Hastanesinde çocuk doktoru olan Dr. Willam Cooper “Bu bulgular rahatsız edici çünkü bu ilaçlar çalışmasını bilmediğimiz ortamlarda büyük sayıda çocuklarda kullanılıyor” diyor. Dr. Cooper ve meslektaşları 2004’ü yazında yayınladıkları çalışma ile çocuklardaki ve erişkinlerdeki antipsikotik kullanımını ilk araştıranlardandı ve 1996 ile 2001 arasında Medicaid’e (Amerikan devlet sigortası) bağlı Tennessee Eyaletinin çocuklarındaki atipik antipsikotiklerin kullanımının 2 kat artığını belgelediler.

O zaman reçetelerin %43’ü DEHA (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) ve benzer bozukluğu birincil teşhis olarak yazıldığını %14’ü iki uçlu duygudurum bozukluğu ve %9’u şizofreni veya diğer psikolojik rahatsızlıklar için yazıldığını bulmuşlardı.

Sonradan yapılan ulusal çapta bir çalışma 1995 ve 2002 arasında, çocuklara için 6 milyon atipik antipsikotik ilacın reçetesinin yazıldığını ve yine bu reçetelerin yüksek bir oranı birincil teşhisin DEHA için yazıldığını buldular.

Dr. Cooper, WebMD’ye “Bunların çalıştığını veya güvenli olup olmadığını bilmediğimiz halde, bu ilaçların çocuklardaki kullanımında çok büyük artış görüyoruz”  söyledi.  Bu ilaçlar kullanıldıkları çoğu endikasyonlarda (hastalıklarda) araştırılmadı.”

Oregon Health & Science Üniversitesinden Prof.Dr.David Pollack ‘in başını çektiği yeni yayınlanmış bir çalışmada bundan daha rahatsız edici bir bulguyu aktardı.  Bu çalışmaya göre eyalet destekli Medicaid programına kayıtlı (Amerika’nın yeşil karta eşdeğer program) 246 5 yaşının altındaki okul öncesi çocuklar antipsikotik veya antidepresan ilaç alıyorlardı. Oregon Sağlık haberleri, Medicaid kayıtlarını Nisan 2006’da gözden geçirdiklerinde, okul öncesi çocukların %41’i Dikkat Eksikliği Bozukluğu için psikiyatrik ilaç yazılmış olduğunu yayınladı. Uzmanlara göre yetişkinler için geliştirilmiş ilaçların 5 yaşının altındakilere verilmesi endişe vericidir.  Diğer bir endişe verici konu da reçetelerin yaklaşık %50’sinin psikiyatrist değil de, aile hekimleri tarafından yazılmasıdır. Çalışma, Oregon insan servisleri dairesi, Medicaid programı, ve Oregon Eyalet Üniversitesi’nin Ecza Fakültesi arasındaki işbirliği ile yapılmıştır.

Bir endişe uyandırıcı rapor Nisan 25, 2005’de yayınlandı.  Colombus Dispatch (yerel gazete) eyalet Medicaid kayıtlarının incelediklerinde yaşları yeni doğmuşdan 3 yaşına kadar olan 18 bebeğe Temmuz 2004’de antipsikotik ilaç yazıldığını bulmuşlardı.

Medco Health Solutions şirketinin ilaç hakları yöneticisinin USA Today için ve özel sigortalı çocukları inceleyen başka bir analizde 2001 ve 2005 arasında, en az 1 atipik antipsikotik alan ve yaşları 19’un altındaki çocukların sayısının % 80 artığını bulmuşlardı.  Bu analiz Medicaid gibi devlet programları tarafından sigortalanan çocukları ele almadı.

Bu çalışma atipik kullanımı kız çocuklarda, erkek çocuklara kıyas daha fazla olduğunu buldular.  Bu ilaçları alan kız çocukların sayısı 2001 ile 2005 arasında %103 büyüdüğü görülmektedir.  Erkek çocuklarda bu büyüme %61 di.

Bir basın bildirisinde Robert Epstien, Medco’nun tıptan sorumlu baş yöneticisi Atipiklerle tedavi edilen çocukların oranıyetişkinlerin oranından önemli ölçüde daha fazla büyüyor,” diyor.

Epstien, “Doktorlar çocuklara antipsikotik yazdıklarında daha tedbirli olmaları gerekiyor” diye uyarıyor.  Antipsikotik kullanımından doğan diyabet riski ve metabolik bozuklukların yetişkinlere nazaran çocuklarda çok daha şiddetli olduğunun kanıtı var.” dedi. Epstien uyarıyor “Bu ilaçların kullanımı”, “pediatrik hastanın bir davranışsal hastalığını hayat boyu süren ve ciddi sağlık sorunları yaratabilecek bir metabolik hastalığı meydana getirebilir.” Eleştirenlerin dediğine göre atipiklerin çocuklardaki kullanımın artışı çok rahatsız edicidir çünkü bu ilaçların piyasaya sürülmeden önce ilaçların yetişkinlerdeki ve çocuklardaki tehlikeleri bilimsel literatürde belliydi.

Mad In America (Amerika’da Delilik) adlı kitabında, ödüllü yazar Rober Whitaker şunu belgeliyor: Zyprexa, Risperidal, Seroquel, ve Serdolect klinik çalışmalarına giren 145 hastadan 1 tanesi ölmüştür:

1.    Her 145 hastadan biri ölmüştür ama bu ölümler bilimsel literatürde bahsedilmemiştir.

2.    Çalışmalar atipiklerin daha faydalı görülmeleri için tasarlanmışlardı ve çoğu raporlar taraflı oldukları için FDA tarafından ciddiye alınmamıştı.

3.    Risperidal çalışmalarında kayıtlı her 35 hastadan birinde ciddi yan etki görülmüştür.  Ciddi yan etki FDA tarafından hayati tehlikesi olan veya hastane yatışı gerektiren yan etki olarak tanımlanmıştır.

4.    Atipikler daha eski antipsikotiklere kıyasla daha üstün etkinlik veya güvenlik gösteremediler.

Dahası, atipik antipsikotik alan insanların genel şizofreni hastalarından 2 ila 5 kere daha fazla intihar ettikleri bulunmuştur.  Whitaker’e göre “İrlanda’daki araştırmacıların bulgularına göre, atipik antipsikotiklerin 2003’de piyasaya ilk sürüldüğünden itibaren şizofrenlerin ölüm oranı iki kat artmıştır.”

Örneğin, Ekim 2004’de John’s Hopkins Çocuk Merkezi’nin raporuna göre atipiklerin çocuklarda İnsülin direncini tetiklemektedir ve bu durum onların daha ilerde Tip-2 diyabet ve kalp hastalığının oluşmasının riskini artırır.

Çalışmanın bulguları 20 Ekim 2004’de Amerikan Çocuk ve Erişkin Psikiyatri Washington’daki senelik toplantısında sunulmuştu. Araştırma ekibi, bu çalışmada ilaçlardan dolayı kayda değer kilo alan bazısı kilolu ve bazısı obez olan 11 çocuğu takip ettiler.  Kilo alma bu ilaçlarda en sık görülen yan etkilerinden biridir ve İnsülin direncine katkısı olan faktörlerden bir tanesidir. İnsülin direnci, pankreas tarafından üretilen ve hücrelerin enerji ihtiyaçlarını karşılamak için glikozu emmek için yardımcı olan İnsülini adale yağ ve karaciğer hücreleri, doğru kullanamadıkları zaman meydana gelir. Direnç oluştuğu zaman, pankreas, İnsülin talebini karşılamak için daha fazla insülin üretmeye başlar ve nihayet vücudun İnsülin ihtiyacını karşılayamaz.  Bunun sonuncunda glikoz kanda birikir ve bu Tip-2 diyabet, kalp hastalığı ortaya çıkar. Orta veya yüksek dozda atipik antipsikotik alan tüm 6 çocukta ve düşük dozda alan 5 çocuktan 3 tanesi insülin direnci semptomlarını geliştirdiler. Çalışmada bu durumu kanıtlayan bulgular hipertansyon, yüksek trigliserid seviyeleri, idrarda yüksek protein seviyeleri ve düşük yüksek yoğunluk lipoprotein kolesterol seviyeleri içeriyordu.

Çalışmanın başyazarı ve Çocuk Merkezi’nin çocuk ve erişkin psikiyatri bölümünün direktörü Dr. Mark Riddle ’e göre “Bu çocuklarda görülen İnsülin direnci sadece basit kilo almada görülen dirençten çok daha fazlaydı ve bu bulgu fazla kilodan değişik ve direkt olarak İnsülin direncini oluşturan bir etkeni andırıyor.”

Atipiklerin birbirlerine kıyas nasıl çalıştıklarını ve bu ilaçların maliyetlerinin değip değmediklerini saptamak için Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü (National Institute of Mental Health – NIMH) 18 aylık ve Müdahale Etkinliği için Klinik Antipsikotik Çalışmaları   (Clinical Antipsychotic Trials of Intervention Effectiveness – CATIE) adlı çalışmayı desteklemeye karar verdi. Çalışmanın sonuçları 22 Ekim 2005’de New England Journal of Medicine’de yayınladı ve çalışma şu bulguyu ortaya koydu: ilaçlar, ilaçsız durumundan çok çok az bir farkla biraz daha etkiliydi.

Çalışma ABD’yi boydan boya kapsayan 27 tıp merkezinde 1.500 şizofrenik hasta kayıt etti.  Ne hasta ne de doktorlar Zyprexa, Seroquel, Riperdal, Geodon veya Triaflon arasından hastanın hangi ilacı aldığını bilmiyorlardı. 44 milyon dolar harcandıktan sonra CATIE raporu şunu sonuçlandırdı: yeni atipiklerin “eskilere [eski antipsikotiklere] kıyas önemli bir üstünlükleri bulunmamaktadır.” Zyprexa en etkin olduğu halde en fazla yan etkileri gösteren ilaçdı. İkinci en etkin ilaç Trilafondu, ki bu araştırmacıları şaşırttı.  Çalışmayı yöneten Prof. Dr. Jeffrey Liberman,  “En büyük sürpriz en eski ilaç en az 3 yeni ilaçlarla kıyaslanabilir olmasıydı ve Zyprexa’dan daha kötü değildi.” Dedi. Bir basın konferansında Araştırmacı Dr. Robert Rosenheck’e göre çalışmayı tasarlayan araştırmacılar Triaflon’u çalışmaya dahil etmek konusunda tartıştılar.  “Çoğumuz başından eski ilaçların değeri olmadığını düşündük ” dedi. Colorado Üniversitesi araştırmacısı Dr. Robert Freedman New England Journal of Medicine’de rapora eşlik eden yorumu yayınladı. [Yorumda] Dr. Freedman şunu dedi:  İlaçlardan hiçbiri, çalışmanın 18 ay süresi içinde, hastaların çoğuna iyi gelmedi.”   Çalışmanın sonunda hastaların %74’ü, çalışmada aldıkları ilaçlara devam etmek yerine başka bir tedavi aramaya karar verdiler.  “Sonuçlar hayal kırıklığı gibi gözüküyor” dedi.

Vatandaşların vergileriyle fonlanan bariz bir pazarlama dolabı olarak, öfkeli eleştirenlerin adlandırdıkları olay New York Times (NYT) gazetesince 1 Mayıs 2006’da şu gerçeği  ortaya çıkardı “psikiyatri araştırmacıları şizofreni olma riski olan ama henüz şizofrenisi olmayan gençleri tartışmalı yeni tedavi deneği olarak ilaçlamayı küstahça araştırıyorlar.” Çalışmanın sonuçları Mayıs 2006’da American Journal of Psychiatry’de yayınladı ve NYT’e göre “[bulgular] gösteriyor ki bilim adamlarının bu önleyici yaklaşımı yürürlüğe sokmak, umduklarının aksine çok daha zor ve daha haince olduğu anlaşılmıştır.” Bu çalışma Eli Lilly ve Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü beraberce destekledi ve çoğu erişkin olan ve güya psikoz riskini değerlendiren ölçekte yüksek skor alan 60 hasta üzerinde yapıldı.  Bu skala, aralarında grandiosite, şüphecilik, garip düşünceler gibi kategorileri olan bir düzine semptomların ağırlığını ölçmektedir. Araştırmacıların iddiasına göre yüksek skor alanların, %20’den %40’ı ilerde, semptomları aşırı olan ciddi psikoza girecekler. Bu iki sene sürmesi planlanan çalışmanın birinci senesinde ilaç alan 31 hastadan 5’i psikoza girdiler.  Buna kıyas plasebo alan 29 hastadan 11’i hastalandı. Ama birinci senenin sonunda hastaların 3’de ikisi çalışmayı terk ettikleri için iki grup arasındaki farkı anlamak imkânsızlaştı. Raporun açıklamasına göre bazı hastalar sebep vermeden çalışmayı bıraktı; bir grubu taşındı; ve 10 tanesi, ya ilaçtan fayda görmedikleri için ya randevulara gelemedikleri için yada yan tesirlerini sevmedikleri için bıraktılar. Tek tartışmasız sonuç, ilaçları alan hastaların ortalama olarak 20 pound (9 kilo) almalarıydı ve bu 15 senedir kaydedilen bir yan tesiri tekrar doğruladı. Bu ilaçlardan talep edilen ücret fahiş olmakla beraber ve diğer birkaç tip psikiyatrik ilaçlarla beraber reçeteli ilaçların artan maliyetlerinin başlıca sebeplerinden biridir.

Medco Health Solutions, çalışmasının bulgularına göre 2001’den beri çocukların antipsikotik maliyetleri %196 arttı yani yaklaşık olarak 3 kattı artı ve bunun sebebi fiyatları atipiklerden belirli bir oranda daha az olan eski antipsikotikleri kullanma yerine %97 oranında, yeni atipiklerin yazılması ve kullanılmasından dolayıdır.

İlaç satışlarını takip eden IMS Health şirketine göre genel olarak, 2002’de atipik antipsikotiklerin her yaştaki hastaların toplan satış miktarı 6,4 milyar dolara ulaştı ve bu onları ABD’de dördüncü en çok satan ilaç kategorisine soktu. Mother Jones dergisinin Mayıs/Haziran 2005 sayısına göre iki sene sonra, 2004’de, toplam satışlar 2 Milyar dolar artarak 8,8 milyar dolara ulaştı.  Bunun 2,4 dolarını eyalet Medicaid (devlet sağlık sigortası tarafından)  fonları tarafından ödendi. Eyaletlerin reçeteli ilaçlar için ödedikleri 39 milyar USD’nin en büyük payı şizofreni ilaçlarına ödeniyor. 23 Ekim 2005’de San Fransisco Chronicle gazetesine göre ulusal çapta “Medicaid programlarının satın almalarının yaklaşık %60 ile %75 arası antipsikotik ilaçlardır.”Mali senesinin Haziran 2005’de biten California Medicaid’in en büyük harcaması yaklaşık 250 milyon dolar değeriyle Zyprexa içindi.  Risperidal ve Seroquel Medicaid’in yüksek ücret ilaçlar listesinde 2. ve 4. sırasındadırlar. California Sağlık Departmanına göre aylık bazda en pahalısı, ortalama maliyeti 399.26 dolar ile Zyprex dir. 2002 senesinde Kentucky eyaletinin Medicaid programı 230 milyon dolar açıkla seneyi kapadı ve eyaletin en büyük ilaç ödeneği Zyprexa için kesilen 36 milyon USD’lik faturaydı.

2005 üçüncü çeyrek gelir tablosuna bakıldığında 15 senelik olumsuz netice gösteren çalışmalarının satışlar üzerinde hiçbir etkisi olmadığı görülmektedir:

 

Seroquel

706 milyon USD

artış oranı:

%32

Abilify

206 milyon USD

artış oranı:

%58

Geodon

158 milyon USD

artış oranı:

%18

Zyprexa

1,035 milyar USD

artış oranı

%1

 

Kaderin iğrendirici cilvesi olsa gerek, Zyprexa’nın imalatçısı Eli Lilly’nin diyabet ilaçları %13 artarak 653 milyon dolar kazandı ki, Zyprexa,  tutarlı bir şekilde, diyabeti tetikleyen kilo alımına ve yüksek kan şekerine yol açma olasılığı en yüksek olan ilaç olarak bulunmuştur.

Risperidal, Johnson & Johnson şirketinin, 3. çeyrekte 916 milyon dolar satışlarıyla ve geçen senenin aynı zamanın satışlarını %23 artırarak hala en çok satan ilacıdır. Pennsylvania Genel Müfettişlik Dairesi’nin (Pennsylvania Office of the Inspector General) eski müfettişi Allen Jones’a göre, Johnson & Johnson için çok iyi haber olduğu halde bu Risperidal kullanan hastalarına 916’sının ölümüne denk gelir. Allen Jones diyor ki: “harcanan dolarları ilaç yan tesirlerinden ölümlerine ilişkilendirmedeki en iyi gayretim gösteriyor ki sadece şizofreni ilaçların yan tesirlerinden insanların ölüm oranı her milyon dolar harcama için bir ölüm olarak hesaplanabilir.” Allen uyarıyor: “Asıl rakamlar daha yüksek bir ölüm oranını yansıtabilir.”

Ama uzmanların tahminlerine göre ilaç şirketlerini kârları yakında düşebilir. Eylül 2005’de New England Journal of Medicine’de yayınlanan bir makalenin bulgusuna göre sadece 1 atipik antipsikotik ilaç 40 senelik antipsikotik ilaç olan perphenazine’den biraz daha iyidi ve bu ilacın gündelik maliyeti sadece 1,50 USD dolarla atipiklerin 10 katı daha fazla maliyetinden daha ucuz.

Tahminlere göre Medicaid programı perphenazine’e dönerek senede 5,5 milyar dolar tasarruf edebilir. Bununla birlikte, ülke çapında, Medicaid programı adına, üreticilerin etiket dışı kullanımını teşvikiyle suçlayan ve yan tesirlerden oluşan sağlık faturalarının ödemesini talep eden davalar artmaya başladı.

SSRI antidepresantlar 50 yaş üzerinde Kemik kırılmasını 2 katı arttırıyor. 49

http://weeksmd.com/?p=5327

 

7 çalışma SSRI antidepresantların mide kanaması yapıp ölüme neden olduğunu gösterdi.Özellikle aspirin ve steroid olmayan antienflamatuar ilaçlarla beraber kullanılmamalı ve daha önce gastrointestinal kanama geçirmiş hastalara reçete edilmemeli.Kan sulandırıcı ilaçları kullanan hastalarda kullanılmamalıdır.

http://pn.psychiatryonline.org/content/41/17/28.full

 

SSRI antidepresantlar hamilelikte kullanımı %60 kalp defekti yapma riskini arttırıyor.Kalp dışındaki defektlerede sebep olabiliyor. Kanada Sağlık birliği 2004 yılında bu riski uyardı.

http://www.drug-attorneys.com/drugs/antidepressant-ssri-birth-defect-lawsuits-01062011

http://www.hc-sc.gc.ca/ahc-asc/media/advisories-avis/_2004/2004_44-eng.php

 

Lily Prozac ile ilgili tüm verileri FDA’ye sunmadı. ABD’de Kongre üyesi Maurice Hinchey Lily’in sakladığı evrağı halka açıklamasını istedi. Harvard’lı Prof.Dr.Joseph Glenmullen Prozac Kokaine benzer bir yan etki yapmaktadır dedi. http://www.bmj.com/content/330/7481/7.full.pdf

 

Epilepsi ilacı Valproate acid hamilelikte kullanılırsa Otizm riskini arttırıyor. 50

 

 

Antidepresanlar, Tedavi Mi Ediyor Yoksa Beyin Evrelerinde Anormallik Mi Yaratıyor?

 

Plos Medicine Temmuz 2006 Vol.3 Issue 7 e240

 

Joanna Moncrieff, David Cohen

 

Özet : Antidepresanların, “hastalık merkezli” ilaç etki modeline göre depresif hastalıkların spesifik nörobiyolojisi üzerinde çalışması gerektiği varsayılmıştır. Alternatif  “ilaç merkezli” modele göre psikotropik ilaçlar anormal evreler yaratıyor bu da tesadüfen semptomları bastırıyor ya da azaltıyor.  Antidepresanlarýn uyarılmış etkileri kimyasal sınıflarına göre değişir- sedasyon ve bilişsel bozulmadan hafif stimulasyon ve ajitasyona kadar gider. Klinik deneylerin sonuçları, ilaçların uyarılmış etkileri ve plasebo amplifikasyonu ile açıklanabilir. Antidepresanlar ya da diğer ilaçların, depresyonu tedavi edicek şekilde ruhdurumu ya da diğer hususlarda  uzun dönem etkili olduğuna dair hiçbir kanıt gösterilmemiştir.

http://www.naturalhealingtools.com/%5Carticles%5Cdo_antidepressants_cure_or_create_abnormal_brain_states_.pdf

 

 

Street Journal,  17 Ocak 2008 bilimsel bir makaleye yer verdi. 51

 Antidepresanlar, Etkilerinden dolayı İnceleme Altında,  David Armstrong ve Keith J. Winstein

 

“Geniş Çaplı Bir Gözden Geçirme, Negatif Verilerin Örtbas Edilmesi, İlaçlara Bakış Açısını Değiştirdi.”

 

Bir düzine popüler antidepresanın etkisinin  olumlu çıkan yayınlarla abartıldığı, FDA’in yayınlanmamış verileri ortaya çıkarmasıyla anlaşıldı.Bunun sonucunda doktorlar ve hastalar Wyeth’in Effexor gibi  ya da Pfizer’in Zoloft gibi çok satılan antidepresanlarının  bambaşka bir görüş ile karşı karşıyalar. Araştırmacılar, bu haftaki New England Journal of Medicine’da bu iddiayı öne sürdüler.

 

Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi psikiyatristlerinden Dr.Erick Turner’a göre, ilaçların etkili olduğuna dair çok sayıda yayınlanmış veri olduğundan doktorlar da uygunsuz bir şekilde reçete yazabiliyorlar zaten, bu yayınlanmamış veriler de ailelerin  ilgi alanına girmiyor. 12 farklı antidepressant ilacın 12,564 hastada yapılan çalışmalarının sonuçlarını incelediklerini, 74 çalışmayı FDA’ye bildirdikleri halde ilaç firmalarının bu sayının %31’i olan 3449 hastanın katıldığı çalışmaların sonuçlarının yayınlanmadığını tespit etti. Çünkü bu çalışmaların sonuçları olumsuzdu, ilaçların etkili olduğunu göstermemekteydi.

 

IMS ‘e göre antidepresanların yıllık satışı 21 milyar dolardır.  Wyeth ve Pfizer çalışmaların sonuçları üzerinde yorum yapmayı reddetti.  Her iki firmada gerekli olmadığı halde bütün çalışmaların sonuçlarını medikal dergilere verdiklerini söylediler.

 

Wellbutrin ve Paxil üreticisi GlaxoSmithKline Web sitelerinde 82  ilacın dahil olduğu 3000 deneyi yayınladıklarını  söylediler. Ayrıca federal hükümetin sitesinde de devam eden 1060 tane deneyin olduğuna dair bir form doldurduklarını belirttiler.

 

Eli Lilly, Prozac üreticisi ve Remeron üreticisi Schering-Plough, Organon Corp. çalışmalarının yayınlandığını ancak bireysel olarak değil de aynı anda yapılan birden çok çalışmanın içinde  kombine verilerle beraber yayınlandığını dile getirdiler.

 

Lily’nin başsözcüsü, yapılan deneylerdeki bütün sonuçların yayınlanması gerektiğine dair bir politikaları olduğunu dile getirdi.

http://www.freerepublic.com/focus/f-news/1957165/posts

 

 

 

 

 

Prozac’ı Dinleyip Plaseboya Kulak Vermek

Antidepresan İlaçların Meta-Analizi 52

 

19 çifte körleme çalışmada 2318 hastaya  rastgele antidepresan ve placebo verildi.Plasebo etkisi ile ilaç etkisi arasındaki korelasyon. 90. Daha önce tedavi almamış depresif şahıslardaki ön- son etki ölçümleri yapıldığında  ilaca yanıtın dörtte biri aktif ilacın uygulanması, yarımı plasebo etki ve kalan dörtte bir de diğer spesifik olmayan faktörlere bağlı sonucu ortaya çıktı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil : Antidepresan ilaçlara verilen cevap yukardaki şekilde yüzdeler halinde gösterilmiştir.

 

Araştırmalarda şimdi SSRI antidepresan ilaçların daha önce inanıldığına göre çok daha az etkili olduğunu ve ortalamada plasebo etkilerine göre sadece %18 ölçüsünde etkili oldukları belgelenmiştir.

 

Aşağıdaki bölüm, B.Jönsson, J.Rosenbaum 53 tarafından yazılan Depresyonun Sağlık Ekonomisi adlı kitaptandır. (Health Economics, sağlık ödeneklerinin az olmasıyla ilgilenen ekonominin bir dalıdır.)

 

Depresyon tedavisinin İngiltereye maliyeti 222 milyon pound olmuştur (1990). ABD için bu rakam 2.1 milyar dolardır. Halbuki iş kaybı ve üretim kaybı yapmasından doğan maliyet her sene 10 milyar dolardır.4.2 milyar dolarda ölümlerden ortaya çıkan üretim yapamamanın toplam maliyetidir.

 

Phase-III klinik çalışmalarından alınan araştırma sonucuna göre İmipramine TCA grubundan bir ilacı kullananların %54’ü bir senede ilacı yan etkilerinden dolayı bırakmış, Paroxetine denen SSRI grubundan bir antidepresant ilacı bırakma oranı %42 olmuş. Bu çalışmaya katılan 726 hastanın 6 haftalık analizlerinden bu rakamlar alınmıştır. İlacın başarısız olması 1000 dolarlık kişi başına boşa giden bir maliyet getirmektedir.

 

Pratisyen hekimler, dahiliyeciler, psikiyatristler antidepressant ilaçları günlük tedavi de kullanırken 4-6 haftalık çalışmalara göre ilacın başarılı olması araştırılan çıkan yayınları okuyarak kullanmakta halbuki bu ilaçları uzun süre kullanım sonuçlarını tam olarak bilmeden hastalarına vermekte olmaları bile o tedavinin başarı şansının az olması olasılığını düşünmediklerini göstermektedir. İlk tedaviyi psikiyatristler dışında birisi yaparsa ilaç çalışmazsa psikiyatriste yönlendirdiklerinde 1 yerine 2 ilaçla evlerine yönlendirilmek durumunda kalan hastalara yapılan masraf dahada artmaktadır.

           

İlaçların sigorta veya özel sigorta tarafından masraflarının ödenmesi zaman içinde yeni çıkan pahalı ilaçların daha çok yazımlasına yol açsada doktorların buna hassasiyeti azalmaktadır.

 

2344 hastada antidepresanların etkisi % 21.5 bulundu. Başka bir çalışmada %24 olarak bulunmuştu 54. 2344 hastadan 377’si antidepresanlarla olan tedaviye iyi cevap vermişti.Halbuki klinik çalışmalarda bu oran %65-80 olarak belirtildi. 55-56 Araştırmalar aynı şekilde anksiyolitik ilaçların etkinliğini de sorgulamaktadır.57

 

 

Antidepresanların Etkileri ve Etkinliği:

Araştırmaların Bugünkü Durumu 58

 

H. Edmond Pigtott, Alan M. Leventhalö Gregory S. Alter, John J. Boren, (2010). EK 54

 

Özet: Bu makale antidepresanların etkileri ve etkinlikleri üzerindeki araştırmaların güncel durumunu incelemektedir.

 

Metod: Bu makale, American Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDA – Food and Drug Administration) sunulan antidepresanların etkinlik çalışmalarını inceleyen

4 Meta-analizi gözden geçirmekle beraber, şimdiye kadar yapılan en büyük en kapsamlı antidepresan etkinlik çalışması olan STAR*D’yi (Depresyonu Gidermeye Yönelik Ardışık Tedavi Alternatifleri  - Sequenced Treatment Alternatives to Relieve Depression) analiz etmektedir.

 

Sonuçlar: FDA çalışmalarının meta-analizlerine göre antidepresanlar, plaseboya kıyaslandığında çok az bir etki farkı gösterdiği halde taraflı bilimsel yayınların antidepresanların  görünen etkilerini şişirdikleri belgelenmektedir.  Bu meta-analizler ikinci bir taraflı yayını daha ortaya çıkarmaktadır.  Araştırmacılar, FDA’e sunulan birincil sonuç ölçümünde bulunan negatif (olumsuz) bulgularını beyan etmemekle beraber,  ikincil ölçümlerdeki veya yeni bir ölçümdeki olumlu etkilerini, bilimsel yayınlarda, birincil sonuç ölçütüymüş gibi ön plana çıkardıklarını belgelemektedirler.  STAR*D analizin bulgularına göre çalışmaların her safhasında çalışmayı terk edenlerde gözle görülür bir artış  gözlemlenmektedir  ki bu da antidepresan tedavilerinin etkinliklerinin, olasılıkla, yayında gösterilen  düşük sonuçlardan daha da düşük olduğudur.

 

Rising ve arkadaşları 59 FDA’nin 2001 ile 2002 arasında onayladığı yeni ilaçların etkinlik çalışmalarını ve onayı takip eden 5 sene içindeki bilimsel yayınlarını inceleyen Meta-analizi yayınladılar.  Ana bulguları şunlardı:

 

·         Olumlu etki gösteren Yeni İlaç Başvurusu (New Drug Application – NDA, yeni bir ilacı insanlar üzerinde denemeden önce gereken başvuru ve ilaç onay sürecinde bütün verilerin bulunduğu dosya) çalışmalarının yayınlama olasılığı, olumsuz etki gösteren çalışmaların 5 katı fazladır.

·         Önceden beyan edilmiş birincil sonuç ölçütlerin %26,5’i bilimsel makalelere dâhil edilmemiştir.

·         Etkinliği desteklemeyen 43 birincil ölçütlerin 20’si (%47) yayınlanmış neticelere dâhil edilmemiştir.

·         Yayınlanmış çalışmalarda sadece 17 ölçüt dâhil edilmiştir ve bunlardan sadece 15’i yeni ilacın olumlu etkisinin olduğunu göstermiştir.

 

2008’de Turner ve arkadaşları 60 yayınlama önyargısını tespit etmek ve bu önyargının anlaşılan etkinlik üzerindeki etkisini incelemek için 12 antidepresanı içeren 74 çalışmayı gözden geçirdiler.  Yaptıkları meta-analize göre, olumlu etki gösteren antidepresan çalışmalarının, olumsuz etki gösteren çalışmalara kıyasla, kuvvetle muhtemel 16 kere daha fazla yayınladığı ortaya çıktı.   FDA’nin bilimsel incelemelerine göre sadece 38 çalışmada (%51) olumlu ilaç/plasebo farkı göstermiştir ve 37’si yayınlanmıştır.  Geri kalan 36 çalışmaları FDA ya olumsuz buldu (24) veya tartışmalı buldu (12) – yani birincil ölçütte plasebo arasında fark olmadığı halde ikincil ölçütte anlamlı derecede fark görüldü.  Bunlardan sadece 3’ü (%8) olumsuz neticeleriyle yayınlandı.  Geri kalan 33’ü ya yayınlanmadı 61 veya FDA’nin bulgularının aksine, olumluymuş gibi yayınlandı 62

 

Takiben Turner ve arkadaşları, 51 çalışmanın FDA’nin veri havuzundaki etki büyüklüğünü yayınlanmış etki büyüklüğü ile karşılaştırdı.  FDA veri havuzundaki verilere göre ağırlaştırılmış ortalama etki büyüklüğü mütevazı seviyede olan 0.31 idi (%95 Güven Aralığı: 0.27 – 0.35).  Yayınlanmış çalışmaların ortalama etki büyüklüğü ise 0.41 olarak hesaplanmıştır ((%95 Güven Aralığı: 0.36 – 0.45) ki bu %32 oranında antidepresanların etkisini şişirmektedir.

 

2002’de Kirsch ve arkadaşlarının 63 FDA’nin onayladığı 6 ilaç üzerinde yapılan 47 çalışmaya dayanan Meta-analizine göre, büyük bileşik katılımcı sayısından dolayı (n = 6,944) istatistiksel anlamlı neticeler bulunduğu halde, 17 maddelik Hamilton Depresyon Skalasında,  gruplar arasındaki ağırlaştırılmış ortalama fark sadece 1.8 puan olarak bulundu ve çalışmaların %57’sinde plasebo arasında fark bulunmadı.

 

Kirsch ve arkadaşları 63 ve Kirsch ve Antonuccio 64 hastaların doz kuvvetine ve zamana olan yanıtlarını ölçtüler ve bu çalışmalarda daha yüksek antidepresan dozunun daha etkili olduğunu görmediler.   İlaç etkisinin plasebodan daha fazla kalıcı olduğu kanısını incelediklerinde, buldukları, ikisinin de etkisi zaman içinde azaldığı halde plaseboya nazaran (r = -0.62)  antidepresanların korelasyonu daha yüksekti (r = -0.84) , yani antidepresanların etkisi daha çabuk kayboluyor.

 

2008’de Kirsch ve arkadaşları 65 depresyon şiddeti ve etkinlik arasındaki ilişkiyi incelemek için 4 yeni antidepresanı kapsayan 35 çalışmayı (n = 5,133) analiz ettiler. Sadece en şiddetli depresyon hastaları hariç (Hamilton skalası 29 ve üstünde) kayda değer klinik olarak anlamlı bir fark (Hamilton Skalasında ilaç/plasebo arasında 3 puan veya üstünde fark) bulamadılar.   Ancak şiddetli depresyonu olan hastalardaki farkı, antidepresanların artan etkisine değil de plasebo etkisinin azalmasına bağladılar.

 

Hem Fava ve arkadaşları 66 hem de  Otto ve Nierenberg 67 şu gerçeği vurguluyorlar; FDA onayı için, ne kadar kontrollü çalışma yapıldığına kapılmaksızın ilacın etki üstünlüğünü gösteren sadece iki çalışma gerekiyor ve ikisi de FDA’nin onayını gerektiren 2 çalışmayı elde etmek için ilaç şirketi 9 çalışma yapan paroxetine örneğini öne sürüyorlar.

 

STAR*D çalışmasının sonuçlarına göre çalışmanın ilk fazında çalışmaya giren 4,041 kişiden 370’i (9.2%) çalışmayı terk etti.  Çalışma devam ettikçe her safhada çalışmayı terk edenler remisyona girenlerden daha fazlaydı. Bu çalışmada sadece 1,854 kişide (%45) remisyon görüldü.  Bu da remisyonu maksimize etmek için  yapılan 4 çalışma ve daha gevşek QIDS-SR (Depresif Semptomatolojilerin Çabuk Envanteri – Kendi Kendine Değerlendirme Ölçeği – Quick İnventory of Depressive Symptomatology – Self Report) kriteri kullanıldığı halde,bu 1,854 kişiden 670’i (%36.7) birinci ay içinde çalışmayı terk etti ve sadece 108’i (%5.8) hastalığı tekrar etmeden ve destek tedavi alarak çalışmayı sonlandırabildi.

 

Bu çalışmada görünen hekimler için en önemli bulgu, gerçek dünyadaki (kliniklerde görülebilen) hastalarda kullanılan antidepresanların minimum derecede etkili olduğudur.

 

Antidepresanların ve Kognitif Terapinin etkin olduklarına dair yaygın inanca rağmen STAR*D’nin gösterdiği gibi antidepresan ve kognitif terapiyi beraber alanlarda uzun süreli olumlu etkiler yaratamıyor.  STAR*D  yazarlarının çalışmanın başındaki notlarına göre : “sonuçların halk sağlığı ve bilim üzerinde önemli ve anlamlı etkileri olmaları gerekiyor.”  Biz sağlık çalışanları olarak ve STAR*D otoritelerinin önerdiği gibi, şimdiye kadar yapılan en büyük antidepresan etkinlik çalışmasının bize ilettiğini görmemiz antidepresanların ve kognitif terapinin kanıta dayalı tedavideki rolünü yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

 

 

Antidepresant ilaçların Bipolar Depresyon’da kullanımı ile ilgili Meta-Analiz çalışması;Antidepresantların çalışmadığını gösterdi. 68-69

 

 

 

ANTİPSİKOTİK İLAÇLARIN ETKİSİ ÇOK KISITLI

 

Antipsikotik ilaçların Şizofreninin pozitif şikayetlerinde PANS skorlarında %20 düşüş kaydetmesinin, günlük hayata uyarlamada böyle olmadığını görmekteyiz. 70

 

Ocak 8, 2008 de yapılan görüşmede, Dr. Robert Temple, FDA’nin Tıp poliçe bölümünün İlaç inceleme ve araştırma bölüm direktörü (director of the Office of Medical Policy of the FDA's Center for Drug Evaluation and Research), off-label (etiket dışı ) antipsikotiklerin kullanımından bahsetmektedir.

 

Çocuklar da görülen Bipolar ve şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçların yeteri kanıtlanmış çalışması olmadığı bilinmektedir. Büyüklerde kanıtlanmış ilaçların çocuklarda kullanımının ne kadar güvenilir olduğu hem yan etki hemde etki olarak tartışmalıdır.

http://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/medicatedchild/faqs/

 

NIMH ( Ulusal Sağlık Birliği Psikiyatri Bölümü) başkanı Prof. Dr. Insel ve NMH advisory Council’s Interventions Workgroup Personalized Medicine (Kişiye uygun Tedavi ) yöntemlerinin geliştirme zamanı olduğuna karar verdiler. 40 yıldır Antipsikotiklerin etkisini ölçmeye çalışan araştırmalar (Clinical Antipsychotics Trials of Interventions Effectiveness (CATIE) programının sonuçları antipsikotik ilaçların çok kısıtlı etkisi olduğunu ortaya çıkardığı için bu kararı verdiklerini deklare ettiler. Bu süreçte 40 milyar doların boşu boşuna harcanmış olduğunu ve şizofrenide kullanılan ilaçların etkisinin çok az olduğuna karar verdiler. İlaç dışı yeni tedavi yöntemlerinin hızla devreye girmesi için çaba sarfedecekleri kararına vardılar. 71

 

Oregon Eyaleti Üniversitesi Eczacılık Fakültesi,İlaç Kullanım ve Yönetim Programı Çocuk ve Ergenlerde Psikotropik İlaç Yönetimi altında, pediatrik ilaç kullanımı için var olan kanıtları özetledi. Bunu aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. EK 55

 

 Buna göre Özetle,

 

·         Okul öncesi çocuklarda psikotropik kullanımını destekleyecek kısıtlı kanıt var (DEHA için stimülanlar, otism için risperidal, bipolar bozukluk için lityum)

·         Altı yaşının üstündeki çocuklarda, eş zamanlı teşhisler için (DEHA + OKB, davranış bozukluğu; DEHA + depresyon, OKB; Bipolar bozukluğu + psikoz, davranım bozukluğu vs.) 2 psikotropik kullanımı için orta derecede kanıt var.

·         Tedavi olmayan hastalık olduğunda iki duygudurum düzenleyici kullanımı için daha büyük çocuklarda çok az kanıt var ama 6 yaşından küçüklerde hiç yok.

·         Birden fazla antidepresanın veya antipsikotiğin eş zamanlı kullanımı için kanıt bulunmamaktadır.

·         Bir kısa etkili ve bir uzun etkili stimulanın eş zamanlı kullanımı için kanıt bulunmaktadır.

·         Psikotropiklerin ayakta tedavi/ev ortamlarında “Gerektiğinde” kullanımı için yeterli güvenlik ve etkinlik verileri bulunmamaktadır. Bu kullanım tarzı, yayınlanmış yan etki vaka çalışmaları olmadığı halde, artmaktadır.

·         Literatürde, bir psikotropik ilacı 7 gün zarfı içinde 2 kereden daha fazla kullanımını destekleyen kanıt olmadığı halde bu makul ve sıkı kontrol edilebilir kural olabilir.

 

 


İlaç Grubu

Okul öncesi çocuklardaki (3-5 yaş) kanıt seviyeleri

Daha büyük çocuklardaki (7-18 yaş) kanıt seviyeleri

Stimülanlar

Orta

İyi

Duygudurum Düzenleyicileri

Zayıf

Orta

Atipik Antipsikotikler

Zayıf

Orta (otism, davranış bozukluğu, bozucu davranış bozukluğu

Antidepresanlar

Zayıf

Sadece fluoksetin ve sitalopram için orta

Polifarmasi (2 psikotropik ilacın aynı anda kullanımı)

Zayıf

Orta Derece sade bunlar için:

Uzun ile kısa etkili stimülan

DEHA ve aynı zamanda

 

Polifarmasi (3 veya fazla psikotropik ilacın aynı anda kullanımı

Yok

Zayıf

Psikotropiklerin “Gerektiğinde kullanımı.

Yok

Zayıf

 

Türkiye’de  etiket dışı psikotropik ilaç kullanımı ve birden fazla ilacı reçeteye yazma alışkanlığı çok fazladır. Bunun bilimselliğine aşağıdaki bilimsel verilere bakarsak az olduğunu görürüz, bunun çok ciddi denetlenmesi ve psikiyatristlerle bu tür ilaçları yazan doktorların ( nörolog, dahiliye uzmanı gibi) eğitilmeleri gerekmektedir.

 

Atipik Antipsikotiklerin Etiket Dışı1 Kullanımlarının Etkinliği ve Karşılaştırmalı Tesirleri: 72

 

 

 

Sağlık Araştırması ve Kalitesi Ajansı (Agency for Healthcare Research)

ABD Sağlık ve İnsan Servisleri Departmanı2 (U.S. Department of Health and Human Services)540 Gaither Road, Rockville, MD 20850  www.ahrq.gov

 

[1]        Bir ilacın FDA’nin onayının dışındaki hastalıklarda, yaş gruplarında ve/veya dozajlardaki kullanımı.

 

2        ABD’de, T.C. Sağlık bakanlığının ve T.C. SSK’nın sorumluluklarını üstelenen bakanlık.

 

3        SRI: Serotonin Geri Alınım Önleyicisi

 

 

 

Antipsikotiklerin Etiket Dışı Kullanımının Kanıt-Etkinlik Özeti

 

Kullanım

Kanıtın Derecesi

Sonuç

Demansta Davranış Problemleri

Orta Derece

risperidone, olanzapine, ve quetiapine

 

Düşük

aripiprazole

15 plasebo kontrollü çalışmanın meta-analizi risperidone ve aripiprazolun agitasyon ve psikoz üzerinde küçük ama istatiski olarak anlamlı etkisi gösterdiği halde bu ilaçları plasebo’yla karşılaştıran çalışmada (CATIE –AD Antipsikotikle Müdahelenin Etkinliği Klinik Çalışmaları ) kaydadeğer etki göstermemiştir.

 

Ziprasidone’un ajitasyonu ve davranış problemlerini ele alan çalışma bulunamadı.

Depresyonda Belli Kategoriler:

a.     SRI1’ya yetersiz yanıt

b.    Psikotik bulgularla

c.    Bipolar bulgusuyla

Orta Derecede

Olanzapine monoterapi veya ek terapi olarak kullanıldığında

 

Düşük

Tüm atipik antipsikotikler diğer depresyon kategorilerinde kullanıldığına

SRI dirençli hastalarda ek tedavi olarak kullanıldığında etkisi yoktur.

Monoterapi olarak kullanıldığında etkisi yoktur.

Obsesif Kompülsif Bozukluğu

Orta Derece

Risperidone ve quetiapine

 

Düşük

Olanzepine

SRI’ya dirençli hastalarda ek tedavi olarak etkisi olabilir.

Ziprasidone’un ve apiprazole’un bu konuda çalışmaları bulunmamaktadır.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)

Düşük

Risperidone (savaşa ilintili kafa darbesi semptomlarının tedavisinde)

 

Çok Düşük

Risperidone, olanzapine (savaşa ilintili olmayan TSSB semptomların tedavisinde)

 

Savaşla ilintili TSSB’nin meydana getirdiği uyku, depresyon, anksiyete semptomlarında, başka bir ilaçla ek tedavi olarak uygulandığında etkin olabilir.

 

Quetiapine, ziprasidone ve aripiprazole için çalışma bulunmamaktadır.

Tourette Sendromu:Kr. Tik hastalığı (çocuklarda ve ergenlerde)

 

Düşük

risperidone

 

Çok Düşük

ziprasidone

Etkisi olmayabilir.

 

Aripiprazole, quetiapine, ve olanzapine için çalışma bulunamamıştır.

Otizm (çocuklarda ve ergenlerde)

 

Düşük

risperidone

Oanzapine, quetiapine, ziprasidone, ve aripiprazole için çalışma bulunamamıştır.

 

 

Çocuklarda Desteklenmeyen Antipsikotik Kullanımı Yaygın:

 

Pam G. Harrison (Medscape için bağımsız yazar) Medscape Medical News 24 Şubat, 2010

http://www.medscape.com/viewarticle/717544

 

En azından 1 eyaletdeki Medicaid (devletin yoksullar için olan sağlık sigortası)   popülasyonuna bakıldığında, 18 yaşının altıdaki çocukların kayda değer bir oranına,  yayınlanmış bilimsel kanıtı olmadığı halde, ikinci kuşak antipsikotik ilaç verildi.

 

Şu anda, Falls Church Virginia’da (ABD) bulunan IMS Health şirketinin, Sağlık Ekonomisi ve Sonuçlar Araştırmaları dairesinde çalışan ilaç bilimi masterlı Prathamesh Pathak ve meslektaşlarının bulgularına göre 1 eyaletin Medicaid veritabanındaki ikincil  kuşak antipsikotiklerle yeni tedavi görmüş 18 yaşının altındaki çocukların sayısı, 2001 ile 2005 seneleri arasında ikiye katlandı.  Ayrıca bu ilaçları yeni kullanmaya başlayanların %41,3’ünde bu tedaviyi yayınlanmış çalışma ile desteklenebilecek hiçbir teşhisi bulamamışlar.  En yüksek kanıtsız kullanım oranı %77 ile Aripiprazole’du.

 

Çalışmanın yazarlarına göre: “Bu sonuçlar çocukların ikinci kuşak antipsikotik ilaçlarla tedavisi yeni yüzyılının başında dramatik bir şekilde artığının kanıtlarına katkı yapıyor.”   Ama şunu eklemektedirler: “bu eğilim başka çocuk popülâsyonlarda da, bilhassa Medicaid’e kayıtlı olmayan çocuklarda görülüp görülmediğini tespit etmek için çalışmalar lazım.”

 

 

 

 

 

Medicaid Ödeme Talepleri:

 

Analiz için çalışma yazarları Ocak 2000 ile Aralık 2006 arasında, ikincil  kuşak atipik antipsikotik alan ve 18 yaşının altıdakilerin Medicaid ödeme taleplerini geriye dönük incelediler.  Son örnekleme 11.700 çocuktan oluştu.

 

Yazarlara göre: “İlgilendiğimiz birincil ölçek antipsikotiklerin kanıta dayalı kullanımın [çocuklardaki] oranıydı.”  Yazarların “ kanıta-dayalı kullanım”’ın açıklaması şuydu:  2005’in sonuna kadar yayınlanmış klinik çalışma bulgularıyla desteklenen herhangi bir antipsikotik’in, herhangi bir teşhis için kullanımı.

 

Analizlerin sonucu risperidone’un ilk tedavi olarak %51,2 çocuğa verildiğini gösterdi.  Yazarlara göre: “İlk tedavi olarak en düşük oranda (%2,1)  ziprasidone idi.”  Enteresan olan örneklemenin  %5’ine ilk kayıt tarihlerinde 1 den fazla ikincil  kuşak antipsikotik verildi.

 

İkincil kuşak antipsikotik’lerin çocuklara verildiği en yaygın durumlar, sırayla, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHA), depresyon, davranış bozukluğu, karşı gelme bozukluğu ve uyum sağlama bozukluydu.  O dönemde risperidone’un davranış bozukluğunda, gelişim bozukluklarında, yaygın gelişim bozukluklarında ve psikozda kullanımını kanıtlar iyi derecede destekliyordu.  Buna mukabil mani ve iki uçlu duygudurum bozukluğu için olasılık derecesinde kanıt vardı.  Risperidone ile tedavi edilen çocuklardaki kullanımın %64’ü kuvvetli kanıtlara dayanıyordu.

 

Olanzapine için de psikozda kullanımı için destekleyici kuvvetli kanıt bulunmakla beraber,  mani’de ve iki uçlu duygudurum bozukluğunda olasılık derecesinde kanıt vardı.

 

Buna kıyas, aripiprazole ve ziprasidone için hiçbir hastalıkta ne kuvvetli ne olasılık derecesinde kanıt bulunmamaktadır.

 

Tablo  İkinci Kuşak Atipik Antipsikotiklerin Medicaid’e Kayıtlı Çocukları Tedavisinde Kullanım Kanıtı

Kanıt Derecesi

Aripiprazole, %

Olanzapine, %

Quetapine, %

Risperidone, %

Ziprasidone, %

Kuvvetli

 

10,8

21,6

64,2

 

Makul

 

16,2

 

3,6

 

Zayıf

22,9

29,1

45,9

1,7

56,9

Yok

77,1

43,9

32,6

30,6

43,1

 

 

Özel İlgi:

 

Çalışmaya göre, azipiprazole’un bu pediatrik gruptaki kullanımın büyümesine “özel ilgi” gerektiriyor.   Bu ilaç piyasaya 2002’de girdi ve 2003 ile 2004 arasında bu ilacın pediatrik kullanıcıları %338 artı ve 2003 ile 2005 arasında artış %368 olarak hesaplandı.

 

Çalışma yazarları ayrıca bu hususu “dikkate değer” olarak işaretlerdiler: 2005’de apriprazole’u ilk tedavi olarak alan çocukların oranı (%8.2), ki bu ilacın kullanımını destekleyecek hiçbir kanıt yoktu, ile çok iyi kanıtı olan risperidone’un ilk tedavi oranına (%9.8) nerdeyse eşitti.

 

Yazarlara göre, ikincil kuşak antipsikotikle tedavi edilen çocuklarda “Açıkça davranım bozuklukları, karşı gelme ve davranış bozukluğu ve hiperkinetik-hiperaktivite semptomları sık sık görülmektedir.” Ve ilave ediyorlar, “bu ilaçların birincil etiket dışı kullanımı davranım bozuklukları olan çocuklar içinse, o zaman bu ilaçların ve çocukların davranışlarını değiştiren diğer yöntemlerin emniyeti ve etkinliğini karşılaştırmasının acil ve belli ihtiyacı var.”

 

Büyük Tartışma:

 

Şu sıralarda çocuk ve ergenlerde antipsikotiklerin hem mantıklı bir şekilde hem doğru belirtiler (endikasyonlar) için kullanıp kullanılmadıklarına dair büyük bir tartışma olduğunu kaydederek, New York’daki Albert Einstien Tıp Fakültesin’ den Dr. Christoph Correll’ne göre, çalışmanın ana problemlerden biri, sadece 2001 ile 2005 yılları arasındaki antipsikotiklerin çocuklardaki kullanımını ele alıyor.  Oysaki bu senelerin arasında çocuklardaki antipsikotik kullanımını tartacak kanıtlar bugünkünden çok daha azdı.

 

Dr. Cornell, Medscape’e,  aslında birkaç  Atipik antipsikotik, aripiprazole dâhil, o zamandan beri Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (Federal Food and Drug Administration – FDA) tarafından, şizofreni, iki uçlu duygudurum bozukluğu ve otizm gibi hastalıkları içeren birtakım hastalıklarda onaylandı, “böylece atipik antipsikotik’lerin bu hastalıklarda gençlerdeki etkisinin kanıt bazı şimdi bulunmaktadır.” dedi.Ama, ekleyerek devem etti, çalışma “sanki o zamanda sadece FDA onayı olmadan kullanılmaları bu ilaçların geçlerdeki ağır psikiyatrik hastalıkları için kullanımını geçersiz kılıyor gibi bir intiba bırakıyor.” Dr. Cornell bunu da vurguladı: örneğin bir çocuğa DEHA teşhisini koymakla asla birçok DEHA’sı olan çocukların ilave olarak agresif ve bozucu davranışları ve/veya bozuklukları olabilecekleri gerçeğini göz ardı etmek demek değildir ve bu problemler çocuğun gelişme evrelerini yakalamak ve genel işlevlerini bozabilir.“Genel olarak semptomların endişe verici olmaları lazım veya işlevselliğinin bozulması gerekir ki hekimler psikotropik ilaçlara el atma lüzumunu duysunlar, ama biz teşhisten çok semptomları tedavi ediyoruz.” dedi. Dr. Cornell, “Bu hastalara ilk tedavi olarak antipsikotik’lerin verilmesi gerekiyor demiyorum; bunların teşhisleri çok dikkatli vermeli ve mümkün olduğunda ilk olarak veya ek olarak psikososyal müdahaleler kullanmalı, ama bu her zaman mümkün olmuyor zira bu genç hastalar çoğu zaman görüldüklerinden daha karışık oluyorlar ve yazarlar bu tip ödeme talep veritabanı kullandıklarında sonuçlarını daha ihtiyatlı bildirmeleri gerekir,” diye ekledi. 

Çalışma yazarları kayda değer finansal ilişkilerin [çıkar çatışması yaratacak] olmadıklarını beyan etmiş bululmaktadırlar.

 

 

ŞİZOFRENLER’DE UZUN SÜRELİ ANTİPSİKOTİK KULLANIMI BEYİN HÜCRE SAYISINI AZALTIYOR73:

 

1991 yılından 2009’a kadar yapılan incelemede çok antipsikotik ilaç kullanımı beyin gri ve beyaz cevher volümünün azalmasını sağladığı görülmüştür. Araştırmacılar bu incelemede hayvanlar üzerinde yapılan çalışmaların sonuçlarının aynısını elde ettiler. Etiket dışı antipsikotik kullanımının çok yaygın olduğu gerçeği ile ve antipsikotiklerin şizofrenlerde kullanımının fayda risk oranı hesaplanmalıdır dediler.

 

 

 

Polifarmasi,  PTSD (Travma sonrası Stres Hastalığı) ve Reçeteli İlaçlara Bağlı Kazayla Ölüm

 

Prof. Dr. Allen Frances,

09 Mart 2011 Çarşamba

Psychiatric Times

http://www.psychiatrictimes.com/blog/couchincrisis/content/article/10168/1818174

 

14 Şubat, New York Times gazetesi bizim [ABD’nin] muvazzaf askerlimizin ve savaş gazilerimizin yüksek oranda kaza eseri doz aşımından öldüğünün rahatsız edici haberini yayınladı.   Alışagelen senaryo PTSD (çoğu zaman ağrı sendromuyla beraber) teşhisini takip eden geniş çaplı ama başarısız psikotropik ilaç tedavisidir ve bu biriktirilmiş tedavi hastanın çoğu zaman genç yaşta ölümüyle sonuçlanıyor .    Otopsinin çoğu zaman ortaya çıkardığı, ağır ilaç kokteylini yansıtan kandaki yüksek seviyede reçeteli ilaç ve ondan ötürü ölümü destekleyecek başka bir bulgu bulunmamaktadır.

 

PTSD/ağrı hastalarına, çoğu zaman, bir ilaç karışımı veriliyor.  Bu karışımda bu ilaçlar olabilir: bir antidepresan, bir antipsikotik, bir anksiolitic, bir uyku ilacı ve bir ağrı ilacı.   Bazen bu muazzam tıbbi yükleme ya aynı ilaç grubundan birden fazla ilaç vererek veya hastalar arasında ilaçlar paylaşılarak kendi kendini ilaçlama yoluyla daha da kötüleştirilebiliniyor. 

 

Her bir psikotropik ilaçların ciddi yan tesirleri olabiliyor – fazla mikatrda ilaç eklemesinde bunlar bazen solunum ve kalp fonksiyonlarını, ölümcül bir şekilde, tehdit edebiliyorlar.  Ve bu karışım tek ilaçtan çok daha tehlikeli olabiliyor çünkü birbirlerini etkileyerek birbirlerin kandaki seviyelerini artırabilirler. Kaza eseri doz aşımı ve ölüm sebebi olarak reçeteli ilaçlar, uyuşturucuları geçmiş durumdalar.

 

Orduya hak vermek lazım, bu durumu algılamış bulunuyorlar ve pervazsız ve aşırı polifarmasiyi kısıtlamak ve gözden geçirmek için gereken süreçleri oturtmaya başladılar.  Ama bu güç problemin hazır bir çözümü olmayabilir.  Bazı ilintili faktörler şunlardır:

 

1.    Birçok ilaçların beraber verilmesi sivil hayatta da yaygın.  Polifarmasiye rehberlik edecek veya dizginleyecek bilimsel çalışma bulunmamaktadır – böylece bu iş doktorun keyfine kalmış oluyor ve hastanın rahatlaması için, bazen doktoru zorlamasının katkısıyla.

 

2.    PTSD’nun etkili ilaç tedavisi olmadığı için semptomları ayrı ayrı, kendi ilaçlarıyla tedavi etme yöntemini teşvik ediyor.

 

3.    Ordunun son zamanlarda, çok az ağrı kesiciler yazdıkları için aldıkları eleştirilere olan ters tepkiyi azaltmak için, bir şekilde tehlikeli ağrı kesicilerin her şey için ve başıboş yazılmasını arttırdı.

 

4.    Bu ilaçlar yasal oldukları, kolay temin edilebildikleri, ve ucuz oldukları için uyuşturucu kullanımına çekici bir alternatif olmaya başladı, ama, başka psikotropik ilaçlarla olan etkileşimlerinden dolayı, tehlikeli sonuçlar meydana getirebiliyorlar.

 

5.    İlaçları hep eklemek ve hiçbir zaman sonuçlandırmamak eğiliminden dolayı, etkisi olmayan ilaçların devamlı kullanımına yol açıp, biriken ilaç ve ilaç etkileşimleri yan etkilerini artırıyor.

 

6.    Bir ilacın yan etkisini azaltmak için başka bir ilaç vermek – örneğin bir antidepresan anksiyete ve uykusuzluk yaparsa dozu azaltmak veya başka bir antidepresan denemek yerine bu yan etkileriyle baş edecek ama bir zarar vermesi olasılığı olan başka bir hap eklemek yanlış olur.

 

7.    Ruh Sağlığı çalışanlarının sayısı kısıtlı olduğu ve PTSD’da çalışan ve etkin olan tek yöntem, Kognitif Davranış Terapisine (KDT) kolay erişimi sağlanamadığı için,  bunlar ilaçlamayı teşvik ediyor.

 

8.    Hipokratın’ın öğütünü unutmamak lazım, “ÖNCE ZARAR VERME”.  Bu söz eski Yunanlarda, hekimlerin tedaviye yanıt vermeyen (ve verme olasılığı olmayan) bozukluklara tehlikeli ve fazla agresif tedaviler uygulamayı önlemek için geliştirilmişti.  Bir tedavi hastalıktan daha kötü olabilir ve bu gerçeği algılamak çok önemli.   Bu tam bazı  PTSD vakaların modern ikilemi.   Daha emniyetli ve mantıklı tedbirli ilerleme yerine  mantıksız tedavi mükemmeliyetçiliği ve iyimserliği sonucu daha vahim ve ölümcül olabilir.

 

9.    Bu problemlerden hiçbirinin çözümü kolay olmadığı halde, bunların düzeltici adımları belli:

 

KDT’ye erişimi fazlalaştırmak.  Deneyimli ruh sağlığı çalışanları istihdam etmek çok zor veya pahallıysa, var olan sıhhiye elemanı ve paraprofesyoneller eğitilmeli.  KDT kısıtlı [tıp] eğitimleri olanlar tarafından öğrenilebiliniyor.

 

Hekimleri, polifarmasinin riskleri ve sınırları hakkında, hem PTSD hakkında, hem ağrı sendromu hakkında, hem de ikisi beraber olduğu zaman eğitmeli.

 

Hekimler 3’den fazla psikotropik ilaç yazdıklarında,  bir ilacın normal dozdan fazlasını yazdıklarında, etkileşimleri olan ilaç yazdıklarında ve/veya aynı ilaç grubundan birden fazla ilaç yazarlarsa, özel açıklama talep edilmeli.

 

İstisnaların yeterli açıklamaları olduğunu tespit etmek için otomatik, kapsamlı kalite güvence denetimi yürürlüğe koymalı.

 

Tehlikeli dozları ve ilaç bileşimlerini tespit etmek için eczaneler var olan ilaç etkileşim algoritmalarını rutin olarak kullanmalı ve [olası tehlikeli durumda] hekimleri uyarmalı.

 

Reçeteli ilaçlara veya maddelere bağımlı olanlara kolay erişebilecekleri detoksifikasyon hizmetleri sağlanmalı.

 

Ordudaki  reçeteli  ilaç  doz aşımı probleminin paraleli, sivil hayatta da bulunmaktadır.  İki dünyanın trajik doz aşımı kurbanları bir ulusal aşırı psikotropik ilaç kullanım aleminin en görülür kurbanları olarak maden ocağındaki kanarya gibiler.

 

 

http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2011/04/06/frightening-story-behind-the-drug-companies-creation-of-medical-lobotomies.aspx

Psikotropik ilaçların kullanımında:

Senede 700.000 yan etki ve 42.000 ölüm oluyor.

 

 

 

 

 

 

BULİMİA ve  ANOREXİA NERVOSA’da  İLAÇLAR ETKİSİZ:

 

1991 yılında Fichter ve arkadaşları 60mg Prozac verilince placebo kontrollü çalışmada Bulimia’da plasebodan üstün olmadığını buldu. 74

 

1996 yılında FDA Prozac için Bulimia tedavisinde kullanım onayı vermişti. 75-76 Bulimia tedavisinde Prozac’ın Plasebodan daha etkili olmadığını gösteren kontrollü çalışma Yale Üniversitesinde 2005 yılında yapıldı. 77

 

Anorexia tedavisinde Prozac’ın Plasebodan daha etkili olmadığın gösteren kontrollü çalışma 2006 yılında yayınlandı. 78

 

Psikiyatride kullanılan ilaçların etkisinin plasebodan daha fazla olmadığını gösteren Meta-Analiz çalışmalarınıda çok ciddiye almamız gerekmektedir.

 

Bu çalışmalar ışığında Antidepresan ilaçlar ve antipsikotik ilaçlara Ülkemizin harcadığı yıllık para miktarının hesaplanması gerekmektedir ve yukarıdaki yayınları ciddiye alırsak bu paranın %20 sinin doğru olarak harcandığını gösterir.

 

Aynı sonuçlar Psikiyatri dışındaki Tıbbi uygulamalarda da bulunmuş. 2009 yılında JAMA’da yayınlanan Bilimsel kanıta dayalı yöntemlerin incelemesinde ACC/AHA  tüzüğüne göre daha önce kanıtlanmış bir çok yöntemin bilimsellik değerinin daha düşük olduğunu tespit etmişler79

 

NEJM’de yayınlanan bir çalışmada diz osteoartritinde artroskopik ameliyatın etkileri ile ilgili randomize bir çalışma yapılmış çünkü etkisi olup olmadığı bilinmemekte ancak yapılan çalışma sonucunda ek bir fayda getirmediği sonucu ortaya çıkmış. 80

http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa013259

 

Son 20 senedir tıpda ve klinik psikoloji kanıta dayalı tedavi yöntemlerini desteklemede randomize kontrollü çalışmaların altın standart olduğu ilaç endüstrisi tarafından vurgulanmıştır. Fakat bu altın standartın bilimsel olarak gerekli olmadığı karşı tezi prestijli New England Journal of Medicine de iki yayında 81-82  ve ayrıca başka bir yayında da83  yayınlanmıştır. Gözleme dayalı klinik çalışmaların sonuçları ile randomize kontrollü çalışmaların sonuçları hep aynı çıkmış. Kanıta dayalı tıpda mutlaka randomize kontrollü çalışmaların olması gerekmemektedir sonucuna varılmış.

 

Türkiye’de Antidepresant ve antipsikotik ilaçların kullanımında artışın olması çok dikkat çekicidir. Amerika da NIMH’ in de (Ulusal Sağlık Akıl Sağlığı) akıllı yeni tedavi yöntemlerine ve kişiye uygun tedavi yöntemine yönelmesi, yeni ilaçların keşfinin çok maliyetli olması ve yeterli etkisinin görülmemesinden dolayıdır. NIMH yeni yöntemlerin içinde Neurobiofeedback’i umut verici bi yöntem olarak bir çok Grant açmıştır. Bunlarıda size web sitemde bahsetmeye çalıştım.

 

Tabip odasının, TPD’nin( Türkiye psikiyatri derneğinin), Sağlık Bakanlığının amaçlarından bir kısmıda, toplumun sağlık düzeyinin belirlenmesi, sağlığı bozan etmenlerin açığa çıkarılması, bu etmenlerle mücadele yöntemlerinin saptanması, toplum sağlığı için gerekli sağlık politikalarının oluşturulması ve bu ilkelerin uygulanması için çaba harcamak olduğunu biliyorum. Şişmanlık, kalp rahatsızlığı, şeker hastalığı ve kanser yapma gibi yan etkileri olduğunu bildiğimiz psikiyatrik ilaçların kullanımını azaltmalıyız ve denetlemeliyiz.

 

 ABD’ de bu tür ilaçlar “İntihar riski yaratıp, ölüme sebep verebilir” diye etiketlenmektedir, bizde de bu tür etiketler olmalıdır.

 

İlaçsız tedavi olan Neurobiofeedback’in yan etkisi ilaçlarla karşılaştırıldığında hemen hemen olmayan bir yöntem olan Neurobiofeedback tedavisinden halkımızın mutlaka yararlanması gerekmektedir. Meta analiz, RCT çalışmaları olan ve Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Textbook’un da tavsiye edilen neurofeedback tedavisi bilimseldir.

  

Görüldüğü gibi, yapılan bütün bilimsel çalışmaların ortak noktasında bu yöntemin bilimsel bir yöntem olduğu ve hastalar üzerinde olumlu sonuçlar doğurduğu açıktır. Dolayısıyla, Konuyla ilgili Neurobiofeedback tedavisinin bilimsel olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelerin ne kadar eksik ve yanlı olduğu yukarıda verilen bilgiler ışığında incelendiğinde açıkça görülecektir.

 

Bir teşhis ve tedavi yönteminin bilimsel olmadığı akademisyenler ve meslek odaları tarafından söyleniyorsa, tüm yayınlar incelenmeli ve neden bilimsel olmadığı “A klas tıp literatüründe” yayınlanacak bir makale olarak yazılıp yayınlatılmalıdır. Bunun etik ve bilimsel yolu budur diye düşünüyorum.

 

Neurofeedback Tedavisi yaygın olarak dünyanın birçok ülkesinde yapılmaktadır, ve kabul görmüş bir tedavidir. Birçok meslektaşım dünyanın dört bir yanında bu tedaviyi uygulamaktadır.

 

 

 

 

Biofeedback, Neurofeedback, Psikiyatride QEEG ve

ERP Kullanımı Derneği Başkanı,

Psikiyatrist

Dr. Tanju Sürmeli

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

1.Sağlık harcama istatistikleri 2004-2007 yılı sonuçları.  T.C.  Türkiye İstatistik Yıllığı 2007. ve 2009 T .C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu H .Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni Sayı: 29 22 Şubat 2010 10.00.

2. Dr. Halis Ulaş.Psikiyatrik İlaçların Kullanımı Giderek Artıyor.Türkiye Psikiyatri Derneği Dış ilişkiler Sekreteri TPD MYK adına. http://www.egebireyselgelisim.com/index.php?option=com_content&view=article&id=190:psikiyatrik-ilaclarin-kullanimi-giderek-artiyor&catid=151:basin-duyurulari-ve-basin-bultenleri&Itemid=515

3.  TÜRKİYE SAĞLIK ARAŞTIRMASI, 2008 (REVİZE) .  T.C. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu Haber Bülteni Sayı:142 10 Ağustos 2010 10:00.

4.  Gülöksüz S, Oral ET, Ulaş H (2009) Eğitim veren kurumlarda çalışan psikiyatristlerin ilaç endüstrisi-hekim ilişkisine yönelik tutum ve davranışları. Türk Psikiyatri Dergisi; baskıda

5.  SGK 2002-2008 verileri.

6. Dokuzuncu Kalkınma Planı (2007-2013), 2011 Yılı Programı.  T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı.

7. Pharmaceutical Deals.  Mergers and Acquisition within the Turkish Pharmaceutical Market, 2006 – 2009 Review.   Price Waterhouse Coopers.

8. The Cost of Depression.  Robert Leahy, Ph.D.. Director of the American Institute for Cognitive Therapy.  The Huffington Post, Posted: October 30, 2010 03:31 AM.

9. Sağlıkta Dönüşüm Sürecinde Sağlık Harcamaları.  Dr. Ali Rıza Üçer  Tıp Kurumu Genel Sekreteri.   http://tipkurumu.org

10.  Sağlıkta Dönüşüm Sürecinin İlaç Sektörüne Etkileri.  .  Dr. Ali Rıza Üçer  Tıp Kurumu Genel Sekreteri.   http://tipkurumu.org.

11.  İlaç Endüstrisi İş Verenler Sendikası.İEİS (2009). İlaç Pazarı/Tüketimi. http://www.ieis.org.tr/asp_sayfalar/index.asp?sayfa=220&menuk=12. Erişim tarihi: 16.03.2009

12.Jensen PS, Arnold LE, Swanson JM, Vitiello B, Abikoff HB, Greenhill LL, et al.( 2007). 3-year follow-up of the NIMH MTA study. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. Aug;46(8):989-1002.

12A. Molina BS, Hinshaw SP, Swanson JM, Arnold LE, Vitiello B, Jensen PS, Epstein JN, Hoza B, Hechtman L, Abikoff HB, Elliott GR, Greenhill LL, Newcorn JH, Wells KC, Wigal T, Gibbons RD, Hur K, Houck PR.The MTA at 8 years: prospective follow-up of children treated for combined-type ADHD in a multisite study. J Am Acad Child Adolesc Psychiatry. 2009 May;48(5):484-500.

13.Breggin, P. “Psychostimulants in the treatment of children diagnosed with ADHD: Risks and mechanism of action.”  International Journal of Risk and Safety in Medicine, 12 (1), 3-35, 1999.  5:225-246, 2003.   13:15-22, 2000.  Also published in 1:213-241, 1999. 

 

14.Breggin, P. “What psychologists and therapists need to know about ADHD and
 stimulants
.”  Changes: An International Journal of Psychology and Psychotherapy 18:13-23,Spring 2000

 

15. Breggin, P.“The NIMH multimodal study of treatment for attention deficit/hyperactivity disorder: A critical analysis.” (PDF) International Journal of Risk and Safety in Medicine Ethical Human Sciences and Services.

 

16. http://www.wddty.com/03363800372840157343/adderall.html

       http://www.amenclinics.com/ac/bitn/bitn_detail.php?articleID=73

 

 17.Gould, MS, Walsh, BT, Munfakh, JL, Kleinman, M, Duan, N, Olfson, M, Greenhill, L, Cooper, T: Sudden death and use of stimulant medications in youth.  American Journal of Psychiatry   2009;166(9): 992-1001

     

18. Volkow, N. D., Wang, G-J , Fowler, J. S., Logan, J, Gerasimov, M., Maynard, L., Ding, Y- S., Gatley, S. J., Gifford, A., Franceschi, D. (2001). Therapeutic Doses of Oral  Methylphenidate Significantly Increase Extracellular Dopamine in the Human Brain. The Journal of Neuroscience, 21:RC121:1-5
 

19.Vastag,B.(2001). Pay Attention: Ritalin Acts Much Like Cocaine. JAMA. 286(8):905-906.

 

20.El-Zein, R. A, Abdel-Rahman, S. Z., Hay, M.J., Lopez, M.S.,Bondy, M.L., Morris, D.L.,  Legator M.S.(2005). Cytogenetic effects in children treated with methylphenidate.Cancer  Letters. 230(2):284-291.)

 

21.Calarge CA, Acion L, Kuperman S, Tansey M, Schlechte JA. Weight gain and metabolic  abnormalities during extended risperidone treatment in children and adolescents. J Child  Adolesc Psychopharmacol. 2009; 19:101-109.

      

22. Penzner JB, Dudas M, Saito E, et al. Lack of effect of stimulant combination with second-generation antipsychotics on weight gain, metabolic changes, prolactin levels, and sedation in youth with clinically relevant aggression or oppositionality. J Child Adolesc  Psychopharmacol. 2009; 19:563-573.

 

23. Koga M. Clinical factors related to gains in body mass index (BMI) among patients under long-term antipsychotic treatment. Seishin Shinkeigaku Zasshi 2003; 105:473–488

 

24. Meaney AM, Smith S, Howes OD, O'Brien M, Murray RM, O'Keane V. Effects of long-term prolactin-raising antipsychotic medication on bone mineral density in patients with schizophrenia. Br J Psychiatry 2004; 184:503–508.

 

25. Hummer M, Malik P, Gasser RW, et al. Osteoporosis in patients with schizophrenia. Am J Psychiatry 2005; 162:162–167.

 

26. Eliassen AH, Tworoger SS, Hankinson SE. Reproductive factors and family history of breast cancer in relation to plasma prolactin levels in premenopausal and postmenopausal  women. Int J Cancer 2007; 120:1536–1541.

 

27. Dalton SO, Johansen C, Poulsen AH, et al. Cancer risk among users of neuroleptic medication: a population-based cohort study. Br J Cancer 2006; 95:934–939.

 

28. Anonymous. Neuroleptics: increased rate of venous thromboembolic events. Prescrire Int 2006; 15:224.

 

29. Haddad PM, Anderson IM. Antipsychotic-related QTc prolongation, torsade de pointes and sudden death. Drugs 2002; 62:1649–1671

 

30. Larsson SC, Wolk A. Obesity and colon and rectal cancer risk: a meta-analysis of prospective studies. Am J Clin Nutr 2007; 86:556–565

 

31. Basu A, Meltzer HY. Differential trends in prevalence of diabetes and unrelated general medical illness for schizophrenia patients before and after the atypical antipsychotic era. Schizophr Res 2006; 86:99–109.

       

31a. Ray, W. A., Chung, C.P., Murray, K. T, Hall, K., Stein, C. M.(2009). Atypical Antipsychotic Drugs and the Risk of Sudden Cardiac Death The New England journal of medicine 360;3 nejm.org january 15, 225

 

32. Schneider LS, Dagerman KS, Insel P. Risk of death with atypical antipsychotic drug treatment for dementia: Meta-analysis of randomized placebo-controlled trials. JAMA 2005;294:1934-1943.

 

33. Fry AM, Shay DK, Holman RC et al. Trends in hospitalizations for pneumonia among persons aged 65 years or older in the United States, 1988-2002. JAMA 2005;294:2712-2719.

34.Clozapine and myocarditis.  Prescriber Update No.9, June 1995, p.7-8.

35.Kilian JG, Kerr K, Lawrence C, Celermajer DS.  Myocarditis and cardiomyopathy associated with clozapine.  Lancet 1999;354:1841-45.

36.Murray CJ, Lopez AD.  Global health statistics: a compendium of incidence, prevalence, and mortality estimates for over 200 conditions.  In: Global Burden of Disease and Injury Series, Vol II.  Boston: Harvard University Press, 1992:1-33.

37.Warner B, Schadelin J.  Clinical safety and epidemiology.  Leponex/Clozaril and myocarditis.  Novartis Pharma AG, Basel, Switzerland, November 1999.

38.Hagg S, Spigset O, Soderstrom TG.  Association of venous thromboembolism and clozapine.   Lancet 2000;355:1155-6.

39. Walker AM, Lanza LL, Arellano F, Rothman KJ.  Mortality in current and former users of clozapine.  Epidemiology 1997;8:671-7.

40.Coodin S, Ballegeer T.  Clozapine therapy and pulmonary embolism.  Can J Psychiatry 2000;45(5):395.

41.Suttmann I, Ditter S, Landgraf R, Schulze J, Folwaczny C.  Clozapine and sudden death.  Lancet 2000;355:842-3.

42.Hayes G, Gibler B.  Clozapine-induced constipation.  Am J Psychiatry 1995;152:298.

43.Drew L, Herdson P.  Clozapine and constipation: a serious issue.  Aust NZ J Psychiatry 1997;31:149-50.

44.Clozapine - gastrointestinal obstruction.  WHO Pharmaceuticals Newsletter Nos. 3&4, Mar/Apr 1999, p.6.

45.Clozapine and hyperglycaemia.  Prescriber Update No.18, June 1999, p.36-8.

 

46. Diav-Citrin O, Shechtman S, Weinbaum D, (2008) Paroxetine and fluoxetine in 
      pregnancy: a prospective, multicentre, controlled, observational study. Br J Clin
      Pharmacol.;65:695-705

 

47. Wu CS, Wang SC, Cheng YC, Gau SS. (2011). Association of Cerebrovascular Events    With Antidepressant Use: A Case-Crossover Study. Am J Psychiatry. 2011 Mar 15.

 

48. Kroenke, C. H., Glynn, R. J.,  Garan, H., Albert, C. M., Whang, W., Kubzansky, L. D., Kawachi, I., Rexrode, K. M. ( 2009).Women: Results From the Nurses' Health Study Depression and Risk of Sudden Cardiac Death and Coronary Heart Disease. J. Am. Coll. Cardiol.;53;950-958

 

49. J. Brent Richards, Alexandra Papaioannou, Jonathan D. Adachi, Lawrence Joseph, Heather E. Whitson, Jerilynn C. Prior, David Goltzman.( 2007). Effect of Selective Serotonin Reuptake Inhibitors on the Risk of Fracture.Arch Intern Med.;167:188-194.

 

50.Bromley RL, Mawer G, Clayton-Smith,J, Baker GA.( 2008). Autism spectrum disorders following in utero exposure to antiepileptic drugs Neurology.;71:1923-1924.

 

51. Turner, Erick H., Matthews, Annette M., Linardatos, Eftihia, Tell, Robert A., Rosenthal, Robert N. Selective Publication of Antidepressant Trials and Its Influence on Apparent  Efficacy. Engl J Med 2008 358: 252-260.Volume 358:252-260, January 17, 2008, Number 3.

 

52. Kirsch, I., & Sapirstein, G. (1998). Listening to Prozac but hearing placebo: A meta- analysis of antidepressant medication. Prevention and Treatment, 1 (Article 2002a).

 

53. Baldessarini RJ (1989) Current Status of antidepressants : Clinical pharmacology and therapy. J Clin Psychiatry .50, 117-126.

 

54. Katon W, Von Korff M, Lin E, Bush T and Ormel J (1992) Adequacy and Duration of antidepressant treatment in primary care. Med Care 30, 67- 76.

 

55. Hirschfeld RMA and Goodwin FK (1988) Mood Disorders. In: Talbott JA , Hales RE and Yudofsky SC (eds) Textbook of Psychiatry pp. 403-441. Washington,DC: American Psychiatric  Press.

 

56. Jönsson, B., Rosenbaum, J.(1993). Health Economics of Depression. Perspectives in Psychiatry Vol.4. Wiley & Sons, UK.

57. Khan, A., Leventhal, R. M., Khan, S., & Brown, W. A. (2002). Severity of depression   and response to antidepressants and placebo: An analysis of the Food and Drug Administration database. Journal of Clinical Psychopharmacology, 22, 40-45.

58. Pigott, H.E., Leventhal, A.M., Alter, G.S., Boren,J.J.( 2010). Efficacy and Effectiveness     of  Antidepressants: Current Status of Research. Psychother Psychosom. February 22; 79: 267 – 279

59-Rising K, Bacchetti P, Bero L: Reporting bias  in drug trials submitted to the Food and  Drug  Administration: a review of publication and presentation. PLoS Med 2008; 5:e217.

60-Turner EH, Matthews AM, Linardatos, E, Tell RA,Rosenthal R: Selective publication of antidepressant trials and its influence on apparent efficacy.N Engl J Med 2008;358:252– 260.

61- Mathieu S, Boutron I, Moher D, Altman DG,Ravaud P: Comparison of registered and published primary outcomes in randomized controlled trials. JAMA 2009; 302: 977–984.

62- Kirsch I, Scoboria A, Moore TJ: Antidepressants and placebos: secrets, revelations, and unanswered questions. Prev Treat 2002; 5:article 33.

63-Kirsch I, Moore T, Scoboria A, Nichols S: The emperor’s new drugs: an analysis of  antidepressant medication data submitted to the U.S. Food and Drug Administration. Prev Treat 2002; 5:article 23.

64- Kirsch I, Antonuccio D: Antidepressants  versus placebos: meaningful advantages are lacking. Psych Times, September 19, 2002.

65- Kirsch I, Deacon B, Huedo-Medina TB, Moore TJ, Johnson BT: Initial severity and  antidepressant benefits: a meta-analysis of data submitted to the Food and Drug Administration. PLoS Med 2008; 5:e45.

66-Fava M, Evins E, Dorer DJ, Schoenfeld DA: The problem of the placebo response in clinical trials for psychiatric disorders: culprits, possible remedies, and a novel study design approach.Psychother Psychosom 2003; 72: 115–127.

67- Otto MW, Nierenberg AA: Assay sensitivity, failed clinical trials and the conduct of science. Psychother Psychosom 2002; 71: 241–243

68. Ghaemi, N. ( 2011). Antidepressants in Bipolar Depression: A New Meta-Analysis for an Old  Controversy Psychiatric Times. Vol. 27 No. 12 January 3, 2011

 

69.Ghaemi SN, Wingo AP, Filkowski MA, Baldessarin RJ. Long-term antidepressant treatment of bipolar depression: meta-analyses of benefits and risks. Acta Psychiatr Scand. 2008;118:347-356.

 

70. Janicak, P.G, 2006 . The CATIE study and its implications for antipsychotic drug use. Essential psychopharmacology 7(1):53-63.

      

71. Kaplan.,A.(2011). NIMH shifts focus to molecular origins of mental İllness.Psychiatric Times.Vol.28.No.1 February 9,2011.

 

72. Comparative Effectiveness Review Number 6 . Efficacy and Comparative Effectiveness of Off-Label Use of Atypical Antipsychotics.Prepared for: Agency for Healthcare Research and Quality U.S. Department of Health and Human Services.540 Gaither Road.Rockville, MD 20850 Contract No. 290-02-0003 www.ahrq.gov

 

73.Ho B.C., Andreasen N.C., Ziebell S., Pierson  R., Magnotta V. Long-term Antipsychotic Treatment and Brain Volumes.A Longitudinal Study of First-Episode Schizophrenia. Arch Gen Psychiatry.2011;68(2):128-137

 

74.Fichter MM, Leibl K, Rief W, Brunner E, Schmidt-Auberger S, Engel RR. Fluoxetine versus placebo: A double-blind study with bulimic inpatients undergoing intensive psychotherapy. Pharmacopsychiatry. 1991;24:1–7.

 

75.Flouxetine Bulimia Nervosa Collaborative Study Group. Fluoxetine in the treatment of bulimia nervosa: a multicenter, placebocontrolled,double-blind trial. Arch Gen Psychiatry 1992;49:139–147.

 

76. Goldstein DJ, Wilson MC, Thompson VL, et al. Long-term fluoxetine treatment of bulimia nervosa. Br J Psychiatry 1995;166:660–666

 

77. Grilo CM, Masheb RM, Wilson GT(2005). Efficacy of cognitive behavioral therapy and fluoxetine for the treatment of binge eating disorder: a randomized double-blind placebo-controlled comparison. Biol Psychiatry.57(3):301-9. 

 

78.Walsh, B. T., Kaplan, A. S., Attia, E., Olmsted, M., Parides, M., Carter, J. C., Pike, K. M., Devlin, M. J., Woodside, B., Roberto, C.A., Rockert,W.(2006).Fluoxetine After Weight Restoration in Anorexia Nervosa.A Randomized Controlled Trial. JAMA, June 14,Vol 295, No. 22 2605

 

79. Tricoci p., Allen j.m., Kramer; J. M. et al.( 2009). Practice Guidelines Scientific Evidence Underlying the ACC/AHA Clinical JAMA.301(8):831-841

http://jama.ama-assn.org/cgi/content/full/301/8/831

 

80. Kirkley A., Birmingham B.T.,Litchfield R.B., Giffin R., Willits K.R., Wong C.J., Feagen B.G., Donner A., Griffin S.H., D’Ascanio L.M., Pope J.E., Fowler P.(2011). A randomized trial of Arthoscopic Surgery for Osteoarthritis of the knee. The New England Journal of Medicine. September 11.Vol 359 No 11.1097-1107

81.  Benson K, Hartz AJ. A comparison of observational studies and random­ized, controlled trials. New England Journal of Medicine 2000; 342(25): 1878-1886.

82.  Concato J, Shah N, Horwitz RI. Randomized, controlled trials, observa­tional studies, and the hierarchy of research designs. New England Journal of Medicine 2000; 342(25): 1887-1892.

83.  Britton A, McPherson K, KcKee M, Sanderson C, Black N, Bain C. Choosing between randomized and non-randomized studies: a systemat­ic review. Health Technology Assessment 1998; 2(13): 1-124.