PSİKİYATRİK HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDE
KULLANILAN İLAÇLARIN MALİYETİ, ETKİSİ SORGULANIYOR. ÖNEMLİ DERECEDE OLAN YAN
ETKİLERİNDEN BAZILARINA BAKALIM.
Toplam
sağlık harcamaları önemli bir artış eğilimi içinde olmuştur. 1-11 Türkiye sinir sitemi ilaçları
ilaç pazarında önemli yer işgal etmektedir. Sinir sistemi ilaçları Türkiye ilaç
pazarında antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubundan sonra 4.
sırada yer almaktadır. Dünya genelinde en çok kar edilen ilk 10 ilaçtan üçü
antipsikotiktir. 2009 yılında ise dünyadaki toplam ilaç pazarının 820
milyar doları bulması öngörülmektedir4 Ayrıca 2003-2008
yılları arasında Türkiye’deki ilaç gruplarının pazar payı değerlendirildiğinde;
antibiyotik, kalp-damar sistemi ve romatizmal ilaç grubunun pazar payı
azalırken, sinir sistemi ilaçlarının pazar payında ılımlı bir artış
gözlenmektedir. 7-8,11
Örneğin
IMS-Türkiye verilerine göre 2003 yılında 14 milyon 138 bin kutu antidepresan tüketilirken, bu rakam 2006 yılı verilerine göre 22 milyon 651 bine, 2007
yılında ise 26 milyon 246 bine çıkmıştır. 2
Benzer
artış eğilimi antipsikotik ilaçlarda da görülmektedir; 2007 yılında
toplam 2 milyon 616 bin 136 kutu antipsikotik tüketilirken, bu sayı 2008’de 4
milyon 11 bin 901 kutuya yükselmiştir. Psikiyatrik ilaç tüketimindeki bu önemli
artışta ilaç endüstrisinin tutundurma çalışmalarının yanı sıra, Türkiye’deki
psikiyatrist sayısının yetersiz olması ve bu nedenle psikiyatrist dışındaki
hekimler tarafından uygun olmayan tanılara uygun olmayan ilaçların
reçetelenmesinin de çok önemli bir payı vardır. 2
Hatırlarsak Neurofeedback tedavi yöntemi maliyet analizi yapıldığında ilaçlarla
yıllardır düzelmeyen bir çok hastanın iyileşmesini
sağlamış ve daha ucuz bir
yöntemdir. 40 EK.53
Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite’de 1937’den beri en çok kullanılan yöntem, amfetamin grubu bir
ilaç olan Ritalin’dir.
485
çocuk üzerinde NIMH MTA çalışmasının 3 yıllık takip sonuçları Amerikan Akademisi
Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dergisinde yayınlandı12. Bu 3 yıllık takip çalışması değerlendirmesi
özellikle 5 önemli sonuç üzerine odaklanmıştır. DEHA’nın çocuk ve öğretmen
ölçekleri ve karşı gelme hastalığı semptomları, okuma
başarısı, sosyal beceriler, fonksiyonel bozulmadır. 14 ve 24 aylarda elden edilen
sonuçlara karşı yoğun ilaç (Ritalin) tedavisinin tek başına ya da davranışsal terapiyle beraber önemli
faydaları bulunamamıştır. Tedavinin bitiminden 2 yıl sonra MTA araştırmacılarından yoğun ilaç tedavisi
alan çocuklar, rutin amme hizmeti alan veya davranışsal terapi alan diğer çocuklardan farklı değildiler.
436
çocuk üzerinde NIMH MTA çalışmasının 8 yıllık takip sonuçları Amerikan
Akademisi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Dergisinde yayınlandı12A14
ve 24 aylarda elden edilen sonuçlara karşı yoğun ilaç (Ritalin) tedavisinin tek
başına ya da davranışsal terapiyle beraber önemli faydaları bulunamamıştır.
Yukarda
bahsedilen MTA çalışmasının ilk raporunda ilacın başarılı olduğu sonucu
çıkmıştı, ama bu sonuca bile Johns Hopkins’li Psikiyatr bilimsel olarak 1999
yılında karşı çıktı. Bu yazıyı incelersek:
DEHA’LI
ÇOCUKLARIN TEDAVİSİNDE KULLANILAN PSİKOSTİMULANLAR: RİSKLERİ VE MEKANİZMALARI 13
Dr. Breggin
Harvard, Johns Hopkins Üniversitesi, Ulusal Sağlık Örgütü gibi çok önemli
merkezlerde çalışmıştır.
Giriş : Kuzey Amerika’daki milyonlarca çocuk dikkat eksikliği/hiperaktivite teşhisi
alıp metilfenidat, dextroamfetamin ve metamfetamin gibi psikostimulanlarla
tedavi edilirler. Bu ilaçlar, artan enerji, fazlasıyla tetikte olma,
alışkanlıklara fazlasıyla odaklanma gibi devamlı ve aralıksız bir merkezi sinir
sistemi toksisitesi yaratır. Obsesif kompulsif veya perseveratif (bir düşünce
veya harekete saplanıp kalma), uykusuzluk, ajitasyon,
hipomani, mani ve bazen nöbetlere doğru ilerleme gösterir. Aynı zamanda yaygın
olarak duyarsızlık, sosyal çekilim, emosyonel depresyon ve uysallık
gösterirler. Psikostimulanlar aynı zamanda hayal kırıklığından sonra verilen
reaksiyon ve bağımlılık da dahil fiziksel çekilim
yaratırlar. Büyümeyi engeller ve hatta bazen geri dönüşü olmayan çeşitli
serebral disfonksiyonlar yaratabilir. Stimulanların töropetik etkileri
toksisitelerinin direkt ifadesidir. Hayvan ve insan araştırmaları, bu tür
ilaçların spontane ve sosyal davranışları bastırıp
obsesif kompulsif davranışları geliştirdiğini belirtiyorlar. İlaçların bu ters
etkisi çocukların davranışlarını kontrol ediyormuş görüntüsü vermektedir
özellikle yapısal ve planlı çevrelerde gerçek ihtiyaçlarıyla meşgul olmazlar.
Dr. Breggin,
Novartis aleyhine açılan bir davada davacı tarafına yaptığı savunmadaki yeminli
ifadesinde, yapılan MTA çalışmaların kritiğinden bahseden iki yayınını
anlatıyor. 14-15 Literatürde başka kritikler olduğundan da bahsediyor.
Kapsamlı bakıldığında MTA çalışmasının bilimsel olarak birçok eksiği olduğunu,
sonuçlarda güvenli olduğundan ve tedavide uzun dönemdeki etkisinden
bahsedilmemiş. MTA çalışmasında plasebo kontrol grubu yok körleme çalışması
yapılmamış dolayısıyla bu ilaçların gerçekten etkisi var mı yok mu göremiyoruz.
Araştırmaya katılan bütün aileler ve öğretmenler çocukların ilaç
kullandıklarını biliyordu ve ilaçların etki edeceğine dair bir
beklentideydiler. Klinik bir deney için seçilen deneklerin önyargısız olması
çok önemlidir. MTA çalışmasına seçilen deneklerin % 32 ‘si zaten stimulant ilaç
kullanıyordu (MTA kooperatif grup 1999 p.1074). Bu da aileler ve öğretmenler
stimulanların faydalı olduğuna dair zaten ikna edilmişlerdi.
Iowa Eyaletinden Senatör Charles Grassley’nin yönettiği Amerikan Meclis müffetişlerin verdiği bilgilere göre,
Ritalin ve çocuklarda ağır antipsikotiklerin verilmesinin patlamasını
körükleyen dünyaca ünlü bir Harvard çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Biederman’ın
2000 ve 2007 arasında ilaç üreticilerden en az 1,6 milyon USD danışmanlık
ücretleri karşılığında gelir kazandığı halde bu gelirin çoğunu üniversite
yetkililerine, zorunlu olduğu halde, bildirmemiştir. http://articles.sfgate.com/2008-07-13/opinion/17173332_1_drug-industry-drug-companies-drug-trial
BBC Haberi
olarak ele alınan konuya bakalım:
Panaroma : BBC,
12 Kasım 2007
http://news.bbc.co.uk/2/hi/7090011.stm
Dikkat
Eksikliği Hiperaktivite için İlaçlar “ çözüm değil”
DEHA’sı olan
çocukları tedavi etmek için kullanılan ilaçların uzun dönemde etkisi olmadığı
araştırmalar ile gösterildi.
BBC Panaroma
programının elde ettiği bir çalışmaya göre 3 yıllık bir tedavi sürecinde Ritalin ve Concerta gibi ilaçlar terapiden
daha iyi bir sonuç vermedi. Amerikanın itibarlı bir çalışmasındaki
bulgularda ilaçların uzun süreli kullanımının çocuklardaki büyümeyi
engellediğini göstermişlerdir.
İlaçların
etkilerinin daha önceleri abartıldığını söylüyor bu çalışma. Dikkat Eksikliği
Hiperaktivitesi olan çocukların çoklu
biçimli tedavi çalışması (MTA) 1990’lı yıllardan beri Amerika’nın bir ucundan
öbür ucuna kadar 600 çocuğun tedavisini izlemektedir.
İngiltere’de DEHA teşhisi
alan tahmini 500.000 çocuk hiçbir tedavi
almıyor. Bunun yanında geçen sene tedavi alan 55.000 kişi Ritalin ve Concerta
gibi stimulanlar kullanmaktadır. Bu ilaçların Ulusal Sağlık Sistemine maliyeti
aşağı yukarı 28 milyon pounddur.
1999 yılında Amerika’da yapılan çalışma ilacın, Dikkat Eksikliği
Hiperaktivitede 1 yıl sonra bile davranışçı terapiye göre daha iyi
çalışmaktadır sonucuna varmıştır. Bu bulgular, Atlantik’in her iki tarafında da
hekimleri oldukça etkilemiş ve İngiltere’de reçete yazılımı 3 katına çıkmıştır.
Ama şimdi uzun dönem analizlerden sonra raporun ikinci yazarı Buffalo
Üniversitesinden Profesör William Pelham “ Sanırım ilk çalışmada ilacın faydalı etkilerini
biraz abarttık, düşündük ki çocuklara uzun süreli ilaç verirsek
sonuçları daha da iyi olacaktır. Halbuki olay hiç de
öyle olmadı. İlacın uzun dönemde
herhangibirşeye göre daha iyi olduğuna dair hiçbir gösterge yok.” İlaç kullanan çocukların önemli derecede diğer çocuklara göre gelişimlerinde
bir gerilik olduğu ve diğer çocuklar kadar boy atmadıkları ve kilo
alamadıklarının görüldüğünü söyledi.
Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite hastalığında kullanılan ilaçların yan etkileri olmadığı söylense
de bu doğru değildir. Ritalin ve benzeri ilaçların iştah azaltması, boy
atmasını geciktirdiğine, hatta az sayıda çocuğun ölümüne sebep olduğu, ve kokain etkisi yarattığına dair yayınlar
mevcuttur.
İlaçlardan
Adderal Kanada’da çocuk ölümüne sebep verdiğinden yasaklanmıştır 16.
Kanada Hükümeti
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite ilaçlarının ölümcül yan etkilerinden dolayı
Concerta, Dexedrine, Ritalin and Ritalin SR and Strattera, Attenade ve
Biphentin ilaç kutularına uyarı konulmasına karar verdi.
http://www.canada.com/montrealgazette/story.html?id=375b4d0d-75c4-4b1d-880c-560ce953c8cb&k=97407
ABD’ de bu tür
ilaçlar “İntihar riski yaratıp, ölüme sebep verebilir” diye etiketlenmektedir. Columbia Üniversitesi Çocuk Psikiyatrisi Araştırma
Eğitim Programının Başkanı Prof. Dr. Gould’un yaptığı çalışmada; 1985–1996
yılları arasında 7 ile 19 yaş DE/HA tedavisinde kullanılan Ritalin
(methylphenidate) ilacının 564 çocuğun 10’nunda ani ölümlere neden olduğunu ve
bu oranın trafik kazaları ile ölümden daha yüksek olduğunu tespit etmiştir 17.
İlaçlar
kullanılmazsa bu çocukların uyuşturucu bağımlısı olma şansı olduğunu söyleyen
yayınlarda vardır. Gelişmiş beyin görüntüleme teknikleri kullanılarak Amerikalı
araştırmacılar, dünyada milyonlarca insanın kullandığı Ritalinin
(metilfenidat) beyinde kokain ile aynı
etkiyi yarattığı sonucuna varmışlardır. Değişik dozlarda Ritalin alan 11
sağlıklı erkeğin beyin taramaları, çocuklara verilen 0.5 mg’lık dozun sistemden fazla dopamini atan dopamin taşıyıcılarının % 70’ini
bloke ettiğini göstermiştir. Dopamin fazlalığı beyinde fazla uyarılmaya ve
bağımlılığa sebep olur 18-19.
Huston Anderson
Kanser Merkezi’ nin 12 çocukta Ritalin vermeden önce ve Ritalin
verdikten 3 ay sonra ölçtüğü kanser imleyicilerinde 3
katı artma olmuştur. 12 çocukta 12 %100
demektir 20.
Haziran 3 2009’da FDA Çocuklardaki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite hastalığında kullanılan Strattera
(Atomoxetine HCl) ilacının ilk 3 ayda Karaciğer zedenlenmesi ( belirgin
karaciğer enzim artışı, sarılık, bilirubin seviyesinde artış), ortostatik
hipotansiyon, inme’ye neden olmasından dolayı bu zararlarının ilaç kutusuna
Etiket konularak satılmasına karar verdi. http://www.medscape.com/viewarticle/707021
Dünyadaki
Uzmanlar, Amerika’da çocuklara ilaç vermeyi durdurmayı talep ettiler.
http://www.lawyersandsettlements.com/articles/01510/child-drugging-fda.html
Washington DC:
12 Ekim 2007’de psikiyatri ve çocuk gelişimi alanındaki uzmanlar, dünyanın her
yerinden, Washington’daki Psikiyatri ve Psikoloji araştırmaları Uluslar arası
Merkezinin yıllık toplantısına katılmak üzere geldiler. Bu yılki toplantı spesifik bir amaç üzerine odaklanmıştı- psikiyatrik
ilaçların çocuklara çok yoğun bir şekilde yazılmasına bir son vermek.
Psikiyatri
uzmanları ve akademisyenler tarafından verilen seminerler ve sunumlara ek
olarak başka sunumlar ve konuşmacılar da hasta hakları savunucuları, sosyal
görevliler, hemşireler, eğitimciler, yazarlar ve kanun koyuculardan geldi.
Konferansın içeriği, dikkat eksikliği ilaçları, antidepresan ilaçlar ve atipik
antipsikotik ilaçları içeren yeni jenerasyon psikiyatrik ilaçların şimdilerde yaygın olarak çocuklara reçetelendirilmesiydi.
Konferanstaki
sunumların çoğunluğu TMAP (Teksas İlaç Algoritma Projesi) ve Teen Screen adlı 2
tedavi programı ve ilaç üreticileri, Bush yönetimi, psikiyatristler, devletteki
karar verme mekanizmalarının finansal bağlantıları ve bu 2 program sayesinde
elde ettikleri itibar ile ilgiliydi. Bu tedavi planı, zihinsel bozukluklar
teşhisi almış olan tüm hastalara yeni ve pahalı psikiyatrik ilaçları kullanma
yetkisi veren ve Medicaid gibi kamu sağlık hizmeti veren programların
karşıladığı bir plandır.
İngiltere’de National Institute for
Health and Clinical Excellence (NICE) and the National Collaborating
Centre for Mental Health (NCCMH)’de çalışan doktorlar Dikkat Eksikliği
ve Hiperaktivite hastalığı olan çocuklara öncelikli olarak ilaç
yazılmamasını tavsiye ettiler. “İlaçlar çok ağır vakalarda diğer
yöntemler yeterli gelmezse verilmeli, hemen önce ilaçlar verilmemeli”
dediler.
http://www.timesonline.co.uk/tol/news/science/article4813727.ece
Amerikan
Çocuk ve Ergen Psikiyatri Akademisi
Amerikan Çocuk
ve Ergen Psikiyatri Akademisi Başkanından mesaj,
Amerikan Çocuk
ve Ergen Psikiyatri Akademisinin Metilfenidat ile ilgili FDA tavsiyesine dair
açıklaması 13 Şubat 2006
Sevgili
Meslektaşlarım,
Geçen hafta Salı
günü, İlaç ve Besin Birliği(FDA)’in İlaç Güvenliği ve Risk Yönetimi Danışma
Komitesi metilfenidatın daha büyük bir sistemle uyarılar alması gerekliliğiyle
ilgili oylama yaptılar. (8-7, 1 kişi çekimser). Komite, 19 tanesi 18 yaşın
altında olan 25 ölüm raporlarını gözden
geçirdiler ve pazarlama sonrası teftiş
raporlarının ön analizini yaptılar. Bu raporlar, stimulanların stroke,
miyokardial enfarktüs ve çocuklarda ve yetişkinlerde aritmi riskini arttırdığını öne sürmekteydi. Herhangibir stimulan için bir milyonda biri
geçmese de ani ölümler tanımlandı.
U.S. Food and Drug Administration, Drug Safety and Risk Management
Advisory Committee Meeting.
Şubat 9-10,
2006.
www.fda.gov/ohrms/dockets/ac/05/briefing/2005-4152b2.htm
Yine
FDA’in başka bir uyarısı:
Bu uyarıda
çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde antidepresan kullanımında antidepresan üreticilerine, bu ilaçları
kullanan özellikle 18- 24 yaş arası gençlerde intihar düşünceleri ve
davranışlarında artış olabileceğine dair
ciddi ibarelerin prospektüse ayrı bir
uyarı metni (package insert) olarak yazılması gerektiğine dair uyarı
verdiler.
http://www.fda.gov/downloads/Drugs/DrugSafety/InformationbyDrugClass/UCM161641.pdf
22 Nisan 2008- Amerikan Kalp
Birliğinin yeni bir beyanatında Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı olan çocukların stimulan ilaçlar almadan önce Elektrokardiogramın da dahil olduğu
teferruatlı bir kardiyak değerlendirmeden geçmeleri gerektiğini söylemektedir.
Bu bildiri 21 Nisan 2008 tarihinde “ Circulation” da yayınlandı. Dikkat
Eksikliği Hiperaktivitede kullanılan stimulanların kan basıncını ve kalp atış hızını arttırdığını ve bu tür yan etkiler DEHA olan
çocukların çoğunda önemsiz gibi görünse de eğer bu çocuklarda konjenital
kalp rahatsızlığı ya da kalbi durduracak şekilde bir aritmi varsa o zaman
bu tür yan etkilerin çok önemli olduğunu vurguladılar. Bu bildirinin stimulan
kullanımını ortadan kaldırmak, uygun kullanımını sınırlamak için olmadığını
ancak bu tür problemi olan çocukların belirlenmesi gerektiğini ve bu çocukların
atletik aktivitelerde de çok fazla olmamasını sağlamak gerektiğini ve kimde
kalp rahatsızlığı var kimde yok, kim risk altında bunların belirlenmesi
gerektiğini belirttiler.
http://circ.ahajournals.org/cgi/content/full/117/18/2407
Antiepileptik
ilaçlar İntihar Riskini arttırıyor. ( FDA Alert: "Suicidality and Antiepileptic Drugs," Jan. 31, 2008.)
Medscape
Sağlık Haberleri 2008, Yael Waknine, FDA’nin ( Amerikan besi ve İlaç Birliğinin ) antiepileptiklerin intihar
riskini artırdığını yazısında bahsetmiştir.
1
Şubat 2008- Antiepileptik ilaç kullanan hastalar ki bu ilaçlar aynı zamanda
psikiyatrik bozukluklarda da kullanılmaktadır; plasebo alanlarla
kıyaslandığında 2 kat daha fazla intihar riski olduğu tespit edilmiştir. Amerikan Besin ve İlaç Birliği
(FDA), sağlık hizmeti veren meslek sahiplerini dün uyardı. 11 farklı antiepileptik ilacın kullanıldığı 27,863 hastadaki 199 plasebo kontrollü çalışmanın veri analizine
göre antiepileptik ilaç kullanan
hastaların intihar etme ya da intihar düşüncelerinin plasebo alanlara nazaran daha fazla
olduğu görülmüştür. Antiepileptik ilaç kullananlardan 4’ü intihar etmiş plasebo
grubundan hiç intihar eden olmamıştır. Antiepileptik ilaç kullanan105 hasta intihara teşebbüs etme
düşünceleri oluştuğunu rapor ederken, plasebo grupta bu sayı 35 olmuştur.
11 farklı ilacın adları:
carbamazepine (ticari adları: Carbatrol, Equetro, Tegretol, Tegretol XR)
felbamate (ticari adı: Felbatol)
gabapentin (ticari adı :Neurontin)
lamotrigine (ticari adları : Lamictal, Lamiktal)
levetiracetam (ticari adı : Keppra)
oxcarbazepine (ticari adı :Trileptal)
pregabalin (ticari adı: Lyrica)
tiagabine (ticari adı: Gabitril)
topiramate (ticari adı: Topamax)
valproate (ticari adları: Depakote, Depakote
ER, Depakene, Depacon, Depakin)
zonisamide (ticari adı: Zonegran)
http://www.fda.gov/NewsEvents/Newsroom/PressAnnouncements/2008/ucm116847.htm
FDA 1994-2009 yılları arasında Antiepileptik Lamotrigene kullanımına bağlı 40 kişide Aseptik Menenjit olduğunu belirtti.
Kutusunun üzerine Aseptik menejit yapma riski konusunda uyarı koydurttu. http://www.medscape.com/viewarticle/726845
Menapoz sonrası kadınlarda TCA ve SSR’ı grubu antidepresantların hemorajik ve ölümcül inmeye sebep verdiği belirtildi.
http://www.medscape.com/viewarticle/714216?src=mp&spon=12
Şizofreni’de kullanılan Antipsikotik ilaçların çocuk, ergen, ve erişkin de obesite ve metabolik hastalıklara neden olduğu 21-22 kadınlarda yan etkisi erkeğe göre
daha fazla olduğu bilinmektedir. Buna bağlı kilo alımı, şeker hastalığı, kalp krizinden ölme riski, emboli riski, bazı kanserlerin gelişme riski ve kemik
erimesi riski artmaktadır. 23-24-25-26-27-28-29-30-31-31a
Antipsikotik ilaçlar yaşlılarda Pnömoni riskini %60 arttırıyor. Plaseboya göre 1.5 kat daha fazla ölüme neden oluyor. 32-33
Antipsikotik
Clozapine Myocarditis (15 kişiden 5’i öldü) ve kardiyomyopati (7 kişiden 1’i öldü ) yaparak ölümlere neden oldu. 5 kişi barsak
tıkanıklığı yaptığı için öldü.
Ayrıca Venoz Tromboemboli yapıyor.6 kişide pulmaner
emboli görülüyor 5’i ölüyor. %60 oranında kullananlarda kabızlık yapmış. 34-35-36-37-38-39-40-41-42-43-44-45 http://www.medsafe.govt.nz/profs/puarticles/cloz1.htm
Antidepresanlardan Paxil, Prozac hamilelikte embiryoda kalp rahatsızlığı ve ölüme
sebep vermektedir. 46 http://www.mayoclinic.com/health/antidepressants/DN00007
Antidepresant
kullanımı İnme riskini arttırıyor.47
SSRI
Antidepresantların kullanımını inceleyen 61 çalışmanın Meta analizinde Meme ve Yumurtalık kanseri yapma riski olduğu görüldü.
http://www.medscape.com/viewarticle/740875?src=mpnews&spon=12
Antidepresantlar (paroxetine:Paxil,
fluoxetine:Prozac, and bupropion:Wellbutrin ) CYP2D6 ya etki edip Estrojen pozitif olan Meme kanseri tedavisinde etkili Tamoxifen ilacının etkisini azaltıp ölüme sebep olmaktadır.
Kalp hastalığı olmayan
kadınlarda antidepresant kullanımının proaritmik mekanizmayı etkileyerek Ani Kardiyak ölüme neden olduğunu
belirttiler. 48
http://content.onlinejacc.org/cgi/content/full/53/11/950
Antidepresan
ilaçların birçok yan etkisini kandaki seviyenin beyindeki seviyesi 100 katı daha fazla olduğuna bağlı olduğu söylenmektedir.
http://www.drugawareness.org/ssri-facts/adverse-ssri-reactions
Psikotropik ilaç kullanımı ile senede 700.000 kişide yan etki yapıp, 42.000 kişinin ölümüne sebep olmaktadır.Antipsikotikler az
dozda bile ani kalp durması ile ölüme sebep olmakla beraber, antidepresantlar yüksek dozda ani ölüme sebep
olmaktadır.
Depresyonun serotonin seviyesinin azalmasına bağlı
olduğunu ve Antidepresantların serotonini arttırdığına doğru olan inancın doğru
olmadığı NIMH tarafından 1983 de ilan edildi. Depresyonda
serotonin azlığı yoktur dendi. Her sene ABD’de 230 milyon antidepresant
reçetesi yazılmaktadır. http://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2011/04/06/frightening-story-behind-the-drug-companies-creation-of-medical-lobotomies.aspx
Çocuk ve Ergen
psikiyatrist Prof. Dr. Sue Bailey Depresyon tedavisi için SSRI antidepresantların çocuk ve ergenlerde kullanımını azaltılmasını İngiltere Güvenli İlaç
Kullanım Komitesine, FDA ve Kanada Sağlık (Canada Health) brimine yazdı. SSRI
ların yan etkisinin, etkisinden daha çok olduğunu belirtti. http://www.cmaj.ca/cgi/content/full/170/4/455
İngiltere İlaç Komitesi, Çocuk ve
Ergenlerde SSRI antidepresanlardan Effexor’un
kullanımını intihar riskini arttırığı, saldırgan ve katil yaptığı
için yasakladı. 4 ay öncede Paxil/Seroxat İngiltere, Kanada ve İrlanda da
aynı nedenle yasaklanmıştı. İlaçları bırakınca
çok ciddi çekilme sendromu yaşanmasının nedeni ilaçların bağımlılık oluşturduğu
yönündedir.18 yaş altında satımı yasaklandı.Health Canada (Kanada Sağlık) bu
konuyu ciddi olarak uyarıyor.
http://www.ahrp.org/infomail/03/09/21.php
http://www.hc-sc.gc.ca/dhp-mps/medeff/advisories-avis/prof/_2004/wellbutrin_zyban_hpc-cps-eng.php
Dünyada
çocuk ölümlerine nede olan Atipik Antipsikotikler den Zyprexa Türkiye’de 13-17
yaş arası için onay alıyor;
Türkiye’de Zyprexa® Velotab ve Zyprexa® tablet 5 mg ve
10 mg formları 13-17 yaş arası ergenlerde Sağlık Bakanlığı tarafından Nisan 2011’ de
aşağıdaki endikasyonlarda onaylanmıştır. Zyprexa®,
şizofreni grubu psikotik bozuklukların tedavisinde endikedir. Zyprexa®,
başlangıç tedavisine yanıt vermiş hastaların idame tedavisinde klinik
düzelmenin sağlanmasında etkilidir. Zyprexa® bipolar bozuklukta, orta derece
ile ağır manik dönemlerin tedavisinde ve bipolar bozuklukta reküransların
önlenmesinde endikedir.Zyprexa® ile akut dönemden
idameye, hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir etkinlik ile hastalarınızın
işlevselliğini sağlayabilirsiniz.
Çocuklar, Antipsikotiklerin
Etiket Dışı Kullanımlarından Dolayı, Ölüyorlar
5 Mayis, 2006, Evelyn Pringle
Layersandsettlements.com
(http://www.lawyersandsettlements.com/articles/drugs-medical/antipsychotics-00183.html)
USA Today tarafından desteklenen 2000’den
2004’e FDA (ABD Gıda ve İlaç Dairesi –Food and
Drug Administration) veritabanı inceleme çalışmasına göre 45 çocuk ölüm kaydı bulundu ve bunların “baş
şüphelisi” atipik antipsikotikler olarak listelenmekle beraber 1.328 ciddi, bazıların ölümcül olan, bu ilaçların (atipik antipsikotiklerin) yan etki kayıtları
bulunmuştur. Atipik antipsikotikler nispeten yeni bir ilaç grubu olmakla
beraber FDA tarafından yetişkinlerde şizofreni ve iki uçlu duygudurum bozukluğu
için onaylanmıştır. Bu ilaçların hiçbiri, Clozaril,
Risperdal, Zyprexa, Seroqueli Abilify ve Geodon dahil çocuklarda kullanım için onaylanmamıştır ama hekimler etiket dışı, onaylanmamış
kullanımlar için bu ilaçları kullanıyorlar (reçete yazıyorlar).
FDA’nin yan etki
raporlama sisteminin yan etkilerinin ancak %1’ini ila %10’unu yakaladığı
bilindiği için, bu demek ki gerçek rakamlar aslında çok daha yüksektir.
USA Today makalesinde bahsedilen 45
ölümden en az 6’sı diyabete ilişkili olmakla beraber ve diğerleri kalp ve damar
problemlerinden boğulmaya kadar, karaciğer yetmezsizliği ve intihara kadar
çeşitli sebeplerden dolayı oluştu. 8 yaşındaki bir erkek çocuğu kalp krizinden
öldü. 15 yaşındaki erkek çocuğu doz
aşımından öldü ve 13 yaşında bir kız diyabetik ketoasidosis, yani İnsülin
yetmezsizliğine maruz kaldı. En küçük
çocuk 4 yaşındaydı ve semptomları diyabete bağlı
komplikasyonlar olduğu görülmektedir.
En çok belgelenen yan etkileri
şunlardı:
Dystonia adı verilen, kontrolsüz ve çoğu zaman sancılı
olan kas spazmları 103 vaka ile en çok belgelenen yan tesirdi.
Tremor kilo alımı, sedasyon (uykulu hal) ve semptomları hafif kıpırtıdan tüm vücudun sallanması arasında
bulunan diğer nörolojik etkiler.
Nöroleptik malign sendromu 41
çocukta görüldü ve Bradley Hastenesi ve Brown Tıp Üniversitesinden çocuk
psikiyatristi olan Joseph Penn’e göre bu en endişelendirici yan etkiydi çünkü
24 saat içince öldürebiliyor.
Atipiklerin prospektüs bilgilerinde çocuklarda güvenliğin ve etkinliği
değerlendirilmediği yazdığı halde, dikkat bozukluğu ve diğer
davranış bozukluğu olan çocuklarda, the Journal of Ambulatory Pediatrics’in
Mart-Nisan 2006 sayısında bir çalışmasına göre bu ilaçların yazılması (kullanılması) akıl almaz artışta bulunduğu görülmektedir. Araştırmacılar ortalama yaşı 13 olan
çocukların 119.752 doktor vizitelerin reçetelerini ele alan ulusal sağlık anket
verilerini incelediler ve yarısından çoğunun dikkat eksikliği ve diğer psikotik
olmayan hastalıklar için yazıldığını bulmuşlardı. O zaman reçetelerin %43’ü DEHA
(Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) ve benzer bozukluğu birincil teşhis
olarak yazıldığını %14’ü iki uçlu duygudurum bozukluğu ve %9’u şizofreni veya
diğer psikolojik rahatsızlıklar için yazıldığını bulmuşlardı.
Sonradan yapılan ulusal çapta bir
çalışma 1995 ve 2002 arasında, çocuklara için 6 milyon atipik antipsikotik
ilacın reçetesinin yazıldığını ve yine bu reçetelerin yüksek bir oranı birincil
teşhisin DEHA için yazıldığını buldular.
Dr. Cooper, WebMD’ye “Bunların
çalıştığını veya güvenli olup olmadığını bilmediğimiz halde, bu ilaçların
çocuklardaki kullanımında çok büyük artış görüyoruz” söyledi. “Bu ilaçlar kullanıldıkları çoğu endikasyonlarda (hastalıklarda) araştırılmadı.”
Oregon Health & Science
Üniversitesinden Prof.Dr.David Pollack ‘in başını
çektiği yeni yayınlanmış bir çalışmada bundan daha rahatsız edici bir bulguyu
aktardı. Bu çalışmaya göre eyalet
destekli Medicaid programına kayıtlı (Amerika’nın yeşil karta eşdeğer program)
246 5 yaşının altındaki okul öncesi çocuklar antipsikotik veya antidepresan ilaç alıyorlardı. Oregon Sağlık haberleri,
Medicaid kayıtlarını Nisan 2006’da gözden geçirdiklerinde, okul öncesi
çocukların %41’i Dikkat Eksikliği Bozukluğu için psikiyatrik ilaç yazılmış
olduğunu yayınladı. Uzmanlara göre yetişkinler için geliştirilmiş ilaçların 5 yaşının altındakilere verilmesi endişe vericidir. Diğer bir endişe verici konu da reçetelerin
yaklaşık %50’sinin psikiyatrist değil de, aile
hekimleri tarafından yazılmasıdır. Çalışma, Oregon insan servisleri dairesi,
Medicaid programı, ve Oregon Eyalet Üniversitesi’nin
Ecza Fakültesi arasındaki işbirliği ile yapılmıştır.
Bir endişe uyandırıcı rapor Nisan 25,
2005’de yayınlandı. Colombus Dispatch
(yerel gazete) eyalet Medicaid kayıtlarının incelediklerinde yaşları yeni
doğmuşdan 3 yaşına kadar olan 18 bebeğe Temmuz 2004’de antipsikotik ilaç
yazıldığını bulmuşlardı.
Medco Health Solutions şirketinin
ilaç hakları yöneticisinin USA Today için ve özel sigortalı çocukları inceleyen
başka bir analizde 2001 ve 2005 arasında, en az 1 atipik antipsikotik alan ve yaşları 19’un altındaki çocukların sayısının % 80 artığını bulmuşlardı. Bu analiz Medicaid gibi
devlet programları tarafından sigortalanan çocukları ele almadı.
Bu çalışma atipik kullanımı kız
çocuklarda, erkek çocuklara kıyas daha fazla olduğunu buldular. Bu ilaçları alan kız çocukların sayısı 2001
ile 2005 arasında %103 büyüdüğü
görülmektedir. Erkek çocuklarda bu
büyüme %61 di.
Bir basın bildirisinde Robert Epstien, Medco’nun tıptan sorumlu baş
yöneticisi Atipiklerle tedavi edilen çocukların
oranı “yetişkinlerin oranından önemli ölçüde daha
fazla büyüyor,” diyor.
Epstien, “Doktorlar çocuklara
antipsikotik yazdıklarında daha tedbirli olmaları gerekiyor” diye
uyarıyor. “Antipsikotik
kullanımından doğan diyabet riski ve metabolik bozuklukların yetişkinlere
nazaran çocuklarda çok daha şiddetli olduğunun kanıtı var.” dedi.
Epstien uyarıyor “Bu ilaçların kullanımı”, “pediatrik hastanın bir davranışsal
hastalığını hayat boyu süren ve ciddi sağlık sorunları yaratabilecek bir
metabolik hastalığı meydana getirebilir.” Eleştirenlerin dediğine göre
atipiklerin çocuklardaki kullanımın artışı çok rahatsız edicidir çünkü bu
ilaçların piyasaya sürülmeden önce ilaçların yetişkinlerdeki ve çocuklardaki
tehlikeleri bilimsel literatürde belliydi.
Mad In America (Amerika’da Delilik) adlı kitabında,
ödüllü yazar Rober Whitaker şunu belgeliyor: Zyprexa, Risperidal, Seroquel, ve Serdolect klinik çalışmalarına giren 145
hastadan 1 tanesi ölmüştür:
1.
Her 145 hastadan
biri ölmüştür ama bu ölümler bilimsel literatürde bahsedilmemiştir.
2.
Çalışmalar
atipiklerin daha faydalı görülmeleri için tasarlanmışlardı ve çoğu raporlar
taraflı oldukları için FDA tarafından ciddiye alınmamıştı.
3.
Risperidal
çalışmalarında kayıtlı her 35 hastadan birinde ciddi yan etki görülmüştür. Ciddi yan etki FDA tarafından hayati
tehlikesi olan veya hastane yatışı gerektiren yan etki olarak tanımlanmıştır.
4.
Atipikler daha
eski antipsikotiklere kıyasla daha üstün etkinlik veya güvenlik gösteremediler.
Dahası, atipik antipsikotik alan
insanların genel şizofreni hastalarından 2 ila 5 kere
daha fazla intihar ettikleri bulunmuştur. Whitaker’e göre “İrlanda’daki
araştırmacıların bulgularına göre, atipik
antipsikotiklerin 2003’de piyasaya ilk sürüldüğünden itibaren şizofrenlerin
ölüm oranı iki kat artmıştır.”
Örneğin, Ekim 2004’de John’s Hopkins
Çocuk Merkezi’nin raporuna göre atipiklerin çocuklarda İnsülin direncini
tetiklemektedir ve bu durum onların daha ilerde Tip-2 diyabet ve kalp
hastalığının oluşmasının riskini artırır.
Çalışmanın bulguları 20 Ekim 2004’de
Amerikan Çocuk ve Erişkin Psikiyatri Washington’daki senelik toplantısında
sunulmuştu. Araştırma ekibi, bu çalışmada ilaçlardan dolayı kayda değer kilo
alan bazısı kilolu ve bazısı obez olan 11 çocuğu takip ettiler. Kilo alma bu ilaçlarda en sık görülen yan
etkilerinden biridir ve İnsülin direncine katkısı olan faktörlerden bir
tanesidir. İnsülin direnci, pankreas tarafından üretilen ve hücrelerin enerji
ihtiyaçlarını karşılamak için glikozu emmek için yardımcı olan İnsülini adale
yağ ve karaciğer hücreleri, doğru kullanamadıkları zaman meydana gelir. Direnç
oluştuğu zaman, pankreas, İnsülin talebini karşılamak için daha fazla insülin
üretmeye başlar ve nihayet vücudun İnsülin ihtiyacını karşılayamaz. Bunun sonuncunda glikoz kanda birikir ve bu
Tip-2 diyabet, kalp hastalığı ortaya çıkar. Orta veya yüksek dozda atipik
antipsikotik alan tüm 6 çocukta ve düşük dozda alan 5 çocuktan 3 tanesi insülin
direnci semptomlarını geliştirdiler. Çalışmada bu
durumu kanıtlayan bulgular hipertansyon, yüksek trigliserid seviyeleri, idrarda
yüksek protein seviyeleri ve düşük yüksek yoğunluk lipoprotein kolesterol
seviyeleri içeriyordu.
Çalışmanın başyazarı ve Çocuk
Merkezi’nin çocuk ve erişkin psikiyatri bölümünün direktörü Dr. Mark Riddle ’e
göre “Bu çocuklarda görülen İnsülin direnci sadece basit kilo almada görülen
dirençten çok daha fazlaydı ve bu bulgu fazla kilodan değişik ve direkt olarak
İnsülin direncini oluşturan bir etkeni andırıyor.” Çalışma ABD’yi boydan boya kapsayan
27 tıp merkezinde 1.500 şizofrenik hasta kayıt etti. Ne hasta ne de doktorlar Zyprexa, Seroquel,
Riperdal, Geodon veya Triaflon arasından hastanın hangi ilacı aldığını
bilmiyorlardı. 44 milyon dolar harcandıktan sonra CATIE raporu şunu
sonuçlandırdı: yeni atipiklerin “eskilere [eski
antipsikotiklere] kıyas önemli bir üstünlükleri bulunmamaktadır.” Zyprexa en etkin olduğu halde en fazla yan etkileri gösteren
ilaçdı. İkinci en etkin ilaç Trilafondu, ki
bu araştırmacıları şaşırttı. Çalışmayı
yöneten Prof. Dr. Jeffrey Liberman, “En
büyük sürpriz en eski ilaç en az 3 yeni ilaçlarla kıyaslanabilir olmasıydı ve
Zyprexa’dan daha kötü değildi.” Dedi. Bir basın konferansında Araştırmacı Dr.
Robert Rosenheck’e göre çalışmayı tasarlayan araştırmacılar Triaflon’u
çalışmaya dahil etmek konusunda tartıştılar. “Çoğumuz başından eski ilaçların değeri
olmadığını düşündük ” dedi. Colorado Üniversitesi araştırmacısı Dr. Robert
Freedman New England Journal of Medicine’de rapora eşlik eden yorumu yayınladı.
[Yorumda] Dr. Freedman şunu dedi: “İlaçlardan hiçbiri, çalışmanın 18 ay süresi içinde,
hastaların çoğuna iyi gelmedi.” Çalışmanın sonunda hastaların %74’ü, çalışmada aldıkları ilaçlara devam
etmek yerine başka bir tedavi aramaya karar verdiler. “Sonuçlar hayal kırıklığı gibi gözüküyor”
dedi.
Vatandaşların vergileriyle fonlanan
bariz bir pazarlama dolabı olarak, öfkeli eleştirenlerin adlandırdıkları olay
New York Times (NYT) gazetesince 1 Mayıs 2006’da şu gerçeği ortaya çıkardı “psikiyatri
araştırmacıları şizofreni olma riski olan ama henüz şizofrenisi olmayan
gençleri tartışmalı yeni tedavi deneği olarak ilaçlamayı küstahça
araştırıyorlar.” Çalışmanın sonuçları Mayıs 2006’da American Journal of
Psychiatry’de yayınladı ve NYT’e göre “[bulgular] gösteriyor ki bilim
adamlarının bu önleyici yaklaşımı yürürlüğe sokmak, umduklarının aksine çok
daha zor ve daha haince olduğu anlaşılmıştır.” Bu çalışma Eli Lilly ve Ulusal
Ruh Sağlığı Enstitüsü beraberce destekledi ve çoğu erişkin olan ve güya psikoz
riskini değerlendiren ölçekte yüksek skor alan 60 hasta üzerinde yapıldı. Bu skala, aralarında
grandiosite, şüphecilik, garip düşünceler gibi kategorileri olan bir düzine
semptomların ağırlığını ölçmektedir. Araştırmacıların iddiasına göre yüksek
skor alanların, %20’den %40’ı ilerde, semptomları aşırı olan ciddi psikoza girecekler. Bu iki sene sürmesi planlanan çalışmanın
birinci senesinde ilaç alan 31 hastadan 5’i psikoza girdiler. Buna kıyas plasebo alan 29 hastadan 11’i
hastalandı. Ama birinci senenin sonunda hastaların 3’de ikisi çalışmayı terk
ettikleri için iki grup arasındaki farkı anlamak imkânsızlaştı. Raporun
açıklamasına göre bazı hastalar sebep vermeden çalışmayı bıraktı; bir grubu
taşındı; ve 10 tanesi, ya ilaçtan fayda görmedikleri için ya randevulara
gelemedikleri için yada yan tesirlerini sevmedikleri
için bıraktılar. Tek tartışmasız sonuç, ilaçları alan hastaların ortalama
olarak 20 pound (9 kilo) almalarıydı ve bu 15
senedir kaydedilen bir yan tesiri tekrar doğruladı. Bu ilaçlardan talep edilen ücret fahiş olmakla beraber ve diğer birkaç
tip psikiyatrik ilaçlarla beraber reçeteli ilaçların artan maliyetlerinin
başlıca sebeplerinden biridir.
Medco Health Solutions, çalışmasının
bulgularına göre 2001’den beri çocukların antipsikotik
maliyetleri %196 arttı yani yaklaşık olarak 3
kattı artı ve bunun sebebi fiyatları atipiklerden belirli bir oranda
daha az olan eski antipsikotikleri kullanma yerine %97 oranında, yeni atipiklerin yazılması ve kullanılmasından dolayıdır.
İlaç satışlarını takip eden IMS
Health şirketine göre genel olarak, 2002’de atipik antipsikotiklerin her
yaştaki hastaların toplan satış miktarı 6,4 milyar dolara ulaştı ve bu onları
ABD’de dördüncü en çok satan ilaç kategorisine soktu. Mother Jones dergisinin
Mayıs/Haziran 2005 sayısına göre iki sene sonra, 2004’de, toplam satışlar 2
Milyar dolar artarak 8,8 milyar dolara ulaştı. Bunun 2,4 dolarını eyalet Medicaid (devlet sağlık sigortası
tarafından) fonları tarafından ödendi.
Eyaletlerin reçeteli ilaçlar için ödedikleri 39 milyar USD’nin en büyük payı
şizofreni ilaçlarına ödeniyor. 23 Ekim 2005’de San Fransisco Chronicle
gazetesine göre ulusal çapta “Medicaid programlarının satın almalarının
yaklaşık %60 ile %75 arası antipsikotik ilaçlardır.”Mali senesinin Haziran
2005’de biten California Medicaid’in en büyük harcaması yaklaşık 250 milyon
dolar değeriyle Zyprexa içindi. Risperidal ve Seroquel Medicaid’in yüksek ücret ilaçlar listesinde 2. ve
4. sırasındadırlar. California Sağlık Departmanına göre aylık bazda en
pahalısı, ortalama maliyeti 399.26 dolar ile Zyprex
dir. 2002 senesinde Kentucky eyaletinin Medicaid programı 230 milyon dolar
açıkla seneyi kapadı ve eyaletin en büyük ilaç ödeneği Zyprexa için kesilen 36
milyon USD’lik faturaydı.
2005 üçüncü çeyrek gelir tablosuna
bakıldığında 15 senelik olumsuz netice gösteren çalışmalarının satışlar
üzerinde hiçbir etkisi olmadığı görülmektedir:
Kaderin iğrendirici cilvesi olsa
gerek, Zyprexa’nın imalatçısı Eli Lilly’nin diyabet
ilaçları %13 artarak 653 milyon dolar kazandı ki, Zyprexa, tutarlı bir
şekilde, diyabeti tetikleyen kilo alımına ve yüksek kan şekerine yol açma
olasılığı en yüksek olan ilaç olarak bulunmuştur.
Risperidal, Johnson & Johnson
şirketinin, 3. çeyrekte 916 milyon
dolar satışlarıyla ve geçen
senenin aynı zamanın satışlarını %23 artırarak hala en çok satan ilacıdır. Pennsylvania Genel Müfettişlik Dairesi’nin
(Pennsylvania Office of the Inspector General) eski müfettişi Allen Jones’a
göre, Johnson & Johnson için çok iyi haber olduğu
halde bu Risperidal kullanan hastalarına 916’sının
ölümüne denk gelir. Allen Jones diyor ki: “harcanan dolarları ilaç yan
tesirlerinden ölümlerine ilişkilendirmedeki en iyi gayretim gösteriyor ki
sadece şizofreni ilaçların yan tesirlerinden insanların ölüm oranı her milyon
dolar harcama için bir ölüm olarak hesaplanabilir.” Allen uyarıyor: “Asıl
rakamlar daha yüksek bir ölüm oranını yansıtabilir.”
Ama uzmanların tahminlerine göre ilaç
şirketlerini kârları yakında düşebilir. Eylül 2005’de New England Journal of Medicine’de yayınlanan
bir makalenin bulgusuna göre sadece 1 atipik antipsikotik ilaç 40 senelik
antipsikotik ilaç olan perphenazine’den biraz daha iyidi ve bu ilacın gündelik
maliyeti sadece 1,50 USD dolarla atipiklerin 10 katı daha fazla maliyetinden
daha ucuz.
Tahminlere göre Medicaid programı
perphenazine’e dönerek senede 5,5 milyar dolar tasarruf edebilir. Bununla birlikte, ülke çapında, Medicaid
programı adına, üreticilerin etiket dışı kullanımını
teşvikiyle suçlayan ve yan tesirlerden oluşan sağlık faturalarının ödemesini
talep eden davalar artmaya başladı.
SSRI
antidepresantlar 50 yaş üzerinde Kemik kırılmasını 2 katı arttırıyor. 49
7 çalışma SSRI
antidepresantların mide kanaması yapıp ölüme neden olduğunu gösterdi.Özellikle aspirin ve steroid olmayan antienflamatuar ilaçlarla beraber kullanılmamalı ve
daha önce gastrointestinal kanama geçirmiş hastalara reçete edilmemeli.Kan
sulandırıcı ilaçları kullanan hastalarda kullanılmamalıdır.
http://pn.psychiatryonline.org/content/41/17/28.full
SSRI
antidepresantlar hamilelikte kullanımı %60 kalp defekti yapma riskini arttırıyor.Kalp dışındaki defektlerede sebep olabiliyor.
Kanada Sağlık birliği 2004 yılında bu riski uyardı.
http://www.drug-attorneys.com/drugs/antidepressant-ssri-birth-defect-lawsuits-01062011
http://www.hc-sc.gc.ca/ahc-asc/media/advisories-avis/_2004/2004_44-eng.php
Lily Prozac ile ilgili tüm verileri FDA’ye sunmadı. ABD’de Kongre üyesi Maurice Hinchey Lily’in sakladığı evrağı halka açıklamasını
istedi. Harvard’lı Prof.Dr.Joseph Glenmullen
Prozac Kokaine benzer bir yan etki yapmaktadır
dedi. http://www.bmj.com/content/330/7481/7.full.pdf
Epilepsi ilacı Valproate
acid hamilelikte kullanılırsa Otizm riskini arttırıyor. 50
Antidepresanlar,
Tedavi Mi Ediyor Yoksa Beyin Evrelerinde Anormallik Mi Yaratıyor?
Plos
Medicine Temmuz 2006 Vol.3 Issue 7 e240
Joanna Moncrieff, David Cohen
Özet
: Antidepresanların, “hastalık
merkezli” ilaç etki modeline göre depresif hastalıkların spesifik
nörobiyolojisi üzerinde çalışması gerektiği varsayılmıştır. Alternatif “ilaç merkezli” modele göre
psikotropik ilaçlar anormal evreler yaratıyor bu da tesadüfen semptomları
bastırıyor ya da azaltıyor. Antidepresanlarýn uyarılmış etkileri kimyasal sınıflarına göre
değişir- sedasyon ve bilişsel bozulmadan hafif stimulasyon ve ajitasyona kadar gider. Klinik deneylerin sonuçları,
ilaçların uyarılmış etkileri ve plasebo amplifikasyonu ile açıklanabilir. Antidepresanlar ya da diğer ilaçların, depresyonu tedavi edicek şekilde
ruhdurumu ya da diğer hususlarda uzun dönem etkili olduğuna dair hiçbir
kanıt gösterilmemiştir.
Street
Journal, 17 Ocak 2008 bilimsel bir makaleye yer verdi. 51
Antidepresanlar, Etkilerinden dolayı İnceleme Altında, David Armstrong ve Keith J. Winstein
“Geniş
Çaplı Bir Gözden Geçirme, Negatif Verilerin Örtbas Edilmesi, İlaçlara Bakış
Açısını Değiştirdi.”
Bir
düzine popüler antidepresanın etkisinin olumlu çıkan yayınlarla
abartıldığı, FDA’in
yayınlanmamış verileri ortaya çıkarmasıyla anlaşıldı.Bunun sonucunda doktorlar
ve hastalar Wyeth’in Effexor gibi ya da
Pfizer’in Zoloft gibi çok satılan antidepresanlarının bambaşka bir görüş ile karşı karşıyalar. Araştırmacılar, bu haftaki New England Journal of Medicine’da
bu iddiayı öne sürdüler.
Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi
psikiyatristlerinden Dr.Erick Turner’a göre, ilaçların etkili olduğuna dair çok
sayıda yayınlanmış veri olduğundan doktorlar da uygunsuz bir şekilde reçete
yazabiliyorlar zaten, bu yayınlanmamış veriler de ailelerin ilgi alanına girmiyor. 12 farklı antidepressant ilacın 12,564 hastada yapılan
çalışmalarının sonuçlarını incelediklerini, 74 çalışmayı FDA’ye
bildirdikleri halde ilaç firmalarının bu sayının %31’i olan 3449 hastanın
katıldığı çalışmaların sonuçlarının yayınlanmadığını tespit etti. Çünkü bu çalışmaların sonuçları olumsuzdu, ilaçların etkili
olduğunu göstermemekteydi.
IMS
‘e göre antidepresanların yıllık satışı 21 milyar dolardır. Wyeth ve Pfizer çalışmaların sonuçları üzerinde yorum yapmayı reddetti. Her iki firmada gerekli olmadığı halde bütün
çalışmaların sonuçlarını medikal dergilere verdiklerini söylediler.
Wellbutrin ve Paxil üreticisi GlaxoSmithKline Web sitelerinde 82 ilacın dahil olduğu 3000 deneyi
yayınladıklarını söylediler. Ayrıca
federal hükümetin sitesinde de devam eden 1060 tane deneyin olduğuna dair bir form doldurduklarını belirttiler.
Eli Lilly, Prozac üreticisi ve Remeron
üreticisi Schering-Plough, Organon Corp. çalışmalarının
yayınlandığını ancak bireysel olarak değil de aynı anda yapılan birden çok
çalışmanın içinde kombine verilerle
beraber yayınlandığını dile getirdiler.
Lily’nin
başsözcüsü, yapılan deneylerdeki bütün sonuçların yayınlanması gerektiğine dair
bir politikaları olduğunu dile getirdi.
http://www.freerepublic.com/focus/f-news/1957165/posts
Prozac’ı Dinleyip Plaseboya Kulak
Vermek
Antidepresan İlaçların Meta-Analizi 52
19 çifte körleme çalışmada 2318 hastaya rastgele antidepresan ve placebo verildi.Plasebo etkisi ile ilaç etkisi arasındaki
korelasyon. 90. Daha önce tedavi almamış depresif şahıslardaki ön- son etki
ölçümleri yapıldığında ilaca yanıtın dörtte biri aktif ilacın uygulanması, yarımı
plasebo etki ve kalan dörtte bir de diğer spesifik olmayan faktörlere bağlı
sonucu ortaya çıktı.
Şekil
: Antidepresan ilaçlara verilen cevap
yukardaki şekilde yüzdeler halinde gösterilmiştir.
Araştırmalarda şimdi SSRI
antidepresan ilaçların daha önce inanıldığına göre çok daha az etkili olduğunu ve ortalamada plasebo etkilerine göre sadece %18 ölçüsünde etkili oldukları belgelenmiştir.
Aşağıdaki
bölüm, B.Jönsson, J.Rosenbaum 53 tarafından yazılan Depresyonun Sağlık Ekonomisi adlı kitaptandır. (Health Economics, sağlık
ödeneklerinin az olmasıyla ilgilenen ekonominin bir
dalıdır.)
Depresyon tedavisinin İngiltereye
maliyeti 222 milyon pound olmuştur (1990). ABD için bu rakam 2.1 milyar dolardır. Halbuki iş kaybı ve üretim kaybı yapmasından doğan maliyet her sene 10 milyar
dolardır.4.2 milyar dolarda ölümlerden ortaya çıkan üretim yapamamanın toplam
maliyetidir.
Phase-III klinik çalışmalarından
alınan araştırma sonucuna göre İmipramine TCA grubundan bir ilacı kullananların %54’ü bir senede ilacı yan etkilerinden dolayı bırakmış, Paroxetine
denen SSRI grubundan bir antidepresant ilacı bırakma oranı %42 olmuş. Bu çalışmaya
katılan 726 hastanın 6 haftalık analizlerinden bu rakamlar alınmıştır. İlacın başarısız olması 1000 dolarlık kişi başına boşa
giden bir maliyet getirmektedir.
Pratisyen hekimler, dahiliyeciler,
psikiyatristler antidepressant ilaçları günlük tedavi de kullanırken 4-6
haftalık çalışmalara göre ilacın başarılı olması araştırılan çıkan yayınları
okuyarak kullanmakta halbuki bu ilaçları uzun süre kullanım sonuçlarını tam
olarak bilmeden hastalarına vermekte olmaları bile o tedavinin başarı şansının az olması olasılığını düşünmediklerini göstermektedir. İlk tedaviyi psikiyatristler dışında birisi yaparsa ilaç çalışmazsa
psikiyatriste yönlendirdiklerinde 1 yerine 2 ilaçla evlerine yönlendirilmek
durumunda kalan hastalara yapılan masraf dahada artmaktadır.
•
İlaçların
sigorta veya özel sigorta tarafından masraflarının ödenmesi zaman içinde yeni
çıkan pahalı ilaçların daha çok yazımlasına yol açsada doktorların buna
hassasiyeti azalmaktadır.
2344
hastada antidepresanların etkisi % 21.5 bulundu. Başka bir çalışmada %24 olarak bulunmuştu 54. 2344 hastadan 377’si antidepresanlarla olan tedaviye iyi cevap vermişti.Halbuki
klinik çalışmalarda bu oran %65-80 olarak
belirtildi. 55-56 Araştırmalar
aynı şekilde anksiyolitik ilaçların etkinliğini de sorgulamaktadır.57
Antidepresanların
Etkileri ve Etkinliği:
Araştırmaların
Bugünkü Durumu 58
H. Edmond
Pigtott, Alan M. Leventhalö Gregory S. Alter, John J. Boren, (2010). EK
54
Özet: Bu makale antidepresanların
etkileri ve etkinlikleri üzerindeki araştırmaların güncel durumunu
incelemektedir.
Metod: Bu makale, American Gıda ve İlaç
Dairesi’ne (FDA – Food and Drug Administration) sunulan antidepresanların
etkinlik çalışmalarını inceleyen
4 Meta-analizi gözden
geçirmekle beraber, şimdiye kadar yapılan en büyük en kapsamlı antidepresan
etkinlik çalışması olan STAR*D’yi
(Depresyonu Gidermeye Yönelik Ardışık Tedavi Alternatifleri - Sequenced Treatment Alternatives to Relieve
Depression) analiz etmektedir.
Sonuçlar: FDA çalışmalarının meta-analizlerine
göre antidepresanlar, plaseboya kıyaslandığında çok az bir etki farkı
gösterdiği halde taraflı bilimsel yayınların antidepresanların görünen etkilerini şişirdikleri
belgelenmektedir. Bu meta-analizler
ikinci bir taraflı yayını daha ortaya çıkarmaktadır. Araştırmacılar, FDA’e sunulan birincil sonuç
ölçümünde bulunan negatif (olumsuz) bulgularını beyan etmemekle beraber, ikincil ölçümlerdeki veya yeni bir ölçümdeki
olumlu etkilerini, bilimsel yayınlarda, birincil sonuç ölçütüymüş gibi ön plana
çıkardıklarını belgelemektedirler. STAR*D analizin bulgularına göre çalışmaların her safhasında çalışmayı
terk edenlerde gözle görülür bir artış gözlemlenmektedir ki bu da antidepresan tedavilerinin
etkinliklerinin, olasılıkla, yayında gösterilen düşük sonuçlardan daha da düşük olduğudur.
Rising ve
arkadaşları 59 FDA’nin 2001 ile 2002 arasında onayladığı yeni
ilaçların etkinlik çalışmalarını ve onayı takip eden 5 sene içindeki bilimsel
yayınlarını inceleyen Meta-analizi yayınladılar. Ana
bulguları şunlardı:
·
Olumlu etki gösteren Yeni İlaç
Başvurusu (New Drug Application – NDA, yeni bir ilacı insanlar üzerinde
denemeden önce gereken başvuru ve ilaç onay sürecinde bütün verilerin bulunduğu
dosya) çalışmalarının yayınlama olasılığı, olumsuz etki gösteren çalışmaların 5
katı fazladır.
·
Önceden beyan edilmiş birincil sonuç
ölçütlerin %26,5’i bilimsel makalelere dâhil edilmemiştir.
·
Etkinliği desteklemeyen 43 birincil
ölçütlerin 20’si (%47) yayınlanmış neticelere dâhil edilmemiştir.
·
Yayınlanmış çalışmalarda sadece 17
ölçüt dâhil edilmiştir ve bunlardan sadece 15’i yeni ilacın olumlu etkisinin
olduğunu göstermiştir.
2008’de Turner
ve arkadaşları 60 yayınlama önyargısını tespit etmek ve bu
önyargının anlaşılan etkinlik üzerindeki etkisini incelemek için 12
antidepresanı içeren 74 çalışmayı gözden geçirdiler. Yaptıkları meta-analize göre, olumlu etki
gösteren antidepresan çalışmalarının, olumsuz etki gösteren çalışmalara
kıyasla, kuvvetle muhtemel 16 kere daha fazla yayınladığı ortaya çıktı. FDA’nin bilimsel incelemelerine göre sadece
38 çalışmada (%51) olumlu ilaç/plasebo farkı göstermiştir ve 37’si
yayınlanmıştır. Geri kalan 36
çalışmaları FDA ya olumsuz buldu (24) veya tartışmalı buldu (12) – yani
birincil ölçütte plasebo arasında fark olmadığı halde ikincil ölçütte anlamlı
derecede fark görüldü. Bunlardan sadece
3’ü (%8) olumsuz neticeleriyle yayınlandı. Geri kalan 33’ü ya yayınlanmadı 61 veya FDA’nin
bulgularının aksine, olumluymuş gibi yayınlandı 62
Takiben Turner
ve arkadaşları, 51 çalışmanın FDA’nin veri havuzundaki etki büyüklüğünü yayınlanmış
etki büyüklüğü ile karşılaştırdı. FDA
veri havuzundaki verilere göre ağırlaştırılmış ortalama etki büyüklüğü mütevazı
seviyede olan 0.31 idi (%95 Güven Aralığı: 0.27 – 0.35). Yayınlanmış çalışmaların ortalama etki
büyüklüğü ise 0.41 olarak hesaplanmıştır ((%95 Güven
Aralığı: 0.36 – 0.45) ki bu %32 oranında antidepresanların etkisini
şişirmektedir.
2002’de Kirsch
ve arkadaşlarının 63 FDA’nin onayladığı 6 ilaç üzerinde
yapılan 47 çalışmaya dayanan Meta-analizine göre, büyük bileşik katılımcı sayısından dolayı (n = 6,944) istatistiksel
anlamlı neticeler bulunduğu halde, 17 maddelik Hamilton Depresyon
Skalasında, gruplar arasındaki
ağırlaştırılmış ortalama fark sadece 1.8 puan olarak
bulundu ve çalışmaların %57’sinde plasebo arasında fark bulunmadı.
Kirsch ve
arkadaşları 63 ve Kirsch ve Antonuccio 64 hastaların doz kuvvetine ve zamana olan yanıtlarını ölçtüler ve bu çalışmalarda daha yüksek antidepresan dozunun daha etkili olduğunu görmediler. İlaç etkisinin plasebodan daha fazla kalıcı
olduğu kanısını incelediklerinde, buldukları, ikisinin de etkisi zaman içinde
azaldığı halde plaseboya nazaran (r = -0.62) antidepresanların korelasyonu daha yüksekti (r
= -0.84) , yani antidepresanların etkisi daha çabuk kayboluyor.
2008’de Kirsch
ve arkadaşları 65 depresyon şiddeti ve etkinlik arasındaki
ilişkiyi incelemek için 4 yeni antidepresanı kapsayan 35
çalışmayı (n = 5,133) analiz ettiler. Sadece en şiddetli depresyon
hastaları hariç (Hamilton skalası 29 ve üstünde) kayda
değer klinik olarak anlamlı bir fark (Hamilton Skalasında ilaç/plasebo
arasında 3 puan veya üstünde fark) bulamadılar. Ancak şiddetli depresyonu olan hastalardaki
farkı, antidepresanların artan etkisine değil de plasebo etkisinin azalmasına
bağladılar.
Hem Fava ve
arkadaşları 66 hem de Otto ve Nierenberg 67 şu
gerçeği vurguluyorlar; FDA onayı için, ne kadar kontrollü çalışma yapıldığına
kapılmaksızın ilacın etki üstünlüğünü gösteren sadece iki çalışma gerekiyor ve
ikisi de FDA’nin onayını gerektiren 2 çalışmayı elde etmek için ilaç şirketi 9
çalışma yapan paroxetine örneğini öne sürüyorlar.
STAR*D
çalışmasının sonuçlarına göre çalışmanın ilk fazında çalışmaya giren 4,041
kişiden 370’i (9.2%) çalışmayı terk etti. Çalışma devam ettikçe her safhada çalışmayı
terk edenler remisyona girenlerden daha fazlaydı. Bu çalışmada sadece 1,854
kişide (%45) remisyon görüldü. Bu da
remisyonu maksimize etmek için yapılan 4
çalışma ve daha gevşek QIDS-SR (Depresif Semptomatolojilerin Çabuk Envanteri –
Kendi Kendine Değerlendirme Ölçeği – Quick İnventory of Depressive
Symptomatology – Self Report) kriteri kullanıldığı halde,bu 1,854 kişiden 670’i (%36.7) birinci ay içinde çalışmayı terk etti ve sadece
108’i (%5.8) hastalığı tekrar etmeden ve destek tedavi alarak çalışmayı
sonlandırabildi.
Bu
çalışmada görünen hekimler için en önemli bulgu, gerçek dünyadaki (kliniklerde
görülebilen) hastalarda kullanılan antidepresanların minimum derecede etkili
olduğudur.
Antidepresanların
ve Kognitif Terapinin etkin olduklarına dair yaygın inanca rağmen STAR*D’nin
gösterdiği gibi antidepresan ve kognitif terapiyi beraber alanlarda uzun süreli olumlu etkiler yaratamıyor. STAR*D yazarlarının çalışmanın başındaki
notlarına göre : “sonuçların halk sağlığı ve bilim üzerinde önemli ve anlamlı
etkileri olmaları gerekiyor.” Biz sağlık
çalışanları olarak ve STAR*D otoritelerinin önerdiği gibi, şimdiye kadar
yapılan en büyük antidepresan etkinlik çalışmasının bize ilettiğini görmemiz antidepresanların ve kognitif terapinin kanıta dayalı tedavideki rolünü yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.
Antidepresant ilaçların
Bipolar Depresyon’da kullanımı ile ilgili Meta-Analiz çalışması;Antidepresantların çalışmadığını gösterdi. 68-69
ANTİPSİKOTİK
İLAÇLARIN ETKİSİ ÇOK KISITLI
Antipsikotik ilaçların Şizofreninin pozitif şikayetlerinde PANS skorlarında %20 düşüş kaydetmesinin, günlük hayata uyarlamada böyle olmadığını görmekteyiz. 70
Ocak 8, 2008 de yapılan görüşmede, Dr. Robert Temple, FDA’nin Tıp poliçe bölümünün İlaç inceleme ve
araştırma bölüm direktörü (director of the Office of Medical Policy of the
FDA's Center for Drug Evaluation and Research), off-label (etiket dışı ) antipsikotiklerin kullanımından
bahsetmektedir.
Çocuklar da görülen Bipolar ve şizofreni tedavisinde kullanılan ilaçların yeteri kanıtlanmış çalışması olmadığı bilinmektedir. Büyüklerde kanıtlanmış ilaçların çocuklarda kullanımının ne
kadar güvenilir olduğu hem yan etki hemde etki olarak tartışmalıdır.
http://www.pbs.org/wgbh/pages/frontline/medicatedchild/faqs/
NIMH ( Ulusal Sağlık Birliği Psikiyatri Bölümü) başkanı Prof. Dr. Insel ve NMH advisory Council’s
Interventions Workgroup Personalized Medicine (Kişiye uygun Tedavi )
yöntemlerinin geliştirme zamanı olduğuna karar verdiler. 40 yıldır Antipsikotiklerin etkisini ölçmeye çalışan
araştırmalar (Clinical Antipsychotics Trials of
Interventions Effectiveness (CATIE) programının sonuçları antipsikotik ilaçların çok kısıtlı etkisi olduğunu ortaya
çıkardığı için bu kararı verdiklerini deklare ettiler. Bu süreçte 40 milyar
doların boşu boşuna harcanmış olduğunu ve şizofrenide kullanılan ilaçların
etkisinin çok az olduğuna karar verdiler. İlaç dışı yeni tedavi yöntemlerinin
hızla devreye girmesi için çaba sarfedecekleri kararına vardılar. 71
Oregon Eyaleti Üniversitesi Eczacılık Fakültesi,İlaç Kullanım ve Yönetim Programı Çocuk ve Ergenlerde Psikotropik İlaç Yönetimi
altında, pediatrik ilaç kullanımı için var olan kanıtları özetledi. Bunu
aşağıdaki tabloda görebilirsiniz. EK 55
Buna göre Özetle,
·
Okul öncesi çocuklarda psikotropik
kullanımını destekleyecek kısıtlı kanıt var (DEHA için stimülanlar, otism için risperidal, bipolar bozukluk için lityum)
·
Altı yaşının üstündeki çocuklarda, eş
zamanlı teşhisler için (DEHA + OKB, davranış bozukluğu; DEHA + depresyon, OKB;
Bipolar bozukluğu + psikoz, davranım bozukluğu vs.) 2 psikotropik kullanımı
için orta derecede kanıt var.
·
Tedavi olmayan hastalık olduğunda iki
duygudurum düzenleyici kullanımı için daha büyük çocuklarda çok az kanıt var
ama 6 yaşından küçüklerde hiç yok.
·
Birden fazla antidepresanın veya
antipsikotiğin eş zamanlı kullanımı için kanıt bulunmamaktadır.
·
Bir kısa etkili ve bir uzun etkili
stimulanın eş zamanlı kullanımı için kanıt bulunmaktadır.
·
Psikotropiklerin ayakta tedavi/ev
ortamlarında “Gerektiğinde” kullanımı için yeterli güvenlik ve etkinlik
verileri bulunmamaktadır. Bu kullanım tarzı, yayınlanmış yan etki vaka
çalışmaları olmadığı halde, artmaktadır.
·
Literatürde, bir psikotropik ilacı 7
gün zarfı içinde 2 kereden daha fazla kullanımını destekleyen kanıt olmadığı
halde bu makul ve sıkı kontrol edilebilir kural olabilir.
Türkiye’de etiket dışı psikotropik ilaç kullanımı ve birden
fazla ilacı reçeteye yazma alışkanlığı çok fazladır. Bunun bilimselliğine
aşağıdaki bilimsel verilere bakarsak az olduğunu görürüz, bunun çok ciddi
denetlenmesi ve psikiyatristlerle bu tür ilaçları yazan doktorların ( nörolog, dahiliye uzmanı gibi) eğitilmeleri gerekmektedir.
Atipik
Antipsikotiklerin Etiket Dışı1 Kullanımlarının Etkinliği ve Karşılaştırmalı
Tesirleri: 72
Sağlık Araştırması ve Kalitesi Ajansı
(Agency for Healthcare Research)
ABD Sağlık ve İnsan Servisleri
Departmanı2 (U.S. Department of Health and Human Services)540 Gaither Road, Rockville, MD 20850 www.ahrq.gov
Bir ilacın FDA’nin onayının dışındaki hastalıklarda, yaş
gruplarında ve/veya dozajlardaki kullanımı.
2 ABD’de, T.C. Sağlık bakanlığının ve
T.C. SSK’nın sorumluluklarını üstelenen bakanlık.
3 SRI: Serotonin Geri Alınım
Önleyicisi
Antipsikotiklerin Etiket Dışı Kullanımının Kanıt-Etkinlik Özeti
Çocuklarda Desteklenmeyen Antipsikotik Kullanımı Yaygın:
Pam G. Harrison (Medscape için
bağımsız yazar) Medscape Medical News 24 Şubat, 2010
http://www.medscape.com/viewarticle/717544
En azından 1 eyaletdeki Medicaid (devletin
yoksullar için olan sağlık sigortası) popülasyonuna bakıldığında, 18 yaşının
altıdaki çocukların kayda değer bir oranına, yayınlanmış bilimsel kanıtı olmadığı halde, ikinci
kuşak antipsikotik ilaç verildi.
Şu anda, Falls Church Virginia’da
(ABD) bulunan IMS Health şirketinin, Sağlık Ekonomisi ve Sonuçlar Araştırmaları
dairesinde çalışan ilaç bilimi masterlı Prathamesh Pathak ve meslektaşlarının
bulgularına göre 1 eyaletin Medicaid veritabanındaki ikincil kuşak antipsikotiklerle yeni tedavi görmüş 18
yaşının altındaki çocukların sayısı, 2001 ile 2005 seneleri arasında ikiye
katlandı. Ayrıca bu ilaçları yeni
kullanmaya başlayanların %41,3’ünde bu tedaviyi
yayınlanmış çalışma ile desteklenebilecek hiçbir teşhisi bulamamışlar. En yüksek kanıtsız
kullanım oranı %77 ile Aripiprazole’du.
Çalışmanın yazarlarına göre: “Bu
sonuçlar çocukların ikinci kuşak antipsikotik ilaçlarla tedavisi yeni
yüzyılının başında dramatik bir şekilde artığının kanıtlarına katkı
yapıyor.” Ama şunu eklemektedirler: “bu
eğilim başka çocuk popülâsyonlarda da, bilhassa Medicaid’e kayıtlı olmayan
çocuklarda görülüp görülmediğini tespit etmek için çalışmalar lazım.”
Medicaid
Ödeme Talepleri:
Analiz için çalışma yazarları Ocak
2000 ile Aralık 2006 arasında, ikincil kuşak atipik antipsikotik alan ve 18 yaşının altıdakilerin Medicaid
ödeme taleplerini geriye dönük incelediler. Son örnekleme 11.700 çocuktan oluştu.
Yazarlara göre: “İlgilendiğimiz birincil
ölçek antipsikotiklerin kanıta dayalı kullanımın [çocuklardaki] oranıydı.” Yazarların “ kanıta-dayalı
kullanım”’ın açıklaması şuydu: 2005’in
sonuna kadar yayınlanmış klinik çalışma bulgularıyla desteklenen herhangi bir
antipsikotik’in, herhangi bir teşhis için kullanımı.
Analizlerin sonucu risperidone’un ilk
tedavi olarak %51,2 çocuğa verildiğini gösterdi. Yazarlara göre: “İlk tedavi olarak en düşük
oranda (%2,1) ziprasidone idi.” Enteresan olan örneklemenin %5’ine ilk
kayıt tarihlerinde 1 den fazla
ikincil kuşak antipsikotik verildi.
İkincil kuşak antipsikotik’lerin
çocuklara verildiği en yaygın durumlar, sırayla, Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite Bozukluğu (DEHA), depresyon, davranış bozukluğu, karşı gelme
bozukluğu ve uyum sağlama bozukluydu. O dönemde risperidone’un davranış bozukluğunda, gelişim bozukluklarında,
yaygın gelişim bozukluklarında ve psikozda kullanımını kanıtlar iyi derecede destekliyordu. Buna mukabil mani ve iki uçlu duygudurum bozukluğu için olasılık
derecesinde kanıt vardı. Risperidone ile tedavi edilen çocuklardaki kullanımın %64’ü
kuvvetli kanıtlara dayanıyordu.
Olanzapine için de psikozda kullanımı
için destekleyici kuvvetli kanıt bulunmakla beraber, mani’de ve iki uçlu duygudurum
bozukluğunda olasılık derecesinde kanıt vardı.
Buna
kıyas, aripiprazole ve ziprasidone için hiçbir hastalıkta ne kuvvetli ne olasılık derecesinde kanıt
bulunmamaktadır.
Tablo İkinci Kuşak Atipik
Antipsikotiklerin Medicaid’e Kayıtlı Çocukları Tedavisinde Kullanım Kanıtı
Özel
İlgi:
Çalışmaya
göre, azipiprazole’un bu pediatrik gruptaki kullanımın büyümesine “özel ilgi”
gerektiriyor. Bu ilaç piyasaya 2002’de girdi ve 2003 ile
2004 arasında bu ilacın pediatrik kullanıcıları %338 artı ve 2003 ile 2005
arasında artış %368 olarak hesaplandı.
Çalışma yazarları ayrıca bu hususu
“dikkate değer” olarak işaretlerdiler: 2005’de apriprazole’u ilk tedavi olarak alan çocukların oranı (%8.2), ki bu ilacın kullanımını
destekleyecek hiçbir kanıt yoktu, ile çok iyi kanıtı olan risperidone’un ilk
tedavi oranına (%9.8) nerdeyse eşitti.
Yazarlara
göre, ikincil kuşak antipsikotikle tedavi edilen çocuklarda “Açıkça davranım
bozuklukları, karşı gelme ve davranış bozukluğu ve hiperkinetik-hiperaktivite
semptomları sık sık görülmektedir.” Ve ilave ediyorlar, “bu ilaçların
birincil etiket dışı kullanımı davranım
bozuklukları olan çocuklar içinse, o zaman bu ilaçların ve çocukların
davranışlarını değiştiren diğer yöntemlerin emniyeti ve etkinliğini
karşılaştırmasının acil ve belli ihtiyacı var.”
Büyük Tartışma:
Şu sıralarda çocuk ve ergenlerde
antipsikotiklerin hem mantıklı bir şekilde hem doğru belirtiler (endikasyonlar)
için kullanıp kullanılmadıklarına dair büyük bir tartışma olduğunu kaydederek,
New York’daki Albert Einstien Tıp Fakültesin’ den Dr. Christoph Correll’ne
göre, çalışmanın ana problemlerden biri, sadece 2001 ile 2005 yılları
arasındaki antipsikotiklerin çocuklardaki kullanımını ele alıyor. Oysaki bu senelerin
arasında çocuklardaki antipsikotik kullanımını tartacak kanıtlar bugünkünden
çok daha azdı.
Dr. Cornell, Medscape’e, aslında birkaç Atipik antipsikotik, aripiprazole dâhil, o
zamandan beri Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (Federal Food and Drug
Administration – FDA) tarafından, şizofreni, iki uçlu duygudurum bozukluğu ve
otizm gibi hastalıkları içeren birtakım hastalıklarda onaylandı, “böylece
atipik antipsikotik’lerin bu hastalıklarda gençlerdeki etkisinin kanıt bazı
şimdi bulunmaktadır.” dedi.Ama, ekleyerek devem etti, çalışma “sanki o zamanda
sadece FDA onayı olmadan kullanılmaları bu ilaçların geçlerdeki ağır
psikiyatrik hastalıkları için kullanımını geçersiz kılıyor gibi bir intiba
bırakıyor.” Dr. Cornell bunu da vurguladı: örneğin bir çocuğa DEHA teşhisini
koymakla asla birçok DEHA’sı olan çocukların ilave olarak agresif ve bozucu
davranışları ve/veya bozuklukları olabilecekleri gerçeğini göz ardı etmek demek
değildir ve bu problemler çocuğun gelişme evrelerini yakalamak ve genel
işlevlerini bozabilir.“Genel olarak semptomların
endişe verici olmaları lazım veya işlevselliğinin bozulması gerekir ki hekimler
psikotropik ilaçlara el atma lüzumunu duysunlar, ama biz teşhisten çok
semptomları tedavi ediyoruz.” dedi. Dr. Cornell, “Bu hastalara ilk tedavi
olarak antipsikotik’lerin verilmesi gerekiyor demiyorum; bunların teşhisleri
çok dikkatli vermeli ve mümkün olduğunda ilk olarak veya ek olarak psikososyal
müdahaleler kullanmalı, ama bu her zaman mümkün olmuyor zira bu genç hastalar
çoğu zaman görüldüklerinden daha karışık oluyorlar ve yazarlar bu tip ödeme
talep veritabanı kullandıklarında sonuçlarını daha ihtiyatlı bildirmeleri
gerekir,” diye ekledi.
Çalışma
yazarları kayda değer finansal ilişkilerin [çıkar çatışması yaratacak]
olmadıklarını beyan etmiş bululmaktadırlar.
ŞİZOFRENLER’DE UZUN SÜRELİ
ANTİPSİKOTİK KULLANIMI BEYİN HÜCRE SAYISINI AZALTIYOR73:
1991 yılından 2009’a kadar yapılan
incelemede çok antipsikotik ilaç kullanımı beyin gri ve beyaz cevher volümünün azalmasını sağladığı görülmüştür. Araştırmacılar
bu incelemede hayvanlar üzerinde yapılan çalışmaların sonuçlarının aynısını elde
ettiler. Etiket dışı antipsikotik kullanımının çok yaygın olduğu gerçeği ile ve
antipsikotiklerin şizofrenlerde kullanımının fayda risk oranı hesaplanmalıdır
dediler.
Polifarmasi, PTSD (Travma sonrası Stres Hastalığı) ve
Reçeteli İlaçlara Bağlı Kazayla Ölüm
Prof. Dr. Allen
Frances,
09 Mart 2011
Çarşamba
Psychiatric
Times
http://www.psychiatrictimes.com/blog/couchincrisis/content/article/10168/1818174
14 Şubat, New
York Times gazetesi bizim [ABD’nin] muvazzaf askerlimizin ve savaş
gazilerimizin yüksek oranda kaza eseri doz aşımından öldüğünün rahatsız edici
haberini yayınladı. Alışagelen senaryo
PTSD (çoğu zaman ağrı sendromuyla beraber) teşhisini takip eden geniş çaplı ama
başarısız psikotropik ilaç tedavisidir ve bu biriktirilmiş tedavi hastanın çoğu
zaman genç yaşta ölümüyle sonuçlanıyor . Otopsinin çoğu zaman ortaya çıkardığı, ağır ilaç kokteylini yansıtan kandaki yüksek seviyede
reçeteli ilaç ve ondan ötürü ölümü destekleyecek
başka bir bulgu bulunmamaktadır.
PTSD/ağrı
hastalarına, çoğu zaman, bir ilaç karışımı veriliyor. Bu karışımda bu ilaçlar olabilir: bir antidepresan, bir antipsikotik, bir anksiolitic, bir uyku
ilacı ve bir ağrı ilacı. Bazen
bu muazzam tıbbi yükleme ya aynı ilaç grubundan birden
fazla ilaç vererek veya hastalar arasında ilaçlar paylaşılarak kendi kendini ilaçlama yoluyla daha da
kötüleştirilebiliniyor.
Her bir
psikotropik ilaçların ciddi yan tesirleri olabiliyor – fazla mikatrda ilaç
eklemesinde bunlar bazen solunum ve kalp fonksiyonlarını, ölümcül bir şekilde, tehdit edebiliyorlar. Ve bu karışım tek ilaçtan çok daha tehlikeli
olabiliyor çünkü birbirlerini etkileyerek birbirlerin kandaki seviyelerini
artırabilirler. Kaza eseri doz aşımı ve ölüm sebebi olarak reçeteli ilaçlar,
uyuşturucuları geçmiş durumdalar.
Orduya hak
vermek lazım, bu durumu algılamış bulunuyorlar ve pervazsız ve aşırı
polifarmasiyi kısıtlamak ve gözden geçirmek için gereken süreçleri oturtmaya
başladılar. Ama bu güç problemin hazır bir çözümü
olmayabilir. Bazı ilintili faktörler
şunlardır:
1.
Birçok ilaçların beraber verilmesi sivil hayatta da
yaygın. Polifarmasiye
rehberlik edecek veya dizginleyecek bilimsel çalışma bulunmamaktadır – böylece
bu iş doktorun keyfine kalmış oluyor ve hastanın rahatlaması için, bazen
doktoru zorlamasının katkısıyla.
2.
PTSD’nun
etkili ilaç tedavisi olmadığı için semptomları ayrı
ayrı, kendi ilaçlarıyla tedavi etme yöntemini teşvik ediyor.
3.
Ordunun
son zamanlarda, çok az ağrı kesiciler yazdıkları için aldıkları eleştirilere
olan ters tepkiyi azaltmak için, bir şekilde tehlikeli ağrı kesicilerin her şey
için ve başıboş yazılmasını arttırdı.
4.
Bu
ilaçlar yasal oldukları, kolay temin edilebildikleri, ve ucuz oldukları için uyuşturucu kullanımına çekici bir alternatif olmaya
başladı, ama, başka psikotropik ilaçlarla olan etkileşimlerinden dolayı,
tehlikeli sonuçlar meydana getirebiliyorlar.
5.
İlaçları
hep eklemek ve hiçbir zaman sonuçlandırmamak eğiliminden dolayı, etkisi olmayan
ilaçların devamlı kullanımına yol açıp, biriken ilaç ve ilaç etkileşimleri yan
etkilerini artırıyor.
6.
Bir
ilacın yan etkisini azaltmak için başka bir ilaç vermek – örneğin bir
antidepresan anksiyete ve uykusuzluk yaparsa dozu azaltmak veya başka bir antidepresan
denemek yerine bu yan etkileriyle baş edecek ama bir zarar vermesi olasılığı
olan başka bir hap eklemek yanlış olur.
7.
Ruh
Sağlığı çalışanlarının sayısı kısıtlı olduğu ve PTSD’da çalışan ve etkin olan
tek yöntem, Kognitif Davranış Terapisine (KDT) kolay erişimi sağlanamadığı
için, bunlar ilaçlamayı teşvik ediyor.
8.
Hipokratın’ın
öğütünü unutmamak lazım, “ÖNCE ZARAR VERME”. Bu söz eski Yunanlarda, hekimlerin tedaviye yanıt vermeyen (ve verme
olasılığı olmayan) bozukluklara tehlikeli ve fazla agresif tedaviler uygulamayı önlemek için geliştirilmişti. Bir tedavi hastalıktan daha kötü olabilir ve
bu gerçeği algılamak çok önemli. Bu tam bazı PTSD vakaların modern ikilemi. Daha
emniyetli ve mantıklı tedbirli ilerleme yerine mantıksız tedavi mükemmeliyetçiliği ve
iyimserliği sonucu daha vahim ve ölümcül olabilir.
9.
Bu
problemlerden hiçbirinin çözümü kolay olmadığı halde, bunların düzeltici
adımları belli:
KDT’ye erişimi
fazlalaştırmak. Deneyimli ruh sağlığı
çalışanları istihdam etmek çok zor veya pahallıysa, var olan sıhhiye elemanı ve
paraprofesyoneller eğitilmeli. KDT
kısıtlı [tıp] eğitimleri olanlar tarafından öğrenilebiliniyor.
Hekimleri,
polifarmasinin riskleri ve sınırları hakkında, hem PTSD hakkında, hem ağrı sendromu hakkında, hem de ikisi beraber olduğu zaman
eğitmeli.
Hekimler
3’den fazla psikotropik ilaç yazdıklarında, bir ilacın normal dozdan fazlasını yazdıklarında, etkileşimleri olan
ilaç yazdıklarında ve/veya aynı ilaç grubundan birden fazla ilaç yazarlarsa,
özel açıklama talep edilmeli.
İstisnaların
yeterli açıklamaları olduğunu tespit etmek için otomatik, kapsamlı kalite
güvence denetimi yürürlüğe koymalı.
Tehlikeli
dozları ve ilaç bileşimlerini tespit etmek için eczaneler var olan ilaç
etkileşim algoritmalarını rutin olarak kullanmalı ve [olası tehlikeli durumda]
hekimleri uyarmalı.
Reçeteli
ilaçlara veya maddelere bağımlı olanlara kolay erişebilecekleri detoksifikasyon
hizmetleri sağlanmalı.
Ordudaki reçeteli ilaç doz aşımı probleminin paraleli, sivil hayatta
da bulunmaktadır. İki dünyanın trajik
doz aşımı kurbanları bir ulusal aşırı psikotropik ilaç kullanım aleminin en görülür kurbanları olarak maden ocağındaki
kanarya gibiler.
Psikotropik
ilaçların kullanımında:
Senede 700.000
yan etki ve 42.000 ölüm oluyor.
BULİMİA ve ANOREXİA NERVOSA’da İLAÇLAR ETKİSİZ:
1991 yılında Fichter ve arkadaşları 60mg Prozac verilince placebo kontrollü çalışmada Bulimia’da plasebodan üstün olmadığını
buldu. 74
1996 yılında FDA Prozac için Bulimia tedavisinde kullanım onayı
vermişti. 75-76 Bulimia
tedavisinde Prozac’ın Plasebodan daha etkili
olmadığını gösteren kontrollü çalışma Yale Üniversitesinde 2005 yılında
yapıldı. 77
Anorexia tedavisinde Prozac’ın Plasebodan daha etkili olmadığın gösteren
kontrollü çalışma 2006 yılında yayınlandı. 78
Psikiyatride kullanılan ilaçların etkisinin plasebodan
daha fazla olmadığını gösteren Meta-Analiz çalışmalarınıda çok ciddiye almamız gerekmektedir.
Bu çalışmalar
ışığında Antidepresan ilaçlar ve antipsikotik ilaçlara Ülkemizin harcadığı
yıllık para miktarının hesaplanması gerekmektedir ve yukarıdaki yayınları
ciddiye alırsak bu paranın %20 sinin doğru olarak harcandığını gösterir.
Aynı sonuçlar Psikiyatri dışındaki Tıbbi uygulamalarda da
bulunmuş. 2009 yılında JAMA’da yayınlanan Bilimsel
kanıta dayalı yöntemlerin incelemesinde ACC/AHA tüzüğüne göre daha önce
kanıtlanmış bir çok yöntemin bilimsellik değerinin daha düşük olduğunu tespit
etmişler79
NEJM’de yayınlanan
bir çalışmada diz osteoartritinde artroskopik ameliyatın etkileri ile ilgili
randomize bir çalışma yapılmış çünkü etkisi olup olmadığı bilinmemekte ancak
yapılan çalışma sonucunda ek bir fayda getirmediği sonucu ortaya çıkmış. 80
http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa013259
Son 20 senedir tıpda ve klinik psikoloji kanıta dayalı tedavi yöntemlerini desteklemede randomize kontrollü çalışmaların altın standart olduğu ilaç endüstrisi tarafından vurgulanmıştır. Fakat bu altın standartın bilimsel olarak gerekli olmadığı karşı tezi prestijli New England Journal of Medicine de iki yayında 81-82 ve ayrıca başka bir yayında da83 yayınlanmıştır. Gözleme dayalı klinik çalışmaların sonuçları ile randomize kontrollü çalışmaların sonuçları hep aynı çıkmış. Kanıta dayalı tıpda mutlaka randomize kontrollü çalışmaların olması gerekmemektedir sonucuna varılmış.
Türkiye’de
Antidepresant ve antipsikotik ilaçların kullanımında artışın olması çok dikkat çekicidir. Amerika da NIMH’ in de (Ulusal Sağlık Akıl
Sağlığı) akıllı yeni tedavi yöntemlerine ve kişiye uygun tedavi yöntemine
yönelmesi, yeni ilaçların keşfinin çok maliyetli olması ve yeterli etkisinin
görülmemesinden dolayıdır. NIMH yeni yöntemlerin içinde Neurobiofeedback’i umut
verici bi yöntem olarak bir çok Grant açmıştır.
Bunlarıda size web sitemde bahsetmeye çalıştım.
Tabip odasının,
TPD’nin( Türkiye psikiyatri derneğinin), Sağlık Bakanlığının amaçlarından bir kısmıda,
toplumun sağlık düzeyinin belirlenmesi, sağlığı bozan etmenlerin açığa
çıkarılması, bu etmenlerle mücadele yöntemlerinin saptanması, toplum
sağlığı için gerekli sağlık politikalarının oluşturulması ve bu ilkelerin
uygulanması için çaba harcamak olduğunu biliyorum. Şişmanlık, kalp
rahatsızlığı, şeker hastalığı ve kanser yapma gibi yan etkileri olduğunu
bildiğimiz psikiyatrik ilaçların kullanımını azaltmalıyız ve denetlemeliyiz.
ABD’ de bu tür ilaçlar “İntihar
riski yaratıp, ölüme sebep verebilir”
diye etiketlenmektedir, bizde de bu tür etiketler olmalıdır.
İlaçsız tedavi olan Neurobiofeedback’in yan
etkisi ilaçlarla karşılaştırıldığında hemen hemen olmayan bir yöntem olan
Neurobiofeedback tedavisinden halkımızın mutlaka yararlanması gerekmektedir. Meta analiz,
RCT çalışmaları olan ve Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Textbook’un da
tavsiye edilen neurofeedback tedavisi bilimseldir.
Görüldüğü gibi, yapılan bütün
bilimsel çalışmaların ortak noktasında bu yöntemin bilimsel bir yöntem
olduğu ve hastalar üzerinde olumlu sonuçlar doğurduğu açıktır. Dolayısıyla, Konuyla ilgili Neurobiofeedback tedavisinin bilimsel
olmadığı yönünde yapılan değerlendirmelerin ne kadar eksik ve yanlı olduğu yukarıda verilen bilgiler ışığında incelendiğinde açıkça görülecektir.
Bir teşhis ve
tedavi yönteminin bilimsel olmadığı akademisyenler ve meslek odaları tarafından
söyleniyorsa, tüm yayınlar incelenmeli ve neden bilimsel olmadığı “A klas tıp literatüründe” yayınlanacak bir makale olarak
yazılıp yayınlatılmalıdır. Bunun etik ve bilimsel yolu budur diye
düşünüyorum.
Neurofeedback
Tedavisi yaygın olarak dünyanın birçok ülkesinde yapılmaktadır, ve kabul görmüş bir tedavidir. Birçok meslektaşım dünyanın dört bir yanında bu
tedaviyi uygulamaktadır.
Biofeedback, Neurofeedback,
Psikiyatride QEEG ve
ERP Kullanımı Derneği Başkanı,
Psikiyatrist
Dr. Tanju Sürmeli
|